JA slide show
Anasayfa
Sadık Yalsızuçanlar : "Kimse Yaratıcıya etnik kimliğini sipariş veremiyor"
Yazan Fatmanur Altun   
16.02.2009 15:45
 TÜR­Kİ­YE, “Kürt açı­lı­mı” adı ve­ri­len ye­ni bir de­ne­yim ya­şı­yor. Hü­kü­me­tin baş­lat­tı­ğı ini­si­ya­tif ile ka­mu­oyu­nun gün­de­mi­ne ge­len sü­reç, Kürt­çe ya­yın ya­pan TRT 6 (Şeş)’nın ya­yın ha­ya­tı­na baş­la­ma­sıy­la ye­ni bir aşa­ma­ya evi­ril­di. Bir ta­raf­ta bu sü­re­ci des­tek­le­yen­ler, di­ğer ta­raf­ta sü­re­ce mu­ha­le­fet eden­ler var. Ne var ki tar­tış­ma­lar, me­se­le­nin cid­di­ye­ti­nin gerektirdiği de­rin­lik­ten he­nüz çok uzak­ta.

Böy­le­si bir at­mos­fer­de, yü­rü­tü­len tar­tış­ma­la­ra de­rin­lik ka­zan­dı­ra­cak bir is­mi din­lemek çok daha önemli hale geliyor. Sadık Yalsızuçanlar ve son kitabı Kürtlerin Ateşle İmtihanı, ‘Kürt sorunu’nu ve ‘Kürt açılımı’nı daha yakından anlamamıza yardımcı olacak.

Her eserin arkasında bir motivasyon vardır mutlaka. Siz de Kürtlerin Ateşle İmtihanı’yla son derece kapsamlı bir çalışma ortaya koydunuz. Böylesi oylumlu bir eser ortaya çıkaracak enerjiyi ve motivasyonu nereden buldunuz?

Bi tarafım Kürt, öncelikle sorunun içinden geçen biriyim. Köyüm, babamın köyü boşaltılmadı ama otuz yılı aşkın bir süredir bu sorundan fena halde mustarip oldu. Yakınlarım arasında zarar görenler var. Seyit rıza ve Şeyh Said gibi mazlumlara karşı özel bir duyarlığım öteden beri vardı. Ama bu kitabı yazma konusunda beni asıl motive eden şey, 12 Eylül Diyarbakır cehennemidir. Bu sorunun içinde neler olduğunu öteden beri merak ediyordum. Bu kişisel meraklarımı gidermek üzere yola çıktım, bin sayfayı aşkın bir dosya oluştu. Malzemenin bir kısmını eledim, Kürtlerin Ateşle İmtihanı belirdi.

Ulus-devlet korkular üzerine kurulur derler. Türkiye'nin korkularından biri de "Kürt sorunu" etrafında karşımıza çıkarılan "bölücülük" korkusu. Bu korkuları kim üretiyor?

Ulus-Devlet’ler korkular üzerine kurulmadı aslında. Bu, Batı’da sosyolojik-siyasal bir süreçti. Ama örneğin Almanya ve İtalya kendisini kısa sürede onarabildi ve ‘demokratikleştirebildi’. Ulus devletin orada ürettiği büyük acılardan çok derler çıkarıldı. Türkiye sorunlarını aşma yönünde onlar gibi bir gelişme kaydedemedi. Oysa bizim tarihsel tecrübemiz, geleneksel birikimimiz kıyaslanamayacak kadar zengin. Bizim çok daha kısa sürede hak ve özgürlüklere ilişkin alanlarımızı zenginleştirmemiz, ulus devletin ürettiği sorunları çözebilmemiz mümkündü. Etnisiteye dayalı bir birlik olmaz. ‘Milli birlik ve beraberlik’ içi boş bir şey. Retorikten öteye geçmiyor. Ulusa dayalı birliğin imkansızlığını dünyanın pek çok ülkesinde onlarca yıl önce insanlar gördüler. Bunu biz tam anlamıyla fark edemedik. Bölünme paranoyası, bu konuda samimi olanları dışta bırakarak söyleyecek olursak, sorunlarımızın çözümünü istemeyenlerce kullanılan bir yalandır. Bu korkuyu üretenlerin niyetlerini sorgulamayalım tamam ama belirli çıkarlar sağlandığı ortada. Bunu eleştirmek, sorgulamak gerekir.

Fevzi Çakmak'ın 1932'de söylediği bir söz var. Diyor ki, kendilerine "Kürt adı veren birtakım eşkiya grubu var. Bunların Güneydoğu yöresinde görüldüğü bildirilmiştir". Bu itici tavır yıllarca canlı kaldı bu ülkede. Siz bu tavrın değiştiğini düşünüyor musunuz?

