|
|
| Sadık Yalsızuçanlarla tarih ve edebiyat üzerine |
| Yazan Yasemin Gül Gedikoğlu-Fatih Yüksel | ||||||||||||||||||
| 17.09.2009 16:52 | ||||||||||||||||||
|
Öykü sizin için ne anlam ifade ediyor? Sizi öykü yazmaya sevk eden etkenler nelerdir? Öykü yazmaya ne zaman başladınız? Çocukluğum sinema ortamında geçtiğinden, görsel bir anlatım tarzı öykü dilime alttan alta egemen oldu gibime geliyor. Ben öykü anlatmanın en masum şey olduğunu sanırdım. Oysa, zamanla gördüm ki, mesele öykü anlatmaktadır. Yani birşeyleri anlatmakta değil, öykü anlatmaktadır. Bu bir nevi imgesel veya olgusal bir anlatım biçimi, bir dil olarak bende ortaya çıktı. Edebiyatı tanımaya başladığımda, yalnızlıktan, aşktan, yoksulluktan canım yandıkça öyküler anlatıyordum. Uzunca bir süre bunları gizledim. Sonra, öykü yazdıkça kaçtığım acıların çoğaldığını farketmeye başladım. Ama yine de bir acıyı anlatabiliyorsanız onu altetme bakımından bir imkan önünüze açılabiliyor. Öyleyse, en kolay yaptığım şeyi, yani öykü anlatmayı sürdürecektim. Nitekim de öyle oldu. Neyi anlatmak istesem bunu o tanıdık, hep yaptığım yolla, öyküyle anlattım. Bu benden bir tutuma dönüştü, Heidegger'in dediği o kendi yüreğine bükülmek vardır ya, öykü yazmak da bende kalbime yönelmenin bir yolu haline geldi zamanla. Öykülerinizde şiirsel ifadelere ve şiir formuna rastlamaktayız. Öyküleri dizeler hâlinde yazmak ya da kafiyeli kelimeleri satır sonlarında kullanmak gibi. Genel manada bakıldığında öykücülüğünüzde şiirden faydalandığınız söylenebilir mi? Şiirin öykünüze ne gibi getirileri olduğunu düşünüyorsunuz? Doğurudur, öykülerimde hep şiirsel bir yan vardır. Bu, esasen, öyküde çok dikkat edilmesi gereken bir şeydir. Abartılınca çekilmez hale gelebilir. Kararında, yalın, samimi olmalı. Öykülerinizdeki kişileri ya da kurguyu oluştururken kendi hayatınızdan mı yola çıkıyorsunuz yoksa tamamen hayal gücünüzün zenginliklerinden mi faydalanıyorsunuz? İkisi de diyebilirim. Ama canım çok yanınca daha çok yazıyorum. Yaşamadan, tatmadan yazdığım pek az öyküm vardır. Herkesin Batı’ya yönelmeyi tercih ettiği bir dönemde yaşıyoruz. Sizin öykülerinize baktığımızdaysa Doğu kültürünün derin izlerine rastlıyoruz. Bu sadece köklerimizin bağlı olduğu topraklara bir vefa borcu ödemek için midir yoksa farklı bir sebepten bahsedebilir miyiz? Hem vefa, hem de irfanın Doğu’da oluşundandır. İrfan, kelamdır, kendini bilmektir, cevherdir, özdür, mayadır. Anadolu, güneşin doğduğu yer demektir. Güneş, hakikattir. Biz, kendi bilgelik geleneğimizden besleniriz. Bu muazzam dünya ile ilişkilerimiz modern zamanlarda örselenmiş de olsa, bu bağları yeniden güçlendirmek zorundayız. Çocukluk ve gençlik yıllarınızda okuduğunuzu belirttiğiniz Kemalettin Tuğcu, İsmail Hekimoğlu ve Nezihi Polat gibi yazarların eserleriyle büyümenizin yazın hayatınıza ne gibi tesirleri olmuştur? Benim yazıyla, edebiyatla uğraşmamda, öncelikle