JA slide show
Anasayfa
Yalsızuçanlar: "Edebiyatın kendine özgü bir alanı, bir dili var ve bu hâlâ etkinliğini sürdürüyor."
Yazan Dursaliye Şahan   
30.01.2017 10:05

 Bir edebiyatçı gözüyle sokağa çıktığınızda dünden farklı ne görüyorsunuz?

Doğrusunu isterseniz, öğrencilik yıllarımdaki gibi sokakta fazla bulunamıyorum. Ankara’da üniversiteyi okudum. Sonrasında kısa birkaç ara dışında hep bu kentte yaşadım, yaşıyorum.

En çok o günleri özlüyorum. Gerçi 12 Eylül kabusu çökmüştü, karabasanlı günlerdi. Ama, Ankara daha küçük, daha sevimliydi. Kitap iştahım yüzünden her gün mutad, kitapçılara, sahaflara giderdim. Sakarya çay bahçesi yeni oluşuyordu. Samimi bir arkadaş çevresi vardı. Zaman çoktu. Sokakla kitap arasında geçiyordu zamanım.

Şimdi gerek Ankara gerekse dışında sokakta çok az zaman geçirebiliyorum. Ama sokağın eskiye göre çok fazla değişmiş olduğunu, değişmekte bulunduğunu görüyorum.

Bazı bakımlardan bu olumlu bir gelişme ama bazı yönleri itibariyle olumsuz görünüyor.

Artık gündelik iletişim dili çok değişti. Tüketim alışkanlıkları değişiyor. Herkesin elinde bir akıllı telefon, hele kulaklık da takılınca kimse kimseyi duymaz oluyor.

Dev alışveriş merkezlerinde deliler gibi koşuşturuyor insanlar.

Eski mekanların çoğu yok oldu.

Onlarla birlikte ilişki biçimleri de…

Hüzünlü…

Sin Dursaliye Şahanema sektörü Hollywood zaman zaman toplum mühendisliği yapmakla eleştiriliyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Sinemaya ilişkin en doğru tanımı Tarkovsky yaptı : Teknolojik bir sanat. Kendinden önceki sanat imkanlarını kullanan bir dil. Kendine özgü bir gerçekleşme biçimi var. Endüstriyel boyutu var. Demokrat bir sanat. Üretimi ve ‘tüketimi’ itibariyle demokrat. Kendini, oluşturduğu imkanlarla tekrarlayan bir sanat. Uyruğu Avrupa. Ama bugün merkezi : ABD. Bu iddiamı kısmen yalanlayan fakat kural bozmayan istisnaları var. Ne ki, bugün sinema denince akla Amerika geliyor. Bu bir gün değişecektir tabii ki. Dünyanın farklı renkleri, dilleri, deneyimleri, mutlaka kendi film dillerini daha da yaygınlaştıracaklar. Ama şimdilik durum bu.

Edebiyatın kendine özgü, özerk bir alanı, bir dili var ve bu hâlâ etkinliğini sürdürüyor.

Kitap, yazı, söz kalıcıdır. Esas olan edebiyattır. Edebiyat olmadan sinema olmazdı, bundan böyle olamaz.

Edebiyatsız sinema düşünülemez, peki sinemanın edebiyata katkısı konusunda ne düşünüyorsunuz?

Olmaz mı? Bu, biraz da karşılıklı bir ilişki. Sinema, edebiyat başta olmak üzere, önceki sanatların birikiminden doğdu. Resim, fotoğraf ve fotoğrafın hareketlenmesi…Bu anlamda, kaynağı edebiyat ve diğ

er görsel sanatlar…Sinemanın edebiyata şöyle bir katkısı oldu : Fotografik görüntünün dili ve kurgusu, edebiyatı, anlatı bağlamında hantallıktan uzaklaştırdı. Modern yaşamı yansıtırken daha devingen, daha dinamik bir dil gelişti. Bir de edebiyat daha çok ima eder hale geldi. Yani birkaç kelimeyle, birkaç fırça darbesi gibi gerçekliği daha etkin biçimde yansıtma imkanları arttı.

