JA slide show
Anasayfa
Sadık Yalsızuçanlar: "Şiiriyet, hayatın özünde var."
Yazan Tayyibe ŞeBnem ErasLan   
16.05.2011 21:38

 Sadık Yalsızuçanlar'la söyleşi...
Konuşturan: T.
Şebnem Eraslan

Lise yıllarında sizi çok etkileyen, yazmaya teşvik eden bir anınız var mı?

Belirli bir anıdan çok, ortaokuldaki Türkçe öğretmenimin özendirici ve kışkırtıcı rolünü anmak isterim. Bize sürekli müfredat dışı kitaplar ve yazılar okurdu. O zamanlar Cumhuriyet gazetesi oldukça etkin bir gazeteydi. Öğretmenimiz Oktay Akbal, Mehmet Kemal gibi yazarların gazetedeki yazılarını hep okurdu. Onun önerdiği kitapları mutlaka okurdum. Bulamadığımız kitapları kendisi verirdi. Ondan önce, ilk okuduğum romanın, “Çöplük’ün” bende bıraktığı etkiyi de hatırlıyorum. Bir yazar olmamasına rağmen, yaşadığı sıkıntıları anlatan, sıradan bir insan olan Çöplük’ün yazarındaki içtenlikli anlatım beni etkilemiş, ‘keşke ben de böyle yazabilsem’ demiştim.

Çeşitli tv programlarına imza attınız, bunların yazarlık hayatınıza ne gibi getirileri oldu?

Getiriden çok götürdüğü oldu diyebilirim. Televizyon ve diğer görsel iletişim ortamları, insanın enerjisinin büyük bir bölümünü alıp götürüyor. Oldukça yıpratıcı, yorucu işler bunlar. Tabi zaman ve enerjinizi neye verirseniz, size o karşılık olarak dönüyor. Ama ben, resmi bir kurumda, TRT’de çalışmıştım. Orada da yaratıcılığa imkan verebilecek bir özgür çalışma ortamı yoktur. Buna rağmen, kurumun kalıplarından çok kendi düşüncelerimi izlemeye çalışmıştım. Tabi tümüyle yararsız olmadı diyemem. Özellikle belgesel çekimlerinde çok yere gittik, çok insan tanıdık. Bu da heybeye oldukça zengin malzemelerin girmesini sağladı.

Yazılarınızda imgelere çok yer veriyorsunuz; anlatmak istedikleriniz daha çok toplumsal öğeler mi yoksa kendi iç dünyanız mı oluyor?

İster bireysel ister toplumsal konuları anlatın, imge kullanabilirsiniz. İmge kullanmakla toplumsal temaları anlatmak arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Ama en dışa dönük, en çok siyasileşmiş, toplumsal sorunlara en çok ilgi duyar bir yazar bile aslında ‘kendi iç dünyasını’ anlatıyordur.

Sizce öyküde şiirsellik mi daha önemlidir yoksa tema mı?

İkisi de diyebilirim. Öykü, şiirle masal arasında bir türdür. Öyküde şiirsel bir tadın olması yerinde olur. Ama bunu abartmamak lazım. Ben bazı öykülerimde abarttığımı görüyorum. Keşke belirli bir dengede, bir kararda tutabilsek… Esasen şiiriyet, hayatın özünde var. Hayatın özündeki o şiirsel mantık da, ister öykü ister roman ister tiyatro oyunu yazın kendisini mutlaka gösterebiliyor.

Üretken bir yazar olarak hiç kendinizi tekrarladığınızı düşündüğünüz oldu mu?

Az veya çok yazın, mutlaka tekrara düşersiniz. Tekrara düştüğümü hep düşünmüşümdür. Ama, insan aslında bütün yaşamı boyunca aynı şeyi anlatıp duruyor. Yani bir bakıma bir tek şey söylüyor, bütün söyledikleri, o şeyin tekrar söylenişinden ibaret oluyor.

Yazı yazarken nasıl bir ruh hali içine giriyorsunuz ve size neler ilham kaynağı oluyor?

