|
Söyleşiler
|
|
Yazan söyleşi: sadık yalsızuçanlar
|
|
07.09.2008 13:29 |
|
'AŞK YA MUTLAKTIR YA DA OLMASA DAHA İYİ OLUR' İlk aşktan söz edelim dilerseniz, şiirin gönülden dile döküldüğü ilk andan. Şiirle ilişkiniz nasıl başladı?
Bir şairin şiirle olan ilişkisi genellikle bilinçli olarak başlamaz gibi geliyor bana. Eğer bu şair belli bir olgunluk döneminde şiire başlamamışsa-ki genellikle genç yaşta başlanan bir şey şiir- bilerek başlanan bir ilişki gibi gelmiyor bana. İlk mısraların kağıt üstüne düştüğü anı, zaman dilimini hatırlamak çok kolay değil, ama benim hatırladığım, ilk yazdığım şiirler onbeş-onaltı yaşlarındayken yazdığım şiirlerdir. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 541 | Devamını oku... |
|
|
Ne dediler?
|
|
Yazan Yaylagül Ceran
|
|
07.09.2008 13:24 |
|
 Her düş, insan olmanın bir yönüyle ilişki ve bağlantı içindedir. Kimi zaman bir doğanın insan tarafından nasıl dönüştürüldüğünü sergileyen bir kalem, kimi zaman bir gül dalının kır atın nazenin kuyruğuyla birleşimi, kimi zaman sazlıktan yalnızlığa mahkum edilip kağıtla buluşan kamış ve kimi zamanda sıfır numara zarif bir fırça... Varlığın sırrını, boya ve mürekkep ile buluşup, insan olmanın kıyılarında, düş dünyasına açmakta. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 717 | Devamını oku... |
|
|
Ne dediler?
|
|
Yazan Funda Özsoy Erdoğan
|
|
07.09.2008 13:23 |
|
 Rüya Sineması adlı kitabıyla alanında bir boşluğu dolduran Sadık Yalsızuçanlar'ın 1986'da yayımlanan ve o tarihte TYB Hikaye Ödülünü alan Şehirleri Süsleyen Yolcu ile 1992'de yayımlanan Gerçeği İnciten Papağan kitapları, Kapı Yayınları tarafından "Bütün Öyküler I" adı altında birleştirilerek okuyucuya sunuldu. Son yıllarda öykü ve hikayenin ayrı kulvarlar olduğu; hikaye, bir çerçeve olay üzerinden hareket ettiği; bu yüzden öyküde olayın pek de önemli olmadığı ve "açık uçluluğun" esas kabul edildiği ; hikayede ise olayın "olmazsa olmaz"ı oynadığı tartışmalar süregelmekte. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 458 | Devamını oku... |
| |
|
|
Ne dediler?
|
|
Yazan Lutz bunk
|
|
07.09.2008 13:15 |
|
 Türk Yazar Sadık Yalsızuçanlar, Gezgin adlı eserinde Ortaçağ döneminde yaşamış olan Muhyiddin Arabi'yi anlatıyor. Arabi, gerçek bir sufiydi ve 'dinlerin aşkın birliği'ni savunuyordu. Arabi'nin, dini, politik içeriğinden çok irfani nitelikleriyle vurgulamak istemesi, fanatikleri kızdırıyor olmalı. Bu yılın Nobel edebiyat ödülünün Türk Yazar Orhan Pamuk'a verilmesi, Türk Edebiyatı'na olan ilgiyi kışkırttı. Şimdiye kadarki ilgisizliği telafi etme ihtiyacını artırdı. Almanya'da daha önce bilinmeyen ve tanınmayan bir yazar olan Sadık Yalsızuçanlar'ın sekiz civarında öykü ve romanı bulunuyor. Almanca'da bir kitabı ilk kez yayınlanıyor, sondan bir önceki romanı : Gezgin (Der Wanderer) Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 485 | Devamını oku... |
|
|
Ne dediler?
|
|
Yazan Wolfgang Günter Lerch
|
|
07.09.2008 13:11 |
|
 Öyle görünüyor ki, bu yılın Nobel edebiyat ödülünün Orhan Pamuk'a verilmesi, Türkleri nihayet en güçlü yazarlarının sıkı okuru olmaya teşvik ediyor. Pamuk bu ödülü her şeyden önce "İstanbul" başlığı altında yazdığı ve ülkesinde gittikçe iyi satış gösteren gençlik hatıraları için aldı. Eser, klasik bir deneme kitabı olmamakla birlikte bu kaliteye yakın bölümler içeriyor, Nerval, Flaubert, Lamartine ya da Pierre Loti gibi İstanbul'u ziyaret ve tasvir etmiş, Avrupalı yazarlar hakkındaki pasajlarda olduğu gibi. Ya da İstanbul'un ansiklopedisti Reşat Ekrem Koçu'ya ve İstanbul'un diğer tarihçi ve edebiyatçılarına ithaf edilen bölümlerde olduğu gibi. İstanbullular şehirleri hakkında kimi yeni bilgiler edinecekler. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 609 | Devamını oku... |
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 Sonraki > Son >>
|
| Sonuçlar 191 - 199 / 199 |