JA slide show
Anasayfa
Çetin Altan'ın ödülü yahut dil ve iktidar
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
09.02.2009 21:31
 2008 Kültür Sanat Büyük Ödülü'nü alırken bütün bu olup bitenlere inanamıyordu Çetin Altan, 'ileride bunu yanlışlıkla verdik, diyerek umarım geri almazlar' anlamında bir şeyler söyledi. 'İyi ki varsınız' diyen Başbakan ve Kültür Bakanı, Altan kürsüde konuşurken kenarda saygı içinde beklediler ve yazarı zaman zaman alkışladılar.

Ödülün önceki sahipleri arasında Sezai Karakoç da var. Karakoç, yüzyılımızın en büyük şiirsel sesidir. Dünyayı şiirsel dilin içinden temsil eden en bilge kişiliktir. Kültür Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'nün ona verilmiş olması da ayrı bir edebi ve siyasal önem arz eder. Ünsal Oskay'ın, 'siyasal iktidarı dışlayan, siyasal iktidarın dışladığı bir şair' olarak nitelediği Karakoç'a devletin atfettiği değer, onu değerli kılmaz, asli kıymetini fark etme yönünde bir çabayı ima eder. Yanı sıra, devletin milletle barışmasının sembolik belirtilerinden biridir. 

Çetin Altan'dan önce, Cumhurbaşkanlığı ödülünün kendisine verildiği Yaşar Kemal de, Köşk'e çıkmış ve Türkiye'de artık yeni bir sürecin, bir dönemin başlamakta olduğunu göstermişti. Bu arada, Bakanlar Kurulu, Nazım Hikmet'in Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına ilişkin bir karar almıştı. Altan konuşmasında, 'ölünün vatandaş olamayacağı'nı dile getirdi ironik biçimde ama bunun sembolik anlamına ilişkin bir şey söylemedi. Altan'ın kürsüde konuştuğu, Başbakan'ın saygı ile onu alkışladığı o resme bakarken, zihnime onlarca şey üşüştü. İlki, Anayasa Mahkemesi'nin Başbakan'ın genel başkanı olduğu partiye ilişkin son kararı idi. 'Laikliğe aykırı hareketlerin odağı' olarak nitelenen bir partinin genel başkanı, Türkiye'nin yarım yüzyıl boyunca 'vatan haini' diyerek kovuşturduğu, yargıladığı, derdest ettiği, tutukladığı 'ilerici' bir yazarın huzurunda ayakta hürmetle duruyor, dilin, siyasal iktidar karşısındaki üstünlüğünü ve saygınlığını tescil ediyordu. Söz konusu dil'in sahibi, sosyalist bir yazar idi. Demek ki 'gericilik', sosyalizme 'saygı duyan' bir şeydi.

İkincisi, partilerin cumhurdan çok devletin olduğu bir geleneğin şemsiyesi altında toplanan partilerin aksine, Başbakan, siyasal kamuyu edebi kamu ile buluşturmanın mutluluğu içindeydi. Nitekim Nazım Hikmet, Yaşar Kemal ve Sezai Karakoç'a ilişkin gelişmeler bunun sınırlı, dar bir alanda cereyan etmediğini ve 'oy kaygısı' gütmediğini, Türkiye'de bir şeylerin gerçekten değişmekte, dönüşmekte olduğunu gösteriyordu.

Şiwan Perwer'in TRT'de konuşması ve şarkı söylemesini de anmamız gerekiyor. Bu da, devletin üç çatışma alanından birinde, milliyetçilik bağlamında kendini ciddi anlamda gözden geçirme ihtiyacı duymakta olduğunu gösteriyordu. Devletin laiklik ve milliyetçilik alanlarında üreyen gerilime ilişkin tutumunda bir yenilik gözleniyor. Bir zamanlar sosyalist-komünist olduğu için kodese tıkılan, yaşamları zindana çevrilen okur yazarların bugün saygı ile karşılanması ve alkışlanması da, Türkiye'de yaşanan değişimin içeriği ve boyutları açısından son derece ilginçtir. Bunun, 'rejim için tehdit' olarak algılanan kadrolarca gerçekleştirilmiş olması ayrıca ilginçtir. Dilin iktidarla ilişkisini okumamıza yardımcı olabilecek aziz bir bilgenin, Ali Şir Nevai'nin yarın 568. doğum yıldönümü. Bir medeniyetin ömrü kadar süre geçmiş aradan ama Türkçe konuşan, okuyup yazan, düşünen geniş bir coğrafyada Nevai'nin bilgelik etkisi sürüyor. Dil'in bizatihi bir iktidar olduğunu bu örnek üzerinden görmek mümkün.

