| |
 |
:: Tasavvuf Risalesi'ne ilişkin değiniler :: |
|
|
 |
Tasavvuf Risalesi
Bir yanda, o çok ünlenmiş olan "Zaman tarikat zamanı değil, hakikat zamanıdır" sözünden hareketle tasavvuf ve tarikat gerçeğine mesafeli duranlar... Diğer yanda, yine aynı sözden hareketle Bediüzzaman'ın ve Risalelerin irfani boyutuna gözlerini kapayanlar...
Risale-i Nur'da yer alan ve tasavvuf geleneğinin içerisinde düşünülebilecek kimi risalelerle Bediüzzaman'ın tasavvuf ve tarikata ilişkin fikirlerini ortaya koyduğu metinlerin derlenmesinden oluşuyor Tasavvuf Risalesi. Derlemeyi yapan Sadık Yalsızuçanlar'a göre, iki tavır da eksik bilgi ve algılamadan kaynaklanıyor. Risale-i Nur'un İslam'a yönelik pozitivist, rasyonalist tehditlere karşı iman hakikatlerini kelamî bir dille izah ettiğini belirten Yalsızuçanlar, diğer yandan, hayatı boyunca günlerini tefekkürle bereketlendiren, gecelerini zikr, vird ile geçiren Bediüzzaman'ın derûnî yaşayışıyla irfanî damardan beslendiğine dikkat çekiyor.
Aksiyon, 12 Aralık 2005 |
| «»«»«»«»«»«» |
Derunî yaşamdan
Bediüzzaman Said Nursi'nin tasavvuf ve tarikata ilişkin fikirlerini ortaya koyduğu metinlerin derlenmesinden oluşan 'Tasavvuf Risalesi' Sufi Yayınları tarafından okuyucu ile buluşturuldu. Derlemeyi yapan Sadık Yalsızuçanlar kaleme aldığı uzun giriş yazısında, günlerini tefekkürle bereketlendiren, gecelerini zikir, vird ile geçiren Bediüzzaman'ın derunî yaşayışıyla irfanî damardan beslendiğine dikkat çekiyor.
Yeni Şafak, 8 ARALIK 2005 |
| «»«»«»«»«»«» |
Bediüzzaman kitaplığı genişliyor
Kastamonu Lahikası'ndaki bir mektupta geçer: Tarikat ehli, önemli bir zât, Risale-i Nur'daki bir noktaya itiraz etmiştir.
Risale-i Nur mesleğine tarikat ehlinden gelen ilk itiraz değildir bu. Bediüzzaman mektubunda, konuya ilişkin 'ittifak' ve 'uhuvvet' tavsiye eder, büyümesi muhtemel bir anlaşmazlığı keser atar. Tasavvufa ve tarikatlara yaklaşımı konusunda kendisini çok üzen yanlış anlamaları görmezden gelir. Külliyatın başka yerlerinde de benzerlerine rastlanabilecek bu durum, Bediüzzaman'ın iki özelliğini öne çıkarıyor: Tasavvufa karşı tutumu ve gündelik hayatındaki hoşgörüsü. İşte bugünlerde yayınlanan iki kitap, Bediüzzaman'ın tam da bu iki özelliğini ayrı ayrı ele alıyor.
