JA slide show
Anasayfa arrow Güzerân arrow Yazılar arrow Çelikhan'da birkaç gün
Çelikhan'da birkaç gün
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
03.11.2009 17:29
 Ekim’in 26, 27 ve 28’inde Çelikhan’da idim.
Malatya havalimanında pek çok gönül dostu bizi karşıladı.
Malatya’daki Çelikhan’lı bazı dostları gördük. İtfaiye’de dostluk çayı içtik.

Yaşamımın en güzel ve unutulmaz birkaç anına yenileri eklendi, diyebilirim.
www.çelikhannet.com ” ile internet üzerinden ve yerel çerçeveleri taşarak etkin, soluklu bir gazetecilik çalışması gerçekleştiren değerli dost Mustafa Aloğlu ile kadim ve ebedi dostum Sabri Altun’la, Çelikhan’lı çok kıymetli dostlarla birlikte olduk.
Kaymakam Ercan Turan, Belediye Başkanı Mehmet Bora, siyasi parti il başkanları, sivil toplum örgütü temsilcileri, öğrenciler, eğitim ordusunun neferleri olan öğretmen, müdür ve diğer gönüllülerle görüşme imkanı bulduk. Kaymakam Ercan Turan bey, dinledikçe memlekete ilişkin umutlarımızı dirilten bir kişilikte. Son derece enerjik, demokrat ve zeki. Belediye başkanı Mehmet Bora, Anadolu mayasıyla mayalanmış, dürüst ve çalışkan bir insan.
Çelikhan’ı, yıllar önce Suat Alkan’ın Yeni Asya’da yayımlanan bir yazı dizisinden duymuştum. Yıllardır görmek istiyordum. Ömer Korkmaz, Sabri Altun ve Mustafa Aloğlu’nun çabalarıyla nasib oldu. Giderken hayli yorgundum, dönerken aç duygularla döndüm. Büyülenmiş gibiydim. Yeni romanımda orada yaşadığım, tanıdığım kimi güzellikleri anlatmak kısmet olur inşallah.
Aloğlu, baraj gölüne götürdü ısrarla. Para hırsına ve bürokrasiye o güzelim doğanın nasıl yenik düştüğünü görmek beni hayli hırpaladı.
Behçet Necatigil, insanın hallerinden söz eder bir şiirinde. İnsanın e hali, de hali, den hali ve yalın halinden… İnsanı yalın halde görmek isterseniz Çelikhan’a gelmelisiniz.
Büyük kentlerdeki toplumsal ve ahlaki çürümeden eser yok burada.
Sokakta karşılaştığınız yakın bir dostunuz, sizden ayrılmak için arada saatine bakmıyor.
Konuşurken insanın gözlerinin içine bakıyorlar.
Candan, içten ve alabildiğine sadeler.
Tabi Çelikhan’ın kimi sorunları da var.
Umarım bunlar çözülür. Malatya’yla yeni bağlantı yolun bitmesi çok önemli. Çelikhan ve Çelikhanlılar için gerçekten önemli. Bendeniz de bu konuda elimden geleni yapacağım.

Aloğlu ile Sabri ağbi, üç gün boyunca diğer dostlar gibi beni utandırdılar. Haddimden fazla bir sevgi ve saygı halesi ile kuşandığımı fark ettim.
Bu mahcubiyetle döndüm. Keşke diyorum Çelikhan’a daha önce gitseymişim.
Derviş keşke demezmiş, görüyorsunuz, dervişlikten bende eser yok.

Gülay Göktürk’ün Çelikhanlılar, Aloğlu ve dostları için yazdıklarını heyecanla okumuştum. Onun heyecanını şimdi daha iyi anlıyorum.

Şehit Şeyho Şişman Anadolu Lisesi’nin salonunda bir söyleşi gerçekleştirdik. Her ay en azından iki üç sempozyuma katılıyorum. Konferans ve söyleşiler yapıyorum. Yurt içinde ve dışında pek çok etkinliğe gidiyorum. Bu denli demokratik, özgür ve samimi olanına pek az rastladım diyebilirim.
Bu da bize gösteriyor ki, bir belde, uzaklarda da olsa, siyasi ve kültürel açıdan merkez olabiliyor. Çelikhan’lılar ülkemizin ve dünyamızın soru(n)larını, merkez addedilen birçok yerde yaşayanlardan daha gerçekçi biçimde kavrayabilmişler.
Suat Alkan’ı da şimdi daha çok anlıyorum. Neden koştura koştura o zaman Çelikhan’a geldiğini ve o gazetecilik başarısına imza atmak için çırpındığını anlamlandırabiliyorum.

