|
|
Bilişmeler
Söyleşiler
Millet onu kabrine değil kalbine gömdü | Millet onu kabrine değil kalbine gömdü |
| Yazan YUSUF ÇOPUR | ||||||
| 14.04.2011 21:43 | ||||||
|
BİR apartman. Adı Vefa. Kocatepe camiinin cenaze merasimlerinin yapıldığı kısmına bakan, üç katlı, eski bir yapı. Üç dönem bakanlık yapmış, darbeyle hayatı kararmış Yassıada’da idamla yargılanıp müebbet hapse mahkûm edilmiş bir insan. Sadık Yalsızuçanlar, Kayseri cezaevinde yatarken hastalanan ve ahrete göçen Tevfik İleri’nin hayat öyküsünü Vefa Apartmanı anı romanda yazdı. - Vefa Apartmanı ömrü çileyle yoğrulmuş bir şahsın hayatından kareler sunuyor okura. Böyle bir kitap yazma gereğini niçin hissetiniz? Çok değerli bir dostuma yeni yayımlanmış bir romanımı imzaladığımda, ‘Neden’ dedi, ‘Vefa apartmanının öyküsünü yazmıyorsun?’ ‘Vefa apartmanı nedir?’ diye sorunca da bu muazzam öyküyü anlattı. 1980 darbesinin üzerimize bir kâbus gibi çöktüğü günlerde kaldığım Ankara Seyranbağları’ndaki öğrenci evinden Kızılay’a giderken her gün önünden geçtiğim ama içerideki o müthiş hikâyeden habersiz olduğum apartman... Olgunlar sokak, 38 numara. On yıl boyunca bakanlık yapmış birinin kirada oturması pek alışıldık değil. Ölümünden sonra aile dostlarının da desteği ile bu arsa üzerine ev yapılıyor ve yıllarca taksitle ödeniyor. Aile eve, ‘Vefa’ adını veriyor. Bir vefa öyküsü... Yakın tarihin karanlık noktaları - Niçin Tevfik İleri? Tevfik bey, siyasetin yalancılık olmadığını, rant elde etmek, zenginleşmek, sınıf atlamak, sosyal statü sağlamak olmadığını kanıtlayan bir adam. Edebiyatla, şiirle ilgileniyor. Bir mühendis ama toplumsal ve siyasal sorunlara ilgi duyuyor. Hormonsuz bir Anadolu delikanlısı. Mütevazı, zarif, aşk ve sevgi dolu, hizmette ileri, ücrette geri. Belli ki dünyaya adını silmeye gelmiş. Belli ki, kendisinden dost’a, posta hazırlanan bir kuşak var. Tevfik İleri aynı zamanda bizim yakın tarihimizin pek çok loş koridorunu, kuytularını aydınlatan bir figür. Sürekli günlük tutmuş ve mektuplar yazmış. Konuşmaları da korunmuş. Onun güncesinin satır aralarında yakın tarihimizin on küsur yılının pek çok karanlık noktasının aydınlandığını görüyoruz. - Vefa Apartmanı bir anı roman. Ancak bizdeki biyografik eserler genelde bir edebiyatçı, sanatçı için hazırlanan, sadece kütüphane çalışmalarıyla yetinilen, ‘hayatı-sanatı-eserleri’ anlayışındaki kitaplardan oluşuyor. Yazarlarımız niçin bu kısır döngü içindeler sizce? Bilmiyorum. Bendeniz yaklaştığım her şeye yüreğimle eğiliyorum. Gönle girmeyen, rüyalarımıza nüfuz etmeyen bir şeyin anlatı düzeyinde bir işlevi, anlamı olacağını sanmıyorum. Vefa Apartmanı roman mı, bilmiyorum. Anı-roman nedir onu da bilmiyorum. Adı, başlığı önemli değil. İçerdeki öykü önemli. Bu anlamda hem yaşam öyküsü hem roman hem hikâye hem anı hem günce denilebilir. Bir çırpıda yazdığım, dönüp arkama da bakmadığım için değerlendirme yapamayacağım. Sadece bu güzel insanın, bu özel öyküsünü kayda geçirmek istedim o kadar. - Vefa Apartmanı’nın sizi en çok zorlayan, en çok düşündüren yönü hangisiydi? Duygusal ve önyargılı yaklaştığım için bu