|
Ne dedi?
|
|
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR
|
|
17.09.2010 22:58 |
|
Yusuf Kenan Beysülen ve Cemalettin Canlı’nın kaleme aldığı Zaman İçinde Bediüzzaman adlı biyografi, asfiya niteliği olan muhakkiklerin son büyük örneği, Risale-i Nur’un müellifi, son asrın ömrü zindanlarda geçmiş müceddidi ve kalplerin ‘şefkatli tabibi’ Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin hayatına ışık tutuyor.
Yüzyılın büyük bilgesi Bediüzzaman Said Nursi’ye ilişkin yeni bir kitap geldi: Zaman İçinde Bediüzzaman. İletişim Yayınları’nca okura sunulan kitabı, Yolcu adlı belgeselin yönetmeni ile senaristi, Yusuf Kenan Beysülen ve Cemalettin Canlı kaleme almış. Yolcu, Kalan Müzik’in de katkısıyla, Karşı Film tarafından seyirciye DVD olarak sunulmuştu. Bu titiz belgeseli başarıyla kotaran Beysülen ile Canlı, araştırma ve yapım sürecinde devşirdikleri bilgi ve belgeleri, tarihe kayıt düşecek biçimde bir araya getirmekle kalmamış, Bediüzzaman’ın yaşamına, mücadelesine, eserlerine ve düşüncelerine ilişkin son derece ayrıntılı-kapsamlı bir araştırma-yorum da ortaya koymuşlar. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1437 | Devamını oku... |
|
|
|
|
Ne dediler?
|
|
Yazan Suleyha Şişman
|
|
08.09.2010 21:38 |
Yalsızuçanlar'ın bu kitabı çarptı!
Cam ve Elmas, Kars’ın iklimini ve kalbini tutan Harakanlı bilge ile başladı ve onunla bitti. Bitti derken tam da orada kameramanın öyküsü yine onunla başladı. Cam ve Elmas, Kars’ın iklimini ve kalbini tutan Ebu’l Hasan Harakanî (k.s.) ile başladı ve onunla bitti. Sözcüklerin vaktine dar geldiği, kalakaldığı, haddizatında âlemini kuşatamadığı; ancak kıyısında valeh ü hayran ü mest durduğu huzurun sahibi, Harakanlı bilge tenezzül etmeseydi bu kitap yazılamazdı. Bir zaman, bir rüzgâr, bir soluk, bir nefes bu anlatıyı taşıdı. Sadık Yalsızuçanlar, “Benim vaktim öyle bir vakittir ki kitaplardaki söze sığmaz” diyen ariflerin kutbunun yakıcı dünyasından kağıda birkaç kelime düşürebilmek için yazdı. Şimdi burada bir sadık okuru bir gölge oyununu sürdürdü.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1938 | Devamını oku... |
|
|
Ne dediler?
|
|
Yazan kübranur ayar
|
|
08.09.2010 14:25 |
|
İnsan uzun süre roman, hikâye, deneme tarzı kitaplar okuyunca içeriği ve üslubu farklı kitaplar okumak istiyor. Üç sene önce, ramazan bayramının ikinci günü idi. Farklı bir kitap bulma ihtiyacıyla her zaman gittiğim kitapçıda dolaşıyordum ben de. Bir müddet raflara göz gezdirdim, gözüme çarpan bir kitap olmamıştı. Kitapçıdan çıkmak üzereyken ‘Anka’ kitabının kapağı ilgimi çekti, elime alıp incelemeye başladım. Yazarın adını daha önce duymamıştım. Anka, ölümsüzlük demekti, onu biliyordum. Kapaktaki resmin de muhtemelen anka kuşu olduğunu. İlk sayfasını açtığımda arada sıkışmış, sayfaya yapışmış kelebeğe benzer bir leke gördüm. Dikkatle baktığımda araya sıkışıp ezilmiş gerçekten bir kelebek olduğunu fark ettim. İlginç olan, kelebeğin oluşturduğu lekenin, kitabın kapağındaki anka kuşu resmine benzemesiydi. Yorumlar (3) | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1457 | Devamını oku... |
|
|
Söyleşiler
|
|
Yazan Sky Life
|
|
01.09.2010 15:09 |
|
Hikâye ve romanları sevilerek okunan yazar Sadık Yalsızuçanlar, doğup, büyüdüğü Malatya’yı Skylife okurlarına anlattı.
Malatya denince aklınıza ilk ne geliyor? Mağripli bilge İbn Arabi, öğrencisi Konevi, geleneksel şiirimizin yıldızlarından Niyazi Mısri, Malatyalı Fahri ve tabii ki iri iri şireli kayısılar, üzüm pestilleri, simit pilavı, tarhana, içli köfte, Çarmuzu mahallesi, kocaman lahanalar, mısır tarlaları, Pınar, İstanbul ve Melekbaba sinemaları, ‘Mezarımı Taştan Oyun’ filmindeki Topal Abdo ağıtı, Battal Gazi, Ahmet Turan, Cüneyt Arkın, babam ve dayım… Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 788 | Devamını oku... |
|
|
Söyleşiler
|
|
Yazan Mustafa Şahin
|
|
20.08.2010 13:52 |
|
Mustafa ŞAHİN: Yazmaya ne zaman başladınız? Sadık YALSIZUÇANLAR: 1980 yılının kış ayında, mevsimin ilk karı yağarken. Mustafa ŞAHİN: Genellikle hangi türde yazılar yazarsınız? Sadık YALSIZUÇANLAR: Öykü, roman, deneme… Mustafa ŞAHİN: Yazmanızda etkili olan birileri oldu mu? Sadık YALSIZUÇANLAR: Ortaokul Türkçe öğretmenim. Lisede tanıdığım bir almanca öğretmeni. Üniversitedeki hocalarım… Mustafa ŞAHİN: İlk yazınızı hatırlıyor musunuz, bu yazıdan bize biraz söz edebilir misiniz? Sadık YALSIZUÇANLAR: “Ana” başlıklı bir öykü idi. Hacettepe Üniversitesi’nin kampüsünde, ana giriş kapısında tanık olduğum bir olay etkili olmuştu. Taşralı bir öğrenci, annesine bağırıp çağırıyordu. Kadıncağız ağlıyordu. Geçenler dönüp dönüp bakıyordu. Yorumlar (1) | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1327 | Devamını oku... |
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
| Sonuçlar 41 - 50 / 194 |