Etnik milliyetçilerde Kürtlere karşı husumet düzeyinde bir tutum var, bu kesin. Ama bunun dışında mütalaa edeceğimiz diğer yaygın kesimde de olumsuz bir duyarlılık söz konusu. ‘Kürtmüş ama iyi çocuk’ türünden ifadeler, tıpkı ‘Ermeni dölü!’ndeki gibi bilinçaltını ele veriyor ki, böylesi bir hassasiyet bu. Modern ulus devlet, bizde etnik temelli kurgulandığı için, Türk olmayan unsurlara karşı olumsuz bir psikoloji daima vardır. Türk ve Sünni içerikli bur kurgu bu. Kimliğin içinde bu var. Türk ve Sünni olmayan unsurlara karşı öteden beri belirli bir hassasiyet oluşmuş geliyor.

Türk siyasal eliti, “Kürt sorunu”nu, uzun yıllar boyunca bir geri kalmışlık sorunu olarak ele aldı. Bölgenin modernleştirilmesiyle sorunun ortadan kalkacağını düşündü. Modernleşmenin yolunun da geleneksel değerlerin temizlenmesinden ve Kürt toplumunun sekülerleşmesinden geçtiğini düşündü. Siz de kitabınızda, bu sorunun ancak İslamiyet’in sunduğu çerçeve içerisinde sahici olarak çözülebileceği tezini işliyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?

Ona, ‘cümle varlığın birliği ve kardeşliği’ diyelim Yalçın koç’tan ödünç alarak.

Kürt sorunu ne sadece bir refah sorunudur, ne kimlik ne de demokrasi, üçüdür.

Refah olsaydı, en az bölge kadar yoksul başka yerler var ama orada böylesi bir sorun belirmiyor. Tek başına kimlik sorunu da değil, çünkü Kürtlerin sadece kimliğe ilişkin şikayet ve talepleri yok, daha çok özgürlük, demokrasi, insan hakları, daha çok refah ve daha çok kimlik hakları istiyorlar. Bu üç faktörü bir arada düşünmek gerekiyor.

Bendeniz bunun öncelikle kozmik bir birlik ilkesi zemininde, hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ve ekonomik bakımdan da geliştirilmesi yönünde aşılabileceğine inanıyorum.

1990’lardan bu yana farklı ideolojik kutuplardaki Kürt aydınlarının ortak bir milliyetçilik eğilimi içerisine girdiklerini gördük. Bu milliyetçileşme eğiliminin geldiği nokta, sizin sunduğunuz çerçevenin önünde ne kadar engel teşkil ediyor sizce?

Türk milliyetçiliği Kürt milliyetçiliğini doğurdu. Etnik temelli ulus devlet kurgusunun sonucudur bu. Her toplumda çok az da olsa belirli bir milliyetçi kesim olur daima. Ama burada Kürt kimliğinin inkarından kaynaklı bir tepki var bu bunun beslediği bir karşı milliyetçilik söz konusu.

Bir yanda atılan ümit verici adımlar var. Fakat diğer taraftan da zaman zaman hükümet kaynaklı iç burkan açıklamalarla karşılaşıyoruz. Kürt meselesi söz konusu olduğunda özgürlükçülüğün sınırları niye bu kadar daralıyor?

Bu sorunun içindeki gerilimden de kaynaklanıyor, Kürt olmayanların Kürtlere ilişkin ön yargılarından ve bilinçaltındaki milliyetçi tortulardan da. Kimse, Yaratıcı’ya etnik kimliğini –tabir caizse- sipariş vermiyor. Kürt olmayanların Kürtler’in sorunlarına karşı daha adil, daha demokratik, daha anlayışlı ve empatik davranması gerekiyor. Kürtlerin sadece 12 Eylül döneminde Diyarbakır’da yaşadıklarını bilmek bile yeterli aslında empati konusunda.

TRT 6'nın devlet aklını topluma empoze etmek üzere kurulduğunu düşünenler var. Siz nasıl bakıyorsunuz bu meseleye?

TRT-6 hayli başarılı görünüyor. Halk Kürtçesi kullanıyor, daha estetik ve folklorik, daha insani bir yayını yeğliyor. Siyasal açıdan belirli bir düşünceyi empoze etmiyor, insanların aklıyla alay etmiyor, böylesi bir iletişim ve eğlence ortamına çok ihtiyaç vardı, sanırım buna cevap veriyor.

Bu kitapta ulaştığınız sonucu birkaç cümleyle bizimle paylaşmanızı istesem neler söylersiniz?

Daima umut vardır.

 

Anlayış, Sayı : 69, Şubat, 2009


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 615

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

Facebook

Dumanüstü haber

Kurmaca/Yaratıcı Metin Yazarlığı Kursları Başladı

Senaryo

Sinopsis

Tretman

Diyalog

Radyo Oyunu

Tiyatro Metni

Öykü

Roman

Masal

Ve diğer yaratıcı yazı alanlarına ilişkin uygulamalı kurslar için başvurularınızı bekliyoruz.

