JA slide show
Anasayfa arrow Güzerân arrow Yazılar arrow Segura ırmağının kıyısında
Segura ırmağının kıyısında
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
07.06.2009 11:13
 İspanya'nın Segura ırmağının kıyısında, bir köprü başında oturmuş, Endülüs'ün büyük bilgesi Muhyiddin İbnü'l-Arabi'ye ilişkin konuşuyoruz. Bilge'nin yüzyıllar sonra beslediği büyük bir şairin, Sezai Karakoç'un dizeleri dilimde: 'ben bir köprü parmaklığına bağlı bekliyorum/ bir piknik dönüşü gelip bu köprüden geçersin diye bekliyorum'

Bey Yapım'ın TRT için gerçekleştirdiği, 'Endülüs Belgeseli' için yapılan çekimler kapsamında İbn Arabi'nin dünyasını konuşuyoruz. Bu, öyle bir dünya ki, kavrayabilmek çok güç. Dünya kitaplıklarında kayıtlı beşyüze yakın eserin sahibinden söz ediyoruz. Sekiz yüz yıl etkinliği sürmüş bir medeniyetten... Endülüs uygarlığından... İbnü'r-Rüşd'den, Cabir bin Hayyan'dan.... Murcia, İbn Arabi'nin dünyaya gözlerini açtığı bir şehir. Beş yüz bin insanı barındırıyor içinde. On yedi özerk bölgeye ayrılan İspanya'nın yedinci büyük kenti.

İbn Arabi, sekiz yaşına değin burada yaşamış. Trajik olaylarla son bulan bu muazzam medeniyet, bir anlamda, Selçuk ve Osmanlı medeniyetlerine zemin ve Batı dünyasının hikmetle bağ kurmasında da etkin olmuştu. İspanya'da bugün, hâlâ, Müslüman Arap etkisinin izlerini görmek mümkün. İlk kez giden biri bile, gündelik dilde, mutfakta, ulaşımda Arapça kelimeler, yemekler bulabiliyor. Aksanda bariz biçimde etki hissediliyor. Hırıltılı h sıklıkla kullanılıyor. Yediyüzonbir yılında Afrika'dan gelen Müslümanların, 10. asra değin İspanya'nın –birkaç küçük bölge dışında- tümünde etkinlik oluşturduğu biliniyor. İlim, tefekkür, irfan ve sanatta muazzam bir birikimin oluşmasına yol açan bu süreçte, İmam-ı Kurtubi, Şatibi, İbn-i Hazm, Nurettin Batruci gibi bilginlerin medreselerde talebe yetiştirdikleri, tedris-tederrüste bulundukları da malum. Papa'nın ve çeşitli kralların bu mekteplerde öğrenim görmüş olmaları şaşırtıcı. 1276 yılına gelindiğinde Granada dışında Müslümanların egemen olduğu bir bölge kalmamıştı. 13. yüzyılın ilk yarısından itibaren 15. yüzyılın sonlarına kadar, İspanya, Aragon ve Castilla krallıklarının birleşmesiyle oluşan devletin yıkıcı, tahripkâr etkilerine maruz kaldı. Bir medeniyet, bütün eserleri ve unsurlarıyla birlikte adeta topraktan kazındı, iklim yok edildi. Kitaplar yakıldı. Musevi ve Müslümanlar öldürüldü. Dinini değiştirmeye zorlandı, değiştirmeyince katledildi. Eski Yunan eserlerinin şerhleri, İslam irfanının seçkin eserleri, ilim, tefekkür ve bilgelik dolu on binlerce kitap yakıldı.

Murcia dışında Madrid, Barcelona, Kurtuba, Granada ve Valencia'yı dolaştık. Bu büyük trajediden arta kalan eserleri ve anıları gördük, kimi izlere tanıklık ettik.

Bütün bunlar arasında beni en çok, İbn Arabi'nin kutlu kademinin çiğnediği beldeler etkiledi. Yaşamının büyük bölümünün geçtiği Sevilla ve Kurtuba'da, çocukluk anılarının olduğu Murcia'da, onun yaşadığı dönemdeki kitap yazarları, şiir panayırları, dergâhlar ve medreseleri hayal ettim. Kemal ehli insanların bedenlerini yemesi, toprağa yasaklanmıştır. Zira onlar ölmeden evvel ölürler ve ruhaniyetleri, maneviyatları, bilgelikleri iklime siner, gözlerimizden perdelenmiş olsalar da bizim hatıramızda ve hafızamızda yaşarlar. İbn Arabi ve diğer yüzlerce bilgeyi, alimi öylece tahayyül ettim.

