|
|
| Sadık Yalsızuçanlar: "Şiiriyet, hayatın özünde var." |
| Yazan Tayyibe ŞeBnem ErasLan | ||||||
| 16.05.2011 21:38 | ||||||
|
Lise yıllarında sizi çok etkileyen, yazmaya teşvik eden bir anınız var mı? Belirli bir anıdan çok, ortaokuldaki Türkçe öğretmenimin özendirici ve kışkırtıcı rolünü anmak isterim. Bize sürekli müfredat dışı kitaplar ve yazılar okurdu. O zamanlar Cumhuriyet gazetesi oldukça etkin bir gazeteydi. Öğretmenimiz Oktay Akbal, Mehmet Kemal gibi yazarların gazetedeki yazılarını hep okurdu. Onun önerdiği kitapları mutlaka okurdum. Bulamadığımız kitapları kendisi verirdi. Ondan önce, ilk okuduğum romanın, “Çöplük’ün” bende bıraktığı etkiyi de hatırlıyorum. Bir yazar olmamasına rağmen, yaşadığı sıkıntıları anlatan, sıradan bir insan olan Çöplük’ün yazarındaki içtenlikli anlatım beni etkilemiş, ‘keşke ben de böyle yazabilsem’ demiştim. Çeşitli tv programlarına imza attınız, bunların yazarlık hayatınıza ne gibi getirileri oldu? İster bireysel ister toplumsal konuları anlatın, imge kullanabilirsiniz. İmge kullanmakla toplumsal temaları anlatmak arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Ama en dışa dönük, en çok siyasileşmiş, toplumsal sorunlara en çok ilgi duyar bir yazar bile aslında ‘kendi iç dünyasını’ anlatıyordur. İkisi de diyebilirim. Öykü, şiirle masal arasında bir türdür. Öyküde şiirsel bir tadın olması yerinde olur. Ama bunu abartmamak lazım. Ben bazı öykülerimde abarttığımı görüyorum. Keşke belirli bir dengede, bir kararda tutabilsek… Esasen şiiriyet, hayatın özünde var. Hayatın özündeki o şiirsel mantık da, ister öykü ister roman ister tiyatro oyunu yazın kendisini mutlaka gösterebiliyor. Az veya çok yazın, mutlaka tekrara düşersiniz. Tekrara düştüğümü hep düşünmüşümdür. Ama, insan aslında bütün yaşamı boyunca aynı şeyi anlatıp duruyor. Yani bir bakıma bir tek şey söylüyor, bütün söyledikleri, o şeyin tekrar söylenişinden ibaret oluyor. Bazı öykü ve romanlarımı yazarken kendimden geçtiğimi söyleyebilirim. Anlattığınız kişilerin ruh haline bürünüyorsunuz. Anlattığınız yerlere gidiyorsunuz. Bu, her yazarın yaşadığı bir durum. Ama bazen parmaklarınız kelimelerin hızına yetişemeyebiliyor. O kadar süratli bir iç konuşma başlıyor ki, yazıya geçirirken zorlanıyorsunuz. Çok hayalperest bir çocuktum. Olmadık hayaller kurardım. Pilot olmak istediğimi hatırlıyorum. Ortaokuldaki arkadaşım Ahmet’le, kağıttan, bezden kanatlar yapıp yüksek duvarlardan atlamaya, uçmaya çalıştığımızı hatırlıyorum. Hekim olmayı çok istiyordum. İnsanlara hizmet etmek… Sonra sürekli başka ülkelerde gezerek yaşamayı düşlerdim. Babam sinema işletmecisiydi. Sinema tutku halindeydi. Yönetmen ve oyuncu olmayı çok istediğimi hatırlıyorum. Ben üniversiteyi edebiyat bölümünde okumuştum. Çok değerli hocaları tanıma imkanı buldum. Özellikle Prof. Amil Çelebioğlu gibi hocalardan Hz. Mevlana’yı, Sadi-ii Şirazi’yi, Attar’ı, Hayyam’ı okuma şansını yakaladım. Modern dönem edebiyatçılarının, geleneksel edebiyatı çok iyi bilmeleri gerektiğini o yıllarda fark etmeye başladım. Ama çok sonraları, bizim