
Öyle görünüyor ki, bu yılın Nobel edebiyat ödülünün Orhan Pamuk'a verilmesi, Türkleri nihayet en güçlü yazarlarının sıkı okuru olmaya teşvik ediyor. Pamuk bu ödülü her şeyden önce "İstanbul" başlığı altında yazdığı ve ülkesinde gittikçe iyi satış gösteren gençlik hatıraları için aldı. Eser, klasik bir deneme kitabı olmamakla birlikte bu kaliteye yakın bölümler içeriyor, Nerval, Flaubert, Lamartine ya da Pierre Loti gibi İstanbul'u ziyaret ve tasvir etmiş, Avrupalı yazarlar hakkındaki pasajlarda olduğu gibi. Ya da İstanbul'un ansiklopedisti Reşat Ekrem Koçu'ya ve İstanbul'un diğer tarihçi ve edebiyatçılarına ithaf edilen bölümlerde olduğu gibi. İstanbullular şehirleri hakkında kimi yeni bilgiler edinecekler.
Ünlü Endülüslü Sufi- Muhyiddin Arabi'nin hayatını ve icrasını anlatan ilk romansı şekil, şimdiye kadar sekiz kitabıyla öne çıkan Sadık Yalsızuçanlar'ın kaleminden geliyor. "Gezgin" ( Der Wanderer) isimli eserinde yazar kısmen orijinal, ekspresif bir dil ile, 1240 yılında Şam'da ölen ve günümüze kadar bir "Özgürlükçü" ve sürrealist tasavvurların uyandırıcısı olarak bilinip istifade edilen bu islami sufi düşünürün dini temelli dünyasını görmemizi sağlıyor.
Frankfurter Allgemeine Zeitung,
16.12.2006, Nr. 293 / Seite Z3
|