Edebiyattaki bölünmeler de sık sık gündeme gelen sanat tartışmaları arasında. Bu iddialara katılıyor musunuz?

Eskiden ideolojik duvarlar çoktu, kalındı ve yüksekti. Bu, son yirmi yılda adım adım aşı(n)ldı. Fakat günümüzde bu ayrışma özellikle politik alanda daha keskin biçimde yaşanmaya başlandı.

Gerçi aynı politik veya ideolojik kesimlerde bile cemaatsel düzeyde ayrımlar var. -Cemaat’i sosyolojik bağlamda kullanıyorum.- Bu minimal adalar, özellikle dergiler çevresinde daha belirginleşebiliyor. Oysa edebiyat, -yerli ya da ulusal niteliklerini de hesaba katarak söyleyeyim- dünya vatandaşıdır.

Son yıllarda Kültür Bakanlığı edebiyatı des

tekliyor. Eleştirenler olduğu gibi olumlu karşılayanlar da oldu. Siz nasıl bakıyorsunuz?

Evet. Kültür ve Turizm Bakanlığı, sinema ve tiyatroya da destek veriyordu. Bir vakit, Film Destekleme Kurulu’nda görev almıştım. Oradan biliyorum. Özellikle genç ve yetenekli dostlarımız için çok yararlı bir işlem bu. Edebiyat söz konusu olunca kısmen bir risk de ortaya çıkabiliyor. Sanırım eleştiren dostlarımız bu yönüyle yaklaşıyorlar. Haklıdırlar. Fakat, kitap yazma ve yayınlama konusunda gerçekten mali anlamda çok zor durumda olan genç yetenekler var. Bu destek onlar için işlevsel olabilir. Bu bakımdan ben –eleştiri hakkımı saklı tutmakla birlikte- olumlu buluyorum.

Yarışmalar da sık sık eleştiri alıyor. Ülkemizdeki ve dünyadaki hemen her yarışma şaibe altında.

Ödüller, yarışmalar, edebiyatın kendi içinde olup biten bir süreç değil. Ama, edebiyatın da içinde olduğu daha geniş, daha kapsamlı bir oyunun en etkin boyutunu oluşturuyor. Eskiler, “marifet iltifata tabidir” derlerdi. Bu söz sakız gibi çiğnenir durur. Asıl marifet, her türden iltifatın dışlandığı yerde belirdiğini unutmamalıyız.

Bu yarışmaların yayınevlerinin güdümünde olduğu iddiasına katılıyor musunuz?

Sanırım bu türden iddialar bütün ödüller için geçerli olmakla birlikte, özellikle jüriye bağlı olarak, daha seçici, daha sağlıklı, daha isabetli olanı da yok değil. Sözünü ettiğiniz “ödül”ler, yayıncıların ekonomik çıkarlarına, statü arayışlarına daha çok hizmet ediyor. Ama yazarı örseliyor. Bu yüzden ödül jürisindeki üyelerin seçiminin daha titiz, daha nesnel yapılması gerekiyor.

Söz samimiyet ve doğruluktan açılmışken, ‘resim sanatı yalan söylemez, söyleyemez’ derler. Edebiyat için ne düşünüyorsunuz? Yazının yalancı bir yüzü var mı?

Olmaz mı? Edebiyat, bizatihi kendisinde böylesi bir tuzak söz konusu. Guenon, “sanat yapmaya başladığınızda, sanat buharlaşır” demişti. Ne kadar doğru. Bu tuzağa düşmeyen, çok az düşenler daha kalıcı oluyor. Ama kurguyu da çok çok yetkin biçimde yapan yazarlar var. Onları da bir anlamda bu sahiciliğin içine katabiliriz.

Biraz da değer verdiğiniz yazarlardan bahsedebilir misiniz?