bilgelerimizin eserlerine dalma imkânı buldum. Yakın zamanlara kadar, bu bilgelerin ne kadar derin olduklarını bilmiyordum. Bunu yeni yeni fark ettiğimi söylemem gerekiyor. Gezgin, Cam Ve Elmas, Anka, Dem ve Garip kitaplarımın bende ayrı birer hatırası, değeri vardır. Değer derken kendi kitabıma değer biçiyorum anlamına gelmemesini dilerim. Andığım kitapları yazarken çok haller yaşadığımı belirtmek için söylüyorum. Okumak okumak okumak… Çalışmak çalışmak çalışmak… Rahmetli Sakıp Sabancı gibi oldu ama… Gerçekten başka yolu yok. Çalışmak, okumak, samimi olmak… Ne kadar emek verirseniz o kadar sonuç alırsınız. Emek kutsaldır. Geçici, uçucu olan şeylere gönül ve emek vermemek lazım… Modern iletişim ortamları bir şekilde hayatımızda yer alıyor. Onları gerektiğinde kullanmak gerekiyor. Ama asıl, yıldızlar gibi ebedi olana emek ve gönül vermek lazım. Üniversiteye kadar çok az okudum. Çöplük romanı ilk okuduğum ve beni çok etkileyen bir romandı. Sonradan Kemalettin Tuğcu’nun kitaplarını okudum peş peşe. Tabi çok sayıda Teksas ve Tommiks okuduğumu söylemeliyim. Sonra Tarkan ciltlerini hatırlıyorum. Onların neredeyse tümünü okumuştum. Bu arada Türkçe öğretmenimin verdiği modern Türk yazarlarının roman ve öykülerini okudum. Asıl okumalar, Üniversiteye geldiğim yıllarda başladı. Türk ve dünya edebiyatından yazarları tanımaya başladım. Yunus Emre gibi geleneksel ariflerimizin eserlerini okudum. Anlattığım konulara göre dil de şekilleniyor diyebilirim. Rutin, sıkıcı bir gündelik hayatım var. Hobilerden çok kahve alışkanlığımdan söz etmeliyim. Tabi müzik dinlemek ve film seyretmek vazgeçemediğim, çok zevk aldığım şeyler… Okumak okumak okumak… Çalışmak çalyışmak çalışmak…Güzellikleri kendimizden bilmemek. Kusurları kendimizden bilmek. Yaptığımız işleri çok ciddiye almak ama onlardan dolayı kibirlenmemek.
Gazi Anadolu Lisesi, Çalakalem Dergisi, 2011.
![]()
Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 909
Yorum yaz
|
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Güzerân |
| Sırlı tuğlalar |
| Bilişmeler |
| E - kitap |
| Haberler |
| Endam Aynası |
| Bağlantılar |
| Arama |
| Eve dön |
| Arşiv [Eski site] |
| Misafir defteri |
| Denizlili Mehmet Emin Efendi |
|
Can kardeşim Engin yüreklere dolan böylesi hakikat böylesi hakikati yansı... |
| 09/05/12 16:24 Dahası... |
| @ NİLGÜN AYTAMAN |
| Hiç yayınlandı |
|
hiç kitap çok güzel 20 nisan da okulumuza geldiğinizde de söyliy... |
| 09/05/12 16:24 Dahası... |
| @ cafer mert |
| Niyazî-i Mısri'nin izinde |
|
ANKA amaki hayaldeki anka ile misrinin ankasini birlestirmeye cal... |
| 09/05/12 16:24 Dahası... |
| @ baise |
| Modern zaman dervişi Sadık Yal... |
| RABBİM BENİ AFFETSE DE, diğerine dilim varmıyor. Onu sevmek ... |
| 09/05/12 16:27 Dahası... |
| @ Sefa güveloğlu |
| Cumhuriyetin Gözü Yaşlı Çocukl... |
|
tek adam tek adami enaz 60 yil hep sag görüslü parti yönetti tek ada... |
| 21/03/12 15:12 Dahası... |
| @ kemal |
![]() | Bugün | 135 |
![]() | Dün | 208 |
![]() | Bu hafta | 343 |
![]() | Bu ay | 4193 |
![]() | [07.08.08'den] | 377364 |