Perter'de bizi bir sürpriz bekliyordu. Burada üç gün süren bir festival var. Endülüs-Emevi tarihi, bütün tabakalarıyla, sınıflarıyla, alanlarıyla, sembolleriyle, savaşları ve barışlarıyla, medeniyet unsurlarıyla, olağanüstü coşkulu bir biçimde sergileniyor. Sabah on'dan akşam sekize değin resm-i geçit yapılıyor. Beş bin Perterli, Emevi –Endülüs tarihini son derece görkemli kostümleri, aksesuarları ve jest-mimikleriyle uzun bir yürüyüş yaparak canlandırıyor. Holio'nun başkanlığını yürüttüğü bir vakıf var ve bütün bu muazzam organizasyonu onlar yapıyor. Son derece konukseverler, izzet ü ikram sahibi insanlar. Kendinizi, Konya, Bursa veya Adana'daymış gibi hissediyorsunuz. Bizim medeniyet tarihimizin en zengin dağarını Endülüs oluşturuyor. O topraklarda hâlâ silinmez izlerimiz var. Kolektif hafızada kavramlarımız, sembollerimiz, mitlerimiz yaşıyor. İnsanlığın büyük birikiminin içinde arslan payı bu medeniyete ait.

MİLLİ MÜCADELE'DEN ETKİLENEN 'LOS TURCOSLAR'

Perter'e dört beş kilometre uzaklıkta Sax ilçesi bulunuyor. Bir gün de orada çekim yaptık. Granada'ya 300 kilometre mesafedeki yedi bin nüfuslu Sax'ta, 1920 yılında Los Turcos adında bir grup oluşmuş. Milli Mücadele'den çok etkilenmişler ve kendilerine bu adı vererek Türk olduklarını iddia ederek, bir dernek kurmuşlar. Hatta ilginç bir anıları da var ilk döneme ilişkin. Türkiye bayrağını yapıp dernek merkezine asmak istemişler. Fakat yanlışlıkla Tunus bayrağı yapmışlar. Beyaz zemine kırmızı hilal yıldız. Tabii onu bir anı olarak saklıyorlar. Sivas'la kardeş şehir olmuşlar. Her yıl düzenli olarak Sivas'a geliyorlar, Sivas'ı davet ediyorlar. Sivas'ta yatan Aziz Vlas'ı da ziyaret ediyorlar. Yüzlerce fotoğraf, resim, gravür, obje, aksesuar barındırıyor dernek merkezi. Sivaslılara da benziyorlar doğrusu. Bizi sıcak, samimi karşıladılar. Gün boyu Sax'ı gezdirdiler, söyleşiler yapıldı, yemek yenildi, sohbet edildi. Bu samimiyet ve muhabbeti ancak Sivas'ta, Konya'da, Kayseri'de bulabilirsiniz. Los Turcos üyeleri, Başbakan Erdoğan'ın İspanya ziyaretinde kendisiyle görüşmüşler. Ve oluşumun tarihini, etkinliklerini anlatan bir kitapla CD armağan etmişler.

Erdoğan, müzedeki özel deftere de "Bir tarihi canlı bir şekilde yaşadık, mimarlarına ve yaşatanlara tebrikler" diye yazmış. Evlerine Türk bayrağı asan grup üyeleri, ilçede inşa ettikleri Türk Evi'nde çeşitli etkinlikler düzenliyor, festivallere Osmanlı dönemine ait kıyafetlerle katılıyorlar. Türkevi'nde kahve içerken bir fotoğraf albümündeki fotoğraflara bakma imkânı bulduk ve kimi fotoğrafları gösterirken gözyaşını tutamadılar. Kulağında ay-yıldızlı küpe bulunan kız çocuğunu sonradan fark ettik. Sax ilçesinin koruyucu azizi Blas'ın da Sivas doğumlu olduğu ve mezarının da Sivas'taki bir evin bahçesinde bulunduğunun tespit edildiği, yetkililer tarafından ifade edildi. Gruptakiler, giydikleri Türk bayrağı ve Osmanlı dönemine ait kıyafetlerini, bir çikolata fabrikasının ürünleriyle birlikte dağıttığı bayrak ve askerî üniforma resimlerinden örnek alarak yaptırdıklarını söylediler. Grubun, kaftan ve giysilerinin kollarının üzerinde ay-yıldız sembolü bulunuyor. Bu arada, grupta bulunan bir kız çocuğunun da kulağına ay-yıldızlı küpe taktığı görüldü. Sax'tan, Perter'den ve Murcia'dan Endülüs hatıralarıyla ayrıldık.

Buradaki Türk okullarının oluşturduğu heyecanı da belirtmekte yarar var. Dönüşte, Prof. Dr. Ali Fuat Bilkan'a, yeni kurulan Yunus Emre Vakfı'nın özellikle Perter ve Sax'ta birer şube açmasını önerdim. Bizim geleneksel diplomasimizin aktörleri ve politikasıyla yeniden bu medeniyet havzasıyla ilişki kurmamız zor görünüyor zira.

ZAMAN

 


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1448

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

ÇİZMECE

[ Kedi dili samur fırça (Yumuşak) No:02616
Palet ve Spatula ( Ortaboy)
Yağ ve Terebentin (Yağlıboya yağı )
Tuval
Maries boya ( Herrenkten ve özellikle ara renklerden ) 12'li yada 24'lü.
]


YENİ ALBÜM