Estağfirullah. Zaten değerli olan yazarlardan söz edebilirim. Her çaba saygıdeğer olmakla birlikte, bendenizin çok çok sevdiğim, döne döne okuduğum bazı yazarlar var. Bunlardan bahsetmem mümkün. Bunların başında Yahya Kemal geliyor. O’nu, kültürel krizin tam merkezinde, bir geçitte hissediyorum. “Derler ki insanda derin bir yaradır köksüzlük!” dizesinde ifade ettiği gibi…Ardından Tanpınar geliyor. O,’nun kalbinde kriz, bizim modernleşme deneyimimizin krizi. Dil olarak da çok çok ilgiyi hak ediyor. Kemal Tahir sonra. Oğuz Atay. Sezai Karakoç’u anmalıyım. Modern şiirimizde bir adadır. Behcet Necatigil. Zarifoğlu. Sabahattin Ali’yi atladım. O’nun ve özellikle Refik Halid’in apayrı bir yeri var. Daha çok sayabilirim.

Son olarak edebiyatın geleceği konusunda ne düşünüyorsunuz?

Ben çok iyimserim. Mizaç itibariyle de öyleyim. Daima umutluyum. Eskiden güzeldi şimdi ve gelecekte çok kötü, diye düşünmüyorum. Her zaman kötülük de iyilik de vardı. Her zaman büyük acılar, kıyımlar, kavurucu yoksulluklar, yakıcı yalnızlıklar, trajediler vardı, olacaktır. Ama yaşamın baskın yanının güzelliğe, iyiliğe ve lezzete bağımlı olduğunu düşünüyorum. Acılar bitmiyor, ama insan büsbütün acıya boğulmuyor. Hem ülkemizin hem de dünyanın geleceğine ilişkin çok umutluyum.

Modern burjuva uygarlığı, çok büyük acılar, yıkımlar, çürümeler, haksızlıklar, zulümler üretti. Dünyada çok fazla gözyaşı kan akıyor. Dini inançlar değişiyor, daha doğrusu “dindar”lar dönüşüyor, değer yitimi oluyor, yaygın bir biçimde oluyor hem de. Fakat bu da sadece bugünün, sadece modernliğin sorunu değil. Bu, dün de vardı, yarın da olacaktır. Çok sevdiğim Niyazi Mısrî, “cümbüşü gösterensin, şekl ü hayal içinde” diyor.

Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.

Söyleşi: Dursaliye Şahan

http://yaziatolyesi.com/o-ku-ma-lar-www-habernewspaper-com-2/


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1569

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

Son Okuduklarım

Mutluluk İhtimali
31.05.2015 10:26
“Bir yandan yıllardan sonra su yüzüne çıkan anılarla yüzleşmek biraz ürkütücüydü. Diğer yandan... Devamını oku...
Kavram ve içerik boyutuyla küçürek öykü
25.02.2015 18:33
Küçürek öyküler üzerine çalışırken zamanla onların bende bir çığlık izlenimi uyandırdığını sezinledim.... Devamını oku...

Warning: getimagesize() [function.getimagesize]: php_network_getaddresses: getaddrinfo failed: hostname nor servname provided, or not known in /usr/hosts2/domains/sadikyalsizucan/www.sadikyalsizucanlar.net/httpdocs/modules/mod_globalnews/php/functions.php on line 27

Warning: getimagesize(http://img.seosta.net/kitaplar/yaman-dede.jpg) [function.getimagesize]: failed to open stream: Invalid argument in /usr/hosts2/domains/sadikyalsizucan/www.sadikyalsizucanlar.net/httpdocs/modules/mod_globalnews/php/functions.php on line 27
YAMAN DEDE
23.11.2014 22:07
Mesnevi okumayı tamamladığım günlerdi. Yakın akrabalarımdan bir hanımın evine konuk olduk. Söz Mevlana ve Mesneviden açılınca:... Devamını oku...
İŞİTİN EY YÂRENLER / DR. MUSTAFA TATCI / H YAYINLARI
23.11.2014 21:57
“Bu bizden önden gelenler manâyı pinhân dediler/Ben anadan doğmuş gibi geldim ki uryân eyleyem” diyen Yûnus... Devamını oku...
Kalbindeki yangını mısralara dökmede ustadır Yaman Dede
23.11.2014 21:55
Kalbindeki yangını mısralara dökmede ustadır Yaman Dede. Sıradan bir şair olmayıp edebi antoloji ve ansiklopedilerde hayatına yer verilecek... Devamını oku...

