JA slide show
Anasayfa arrow Bilişmeler arrow Söyleşiler arrow Filmler, masallar ve rüyalar ve Sadık Yalsızuçanlar
Filmler, masallar ve rüyalar ve Sadık Yalsızuçanlar
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
27.05.2017 10:44

Denemeci, romancı, hikâyeci, tastamam bir yazar, kaleminden ilahi aşkdamlayan bir yazar, bol bol yazan bir yazar... Sadık Yalsızuçanlar’ı kısa birparagrafta anlatmak kolay değil. Bu toprakların, Anadolu coğrafyasının enginbirikiminin kâğıda aktığı genç deryalardan biri o. İstedik ki tanımayanlartanısın, edebiyatı tasavvuf hamurunda yoğurduğu kitaplarından dahaçok kişi istifade etsin. Sadık Yalsızuçanlar’ın dünyasına buyrun...

Önce likle Medipost’un röportaj teklifini geri çevirmediğiniz için teşekkür ederiz. Sadık Bey, nasıl bir evde doğdunuz? Nasıl bir aileniz var-dı? Çocukluğunuz, gençliğiniz nasıl geçti? Edebiyata ilginiz nasıl, nerede başladı? Size ne ilham verdi?

1961 yılında Malatya’da doğdum. Çarmuzu Mahallesinde. O zamanlar geleneksel kültür canlıydı. Çok sahiciydi. İnsanlar, yerel sözlüğü, aksanıyla çok güzel kullanırlardı. Çok samimiydiler. Çarmuzu Mahallesinde oturduk uzun süre. Kısa bir süre Cirikpınar ve sonra Melekbaba... Özellikle dedemgilin evinde kaldığımız günler harikaydı. Tabanı ve tavanı toprak, iki göz bir kilerden oluşuyordu. Önünde yaşlı ve bereketli bir dut ağacı vardı. Ondan kurutulur, pekmez ve pestil yapılırdı. Değirmenleri hatırlıyorum. Üç gün kalırdık orada. Yılda bir kez gidilirdi. Tandır ekmeğini, salamura peynirini, Davulcu Hasen’iki dervişiydi dedem. Babaannemde öyle. İkisi de hiç okumamış. Muhteşem insanlardı. Bazen evde cehri zikir yaparlardı. Halidi’lerin bir kolu böyledir. Mütevazı, yoksul insanlardı. Dedem, bakır tasa su koyar, şeker eritir, tandır ekmeği doğrar, iştahla yerdi. Babaannem saç sobanın közünü mangala çeker, çinko çaydanlıkta çay demlerdi. Tek lüksü bunlardı. Tertemiz insanlardı.

Şehrin mimarisi henüz bozulmamıştı. Faytonlar, at arabalar çalışıyordu. Esnaf, ahi ruhlu idi. Tabi ailemiz kalabalıktı. Yalnız, içe kapanık bir çocukluğum oldu. Çok hayal kurardım. Babam yazlık-kışlık sinemalar işletirdi. Babamın işlettiği sinemalarda çok film seyrederdim. Sanırım o beyaz perdede izlediğim filmler bende hikâye etme isteğini besledi. Çocukken rüyasız uykum olmadığını söyleyebilirim. Hayalin sınırlarının bu denli geniş olduğunu çocukluğuma dönüp bakınca biraz anlayabiliyorum. Sonradan hayalin bir âlem, bir berzah olduğunu öğrendiğimde çok şaşırmadım diyebilirim. Gerçek dünyadan çok, o büyülü, sinemasal âlemde geçmiş çocukluğum.

Söyleşinin tamamı burada: Medipost

 


 


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 580

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

SADIK YALSIZUÇANLAR,
ARTIK BÜTÜN KİTAPLARIYLA
PROFİL’DE…

sEsLi kiTaP

C’nin Hazırlanmış Hayatı
 
 Sesli Kitap.. Hazırlayan: Nisan Kumru
Bir ve Hep
 
Küf
 
Hiç