JA slide show
Anasayfa arrow Günlük arrow Zeyrek'te restorasyon
Zeyrek'te restorasyon
Yazan Murat Belge   
15.09.2008 08:14

Unkapanı köprüsünü geçip Valens kemerine yaklaşırken, sağda, yamacın üstünde, Pantokrator (veya Zeyrek camii) görünür. Cadde düzeyinde de, bu yamacın dikliğini meydana getiren, büyük ölçüde tuğla yapı vardır. Bunun bir sarnıç olduğu bilinir. Ben de böyle bilirdim ama içine hiç girmemiştim. Türkiye’de böyle yerlere nasıl, nereden girildiğini bir devlet bilir, bir de berduşlar (alaturka “clochard”lar). Devlet bilir ama bir baktıktan sonra –özel bir ilgilenme nedeni yoksa- kapatıp gider. Berduş, buna rağmen içeri sızmanın yolunu bulur.

Devletin “kapatıp gittiği” yer, neresi olabilir? Aslında, her yer olabilir; ama bu yer Bizans’tan kalma ise, ihtimal müthiş artar. Devletin oynadığı bu rol ise, Bizans ile Berduş arasında “simbiotik” bir ilişki kurulmasına yol açar. Laleli’deki Rotunda beter bir çarşı mekânına dönüştürülmeden önce, ayı oynatanlar, ayılarıyla birlikte orada gecelerdi. Ahırkapı’da Hristos Philanthropos klisesinde bildiğim kadar ayısız berduşlar yatıp kalkıyor. Dediğim bu sonuç da böyle bir yatakhaneydi. Ama bu, binanın gayri resmî işlevi. Resmî olanı da varmış: Hal’in Haliç’te olduğu zamanlardan başlayarak, bu serin mekânda, limon sarartılırmış. Böyle bir ticarî işlev de olunca, buralara artık hiç ayak basamıyorsunuz.

Şimdi burada restorasyon yapılıyor. Epey ilerlermiş, ama daha epey iş var. Görünüşü doğrusu çok etkileyici.


Yukarıda değindiğim bütün kasıtlı ihmale rağmen, çok ağır hasar görmediği de sanırım söylenebilir. Berduşlar özellikle kırıp geçirmiyorlar, belki buraları evleri gibi gördükleri için. Ufak tefek kırıp döktükleri oluyordur ama “saygıdeğer” toplum kadar zarar vermeye etleri butları müsait değil.

Bu sarnıcın üstünde başlayan Zeyrek başlı başına bir tarihî servet tabii. Öncelikle ahşap evleri önemli. Öteden beri söylediğim, söylemekten bıkmadığım bir şey vardır: Türkiye’de restorasyon işi ciddiye alındığında uçsuz bucaksız bir alan açılır. Bunun için tahtaya da, taşa da, demire de biçim vermeyi iyi bilen usta gerek. Kendisi bir restorasyon projesinin hedefi olan semtlerde yaşayan kural olarak yoksul insanların genç çocuklarını bunun için yetiştirebilir, meslek sahibi yapabilirsiniz. Bu yolda bazı adımların atıldığını da gördüm, geçen gün buralarda gezinirken.

Fatih Mehmed bu kenti eline geçirince, Pantokrator kilisesini geçici olarak medreseye çevirmiş, başına da kendi hocası Zeyrek Mehmed Efendi’yi koymuştu (yakındaki Pantepoptes kilisesi de bu yeni kurumun “mutfağı” olarak kullanıldığı için sonra camiye çevrildiğinde adı Eski İmaret camisi oldu). Şimdi buradaki sokaklardan birinin adı “Zeyrek Mehmet Paşa”. Halkımızın bilincinin altına da, üstüne de, dışına da, içine de, “Paşa” olmayan bir adamın esamesinin okunmayacağı bilgisi yeterince kazınmış ki, Belediye şu bu, Mehmed Efendi’yi Mehmet Paşa yapıp rahat rahat oturuyor.

Mehmed Efendi’nin lakabı olan “zeyrek” ise “anlayışlı”, “zeki” anlamlarına gelir. Peki, şimdi buradaki lokantanın adı olan “Zeyrekhane” ne? “Uyanıklık Evi” mi? “Çayhane”, “timarhane”, “postahane” gibi bir kurum mu?

Bu tür ayrıntılar da, bu toplumun kendi geçmişiyle ilişkisinin ne kadar “arızalı” bir ilişki olduğunu gösteriyor.

“Tarih” olmuş olandır; tamamıyla kavramamıza imkân olmayan, ama üzerinde çalıştıkça yeni yeni bilgiler çıkardığımız, bu yeni bilgilerle yeni değerlendirmeler yapabildiğimiz alan. Ama “değerlendirme” yapmak, tarih hakkında, “şöyle olacak, böyle olmamalı” diye garip hükümler vermek demek değildir. Bir bütünlüğü vardır. Bunu kavradığımızda, onunla ilişkimiz de “arızalı” olmaktan çıkar. Bu nedenle Bizans sarnıcının ve bu dizi içinde değineceğim başka Bizans eserlerinin kilitli kapılarının açılması, restore edilmesi, kamunun gözlem ve bilgilenmesine sunulması çok önemli.

Gittiğim bu yerlerde, yapılan işlerin başında, ne yaptığını bilen ve ona sevgiyle yaklaşan genç mimarlar, arkeologlar, restoratörler de gördüm. Bu da insana güven veriyor.


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 650

Yorumlar (1)
RSS yorumları
1. Yazan Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 16-09-2008 08:03 - Misafir
 
 
S.Ahmet Camii'nin yanı başına inşaat yaptıran zihniyet bunu da yapar.Doğrusu hiç şaşmadım.Bir de gelir getiren birşeyse eyvallah der geçerler.Bir PAŞA için yaptırılan içinden kim bilir kimlerin geçtiği yerler şimdi bira şişeleri,bali tüpleri ve BERDUŞLAR ın ısınmak için yaktığı gazete külleriyle dolu....Böyle harap olmuş tarihi esrlere heryerde rastlayabilirsiniz.Gerçek ölülerin yanında yaşayan ölüler....Tarih sahip çıkıldıkça size aittir.Vesselam
 

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

YENİ ALBÜM