Warning: getimagesize() [function.getimagesize]: php_network_getaddresses: getaddrinfo failed: hostname nor servname provided, or not known in /usr/hosts2/domains/sadikyalsizucan/www.sadikyalsizucanlar.net/httpdocs/modules/mod_globalnews/php/functions.php on line 27

Warning: getimagesize(http://www.habersakarya.com/wp-content/uploads/2014/11/hasan-642x320.gif) [function.getimagesize]: failed to open stream: Invalid argument in /usr/hosts2/domains/sadikyalsizucan/www.sadikyalsizucanlar.net/httpdocs/modules/mod_globalnews/php/functions.php on line 27
Hafız Hasan Çolak’ın Hayatı
23.11.2014 21:47
Ben 1946 yılında, annemin dediğine göre arpalar biçilirken, 5 Temmuz günü doğmuşum. Köyümüzün adı... Devamını oku...

Warning: getimagesize(http://www.evrenselkitap.com/urunresim/urun_185181.jpeg) [function.getimagesize]: failed to open stream: HTTP request failed! HTTP/1.0 404 Not Found in /usr/hosts2/domains/sadikyalsizucan/www.sadikyalsizucanlar.net/httpdocs/modules/mod_globalnews/php/functions.php on line 27
Deli Kızın Aşk Şarkısı - Sylvia Plath / Andrew Wilson
23.11.2014 21:42
Sylvia Plath Deli Kızın Aşk Şarkısı 20. yüzyılın en önemli şairlerinden Sylvia Plath’ın yaşamında, Ted Hugbes’la tanışmasi ve... Devamını oku...

DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

YENİ ALBÜM

Facebook

Son yorumlar

Tuğrul İnançer ile sohbet
ALLAH razı olsun yazı çok güzel olmuş ,Hocamızdan ve engin b...
15/04/16 18:28 Dahası...
@ aşıklar ölmez

Hakk Aşkı Edebi Bir Mektup Olu...
hz...aşk
hz. mevlana hasan dedem selam olsun... aşkı bizlere aşkla an...
29/12/15 17:08 Dahası...
@ şennur ballı

Hakk Aşkı Edebi Bir Mektup Olu...
Nur Yıldız, Çok güzel yazmışsınız....güzel bir değerlendirm...
29/12/15 17:08 Dahası...
@ fatma körpeli

Hakk Aşkı Edebi Bir Mektup Olu...
hz aşk....
hz.pir mevlana.. hasan dedem ..selam olsun ... aşkı bizlere ...
29/12/15 17:10 Dahası...
@ şennur ballı

Sadık Yalsızuçanlar'dan yeni b...
Hakk Aşkı Edebi Bir Mektup Olursa
Daha nice zamanlar nicelerinin gönlü ellerinde olacak ey Sev...
19/12/15 06:11 Dahası...
@ Nur Yıldız

ÇİZMECE


SADIK YALSIZUÇANLAR,
ARTIK BÜTÜN KİTAPLARIYLA
PROFİL’DE…

sEsLi kiTaP

C’nin Hazırlanmış Hayatı
 
 Sesli Kitap.. Hazırlayan: Nisan Kumru
Bir ve Hep
 
Küf
 
Hiç  
 

ÜYE GİRİŞİ






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Haberdar ol

E-Bülten'e abone ol

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Konan, göçen

mod_vvisit_counterBugün72
mod_vvisit_counterDün150
mod_vvisit_counterBu hafta1139
mod_vvisit_counterBu ay3019
mod_vvisit_counterBu yıl621286
Üyeler: 440
Haberler: 800
Web Bağlantıları: 16
ToPlaM ZiyaReT: 121794915

YENİ KİTAP

Hayyam

Gezgin

Cam ve Elmas

BİRLİK