Nevai'nin aynı zamanda bir devlet adamı olması, bize dilin, iktidar ortamında nasıl bir işlev gördüğüne ilişkin düşünme alanı açıyor. Nevai, Türkçe kelamın bilgelikle en çok yoğrulmuş bir lehçesinden konuşuyor, Özbekçe söylüyor, Çağatayca anlatıyor. Ne ki, bu lehçe, diyalektiğin nüanslarını ortadan kaldıran bir irfanla mayalanmış olduğundan Türkçe düşünen herkes bunu anlayabiliyor. Tıpkı Ahmed-i Hani'nin Kürtçe beyitlerini, İslam irfanına birazcık olsun aşina olan herkesin anlaması, hissetmesi gibi. Dil, bir duyarlık aynı zamanda, bir hissiyat. Yeter ki, kelamla mayalanmış olalım. Çetin Altan'ın kelimelerinden, tevazuundan da bu mayanın kokusu geliyor. Yarım yüzyıla yayılan düşünsel çabasını, 'kendi diline saygı duymak' biçiminde algılayan zarif bir insanla karşı karşıyayız. Bu topraklar, zarafetle, hikmetle, irfanla, edeple, tevazu ile, bilgelikle mayalanmıştır. Bizim modern zamanlarda duçar olduğumuz zihinsel bela, ruhumuzun maruz kaldığı daralmaya rağmen bu böyledir. Siyasal ve toplumsal alandaki daralma, ruhtaki çoraklaşmanın sonucudur. Bunu da bize –hangi siyasal düşünceden olursa olsun- dil içinde soluk alıp veren, gerçek ve güzel edipler, yazarlar anlatır. Orası en sahih alandır. Bilgeliğin Türkçedeki büyük sanatkârlarından Ali Şir Nevai'nin şu gazelindeki gibi: "Bahâr boldu vü gül meyli kalmadı könlüm/Açıldı gonce vü likin açılmadı könlüm//Yüzün hayâli bile vâlih irdi andak kim/Bahâr kelken ü kitkenni bilmedi könlüm//Yüzün nezâresi de mahv ü mest idi ya'ni/Ki gül çağıda zamâni ayılmadı könlüm//Nevai gonce tilep könlüm ağzın etti heves/Eğerçi tapmadı likin yanılmadı könlüm"

Bu, insanlığın ezeli hikâyesinden konuşan bir söz. Bahar oldu, gül açıldı, dünya şenlendi lakin benim gönlümün meyli kalmadı. Böyledir. Gönül, terk ettikçe elde eder, doyar ve kanar. İlahi aşk şarabıyla sermest olmuştur. Gönül, sadece O'nundur, O'nunla huzuru ve sekineti elde edebilir. Yüzüne bakıyordu, onu seyretmekle sarhoştu,kendinden geçmişti, bu yüzden gül çağında ayılamadı... Yüz, birliktir. Sadece O'na bakan, O'nu gören, O'nun dışındakilerden perdelenir. Dünyayı da fark etmenin ve anlamanın yolu, Yüz'ünde kaybolmaktan geçer. Senin birliğinde yok olan, hakiki varlık kazanır, sahih bir alana iner. Gülü taleb etse de, aslında, O, seni istemektendir, Sen'in arzundan kinayedir. Nevai, yüzyıllar öncesinden bu sahih haberleri veriyor. Bugün Sezai Karakoç aynı haberi, Nevai Türkçesi gibi duru bir dilin içinden müjdeliyor. Türkiye, bu geleneğin diriltici soluğuyla yeniden kendine geliyor, arazlarından kurtulmaya çalışıyor, yazarlarına eziyet eden, susturmaya çalışan, kaba davranan, onların söylemini gayri meşru sayan tutum terk ediliyor, bu, yeni siyasal seçkinlere nasib oluyor. Fethi Gemuhluoğlu, otuz yıl önce, 'Bakın' demişti, 'orman fakültesi talebelerinin önünde Yaşar Kemal yürüyor... Onlara öncülük ediyor, bozkır çocuğu olarak o yürüyor...'

Çeyrek yüzyıldan fazla bir zaman sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Yaşar Kemal'e ödül verdi. Bu bile, tek başına, Türkiye'nin nereden nereye evrildiğini göstermeye yeter. Türkiye üzerine pesimist tezler öne sürenlerin mükemmeliyetçi niyet ve tutumlarına saygı duymakla birlikte, işin başa dönmekte olduğuna, Türkiye'nin, kökenindeki bilgeliğe doğru yürüdüğüne inanıyorum.