babamın işlettiği sinemalarda seyrettiğim yüzlerce filmin etkisi vardır diye düşünürüm. Söz ettiğiniz yazarlar arasında ise en çok Tuğcu beni etkilemiştir. Hekimoğlu İsmail’in romanını lisede iken okumuştum. Her sanatçı kendisine göre bir sanat tarifi yapmıştır. Siz de “Sanat, insan ile Allah arasında bir gizdir” diyorsunuz. Yaptığınız bu tariften yola çıkarak sanat anlayışınız hakkında daha detaylı bilgi verebilir misiniz? İnsan eksiklerini gediklerini tamamlıyor, kendini muhasebe ediyor ve yazı çileli bir şey olduğundan aynı zamanda bir riyazet yolu gibi, insanın kendisini bir anlamda disipline etmesini zorunlu kılıyor. Ayrıca, bu, Heidegger'in bilge bir Japon dostu Hishamatsu'nun dediği gibi bir gei-do üzerinde yürümesini de sağlıyor. Kökene dönme, insanın eklerinden, yüklerinden kurtulması ve ruhun dairesine doğru girmesi sanat yoluyla mümkün olabiliyor. Heidegger, düşünmenin felsefe yoluyla düşünmenin imkanlarının tıkandığını, bunun belki şiirle mümkün olabileceğini söylüyordu. Rilke, Goethe ve Hölderlin'le ilgilenmesinin, şiirin özüne ilişkin yazmasının nedeni bu. Sanat, kuşkusuz böyledir, insanı tekmil eder, belirli bir kemal yoluna çeker, belki de bir yol, bir yordam arama çabasıdır. Necatigil bunu, insanın yalın, e, de, den halleri olarak da ifade eder, hasret, gurbet ve hikmet burçları biçiminde de. Zaman ve varlık kürevi olduğundan ve feleklerin dairesi burçlarla isimlendirildiğinden, hikmeti de bir yetkinlik düzeyi, bir sır olarak düşünürsek doğru... Ödül alan eserlerinize baktığımızda her ikisinin de mistik ögelerle kurulu olduğunu görüyoruz. Kitaplarınızı bu metafizik olgularla oluşturmanızda Doğu kültürünün ve tasavvuf öğretisinin yerinin büyük olduğunu düşünüyoruz. Bu eserlere ödülü getiren ya da eserleri önemli kılan sizce kurgularda bulunan bu ögeler olabilir mi? Bizler, modern zamanlarda gelenekle bağı kopmuş bahtsız insanlarız. Muazzam bir irfan geleneğimiz vardı, bir birikimin içinden geliyoruz. Ama, kutsalla bağlarımız zayıfladı. Daha maddeci, dünyevi bir yere doğru geldik. Geleneksel tasavvuf geride kaldı. Eski formlar, eski kalıplar yok artık. Modernleşen yaşam içinde bilgece yaşamak çok güç. Kendimizi korumak, tasavvufun geleneksel yollarını bu yeni hayat içinde farklı biçimde yaşamak durumundayız. Tasavvuf ile mistisizmi, metafiziği de karıştırmamak lazım. Bunlar farklı şeyler. Bizim modernleşme anlayışımız, daha çok Batılaşma olduğu için tasavvuf geleneğinde de bunun sonuçları beliriyor. Dolayısıyla başka başka yolları, yöntemleri tasavvufa taşımaya çalışıyoruz, karıştırıyoruz. Doğrusunu isterseniz ben planlar yaparak yazmıyorum. Zuhurata tabi oluyorum. Karşıma ne çıkarsa, içime ne doğarsa onu anlatmaya çalışıyorum. Çocuk edebiyatı alanında kaleme aldığınız eserlerinizde Doğu Edebiyatının önde gelen sanatçılarından, Mevlana ve Sadi Şirazî gibi, ilham aldığınızı biliyoruz. Manevî