JA slide show
Anasayfa arrow Bilişmeler
Bilişmeler
Şehirleri Süsleyen Yolcu
Ne dediler?
Yazan ediTör   
01.07.2010 22:10
Çocuk, ‘Lafza-i Celal’i gördüm’ demiş, ‘yıldızlarla yazılıydı. Ayın on beşinde olduğu gece, Lafza-i Celal’i gördüm, pırıl pırıldı, göz kamaştırıcı.’ Dinleyenler önce ağlamışlar, sonra deliliğine hükmetmişler. Dinleyenlerden dinledim. Üçü ihtiyar, biri genç, diğeri orta yaşlı. ‘Nasıl olur? Kaçık bu yahu!’ diye söyleniyorlar. Hep aynı alaycı bakış, aynı hayret ve deliliğe hükmetmeler...

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 428 | Devamını oku...

 
Kürt Dilinde Tasavvuf
Söyleşiler
Yazan Söyleşi Mühtan Sağlam   
24.06.2010 17:16

 Sadık Yalsızuçanlar'la "Kürt Dilinde Tasavvuf" söyleşisi...

Kürt dilinde tasavvuf denilince ne çağrışıyor sizde?

Gerçi bilgeliğin o geleneksel ve hermetik diline ‘kuş dili’ derler, dolayısıyla, Türkçe, Kürtçe, Arapça, Farsça, Sanskritçe, Süryanice vb. hangi dille kendini ifade ederse etsin ortak bir  üst‘dil’i vardır. Ama ‘Kürt dilinde veya diliyle tasavvuf’ denildiğinde, irfanın Kürtçe dile gelmesini anlıyorum. Kürt bilgelerin İslam’ın erken dönemlerinden itibaren yazıya geçmiş verimleri çağrışıyor.

‘Kuş dili’ nedir?

O kadar güç bir soru ki! Sadece ehlinin anladığı, Bektaşi şeyhi Edip Harabi’nin deyişiyle, ‘ehline helal naehle haram olan’, ‘şarap’la da nitelenen hermetik dil. Esasen hikmetin dili sembol ve sükuttur. Dile geldiğinde ise, ehline açık olur. Naehle kapalıdır. Sırlanmıştır.

Yorumlar (2) | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 3945 | Devamını oku...

 
Anadolu'yu mayalayanlar
Ne dediler?
Yazan ediTör   
25.05.2010 16:59

 Mukaddes Mut ile Sadık Yalsızuçanlar’ın TRT için hazırladıkları söyleşiler kitaplaştırıldı

Mukaddes Mut ile Sadık Yalsızuçanlar’ın TRT için hazırladığı ‘Anadolu Mayası’ adlı belgesel için yaptıkları söyleşiler bir kitapta bir araya getirildi.

  Konya’dan Bükreş’e; Bursa’dan Köstence’ye; Edirne’den Varna’ya; İstanbul’dan Budapeşte’ye, coğrafyamızın farklı alanlarda çalışan ilim ve düşünce erbabıyla yapılan bu söyleşilerle, Anadolu’yu mayalayan gerçeğin gerisinde neler olduğu aranıyor. Bu söyleşiler, edebiyattan musikiye, mimariden iktisadi ve toplumsal hayata, ‘kelam’ın nasıl bir medeniyet inşa ettiğini araştırıyor.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1275 | Devamını oku...

 
Şehirleri Süsleyen Yolcu
Ne dediler?
Yazan Suavi Kemal Yazgıç   
20.05.2010 22:27
 Sadık yalsızuçanlar ile tanışmamın üzerinden 18 sene geçti. O yıl doğan çocukların rüştünü ispatlamış olmaları beni bu satırları yazmaya itti biraz da. Kırktan fazla kitaba imza atan Yalsızuçanlar'ı ilk kitabının adıyla hatırlamak umarım diğer kitaplarına haksızlık yapmak anlamına gelmez.

1992 veya 1993 Ankara'da üniversite öğrencisi iken tanıştım Sadık Yalsızuçanlar ile. İlk kitabı "Şehirleri Süsleyen Yolcu" yayınlamış, ikinci kitabı "Gerçeği İnciten Papağan" ise yayınlanmak üzere idi. O yıllarda Yalsızuçanlar, "Şehirleri Süsleyen Yolcu" ile Türkiye Yazarlar Birliği'nden yılın hikaye kitabı ödülünü almış, dili ve üslubu ile yadırganmaktaydı. O ise bütün bu tartışmaları dikkate almadan kendi yolunda ilerliyordu.

Yorumlar (4) | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1226 | Devamını oku...

 
Sadık Yalsızuçanlar: " 'Yeni hayat' yeni anlatılara ihtiyaç duyuyor"
Söyleşiler
Yazan Suavi K. Yazgıç   
20.05.2010 22:20
 “Birçok ‘tür’de yazdım ama hep öykü yazarken kendimi iyi hissettim.” diyorsunuz. Niçin?

İlk göz ağrım olduğundandır. Bilmiyorum doğrusunu istersen. Belki bundandır. Belki de, uzun soluklu, oylumlu anlatılara yatkın olmadığımdandır. Şey de olabilir, öykü, yani hikâye, kıssa, mesel, bizim geleneğimizde var. Bir şeyin geleneği yok ise o şey sorunlu bir dünyanın kapısını aralıyor, diye inanıyorum. Kutsal kitabımızda kıssa var. Bütün kutsal ‘metin’lerde kıssa ile anlatılıyor hakikatler. Kıssa hakiki bir şey yani. Bundan da olabilir. Ama bendeniz çok tembelimdir. Uzun soluklu, geniş kapsamlı, zengin kadrolu, bol olaylı anlatılar fazla ilgimi çekmiyor. Yatkın da değilim dediğim gibi. Kısa soluklu, daha dar kapsamlı anlatıları seviyorum. Öykü bu anlamda bana çok uyuyor.

Yorumlar (1) | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1027 | Devamını oku...

 
'Her melek zalimdir'
Ne dedi?
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
13.04.2010 19:05

 T.S.Eliot, nisanı, ‘ayların en zalimi’ olarak niteler; Lale Müldür, ‘her meleğin zulmünden’ söz eder. Bu göndermelerin kalkış yeri ve doğrultusu, sözün bağlamı gözetilmeksizin belirlenemez. Ama Buhurumeryem -ki Behçet Necatigil ve Kamuran Şipal de aynı adla birer kitap yazmışlardır- masumiyetin imgesi olarak Meryem üzerinden modern yaşamın aşırı biçimde bireyselleştirdiği, parçaladığı ve karmaşıklaştırdığı insana yakılmış bir ağıttır

Meryem’in inci doğumu’nda, Müldür, ‘delinmemiş, bakire incilerin melankoliye iyi geldiği’nden dem vurur. Buradaki melankoli, bugün artık ‘aşina olamadığımız’ melal midir yoksa, psikiyatrların ‘yaşama hastalığı’, Baudelaire’in ‘spleen’ dediği şey midir bilmiyorum. Bildiğim Buhurumeryem’in Müldür’ü, büyük bilge Rabiatü’l-Adeviyye’ye, O’nun bir öğrencisi Basralı Meryem’e çıkardığıdır.

Yorumlar (3) | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1083 | Devamını oku...

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sonuçlar 51 - 60 / 194
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

ÇİZMECE

[ Kedi dili samur fırça (Yumuşak) No:02616
Palet ve Spatula ( Ortaboy)
Yağ ve Terebentin (Yağlıboya yağı )
Tuval
Maries boya ( Herrenkten ve özellikle ara renklerden ) 12'li yada 24'lü.
]


YENİ ALBÜM