JA slide show
Anasayfa
'Bu ateş bulutu hangi kavmin üzerinde?'
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
18.01.2009 13:42
 Cahit Zarifoğlu'nun bu dizesi Gazze'ye ölüm yağdıranlar açısından okunabilir. Bu ateş bulutu yağdıranların mı yoksa üzerine yağanların mı? Sezai Karakoç'un deyişiyle 'kutsal Kudüs'ün ruhuna ihanet eden' bir kavmin bu saldırısının siyasi, dini, toplumsal, ekonomik ve psikolojik boyutları ve sonuçlarına ilişkin günlerdir binlerce yazı ve konuşma okuyup dinledik.

Ne ki, aklı ve diğer algıları aşan bir yanı olduğu kesin. Bu Celal tecellisinin, kimin eliyle kime nasıl bir musibet ve ceza yağdığını tam olarak bilmiyoruz, bilmemiz de imkânsız. Belki bilge şairlerin kelimeleri bize kısmen yardımcı olabilir. Bunun için ilk uğrağımız Zarifoğlu. O ki, zamanının vicdanı bir şairdi. Afganistan ve Filistin için yaralı bir ceylanın gözleri kadar dokunaklı ve derin dizeleri çırpınıp durdu.

"Sen Filistin, hokkaları doldur kanla/Şairler eğer ahın varken/Uzanırlarsa tomurcuklara güllere/Herbiri kanlı bir ateş gibi korku/Bir azar, bir şamar olsun. // Filistin, sen işine bak, kar toprağını/Yoğur gazabını Yaradanın..."

Bu gazap, iki eli de sağ olan yani Cemal'in baskın olduğu Yaratıcı'dan geliyor ama bizatihi kendisi çok büyük acılar yaşamış bir kavmin eliyle gerçekleşiyor. Hiç kuşkusuz terörist bir devletle, terörize olmuş bir toplumla karşı karşıyayız. Bu politik-teolojinin içinde ruhu yağmalanmış bir organizma, bir beden ve varlık var. Alabildiğine milliyetçi ve bütün milliyetçilikler gibi bir kendini savunma ve mağduriyet psikolojisi üretmiş. Bu vahşete neden olanların sadece toprak ve onun getireceği diğer amaçlar peşinde olmadıkları aşikar. Burada tıpkı Sırplarınki gibi bir psikoloji söz konusu. Bizler mağduruz ve kendimizi savunuyoruz.

O halde şairleri dinlemenin vaktidir...

Peki kaç Hamas'lı öldü? Sadece iki. Hani sadece Hamas'a karşı, ondan kurtulmak için yapılıyordu bu? Yüzlerce çocuğun parçalanmış bedeni ve onu kollarında taşıyan ebeveynlerin gözlerine yansıyan o muazzam acı neden? İsrail piyade savaşına girmiyor zira girdiğinde iyi biliyor ki bir Hamas'lıya karşılık en az iki İsrail askeri ölecek. Bu da kısa bir süre sonra tıpkı Lübnan'da yaşadığı gibi kaybetmek ve çekilmek anlamına gelecek. Orada bir avuç gözü dönmüş faşist ve teoloji kurbanı celladın, o kadim ve mübarek toprakları bir kan gölüne çevirmesine seyirci kalanlar da o zulümden en az zalim kadar sorumlu değil midir? Bu soruyu yıllar önce Zarifoğlu da sormuş ve şöyle demişti: "Farzet körsün, olabilir/Elele tut/Taş al ve at/Kafiri bulur/Hani ceylanların/Hani cihat marşın?//Bir yumruk harbinden nasıl kaçtın/En arka safta bile kalmadın/Cengi attın, dünyaya daldın/Tezeğe konan sinekler gibi.// Dönüyor burgaç/Dünya üstten, yanlardan daralıyor/Ovalardan/Dar geçitlere sürülen sığırlar gibi/Bir gün ister istemez/Karşısında olacaksın kaçtıklarının.//Dua et/O gün henüz mahşer olmasın..."

Cengi atan ve dünyaya dalan en çok Mısır başta olmak üzere yine kadim medeniyetlerin üzerinde oturan zalimlerdir. Genelleme yapmayalım ama oradaki halkların yönetiminden sorumlu seçkinler kadrosudur.

