|
Ne dediler?
|
|
Yazan Handan Güler
|
|
29.03.2011 16:22 |
|
Sözlük anlamlarının yetersiz kaldığı, herkesin yaşadıklarından öğrendikleri üzerinden yeni anlamlar yüklediği sözcükler vardır. Böylesi kelimeler akıl süzgecine takılmadan doğrudan kalbe değer, hatta değmeyip deler geçer. Vefa da onlardan biridir. Muhabbet, dostluk ve bağlılıkta sebat, ahde riâyet ve verilen sözde durmak demek olan vefâ, “insan olmak” yükü omuzuna konmuş “(h)er kişi”nin belki de üzerinde taşımak zorunda olduğu en önemli haslettir.
Fakat ne yazık ki, hızın ve kalabalıklarda yalnızlığın bireyi esir aldığı bir zamanda yaşıyoruz. Dolayısıyla da bahtımıza vefadan ziyade vefasızlık düşüyor. İşte bu nedenle vefa kelimesini duyanların aklına çoğu zaman, acı bir tebessüm eşliğinde “Vefa, bir semt adıdır” klişesi geliyor. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 632 | Devamını oku... |
|
|
Ne dediler?
|
|
Yazan Elif Tunca
|
|
10.03.2011 16:19 |
|
Sadık Yalsızuçanlar Vefa Apartmanı’nda Menderes’le beraber Yassıada’ya düşen, Tevfik İleri’nin hayatını anlatıyor. Yazar, kitapta kendisini geride tutmuş, İleri’nin eşi ve çocuklarıyla yaptığı görüşmeyi ve mektupları aktarmayı tercih etmiş.
Bir varmış bir yokmuş… Senin annen bir melekken, sevgi her güçlüğü yenerken, ben değil de biz denirken “Size şerefli, namuslu, erkek bir ad bırakabildim. Hiçbir zaman başınız yere bakmayacaktır. Bununla müteselliyim, siz de bununla iftihar edeceksiniz” diyen bir adam varmış. İşte bu, o adamın hikayesidir... O adam, yaşı pek de yetmeyen ben gibilere çok da tanıdık gelmeyecek bir isim; Tevfik İleri. Adnan Menderes’le beraber Yassıada’ya düşenlerden, eski Milli Eğitim Bakanı diye tanıtmaya kalksam –yine ben gibi- ‘apolitik nesil’ denenler için hemen iç kıyıcı çağrışımları olacak ve ilgi düzeyini yüksekte tutmayı başaramayacak; biliyorum. Karısına ve çocuklarına büyük bir aşkla bağlı olan ve bu aşkı ancak insanlığa hizmet aşkıyla ‘tamam’ gören, en umutsuz anlarda bile kendinden emin olmanın verdiği güvenle başını dik tutan bir adam… Mağduriyetleriyle vakarı arasında öyle bir uçurum var ki işte trajedi de oradan doğuyor. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 751 | Devamını oku... |
|
|
Ne dediler?
|
|
Yazan Orhan Özekinci
|
|
02.03.2011 22:03 |
|
Sadık Yalsızuçanlar’dan yepyeni bir eser kitap raflarında yerini almak üzere. Sadık Yalsızuçanlar’ın yeni kitabı Timaş Yayınlarından çıkıyor. Yalsızuçanlar’ın bu kitap üzerinde çalıştığını Eylül 2010’da dünyabizim’de çıkan bir haberde duyurmuştuk. Artık bu kitap ete kemiğe bürünüyor. Yalsızuçanlar, daha önce “Dem” adlı kitabında Said Nûrsi Hazretlerinin yaşamını kendi gözüyle kaleme almıştı. Vefa Apartmanı isimli yeni romanı anlatı türüne yakın. Kitap Tevfik İleri’nin yaşamını anlatıyor. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 861 | Devamını oku... |
|
|
Ne dediler?
|
|
Yazan Enver Gülşen
|
|
18.02.2011 14:46 |
“Attığın vakit sen atmadın, lâkin Allah attı. Ve bunu, Allah müminleri güzel bir imtihana tâbi tutmak için yaptı. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işitir ve bilir.” “Beni isteyen Beni arar, Beni arayan Beni bulur, Beni bulan Beni sever, Beni seven Bana âşık olur, Bana âşık olana Ben de âşık olurum. Ben âşık olduğumu öldürürüm. Öldürdüğümün diyetini ödemek bana düşer. Onun karşılığı da bizzat Benim.”