değerli tecrübeyi berhava etmekten korkuyordum. Ama gördüm ki Tevfik İleri’nin destansı yaşamını anlatırken bunu yapmamak imkânsız. Çoğu bölümünü ağlayarak yazdım. İnanılmaz bir hikâye Tevfik İleri. Onu öğrenmek hem insanlık kalitelerimizin artması için bir imkân hem de umutlarımızı güçlendiren, diri tutan bir işleve sahip. Esasen ailesiyle tanışınca işimin sandığım kadar güç olmadığını da fark ettim. Büyük kızı Cahide hanım, küçük kızı Ayşe hanım, damadı Ayhan bey ve eşi Vasfiye anne ile defalarca görüştük, sohbet ettik, notlar aldım. Vefa apartmanına defalarca gittim. Kendimi hem çok iyi hissettim hem de çok çaresiz. - Tevfik İleri’nin sizi etkileyen en önemli özelliği nedir? İleri’nin anısına ve şahsiyetine gereken ‘vefa’nın gösterildiğini düşünüyor musunuz? Dünyayı kalben tümüyle terk etmiş olması. Öldüğünde geriye dünyevi hiçbir şey bırakmamış. Kendisi zaten son mektubunda şöyle diyor: ‘Allah var. Büyük Allah var. Her şeyi görüyor, biliyor. Gördüğüne ve bildiğine inanıyorum. Gerisi laf u güzaf. Yapılacak tek şey tebessüm etmektir. Size mal, mülk, servet bırakmadım. Yalnız, size, şerefli, namuslu, erkek bir ad bırakabildim. Hiçbir zaman başınız yere bakmayacaktır. Bununla müteselliyim, siz de bununla iftihar edeceksiniz.’ Siyasal aktörlerimiz açısından bu hikâyede çok ibret verici bir yan var. Millet, böyle insanları asla unutmuyor, onları kabristana değil, gönlüne gömüyor. Trajedi sansürün arasından sızıyor - Kitaptaki, günlükler, mektuplar, şiirler İleri’nin zorlu geçen hayatının duygu haritasını oluşturuyor. Şiir gibi bir anı roman okuyoruz. Acı bir şiir. İç yakan. Ağlatan. Neler hissettiniz bu duyguları kitaba taşırken? Evet yer yer çok isyan ettim. İç kanatan binlerce olay. Özellikle Yassıada günlükleri ve mektuplarındaki kayıtlar çok yaralayıcı. Onları yazarken gerçekten canım çok acıdı. - Vefa Apartmanı’nda anlatılan sadece Tevfik İleri’nin hayatı değil aynı zamanda siyasi çalkantıların olduğu önemli bir dönemin toplum hayatına yansımaları. O dönemden bugüne baktığımızda kimlere ve nelere yazık ettik sizce? Yassıada bir hukuk rezaletidir. Darbe toplumun vicdanında derin bir yara açmıştır. Menderes ve arkadaşlarına yapılanlar, 12 Mart’ta solculara yapılanlar, Deniz Gezmişlerin maruz kaldığı, nihayet 12 Eylül’de Ülkücü, Kürt ve solculara yapılanlar ve 28 Şubat rezaletleri... Bütün bunlar Türkiye’nin toplumsal belleğin kapanması güç yaralar açtı. Nice fidan kırıldı, nice aileler dağıldı, nice insanlar heder oldu. Bu, insanlık onurumuzu yaralayan bir şey. Tevfik İleri ve arkadaşlarına yapılanlar gerçekten tahammül edilesi şeyler değil. Bereket İleri bunların büyük bir kısmını günlük ve mektuplarında kaydetmiş. Tabi mektuplar sansürlendiği için örtük yazılmış. Zaten söylenmeyen okunduğunda o trajedi hissedilebiliyor.
Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 716
Yorum yaz
|
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Güzerân |
| Sırlı tuğlalar |
| Bilişmeler |
| E - kitap |
| Haberler |
| Endam Aynası |
| Bağlantılar |
| Arama |
| Eve dön |
| Arşiv [Eski site] |
| Misafir defteri |