Bazı öykü ve romanlarımı yazarken kendimden geçtiğimi söyleyebilirim. Anlattığınız kişilerin ruh haline bürünüyorsunuz. Anlattığınız yerlere gidiyorsunuz. Bu, her yazarın yaşadığı bir durum. Ama bazen parmaklarınız kelimelerin hızına yetişemeyebiliyor. O kadar süratli bir iç konuşma başlıyor ki, yazıya geçirirken zorlanıyorsunuz.

Gençlik yıllarınızda geleceğe dönük hedef/hayalleriniz nelerdi?

Çok hayalperest bir çocuktum. Olmadık hayaller kurardım. Pilot olmak istediğimi hatırlıyorum. Ortaokuldaki arkadaşım Ahmet’le, kağıttan, bezden kanatlar yapıp yüksek duvarlardan atlamaya, uçmaya çalıştığımızı hatırlıyorum. Hekim olmayı çok istiyordum. İnsanlara hizmet etmek… Sonra sürekli başka ülkelerde gezerek yaşamayı düşlerdim. Babam sinema işletmecisiydi. Sinema tutku halindeydi. Yönetmen ve oyuncu olmayı çok istediğimi hatırlıyorum.


Nitelikli ürünler ortaya koyabilmek için yeterli birikime sahip olduğunuzu ilk ne zaman düşünmeye başladınız?

Ben üniversiteyi edebiyat bölümünde okumuştum. Çok değerli hocaları tanıma imkanı buldum. Özellikle Prof. Amil Çelebioğlu gibi hocalardan Hz. Mevlana’yı, Sadi-ii Şirazi’yi, Attar’ı, Hayyam’ı okuma şansını yakaladım. Modern dönem edebiyatçılarının, geleneksel edebiyatı çok iyi bilmeleri gerektiğini o yıllarda fark etmeye başladım. Ama çok sonraları, bizim bilgelerimizin eserlerine dalma imkânı buldum. Yakın zamanlara kadar, bu bilgelerin ne kadar derin olduklarını bilmiyordum. Bunu yeni yeni fark ettiğimi söylemem gerekiyor.

Sizin için özel bir yeri ve hikâyesi olan bir eseriniz var mı?

Gezgin, Cam Ve Elmas, Anka, Dem ve Garip kitaplarımın bende ayrı birer hatırası, değeri vardır. Değer derken kendi kitabıma değer biçiyorum anlamına gelmemesini dilerim. Andığım kitapları yazarken çok haller yaşadığımı belirtmek için söylüyorum.

Sizce yeni neslin doğduğu sanal ortamdan sıyrılıp edebiyata yönelmesi nasıl mümkün olabilir?

Okumak okumak okumak… Çalışmak çalışmak çalışmak… Rahmetli Sakıp Sabancı gibi oldu ama… Gerçekten başka yolu yok. Çalışmak, okumak, samimi olmak… Ne kadar emek verirseniz o kadar sonuç alırsınız. Emek kutsaldır. Geçici, uçucu olan şeylere gönül ve emek vermemek lazım… Modern iletişim ortamları bir şekilde hayatımızda yer alıyor. Onları gerektiğinde kullanmak gerekiyor. Ama asıl, yıldızlar gibi ebedi olana emek ve gönül vermek lazım.

Gençlik yıllarınızda en çok hangi tarz eserler okudunuz ve hangi yazarlardan etkilendiniz?

Üniversiteye kadar çok az okudum. Çöplük romanı ilk okuduğum ve beni çok etkileyen bir romandı. Sonradan Kemalettin Tuğcu’nun kitaplarını okudum peş peşe. Tabi çok sayıda Teksas ve Tommiks okuduğumu söylemeliyim. Sonra Tarkan ciltlerini hatırlıyorum. Onların neredeyse tümünü okumuştum. Bu arada Türkçe öğretmenimin verdiği modern Türk yazarlarının roman ve öykülerini okudum. Asıl okumalar, Üniversiteye geldiğim yıllarda başladı. Türk ve dünya edebiyatından yazarları tanımaya başladım. Yunus Emre gibi geleneksel ariflerimizin eserlerini okudum.

Öykülerinizi yazarken kullandığınız dil neye göre şekilleniyor?

Anlattığım konulara göre dil de şekilleniyor diyebilirim.