Bizler, bizatihi varlığı adalet ve zulme direnme olan bir iklimin çocuklarıyız. Bizler Selçuklu'nun ve Osmanlı'nın mirası üzerindeyiz. O topraklarda binlerce yıllık kelimelerimiz, bilgeliğimiz, yapılarımız var. Orada o topraklarda parçalanmış bedenlerini bırakan çocuklar bizim çocuklarımızdır. Çağın büyük yangınından sonra cetvelle çizilen o aptal sınırlara sıkışan bir dolu devletin şemsiyesi altındaki bütün Araplar, Farslar, Türkler, Kürtler ve diğer kavimlerin büyük hikayesi aynıdır. Bu terörize olmuş devletin zulmüne karşı askeri, siyasi ve ekonomik tedbirlerin köktenci biçimde alınması, kader birliği yapılması, bu coğrafyada yaşayan toplumları yöneten seçkinlerin akıllarını başlarına devşirmesi, birlik ruhu içinde davranması gerekiyor. Bunun için birey ve toplum olarak hareketlenmemiz, elimizden ne geliyorsa yapmamız bize farzdır. Yıllar önce Zarifoğlu'nun tasvir ettiği manzara tekrarlanıyor şimdi: "Yanakları, saçları, gözleri yanmış/ Zehirli gaz bombaları/Yılan gibi sokmuş, yalamış gövdelerini/Ağızları, küçücük dilleri yanmış/Bütün Beyrut sapsarı kalmış/Sanki ağlamak imkansız/Başları/Paletlerle ezilmiş babaları/Yahudi doğramış analarını,/Binlerce çocuk topların, betonların altında/Beyrut'un gözyaşları şimdi/Kudüs'ün yanıbaşında/Müslümanlarsa uzakta/Sanki başka/Gelinmez bir dünyada/Acın, bir vadi/Zehirli çiçekler, bir ova gibi karşımda/Gözüm baksın sadece/Ayrıntıları/Kıvrılıp kırılmış bilekleri/Kemikten yakılmış etleri/Kuma serilmiş cesetleri,

Büyük ajansların yaydığı resimleri/Bir seyirci gibi görsün dursun/Bir kadın gibi ağlasın..

Beyrut yengeç kıskacında/Çoğu müslüman kafir yanında/Yaslanmış yastıklara sonunu beklerler filmin/Sen Filistin, hokkaları doldur kanla/Şairler eğer ahın varken/Uzanırlarsa tomurcuklara güllere/Herbiri kanlı bir ateş gibi korku/Bir azar, bir şamar olsun."

O halde şairleri dinlemenin vaktidir. Bizim diplomasi paradigmamızı aşan bir şey var burada. Bu paradigmanın şairlerin ufkuna göre yenilenmesi gerekiyor. 'Ortadoğu' halklarının ve devletlerinin derlenmesi gerekiyor, toparlanması, kendine gelmesi gerekiyor. Küfür devam eder zulüm devam etmez, denilmiştir. Bu zulmün kökünü kurutacak köktenci önlemlerin alınması için yeni yolların açılması, yeni ittifakların kurulması, yeni paradigmaların geliştirilmesi lazımdır.

Mescid-i Aksa'yı gördüm düşümde; bir çocuk gibiydi ağlıyordu...

Nuri Pakdil'in dediği gibi, 'Filistin'i biraz daha sıkıştırmamız' gerekiyor 'derimize'. Onun aklına, 'Başkan Abdülhamid'in marangozhanesine inip çivi çakışı geliyor'du, bizim aklımıza da yapay sınırlara tabi olmamak gelmeli, bir medeniyet ve insanlık ailesine mensup olduğumuz şuuru akmalı. Dilimizde Akif İnan'ın dizeleri dolaşmalı: "Mescid-i Aksa'yı gördüm düşümde/Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu/Varıp eşiğine alnımı koydum/Sanki bir yeraltı nehri kaynıyordu. // Gözlerim yollarda, bekler dururum/'Nerde kardeşlerim' diyordu bir ses/İlk kıblesi benim ulu Nebimin/Unuttu mu bunu acaba herkes. // Şimdi kimsecikler varmaz yanıma/Resulden yoksunum, tek ve tenhayım/Rüzgarlar silemez gözyaşlarımı/Çöllerde kayıp bir yetim vahayım. // Mescid-i Aksa'yı gördüm düşümde/Götür Müslüman'a selam diyordu/Dayanamıyorum bu ayrılığa/Kucaklasın beni İslâm diyordu."

 


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 919

Yorumlar (3)
RSS yorumları
1. Yazan Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 19-01-2009 13:05 - Kayıtlı
 
 
bağcı dövülüyor
kuzey ırakta iki adam.kilise papazını soymaya karar verirler.Papazla karşılaştıklarında: 'Baksana! keşiş leylayı mecnuna niye vermedi? 'demişler.Papazda:!O üçyüz yıl evvel idi ' demiş. adamlar: 'olsun biz yeni duyduk' demiş.Papazı soymuşlar.Bu olay olmuşmudur bilmem ama! olayda anlatılmak istenilene göre; hamas bahane.derdi dünyayı savaşa çekmek. 
"NEZAMAN BİR KANAYAN YARA GÖRSEM ;YANAR YÜREĞİM . 
ONU DİNDİRMEK İÇİN KAMÇI YERİM ,SİLLE YERİM 
ADAM ALDIRMA! GEÇ GİT DİYEMEM. 
ALDIRIR,ALDIRIRIM HAKKI TUTAR KALDIRIRIM." 
M.AKİFERSOY
 
