|
|
| İrfan ve İnsan Sempozyumu |
| Yazan Halit Güler | ||||||
| 07.09.2008 15:32 | ||||||
|
Baharın güzelliği ve topluma kazandırdığı canlılık, ilmî toplantılara da tesir etti. Mevsimin getirdiği serinlik, yeşillik ve renklilik; zihinleri güzel şeyler düşünmeye, örnek davranışlara ve faydalı organizasyonlara sevk ediyor. Kışın insanlar; taş gibi sertleşir, tipi gibi hoyratlaşır ve karlar gibi beyazlaşır. Yazın insanlar; teller gibi gevşer, nadas edilmemiş tarlalar gibi çoraklaşır ve yeller gibi tembelleşir. Bahar ve Sonbahar mevsimlerinde insanlar; dışa açılmaya, çevre ile ve sosyal etkinliklerle ilgilenmeye başlarlar.
Bendeniz de Baharın davetine uyarak mevsim sonuna kadar Konya’dan ayrıldım. İlmin beşiği ve tarımın öncüsü Çumra Sempozyumundan sonra, baharın güzelliğini ve renklerini sergilediği Antalya’ya geldim. On gündür Akdeniz’in yeşil yamaçlarındayım. Buraya kadar olan ifadeler, baharın merkezi, toprağın ve denizin nefesi Antalya da olduğumu, ben bir şey belirtmesem bile, nasıl da ele veriyor. Çumra Sempozyumunun bütünüyle üzerimdeki tesiri devam ederken, Konya’da detaylarını çok iyi bilmediğim Asrı Saadet Sempozyumunun yapıldığını gazetelerde gördüm. Asrı Saadet Sempozyumu, Kutlu Doğum Haftasında yapılması gereken bir toplantının gecikmişi gibi geldi bana. Böyle bir organizasyondan haberim olmadığı için üzüldüğümü söylemezsem yalan olur. Haberim olsaydı zevkle ve onurla takip eder ve müstefit olurdum. Bu tarz toplantılara ilgi gösterilmediğinden, hatta salonların boş kaldığından şikâyet ederiz. Herhalde salonların boş kalmasında işin sahiplerinin de ihmalleri ve kusurları var. Duyurma işlerini iyi yapamıyoruz. Veya bu, ilmi bir toplantı merak edip gelenler bize yeter diyoruz. Ben böyle düşünüyorum, ama Asrı Saadet Sempozyumunu kimin düzenlediğini de iyi bilmiyorum. Bu yazıyı herhangi bir kimseyi veya bir kurumu suçlamak için de yazmıyorum. Herkes benim gibi düşünmek ve değerlendirmek zorunda değil. Birisi çıkıp, bizim nasıl haberimiz olmuş ve gelmiş isek senin de haberin olsaydı da bizim gibi gelseydin diyebilir. Kendine göre o da haklı. Aslında bu tarz toplantıları takip etmek ve toplantının yapılacağı salonda hazır bulunmak bizim görevimiz. Niyetimiz ve azmimiz dinî ve millî içerikli ilmî toplantılardan yana olmasına rağmen maalesef bazen, bazen değil çoğu zaman bu toplantılardan haberimiz olmuyor veya olmayabiliyor. Keşke haberimiz olsa da gitmeyen ve suçlanan biz olsak. Antalya da iken cep telefonuma bir mesaj geldi. Mesajı okudum MERKAM (Meram Belediyesi Konevî Araştırma Merkezi) Dedeman Otelinde 1.Uluslararası Sadreddini Konevi sempozyumunun yapılacağını haber veriyor. Aynı zamanda bu sempozyuma bir davetiyedir. Zamanımızda demek ki herhangi bir kimseyi bir toplantıya davet etmenin çeşitli yolları ve usulleri varmış. Bu haberi bana ulaştıran MERKAM’ı dikkat ve nezaketleri sebebiyle kutluyorum. Ayrıca, takip edememekten büyük üzüntü duyduğum Sadreddin Konevî Sempozyumunu tertip edenleri tebrik ediyorum. İnşallah hayırlı olur. Dedim ya; baharla birlikte ilmî toplantılar ve ziyaretler canlanıyor. İşte bu güzel toplantılardan birisi de Antalya’da yapıldı: Akdeniz Kültür ve İletişim Kulübü (AKİK), Sinani Ümmi Kültür ve Sanat Etkinlikleri dizisinden; Elmalının Canları İrfan ve Sevgi Sempozyumu ismi altında Antalya Latanya Otelinde 