"Tasavvuf Risalesi" (Sûfî Kitap) adını taşıyan, usta öykücü Sadık Yalsızuçanlar'ın hazırladığı ilk kitap, Risale-i Nur'daki tasavvuf ve tarikat gerçeğine ilişkin metinleri bir araya getiriyor. Bediüzzaman'ın konuya ilişkin düşüncelerinin belirli bir risalede yer almadığı düşünülünce çalışmanın özgünlüğü ortaya çıkıyor. Sadık Yalsızuçanlar, her zamanki yalın, kıvrak Türkçesiyle kendi yorumlarına da yer vermiş. Bediüzzaman'ın irfan geleneğine nasıl eklemlendiği konusunda yol gösteren bu bölümlerin, hem Nurlar'a hem de Yalsızuçanlar'ın yazdıklarına ilgi duyan okurlar için daha derinlikli bir anlamı da var: Kitabın satır aralarında, Sadık Yalsızuçanlar'ın kimi risaleleri nasıl yorumladığını öğrenme fırsatı da buluyoruz. Örneğin, Yalsızuçanlar, Ayet'ül Kübra'yı Üstad'ın 'magnum opus'u olarak değerlendiriyor. Hem bir ayıklama hem derleme sayılabilecek çalışmada, tasavvufa yapıcı bir tutumla, doğru yerden yaklaşıyor. Kitabın, özellikle Nurlar'a muhatap insanlarda tasavvuf ve tarikat gerçeklerine karşı bir merak uyandırmak gibi örtük bir amacının olduğu da söylenebilir. Sadık Yalsızuçanlar, bir şeyh veya sûfi değil; fakat 'arif-i billah' olan Bediüzzaman'ın tasavvufa yaklaşımı konusundaki önyargıları kırarak, böylesine zor ve ehliyet gerektiren bir konunun altından başarıyla kalkmış görünüyor. Bir anlamda Bediüzzaman'ın seyr-i sülûkunu özetleyen Tasavvuf Risalesi'nin, son dönemde külliyat üzerine yayınlanmış en dikkate değer yapıt olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Zaman , 06.12.2005 |
| «»«»«»«»«»«» |
"TASAVVUF RİSALESİ"
Vedat Aydın
Seksensekiz yıllık uzun ve bereketli ömrüyle tarihimizin en önemli şahsiyetlerinden birisi olan Bediüzzaman'ın günümüzde tam olarak anlaşıldığını söylemek zor. O'nun çileli ve bir o kadar da bereketli ömrüne sığdırdığı "İman ve Kur'an" mücadelesi, marifetli sözleri ve ortaya koyduğu eserleri bütün dünyada hale hale yayılarak insanlığın istifadesine sunulmuştur.
Günümüzde fikri cereyanların insanı fıtratından uzaklaştırıcı özellikler taşıdığını, ruhi ve akli yönden yıpratıcı olduğunu hepimiz görmekteyiz. İnsanların evlerinde, işyerlerinde, çevre ve içtimai hayatlarında mutlu olamadıkları bir vakıadır. İntihar, stres, ahlaki yozlaşma, bunalım, haset, kin gibi ne kadar kötülük varsa, aslî değerlerimizden uzaklaştığımız için pençesine almıştır bizi. İşte Bediüzzaman'ın ömrünü adadığı iman hakikatleri olan Risaleleri, günümüzün bu hastalıklarıyla mücadele etmek için son derece mühimdir.
Bediüzzaman'ı anlamak için, onun yaşam öyküsü çok iyi irdelenmelidir. Yetişme tarzını, mizacını, mücadele metodunu, ilmî ve dünya görüşünü, eserlerini ve modern dünyayı etkileme biçimini iyi incelemek gerekir. Çağımızın en büyük hastalıklarının başında gelen inkâr ve küfür karşısında rahatsız olan her vicdan sahibi insanın imdadına bir can simidi gibi yetişen Bediüzzaman, bu hastalıklarla nasıl mücadele edilmesi gerektiğini gözler önüne sermiştir. Bütün ömrünce öğrendiği şeyin "muhabbete en layık şey muhabbettir ve husumete en layık şey husumettir" diyerek sürekli uyanık bir iman, derin bir muhakeme gücü, onur ve mücadele azmini temsil eden ulu bir çınar olarak kalbimizdeki yerini almıştır.
Bediüzzaman'ın bir başka özelliği de eserlerinde derin bir tasavvufi/irfani dünya görüşüne sahip oluşudur. Mücadele dönemlerinde etkin olan materyalist ve pozitivist düşüncelere karşı geliştirdiği argümanların belirli bir kalıp çerçevesinde ele alınması, o'nun çok yönlü kişiliğinin sınırlandırılması anlamına gelir. İşte Bediüzzaman'ın bu çok yönlü kişiliğinin temelini teşkil eden tasavvufi anlayışı kıymetli yazar Sadık Yalsızuçan'ın titiz bir çalışmasıyla okuyucunun istifadesine sunuldu. Bediüzzaman'ın Risalelerinde tasavvufi/irfani fikirleri tasnif ederek, tasavvufi/irfani geleneğin öncüleriyle takipçilerinin bu konudaki fikirlerini karşılaştırmaktadır. Kitabın yüz on beş sayfalık giriş kısmı, Bediüzzaman'ın tasavvufi/irfani görüşünün incelendiği kıymetli bilgiler içermektedir.