 


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1093

Yorumlar (1)
RSS yorumları
1. Yazan Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 12-02-2009 22:02 - Misafir
 
 
Şeytanın Gör Dediği!..
Ben küçükken bu adamdan korkuyordum. Şeytân-ı Aleyhillâne'nin "Gör!" dediğini gerçekten gördüğünü sanıyordum. Küçüktüm dediğimde yine vardım ondört- onbeşimde... Ama biz çok saftık çocukken, şimdiki çocuklar gibi aklımız herşeye kesmiyordu... Neyse... Nihayet bir bilgeye daha ödülünü vermişler. Hayırlı uğurlu olsun.
 

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

Facebook

Son yorumlar

Kürt Dilinde Tasavvuf
MOLLA İ CEZERİNİN KÜRTÇE DİVAN NI KİTAP OLARAK ALMAK İSTİYOR...
25/01/12 21:17 Dahası...
@ GÜLŞİN

Sadık Yalsızuçanlar ile...
özdeş ruhlar
Değerli Kalemşah ekibi, Handan Güler ve Sadık Hocam... Özdeş...
05/01/12 21:37 Dahası...
@ süheyla yıldırım

Hiç yayınlandı
kitap çok guzel.. Yazarımız Sadık YALSIZUÇANLAR'ın ellerine ...
02/01/12 16:00 Dahası...
@ feyza

Sadık Yalsızuçanlar ve "Anka...
haticenesibe
çok güzel :grin :grin :grin :grin
02/01/12 16:00 Dahası...
@ hacer

Aşkı bilmek isteyen Mevlâna ol...
Müstefid
Allah razı olsun müstefid oldum. Muhabbetle üstadım...
09/12/11 22:19 Dahası...
@ kadir

ÇİZMECE

[ Kedi dili samur fırça (Yumuşak) No:02616
Palet ve Spatula ( Ortaboy)
Yağ ve Terebentin (Yağlıboya yağı )
Tuval
Maries boya ( Herrenkten ve özellikle ara renklerden ) 12'li yada 24'lü.
]


Son Okuduklarım

Arama motorları akla zarar mı?
18.07.2011 20:06
Aşağıdaki satırlarda okuyacağınız makalede vermeye çalıştığım mesajla bilgisayar başında yaşadığım durum çelişiyor olsa da,... Devamını oku...
Imam 'Ali in der islamischen Gnosis - Teil 4 | Über die Liebe und Gefolgschaft
29.04.2011 17:35
Verehrte Leser, lange haben wir unseren Blog nicht angefasst. Es waren äussere Umstände die unsere lange Abstinenz veranlasst haben.... Devamını oku...
Anadolu Nefesi
29.04.2011 17:27
Ondörtbin yıl gezdim pervanelikteSıtkı ismin duydum divanelikteİçtim şarabını mestanelikteKırkların cem'inde dara düş... Devamını oku...
Haktır Allahım Muhammed mahım
29.04.2011 17:24
Haktır Allahım Muhammed mahım Ali'dir şahım efendim Allah eyvallah Fatıma Zehra Hatice Kübra Nuri kibriya efendim Allah eyvallah ... Devamını oku...
Devriyye
29.04.2011 17:21
(18) Âşık, gel, cân kulağıyla bu sözleri duy. Gel, insanın aslı nedir anla. Sırları ulu orta yerde anlatma.... Devamını oku...
Denizlili Mehmet Emin Efendi
05.04.2011 21:54
Hakk’ın insâna gelinceye kadar girmediği hiçbir şekil ve bir sûret ve bir renk kalmamıştır. Çünki bir ağacın... Devamını oku...
Su Uğultusu
02.03.2011 22:12
Öğleyi hızla geçerek bir ayrılık ikindisine uğruyor zaman. Yaşlı ve yorgun ruhum vedalaşıp uzaklaşıyor gölge ve ışıktan ... Devamını oku...

YENİ ALBÜM

Haberdar ol

E-Bülten'e abone ol

ÜYE GİRİŞİ






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şuanda 11 konuk çevrimiçi

Konan, göçen

mod_vvisit_counterBugün202
mod_vvisit_counterDün182
mod_vvisit_counterBu hafta565
mod_vvisit_counterBu ay1453
mod_vvisit_counter[07.08.08'den]358987

BİRLİK