JA slide show
Anasayfa arrow Günlük arrow İlk okuma arrow Dost, dost ille dost&
Dost, dost ille dost&
Yazan Şükrü Gülmüş   
03.11.2009 15:19
image 'Dost olmak ve dost kalmak kolay değil' (Gülmüş)

Bu sene ben; çok farklı ve çok hoş dostlarla oldum. Bunların bir kısmı abimin fikirdaşlarıydı. Babama yakındılar. Sağda duruyorlardı ama bir çok solcudan da bana yakındılar. Bence ‘Dost, dost.. ille dost’ onun için şık kaçıyor. Timaş’tan Osman bey.. Gülfioşlu genç.. Benim Zaza hemşerim.. Gençlerle beraber genç oldum. Hele de Sadık kardeşimle sarılmak kadar sıcak bir duyguyu az yaşadım. Sağolun. Varolun.

Sevdiğim şairlerin bir tanesi de Enver Gökçe’dir. Ve Enver Abi’nin en çok hoşuma giden şiiri ‘Dost, dost ille kavga’dır. Ancak ben bunu artık değiştireceğim. Bu şiirciğin ‘Dost dost’u alıyorum. Kabul ediyorum ama ‘ille kavga’ kalsın, diyorum. Biz ‘Dost dost ‘ dedik. Lakin onun ruhuna uygun hareket etmedik. ‘Kavga kavga’ dedik, dostu ve dostluğu ihmal ettik.

Şimdi -Enver abim beni bahışlasın- dost, dost ille dost diyorum.
Çünkü bir diğer rahmetli büyüğümüz A. Qasemlu; ‘Bin dost az, bir düşman fazladır’ sözü  daha anlamlı ve daha güzel.

Geçen sene bu zamanlar.. Yani yine Frankfurt Kitap Fuarı’ında başka dostlarım vardı. Bereket versin düşmanlarım çok ama çok azdı. Onlarca dost görmüş, onlarca güzel insanlarla karşılaşmıştım. Bir tek Tuncay Özkan’la -tesadüfen karşılaşmış- ve ayak üstü merhabalaşmıştım. O’na ‘Tuncay böyle hızlı gidiş nereye? Neden bu kadar çok bağırıyorsunuz? Bu gidiş fena’ demiştim.

İlahi tecelliye bak sen; geçen seneki Frankfurt Kitap Fuarı foto arşivime baktım da; Tuncay Özkan’la birkaç kare fotomuz var. Ama kendisi yok. O şimdi Ergenekon Davası’ndan tutuklu. Ve ona da bir selam yollayalım.

‘Nasılsınız Tuncay bey? Orda havalar nasıl? Biraz düşünmeye zamanınız olmuştur sanırım. Oraları bilirim. Ben de bir 11 sene yattım. Umarım biraz düşünür ve gidişinizi kötü olduğunun ayrıdına varırsınız!..’

Başka ne diyebilirim ki?
Sonra bir başka koridor ziyaretimiz vardı.
Beybeyaz giysiler arasında, tesetürlü ama çok berabat bir makyajla Rabia Kazan.
Aslında güzel bir görünümü vardı.
Lakin İtalyan Komunist Milletvekili ile evliliğine şaşmıştım.
‘Bu nasıl iş? Siz bir Müsülman, eşiniz İtalyan ve Komunist..’
Bana gülerek; ‘Aşk Şükrü bey Aşk’ yanıtını vermişti.

Evet AŞK!..
Bela bir ifade.
Aslında üç harften müteşekkil bir hastalık adı gibi.
Ey AŞK neler kadirsin sen, dedim ve geçtim.

Sonra Elif Şafak’la karşılaşmam. Onu saatlerce izlemem.. Fotolarını çekmem.. Kitabını çalıp kendisine imzalatmam… Güzeldi bence geçen seneki Frankfurt Kitap Fuarı. Acaba diyorum geçen sene Türklerin ev sahibi olmasının sıcaklığı mıydı? Eee.. neden olmasın. Türkler en iyi geçindiğimiz komşularımız. Ve bizim kimyamız artık uyuşuyor. Yanlız bize ‘kardeş’ diyorlar. Kardeşliğin gereklerini yerine getirmiyorlar. İnsan kardeşinin dilini, kültürünü yasaklar mı? İnsan kardeş dediğinin toprağını bombalar mı? Evini barkını başına yıkar mı?