"Tasavvuf Seması ve Yıldızlar" başlığıyla ele alının giriş yazısı şu temel konu başlıklarıyla devam etmektedir: "Tasavvuf İrfanının Tedvini. Marifetin Nihai Düzeyine Doğru. Gazali'nin Tasavvuf Mirasına Katkısı. İrfan Semasının En Parlak Yıldızı: Şeyhü'l Ekber. İbn Arabi ve Bediüzzaman. İrfani Geleneğe Mensup Bir Külliyat olarak Risale-i Nur. Bediüzzaman'ın Seyr-i Sülûkü. Bediüzzaman'ın Şeyh-i Ekber'e ve Diğer Sufilere ilişkin Görüşleri. Risale-i Nur'da Vahdet-i Vücud ve Vahdet-i Şuhud. Bir Tasavvuf Risalesi: Telvihat-ı Tis'a." Tasavvuf Risalesi/Bediüzzaman Said Nursi adlı bu kitabı önemli kılan asıl şey Sadık Yalsızuçan'ın çok haklı olarak vurguladığı Bediüzzaman'ın "Zaman tarikat zamanı değildir" meşhur sözü ve yorumlanış biçimidir. Üstad'ın bu meşhur sözünden hareketle izleyicilerinin tasavvufi/irfani geleneğe mesafeli durmaları, Bediüzzaman'ın bu engin okyanustaki yerini gözlerden kaçırmak anlamına gelir. Böyle sakıncalı bir yorumlanışın varlığından olacak ki, Yalsızuçan bu konuda şu önemli tespiti yapar: "Zaman tarikat zamanı değildir" sözü, "Hiçbir zaman tarikat zamanı değildir" biçiminde okunmuştur çünkü. Bu yanlış okuma, "bir zamanlar tarikat zamanıydı'yı içerir biçimde doğru gerçekleşmiş olsaydı, Risale-i Nur'la ilişki kurmuş insanların, tasavvuf irfanına bakarken hem bir zemine sahip olmalarını gerekli kılardı, hem de doğru bir yerden bakılmasını sağlardı" (sh. 108).
Yazarımız bu çok haklı tespiti yaptıktan sonra, Bediüzzaman'ın tarikat nedir? sorusuna verdiği cevabı nakleder: "Tarikatın gayesi, marifet ve iman hakikatlerinin inkişafıdır. Hz. Peygamber'in (asm) miracının gölgesinde, kalp ayağıyla bir ruhani seyr-i süluk neticesinde, zevkî halî ve bir derece şuhudî iman ve Kur'an hakikatlerine mazhariyettir. Tarikat, bu maksadı takip eden, ulvi bir sırr-ı insani ve beşeri bir kemaldir." (sh. 109).
Üç yüz yetmiş altı sayfalık Tasavvuf Risalesi/Bediüzzaman Said Nursi kitabı, Bediüzzaman'ın tasavvuf hakkındaki görüşlerini bir arada toplayarak modern zamanlarda en çok ihtiyaç duyduğumuz metinlerin okunmasına imkân sunmaktadır. Risale-i Nur okuyucuları için büyük bir ihtiyacı karşılayan bu kıymetli çalışma için değerli insan Sadık Yalsızuçanlar'ı tebrik etmek istiyorum. Allah'ın halifesi olan insanın yeryüzündeki yolculuğunda hikmetin peşine düşmüş bir salik olan Sadık Yalsızuçanlar diğer eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de modern insanın kalbine rahmet ışıltılarıyla sesleniyor... |
| |
|
|
|