|
|
| İslam medeniyetine nasıl sahip çıkılacak? |
| Yazan Hilmi Yavuz | ||||||||||||||||||
| 14.09.2008 12:18 | ||||||||||||||||||
|
'İslam medeniyetine nasıl sahip çıkılmalı?' Bana bundan bir süre önce bir yayın organı tarafından yöneltilen bu soruya, 'önce bu soruya niçin gerek duydunuz?' sorusunun yanıtlanmasıyla başlanması gerektiğini söylemiştim. Evet, İslam medeniyetine sahip çıkılması ihtiyacı nasıl ortaya çıktı? Önce bunun yanıtlanması gerek. Benim görebildiğim kadarıyla, bu ihtiyaç, önce somut kültür verilerinin bugünkü durumuna ilişkin kötümser gözlemlerle gündeme geldi. Başta, elbette cami mimarisine ilişkin gözlemlerle! İstanbul'da ve taşrada birbiri ardınca yükselen camilere bakıldığında görülen o vahim ve elbette hazin çirkinlik, bırakınız İslam medeniyeti üzerinde düşünenleri, sokaktaki insanın bile gözüne batar olmuştur. Bakınız, Prof. Dr. Doğan Kuban, 15 Ocak 1990 tarihli 'Cumhuriyet' gazetesinde (yazıyı kesip saklamışım!), kendisiyle söyleşi yapan Alpay Kabacalı'ya, tastamam şunları söylemiştir: 'İslam ülkelerinde en kötü cami mimarisi bugün Türkiye'de. İslam tarihinde bu kadar çirkini hiç görülmemiştir.(...) O kadar çirkin ki, insan bu çirkinliğin arkasındaki düşüncenin niteliğinden endişeye düşüyor.''Cami' sözcüğünün kökeni, 'kişinin [Allah'ın önünde] secdeye geldiği yer' anlamındaki Arapça 'mescid'dir. Ve elbette cami, bu anlamda dinsel bir yapıdır: Ama sadece bir dinsel yapı mı? Sadece kişinin [Allah'ın önünde] secdeye geldiği bir mekan mı? Yoksa İslam Medeniyeti estetiğinin simgesel ifadelerinden biri mi? Bu soru, meselemizin, entelektüel yanını ortaya koyuyor. Yahya Kemal, Sermet Sami Uysal'la 'Sohbetler'inden birinde, bir Müslüman olarak, Mehmet Akif ile kendisi arasındaki farkı şöyle dilegetirir: 'Akif, İslam ahlak ve akaidinin şairidir; ben İslam'ın şiirinin şairiyim' Yahya Kemal'in, 'ben İslam şiirinin şairiyim', sözünü, onun İslam medeniyetinin şairi olduğu biçiminde de okuyabiliriz, diye düşünüyorum. Eğer bu doğruysa, Mehmet Akif'le Yahya Kemal arasındaki ayırt edici çizgiyi, örneğin, 'Cami' kavramından yola çıkarak çizebiliriz,-şöyle: İslam akaidinin şairi olarak Akif' için 'cami', Müslümanların Allah'ın önünde topluca ya da tek tek, secdeye gelip ibadet ettikleri mekan'dır; Yahya Kemal için ise, tıpkı Itri'nin Naat'ı, Karahisari'nin bir hattı, ya da-Levni'nin bir minyatürü gibi, İslam Medeniyetinin estetik ifadesi... Daha somut olarak söylersem, (belki biraz abartılı olacak ama), Mehmet Akif için, Kuban'ın eleştirdiği türden bir cami ile, örneğin Sinan'ın Süleymaniye'si arasında herhangi bir fark yoktur;- her ikisinde de Allah'a ibadet edilmektedir çünkü... Oysa Yahya Kemal için, Süleymaniye, bir medeniyetin simgesidir, Kuban'ın sözünü ettiği camiler ise, değil! Toynbee'nin, 'İslam bir Din'dir, bir Medeniyet oluşturamamıştır' sözünü, neredeyse haklı çıkartacak bir estetik yıkım! Şimdi soru şu: Camilerimizin bugünkü durumu, İslamın bir Medeniyet olduğu olgusunun gözardı edilip geriye itildiğini, buna karşılık, onun sadece akaidden ibaret bir nasslar manzumesi olduğununsa öne çıkarılmakta olduğunu mu gösteriyor? Eğer öyleyse, camilerimizi, İslam medeniyetinin estetik simgeleri olarak yeniden ne zaman temellük edeceğiz? Dolayısıyla, baştaki soruya dönerek tekrar sorayım: İslam Medeniyetine nasıl sahip çıkacağız?-Ve elbette nasıl? İslam estetiğinde görülen bu, Tanpınar'ın deyişiyle, 'zevk hezimeti', İslam Medeniyetine sahip çıkacak bir sosyal sınıfın henüz oluşmamış olmasından dolayıdır. Avrupa'ya bakalım: Rönesans, elbette başka nedenlerle birlikte, ama başat neden olarak başta İtalya'dakiler olmak üzere Katolik ticaret oligarşisinin, Hıristiyan estetiğini yeniden üretmesi ve ona sahip çıkmasıyla gerçekleşmiştir. Barok'un, özellikle de Hollanda Barok'unun, Protestan burjuvazi ile olan ilişkisi nasıl göz ardı edilebilir? Demek ki, her şeyden önce İslam Medeniyetine sahip çıkacak bir İslam burjuvazisinin, bir İslami estetik bilinçle bu 'zevk hezimeti'ne el koyması gerekiyor. 14 Eylül 2008, Pazar Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 546
Yorum yaz
|
||||||||||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Güzerân |
| Sırlı tuğlalar |
| Bilişmeler |
| E - kitap |
| Haberler |
| Endam Aynası |
| Bağlantılar |
| Arama |
| Eve dön |
| Arşiv [Eski site] |
| Misafir defteri |