Başvuru İçin :

Devamını oku...
 

Son yorumlar

Sadık Yalsızuçanlar ile ufuk m...
Biraz eksik
sadık hoca beni çok etileyen bir yazardır zaten. Her kitabı ...
05/09/10 08:58 Dahası...
@ zeynep güngör

Atacaksan tokadı böyle atacaks...
yavuz selim
değerli yazar , yavuz sultan selin hanın şairliğini bilyoru...
31/08/10 13:13 Dahası...
@ sezai yıldırım

Bu kez bir aşk hikâyesi yazdı
hikaye kadar güzel bir anlatım:) alacağım ilk kitaplar arası...
14/08/10 23:31 Dahası...
@ cennet

Bu kez bir aşk hikâyesi yazdı
ustalara teşekkür
başımızda hala üstad sezai karakoç gibi, rasim özdenören, mu...
10/08/10 09:36 Dahası...
@ aziz kağan Güneş

Bu kez bir aşk hikâyesi yazdı
söyleşiyi okuyabileceğiniz adres işte bu
sadık yalsızuçanlar söyleşisi http://kalemsah.blogspot.com/...
07/08/10 23:31 Dahası...
@ handan

BİRLİK


Açık Deniz'de bu hafta

 Açık Deniz'e, bu hafta [11 Eylül 2010 Cumartesi gecesi, Saat 23.00'te] Hayat Nur Artıran konuk oluyor...Hz. Mevlana, Mevlevilik, mesnevi-i Şerif, İslam irfanı, irfani geleneğin temel kavramları, kişilikleri üzerine konuşulacak; birbirinden güzel, türküler, nefesler ve nutuklar dinlenecek... 
Açık Deniz

Okuma notları

Gezgin Boşnakça'da
01.09.2010 15:16
Gezgin Saraybosna’da Yayımlandı Sadık Yalsızuçanlar’ın, Almanya, Bulgaristan ve Fransa’da okurla buluşan Gezgin adlı... Devamını oku...
Atacaksan tokadı böyle atacaksın
29.08.2010 22:57
Sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyâr olur Sâdıkâne belki... Devamını oku...
"sekiz otuz sekize yirmi kala"
06.08.2010 20:43
‘Şarkıları da değiştiriyorum, ‘Hiçbir neden yokken ya da ben bilmezken, söylenip yok yere sitem etmişimdir. Havaya doğru iki... Devamını oku...
Biricik Sevgili
06.08.2010 20:39
Birlik ve aşk sırrı ezel ve ebedi kaplamış Zatında O sonsuzdur ve birdir O’nda asla nicelik ve sayısallık yoktur Zamansızlıkta ezel... Devamını oku...
Aşkın Sıcaklığı
06.08.2010 20:38
Bugün bayramdır. Güzelliğini görmekten Herkesin bayramı kutlu olmuş Yalnız ben o güzelliği görmekten Mahrumum. Yüz... Devamını oku...
Mustafa Tatcı: Yunus Bir Doğan İdi, Kondu Taptuk Koluna
06.08.2010 20:36
“Bu bir acaip haldir bu hale kimse ermez Alimle davi kılar, veli değme göz görmez İlm ile hikmet ile kimse ermez bu sırra Bu bir... Devamını oku...
Gökteki Tavaf
06.08.2010 20:30
Senin raks ve semaya kalkışının Sevinç ve neşesi ne güzel bir Felek bağlamış Her burçta boğalar, oğlaklar Elleri üzerinden... Devamını oku...
Kürtlerin (En) Hüzünlü Kahramanı : Şeyh Said
04.07.2010 10:13
29 Haziran, Şeyh Said Efendi’nin idamının seksenbeşinci yıldönümü… Bu satırları yazarken ne denli ‘tarafsız’... Devamını oku...
"Dağı Delen Irmak" akmaya devam ediyor
26.06.2010 20:39
Kemal Karpat hocanın basımı hayli olaylı bir geçmişe sahip kitabı bu kez Timaş’ça okura sunuldu : Dağı Delen Irmak. Öteden... Devamını oku...

YENİ ALBÜM

album4

Haberdar ol

E-Bülten'e abone ol

Not: Teknik bir yenilenme sebebiyle bülten aboneliklerinin yeniden yapılması gerekmektedir. Lütfen bülten kayıtlarınızı yenileyiniz.  

ÇİZMECE

ÜYE GİRİŞİ






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şuanda 8 konuk çevrimiçi

Konan, göçen

mod_vvisit_counterBugün235
mod_vvisit_counterDün452
mod_vvisit_counterBu hafta1644
mod_vvisit_counterBu ay4007
mod_vvisit_counter[07.08.08'den]200960