17 Mayıs 2008 Cumartesi günü bir toplantı düzenledi. Sempozyum güzel bir salonda protokol konuşmalarından sonra Prof. Dr. Mustafa Kara’nın Tasavvuf ve Kültürümüz başlıklı konuşmasıyla başladı ve Prof. Dr. Raşit Küçük’ün Sevgi Medeniyetimiz konulu konuşmasıyla devam etti. Prof. Dr. Raşit Küçük’ün başkanlığını yaptığı birinci oturumda; Yrd. Doç. Dr. Mustafa Tatçı, Dr. Abdürrezzak Tek, Doç. Dr. Vecdi Bilgin, Prof. Dr. Ali Yılmaz daha çok Elmalı’nın kültür ve tasavvuf hayatını ifade eden tebliğlerini sundular. Nefis bir öğle yemeğinden sonra Prof. Dr. Ali Yılmaz’ın başkanlığını yaptığı ikinci oturumda; Doç. Dr. Celal Türer, Doç. Dr. Ahmet Öğke, Sadık Yalnızuçanlar, Prof. Dr. Bilal Kemikli, birinci oturumda olduğu gibi Elmalının Canları Vahab Ümmi, Ümmi Sinan, Niyazi Mısri’nin şiirlerinden örnekler verdiler. Değerlendirme toplantısında Akdeniz Kültür ve İletişim Kulübü Başkanı Dr. Mehmet Karakaya da tebliğcilere ve katılımcılara teşekkür konuşmasından sonra Sempozyumla ilgili görüş ve düşüncelerini dile getirdi. Sempozyumun değerlendirme oturumuna Prof. Dr. Ümit Meriç Yazan’ın da katılması büyük bir sürpriz oldu ve Sempozyuma renk kattı. Bu tarz kuruluşlar birlik ve beraberliğe, dayanışmaya, mensuplarını bu tarz toplantılara katılmaya teşvik etmeleri konusunda yaptığı konuşma ilgi ve takdirle izlendi. Sempozyum olgun ve dolgun bir hava içerisinde geçti. Anadolu’nun mütevâzi bir köşesinde yoğunlaşan manevi hava ve tasavvufi aşk toplantıyı takip edenleri heyecanlandırdı. Vahab Ümmi. Sinan Ümmi gibi ulu kişilerin, Bektaşilik ve Halvetilik gibi tasavvuf akımlarının kaynağı olan Elmalı’da doğup büyümüş olmaları ve Elmalı’da medfun bulunmaları bölgenin manevi derecesini artırdı ve Elmalı, Sempozyumun ilgi odağı haline geldi. Tarihte Elmalı, Bektaşiliğin ve Halvetiliğin önemli merkezlerinden birisiydi. Günümüzde yine Elmalı’dan tefsir sahibi Hamdi Yazır, Diy. İşl. Başkanlığı yapmış İbrahim Elmalı gibi ilim ve irfan sahibi kimseler yetişmiş Prof. Dr. Bilal Kemikli’nin şu tespiti de güzeldi: “Bu sempozyumlar çok yararlı oluyor. Ben de kaybolan Bursa’nın sempozyumunu yapacağım. Çünkü Bursa kayboldu. Bursa’da tarihi eserler ve mezarlıklar kayboldu. Bursa’da dil kayboldu. Bunları konuşmak ve tartışmak lazım.” Kaybolan yalnız Bursa mı? Eğer bir şehir tarihi eserleriyle ve kültürleriyle var sayılacaksa, o kadar kaybolan şehrimiz var ki her biri için ayrı ayrı sempozyumlar yapmak gerekir. Bunu da işin çilesini çeken Bilal Kemikli gibi ilim adamlarımız yapabilir. Yard. Doç. Dr. Mustafa Tatçı’nın şu sözü de enteresandı: Elmalı’nın önemini dile getirirken: “Dışarıdakiler Elmalı’ya gelmeli. Elmalı da kendine gelmeli.” Ah bir kendimize gelebilsek. Bu Sempozyumla ilgili çok şey yazmak mümkün. Tebliğler ve tebliğ dışı konuşmalar kitap haline getirileceği için piyasaya çıkınca mutlaka alıp okunmalı. Böylesine seviyeli bir Sempozyumu tertipleyen ve konuklara ev sahipliği yapan AKİK’İ tebrik ediyorum. İkinci günkü Elmalı gezisine katılamayışımı da bir kayıp sayıyorum. Merhaba, 23.5.2008 Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 641
Yorum yaz
|
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Güzerân |
| Sırlı tuğlalar |
| Bilişmeler |
| E - kitap |
| Haberler |
| Endam Aynası |
| Bağlantılar |
| Arama |
| Eve dön |
| Arşiv [Eski site] |
| Misafir defteri |