Sadık Yalsızuçanlar’ın “Gezgin” adlı romanı, büyük mutasavvıf İbn Arabî’nin, maddi düzeyde gerçekleşen yolculuklarına içkin olan manevi menzilleri kat etmesini konu ediniyor. Mekânda yolculuk, zamansızlık içinde atılan kulaçlarla sürdürülen bir ebediyet yolculuğunun mecazı olarak kullanılıyor. Yalsızuçanlar, bu yolculuğu, kendi ruhî tekâmülüne ortak ederek kendi yolculuğu haline getirirken, okuyucuyu da bu yolculukta adeta İbn Arabî’nin yoldaşı Abdullah haline dönüştürüyor. Yorumlar (1) | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1278 | Devamını oku... |
|
|
Ne dedi?
|
|
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR
|
|
05.01.2011 18:44 |
|
Tasavvuf alanındaki çalışmalarıyla tanınan William C. Chittick’in öncülü Seyyid Hüseyin Nasr’ın izini sürdüğü, ‘irfani düşünme geleneği’ni işleyen Kozmos’taki Tek Hakikat Türkçede. Chittick, kitapta, İslam’ın bugün ancak kabuğuyla yaşandığını ortaya koyuyor.
Gelenekselci ekolün yaşayan temsilcilerinden William C. Chittick’in 2007’de, Science of the Cosmos, Science of the Soul: The Pertinence of Islamic Cosmology in the Modern World adıyla yayımlanmış olan kitabının çevirisi okurla buluştu. Ömer Çolakoğlu’nun çevirdiği, Kozmos’taki Tek Hakikat, Türkiye okurunun tanıdığı Chittick’in, öncülü Seyyid Hüseyin Nasr’ın izini sürdüğü, ‘irfani düşünme geleneği’ne ilişkin bir kitap. Çevirmeni kutluyorum. Bu alanda daha nice tercümeler gerçekleştirmesini diliyorum. Sufi Kitap’ı da tebrik etmeliyim. İrfan külliyatının zenginleşmesine yaptığı katkı, her türden takdirin ötesinde. Yorumlar (1) | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 836 | Devamını oku... |
|
|
Ne dedi?
|
|
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR
|
|
05.11.2010 21:50 |
|
Rus edebiyatının usta ismi Anton Pavloviç Çehov’un bütün öyküleri Everest Yayınları tarafından yeniden yayımlanıyor. Mehmet Özgül’ün Rusça asıllarından yaptığı özenli çevirileriyle kronolojik olarak yayımlanacak külliyatın ilk cildi Memurun Ölümü’nde yazarın 1880-1884 yılları arasında yazdığı altmış iki öykü yer alıyor.
Everest Yayınları, Rus dilinin büyük ustası, dünya yazınının değerli adı Anton Pavloviç Çehov’un bütün öykülerini, Mehmet Özgül’ün çevirisinden okura yeniden sunuyor. Bu, kırklı yıllardan itibaren Nihal Yalaza Taluy, Hasan Ali Ediz, Erol Güney, Oğuz Peltek, Rana Çakıröz, Şahap İlter, Ataol Behramoğlu vd. çevirmenlerin çabalarıyla Türkiye okuruyla sıklıkla buluşmuş olan Çehov’un derli toplu ve kapsamlı bir yayını olacak. Külliyatın ilki, Çehov, Bütün Öyküleri I (1880-1884), Memurun Ölümü adıyla yayımlandı. Kitapta altmışiki öykü yer alıyor. “Memurun Ölümü” bunlardan biri. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1102 | Devamını oku... |
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
| Sonuçlar 31 - 40 / 194 |