O nedenle bu ‘kardeşlik’ pek hoş değil.
Bence biz kardeş değil, iki güzel komşu olalım.
Hani ya biz artık 1071’lere falan da gitmiyoruz.
Dağdan gelen bağdakini kovdu da demiyoruz.
Hep beraber, aynı topraklar üzerinde yaşayalım.
Sen Türk olarak Türkiye’nde, ben Kürd olarak Kürdistanım’da.
Hatta daha elli yıl birlikte yaşayalım. Sonra buna halklarımız karar versin.
Tamam mı ? Devam mı?’ya kararı onların.
Zoraki evlilik ve suni ‘kardeşlik’le olmuyor.
Bunu 85 yıldır denedik. Boşanmıyalım. 50 yıla kadar ayrı yaşayalım. Ama birbirimize destek olalım. Sırt sırta verelim. Biraz da ineğini sütünü Kürdler de içsin. İstanbul/İzmir ve Türkiye şehirleri kadar bizim şehirlerimize de Devlet Baba yatırım yapsın. Önce doyalım, diyorum.


Bak bu sen Çin misafir ülkeydi.
Komunist/Sosyalist ve devrimci açıdan bakarsan bana daha yakındılar.
Ama sarı benzli bu insanlar bana uzak, soğuk ve Mao’nun tek tipini anımsattı.
Sanki numarlı bu insanlar. Bazen nasıl birbirlerini fark ediyorlar, diye bakıp şaşıyorum.
Neyse ki tek tip elbiselere kalktı da biraz rahatladım. Ama bir başka bela var. Bu sefer muhaliflerine yaşam hakkı tanımıyorlar.

Muhalifine yaşam hakkı tanımayan yönetim aslında kendisini vuruyor.
Bir sistem ne olursa olsun; bana göre muhaliflerine uyguladıklarıyla demokrat olur.
Yani bir yerde ne kadar cezaevleri azsa, işkence ve baskı yoksa, muhalifler rahatsa o kadar iyi ve güzeldir. Ben buna bakarım. O nedenle hazzetmedim ‘Komunist Çin’den.


Bu sene ben; çok farklı ve çok hoş dostlarla oldum.
Bunların bir kısmı abimin fikirdaşlarıydı.
Babama yakındılar.
Sağda duruyorlardı ama bir çok solcudan da bana yakındılar.
Bence ‘Dost, dost, ille dost’ onun için şık kaçıyor.

Timaş’tan Osman bey..
Gülfioşlu genç..
Benim Zaza hemşerim..
Gençlerle beraber genç oldum.
Hele de Sadık kardeşimle sarılmak kadar sıcak bir duyguyu az yaşadım.
Sağolun. Varolun.

Dostlarla, dostça sofra kurmak. Söyleşileri nehir nehir akmak ve yarınlara umutla bakmak böyle olur. Bu nedenle bana bu sene Frankfurt Kitap Fuarından kalan bir dost yüzlerle bir güzel geceydi yadigar.
Dostluğun şafak vaktindeyiz.
Herkes dilediğince türküsünü söylesin.
Türkü söylemekle dünya mı yıklır? Ülke mi bölünür?
Türküleri yarım bırakan Dünya yıkılsın. Ülke bölünsün.
Yeterki kenetli dişler ardında tutsak kalmasın türküler.

‘Açılık kötüdür.
Yoksulluk kötüdür.
En kötüsü tutsak olmaktır.’

Hele de tutsak olan türküyse.. Sesin kısılmasıysa beter bir suç.
Çünkü her ses bir nefestir. Ve yaşam bir nefestir.
Al ver. Al ver…
Ne tümden al ne tümden ver.
Bu ölümdür.

25 Ekim 09
Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 522

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

YENİ ALBÜM