değerlerin ön plana çıktığı bu eserlerin çocuklar için yazıldığı düşünüldüğünde onların dimağlarına ve yüreklerine dinî ve tasavvufî öğretilerle seslenerek daha bilinçli ve İslam’ı öğrenerek yetişen bir kuşak yaratmada öncü olduğunuz düşünülebilir mi? Hayır hayır estağfirullah…Bendeniz birkaç masal kitabı yazdım sadece. Çocuk edebiyatını pek bilmem. Bu alanda çok değerli Mustafa Ruhi Şirin gibi, Mevlana İdris gibi yazarlar var. Ödül de alan Rüya Sineması adlı eserinizi yazarken sinema işletmecisi olan babanız Abdurrahman Yalsızuçanlar’dan ve çocukluk yılları hatıralarınızdan ilham aldığınızı söyleyebilir miyiz? Eserler gerçek hayata ne kadar çok yaslanırsa o derece başarı getirir düşüncesi ile ilgili fikirleriniz nelerdir? Tabii…İnsan büyük oranda çocukluğudur. Babam sinema işletmeciliği yaptı uzun yıllar. Benim edebiyata, öyküye, romana ilgi duymamda, sinema ile uğraşmamda bu çok etkili oldu. Esasen benim çocukluk yıllarım çok renkli, zengin bir dünyada geçti. Bende hem babamın işlettiği, özellikle yazlık sinemalarda seyrettiğim filmler hem de hayal sinemam çok fazla dokunaklı, komik ve maceralı hikâyelerle doludur. Çocukken rüyasız uykum olmadığını söyleyebilirim. Hayalin sınırlarının bu denli geniş olduğunu çocukluğuma dönüp bakınca biraz anlayabiliyorum. Sonradan İbn Arabî ve Bediüzzaman'dan, hayal'in bir 'âlem' bir 'berzah' olduğunu öğrendiğimde çok şaşırmadım diyebilirim. Gerçek dünyadan çok, o büyülü, sinemasal âlemde geçmiş çocukluğum. Bu, yaşamımın tümüne sirayet etti sonra. Daima gerçeklerden, gerçekliklerden kaçtım; hayale, rüyaya, düşlere sığındım, onların daha gerçek olduğunu düşündüm. Şimdi, yavaş yavaş yokuşu inerken bu duygum daha çok güçleniyor, görüyorum.
bizim külliye dergisi, 41. sayı, 2009. Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1134
Yorum yaz
|
||||||||||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Güzerân |
| Sırlı tuğlalar |
| Bilişmeler |
| E - kitap |
| Haberler |
| Endam Aynası |
| Bağlantılar |
| Arama |
| Eve dön |
| Arşiv [Eski site] |
| Misafir defteri |
| Kürt Dilinde Tasavvuf |
| MOLLA İ CEZERİNİN KÜRTÇE DİVAN NI KİTAP OLARAK ALMAK İSTİYOR... |
| 25/01/12 21:17 Dahası... |
| @ GÜLŞİN |
| Sadık Yalsızuçanlar ile... |
|
özdeş ruhlar Değerli Kalemşah ekibi, Handan Güler ve Sadık Hocam... Özdeş... |
| 05/01/12 21:37 Dahası... |
| @ süheyla yıldırım |
| Hiç yayınlandı |
| kitap çok guzel.. Yazarımız Sadık YALSIZUÇANLAR'ın ellerine ... |
| 02/01/12 16:00 Dahası... |
| @ feyza |
| Sadık Yalsızuçanlar ve "Anka... |
|
haticenesibe çok güzel :grin :grin :grin :grin |
| 02/01/12 16:00 Dahası... |
| @ hacer |
| Aşkı bilmek isteyen Mevlâna ol... |
|
Müstefid Allah razı olsun müstefid oldum. Muhabbetle üstadım... |
| 09/12/11 22:19 Dahası... |
| @ kadir |
![]() | Bugün | 15 |
![]() | Dün | 205 |
![]() | Bu hafta | 583 |
![]() | Bu ay | 1471 |
![]() | [07.08.08'den] | 359005 |