Sabri Altun, dönerken elime iki güzel kitap tutuşturdu.
Birkaç şiirini Malatya yolunda okudum.
Dönüşte, Çığlık’a baktım.
Çığlık gibi bir kitap.
Altun, ellidört öykünün yer aldığı bu kitabında hem yöresine, yöresinin ve içinde yaşadığı kültürel atmosferin ayrıntılarına nasıl hakim olduğunu gösteriyor hem de samimi, yalın anlatımıyla ve soyutlamalara imkan veren diliyle bizi şaşırtıyor.
Yaşar kemal’in ilk ve güzel kitaplarından olan Teneke çağrıştı öyküleri okurken.
Humor, lirizm, gerçekçilik ve özgün bir dil dünyası iç içe…
Altun’un bu kitabı ve yeni yazacağı öyküler, romanlar keşke Türkiye okurunun geneline ulaşabilse.
Çelikhan’lıya özgü o samimiyet, ihlas ve yalınlık tümüyle metinlere yansımış.
Yöre folklorundan ve acıtıcı, düşündürücü, güldürücü insanlık hallerinden beslenen bir duyarlık.

Şair diyor ya, ‘orada bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüzdür, gitmesek de kalmasak da, o köy bizim köyümüzdür’, bunun gibi bir hal melal Çelikhan’a gidip dönmek.
O köy, o belde, o ilçe gerçekten bizim köyümüz, bizim beldemiz.
Biz’den ne anlıyorsak, yani biz’in bütün çağrışımlarını içerir biçimde bir aitlik ve sahiplik bu.
Bunu en çok Ömer Korkmaz’ın baba evinde ve çok kıymetli Mustafa hocanın sadece sofrasını değil yüreğini de açtığı cennet hanesinde hissettim.

Mustafa Aloğlu ise, merkezdeki pek çok gazeteciyi cebinden çıkarırcasına güzel ve şaşırtıcı işler yapmış.
Pür bir gazeteci.
Saf ve temiz bir insan.
Anadolu mayası denilen şeyin ne olduğunu bir kez daha gördüm Çelikhan’da.
Benim gibi birine katlandıkları için zaten mahcubum ve şükran borçluyum.
Bu borcumu ödemenin yollarını bir gün bulurum inşallah.
Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 3494

Yorumlar (4)
RSS yorumları
1. Yazan Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 10-01-2010 20:06 - Misafir
 
 
tesekkur
degerli ustadimizin bizi kosesinde yazmas1 onur verici durumdur.sayg1 ve hurmetlerimle
 
2. Yazan ömer korkmaz 12-11-2009 10:18 - Misafir
 
 
selam
sadık bey gibi değerli bir ağabeyimizi ve üstadımızı Çelikhan da ağırlamaktan büyük bir zevk duyduk. Anadolu insanı kendi değerleri ile barışık,mütevazi üstadlarımızı her daim ağırlamaktan da onur duyacaktır. 
selamlar
 
3. Yazan Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 04-11-2009 21:30 - Misafir
 
 
dolu dolu anadolu
Aziz dostum, sevgili ağabeyim, 
 
Anadolu mayasını siz ne güzel teşhis etmiş ve buna katkıda bulunmuşsunuz. 
Keşfedilmeyi bekleyen daha nice beldeler var. Güzel insanlar hâlâ var ve olacak inşallah..
 
4. Yazan Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 04-11-2009 08:48 - Misafir
 
 
dolu dolu anadolu
"Sokakta karşılaştığınız yakın bir dostunuz, sizden ayrılmak için arada saatine bakmıyor. 
Konuşurken insanın gözlerinin içine bakıyorlar. 
Candan, içten ve alabildiğine sadeler" hala böyle insanlar var demek ,ne güzel
 

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

SADIK YALSIZUÇANLAR,
ARTIK BÜTÜN KİTAPLARIYLA
PROFİL’DE…

sEsLi kiTaP

C’nin Hazırlanmış Hayatı
 
 Sesli Kitap.. Hazırlayan: Nisan Kumru
Bir ve Hep
 
Küf
 
Hiç