|
|
Sırlı tuğlalar
Mem u Zin'den | Mem u Zin'den |
| Yazan SadıK YalsıZuçanlaR | ||||||||||||||||||||||||||||||
| 07.09.2008 00:53 | ||||||||||||||||||||||||||||||
|
" (...) Gözünün nurunu toprağa veren Zin eve dönünce Bedenini bir titremedir aldı Canın kafesi olan vücudunda bir sarsıntı oldu Artık bu geçici dünyadan göçme anının geldiğini hissediyordu Bey'e haber gönderdi, gelmesini diledi Sbotan beyi kederlere boğulmuş olarak gelince, 'sevgili kardeşim' dedi, 'gayri yıldızım küsufa yüz tuttu, Mem'siz bir dünyada yaşamak bana haram kılınmıştır. Sana vasiyet ediyorum. Sakın cenazemde kimse ağlamasın. Kimsenin yüreği gamla dolmasın. Beni ilahi bir neşveyle kabristana taşımanızı istiyorum. Mem'in ayaklarının dibine gömülmek istiyorum' Sesi gittikçe ferini yitirdi Gözleri süzüldü Bedeni ürperdi Şafak sökümünde yıldızlar nasıl siliniyorsa semada Öylece sönmeye yüz tuttu Dilinden şu dizeler süzüldü Ruh bülbülü senin gülistanını istiyor Can Sevgili'ye kavuşma arzusuyla kanatlanıp uçmayı diliyor Can dostumuz, sevgilimiz sonsuzluk iklimine taşındı Kararsız gönül sırdaşını arıyor Kalp onun ışığıyla parlıyordu Tekrar nuruna kavuşmak istiyor Denizinden ayrılan nehir yeniden sana akmayı bekliyor Kulak semadan gelecek 'dön' buyruğunda Bu dünyadan göçmenin Asla kavuşmanın zamanı Geldi Nihayet ruh incisi ten sedefinden çıkarak varlık evini yıktı Viraneye çevirdi Can kuşu kanatlanmıştı artık Gözler dünyaya kapanmalıydı Bahçevan bağı terkedince Ağaçlar çiçekler yapraklarını dökmez mi Nergis gözler kapandı Misk ü amber benler toprağa saçıldı Yılan gibi kıvrım kıvrım saçlar ayaklar altına serildi Gül yanağın alı çekildi Dudakların bal suyu kurudu Botan beyinin yüreğini uçsuz bucaksız bir acı kapladı Ay yüzlü kardeşinin cansız bedenine kapanarak ağlayıp sızlamaya İnleyip feryad etmeye başladı Zin'in ölümünü duyan kopup geldi Yıkanıp kefenlendikten sonra Serviye benzeyen tabutu El üstünde ağır ağır kabristana taşındı Namazı kılındıktan sonra Karalar giymiş olan Cizre halkı Haklarının helal ettiler Mem'in yanına kazılmıştı mezarı Zin'in Botan beyi itiraz etti 'Hayır' dedi, 'onları aynı kabre koyacağım, ikisini birarada görmek istiyorum' Mem'in kabrini açtırarak, Zin'i kendi elleriyle indirdi, 'ey gerçek aşık, ey aşıkların piri!' diye seslendi Mem'e, 'işte sevgilini getirdim sana, o artık ebediyyen senindir, seninledir' Mem'in cesedi dile gelerek, 'hoş geldi sefalar getirdi' dedi ve Zin'in cesedini kucakladı. (...)" MEM İLE ZİN Çeviren Sadık Yalsızuçanlar Timaş Yayınları. İstanbul. Mart.2002. Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1826
Yorum yaz
|
||||||||||||||||||||||||||||||
| < Önceki |
|---|
| Güzerân |
| Sırlı tuğlalar |
| Bilişmeler |
| E - kitap |
| Haberler |
| Endam Aynası |
| Bağlantılar |
| Arama |
| Eve dön |
| Arşiv [Eski site] |
| Misafir defteri |