2. Yazan Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 20-01-2009 14:43 - Kayıtlı
 
 
Gazze
Yıkılmış heryanın, olmuş harabe 
Şüphe yok üzülme,ayandır Rabbe 
ümmetin acısı ortaktır,imanı ortak 
yaratanın varken üzülme gazze
 
3. Yazan şeref Oğuz Çelik 20-01-2009 14:54 - Misafir
 
 
sadık abi çok iyi biri allah ona sağlık
sadık abinin anka adlı romanını aldım okudum fakat tam olarak anlayamadım. babam (erolcelik)a söyledim bana ana fikrini anlattı bende o zaman anlamaya başladım.Gerçekten çok güzel bir roman ''anka''.hemde konunun bazısı bizim yöre olan hatay da geçıyor o bakımdan da iyi bir roman tav diye ederim. ES SELEMÜN ALEYKÜM VERAHMETULLAHİ VE BERAKETÜHÜ
 

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

Facebook

Son yorumlar

Kürt Dilinde Tasavvuf
MOLLA İ CEZERİNİN KÜRTÇE DİVAN NI KİTAP OLARAK ALMAK İSTİYOR...
25/01/12 21:17 Dahası...
@ GÜLŞİN

Sadık Yalsızuçanlar ile...
özdeş ruhlar
Değerli Kalemşah ekibi, Handan Güler ve Sadık Hocam... Özdeş...
05/01/12 21:37 Dahası...
@ süheyla yıldırım

Hiç yayınlandı
kitap çok guzel.. Yazarımız Sadık YALSIZUÇANLAR'ın ellerine ...
02/01/12 16:00 Dahası...
@ feyza

Sadık Yalsızuçanlar ve "Anka...
haticenesibe
çok güzel :grin :grin :grin :grin
02/01/12 16:00 Dahası...
@ hacer

Aşkı bilmek isteyen Mevlâna ol...
Müstefid
Allah razı olsun müstefid oldum. Muhabbetle üstadım...
09/12/11 22:19 Dahası...
@ kadir

ÇİZMECE

[ Kedi dili samur fırça (Yumuşak) No:02616
Palet ve Spatula ( Ortaboy)
Yağ ve Terebentin (Yağlıboya yağı )
Tuval
Maries boya ( Herrenkten ve özellikle ara renklerden ) 12'li yada 24'lü.
]


Son Okuduklarım

Arama motorları akla zarar mı?
18.07.2011 20:06
Aşağıdaki satırlarda okuyacağınız makalede vermeye çalıştığım mesajla bilgisayar başında yaşadığım durum çelişiyor olsa da,... Devamını oku...
Imam 'Ali in der islamischen Gnosis - Teil 4 | Über die Liebe und Gefolgschaft
29.04.2011 17:35
Verehrte Leser, lange haben wir unseren Blog nicht angefasst. Es waren äussere Umstände die unsere lange Abstinenz veranlasst haben.... Devamını oku...
Anadolu Nefesi
29.04.2011 17:27
Ondörtbin yıl gezdim pervanelikteSıtkı ismin duydum divanelikteİçtim şarabını mestanelikteKırkların cem'inde dara düş... Devamını oku...
Haktır Allahım Muhammed mahım
29.04.2011 17:24
Haktır Allahım Muhammed mahım Ali'dir şahım efendim Allah eyvallah Fatıma Zehra Hatice Kübra Nuri kibriya efendim Allah eyvallah ... Devamını oku...
Devriyye
29.04.2011 17:21
(18) Âşık, gel, cân kulağıyla bu sözleri duy. Gel, insanın aslı nedir anla. Sırları ulu orta yerde anlatma.... Devamını oku...
Denizlili Mehmet Emin Efendi
05.04.2011 21:54
Hakk’ın insâna gelinceye kadar girmediği hiçbir şekil ve bir sûret ve bir renk kalmamıştır. Çünki bir ağacın... Devamını oku...
Su Uğultusu
02.03.2011 22:12
Öğleyi hızla geçerek bir ayrılık ikindisine uğruyor zaman. Yaşlı ve yorgun ruhum vedalaşıp uzaklaşıyor gölge ve ışıktan ... Devamını oku...

YENİ ALBÜM

Haberdar ol

E-Bülten'e abone ol

ÜYE GİRİŞİ






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şuanda 1 konuk çevrimiçi

Konan, göçen

mod_vvisit_counterBugün194
mod_vvisit_counterDün182
mod_vvisit_counterBu hafta557
mod_vvisit_counterBu ay1445
mod_vvisit_counter[07.08.08'den]358979

BİRLİK