Özel hayatınızda zevk alarak yaptığınız hobileriniz var mı?

Rutin, sıkıcı bir gündelik hayatım var. Hobilerden çok kahve alışkanlığımdan söz etmeliyim. Tabi müzik dinlemek ve film seyretmek vazgeçemediğim, çok zevk aldığım şeyler…

Edebiyat ve televizyonculuğa ilgi duyan genç arkadaşlarımıza önerileriniz nelerdir?

Okumak okumak okumak… Çalışmak çalyışmak çalışmak…Güzellikleri kendimizden bilmemek. Kusurları kendimizden bilmek. Yaptığımız işleri çok ciddiye almak ama onlardan dolayı kibirlenmemek.

 

Gazi Anadolu Lisesi, Çalakalem Dergisi, 2011.

 


 

 


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 909

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

Facebook

Son yorumlar

Denizlili Mehmet Emin Efendi
Can kardeşim
Engin yüreklere dolan böylesi hakikat böylesi hakikati yansı...
09/05/12 16:24 Dahası...
@ NİLGÜN AYTAMAN

Hiç yayınlandı
hiç
kitap çok güzel 20 nisan da okulumuza geldiğinizde de söyliy...
09/05/12 16:24 Dahası...
@ cafer mert

Niyazî-i Mısri'nin izinde
ANKA
amaki hayaldeki anka ile misrinin ankasini birlestirmeye cal...
09/05/12 16:24 Dahası...
@ baise

Modern zaman dervişi Sadık Yal...
RABBİM BENİ AFFETSE DE, diğerine dilim varmıyor. Onu sevmek ...
09/05/12 16:27 Dahası...
@ Sefa güveloğlu

Cumhuriyetin Gözü Yaşlı Çocukl...
tek adam
tek adami enaz 60 yil hep sag görüslü parti yönetti tek ada...
21/03/12 15:12 Dahası...
@ kemal

ÇİZMECE

BİRLİK


Son Okuduklarım

Arama motorları akla zarar mı?
18.07.2011 20:06
Aşağıdaki satırlarda okuyacağınız makalede vermeye çalıştığım mesajla bilgisayar başında yaşadığım durum çelişiyor olsa da,... Devamını oku...
Imam 'Ali in der islamischen Gnosis - Teil 4 | Über die Liebe und Gefolgschaft
29.04.2011 17:35
Verehrte Leser, lange haben wir unseren Blog nicht angefasst. Es waren äussere Umstände die unsere lange Abstinenz veranlasst haben.... Devamını oku...
Anadolu Nefesi
29.04.2011 17:27
Ondörtbin yıl gezdim pervanelikteSıtkı ismin duydum divanelikteİçtim şarabını mestanelikteKırkların cem'inde dara düş... Devamını oku...
Haktır Allahım Muhammed mahım
29.04.2011 17:24
Haktır Allahım Muhammed mahım Ali'dir şahım efendim Allah eyvallah Fatıma Zehra Hatice Kübra Nuri kibriya efendim Allah eyvallah ... Devamını oku...
Devriyye
29.04.2011 17:21
(18) Âşık, gel, cân kulağıyla bu sözleri duy. Gel, insanın aslı nedir anla. Sırları ulu orta yerde anlatma.... Devamını oku...
Denizlili Mehmet Emin Efendi
05.04.2011 21:54
Hakk’ın insâna gelinceye kadar girmediği hiçbir şekil ve bir sûret ve bir renk kalmamıştır. Çünki bir ağacın... Devamını oku...
Su Uğultusu
02.03.2011 22:12
Öğleyi hızla geçerek bir ayrılık ikindisine uğruyor zaman. Yaşlı ve yorgun ruhum vedalaşıp uzaklaşıyor gölge ve ışıktan ... Devamını oku...

YENİ ALBÜM

Haberdar ol

E-Bülten'e abone ol

ÜYE GİRİŞİ






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şuanda 21 konuk çevrimiçi

Konan, göçen

mod_vvisit_counterBugün135
mod_vvisit_counterDün208
mod_vvisit_counterBu hafta343
mod_vvisit_counterBu ay4193
mod_vvisit_counter[07.08.08'den]377364