|
Bu Dünyadan Vahapzade Geçti |
|
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR
|
|
19.02.2009 18:09 |
 Dünyanın en hüzünlü şiirsel seslerinden biri olan Bahtiyar Vahapzade’yi ebedi hayata uğurladık. Allah’tan rahmet dileriz.
Hayatı Mahmud oğlu Bahtiyar Vahabzade, 16 Ağustos 1925 tarihinde Şeki'de doğdu. 9 yaşında ailesiyle beraber Bakü'ye taşındı. İlk ve orta öğrenimini bu şehirde tamamladı. 1942 yılında girdiği Bakü Devlet Üniversitesi Filoloji Bölümü'nden 1947 yılında mezun oldu ve aynı bölümde öğretim üyesi olarak ders vermeye başladı. 1964 yılında tamamladığı S.Vurğunun hayat ve yaradıcılığı isimli monografisi ile filoloji doktoru ünvanını aldı. 1980 yılında Azerbaycan İlimler Akademisi üyeliğine seçilen Vahabzade, 1990 yılında emekli olana kadar üniversite de ders vermiştir. Vahabzade, 1960'larda başlayan özgürlük hareketlerinin öncülerindendir. Bu konuda kaleme aldığı 1959 tarihli Gülistan isimli şiirinde, ikiye bölünen (İran ve Rusya) Azeri halkının yaşadığı felaketleri anlatmıştır. Adı geçen eserinde dolayı 1962 yılında milliyetçi damgası vurulan şair 2 yıllığına üniversitede ki görevinden de uzaklaştırılmıştır. Bu olumsuzluklara ve Sovyet rejiminin baskılarına rağmen özgürlük mücadelesinden hiç yılmamıştır. Azeri halkının sıkıntılarını konu ettiği pek çok eserini yurt dışına kaçırarak yayınlanmasını sağlamıştır. Eserlerinde Azeri Türkçesi'ni en temiz şekilde kullanmaya özen gösteren ve halkının duygularına tercüman olan Vahabzade Azerbaycan'da Halk Şairi adıyla anılır. 1995 yılında Azeri özgürlük mücadelesindeki hizmetlerinden dolayı İstiklal nişanı ile ödüllendirilmiştir. Ülkesinin özgürlük simgelerinden biridir. Vahabzade 1980-2000 yılları arasında 5 defa milletvekili seçilmiştir. 13 Şubat 2009 tarihinde Azerbaycan'ın başkenti Bakü'deki evinde vefat etti. [1] Bahtiyar Vahapzade'nin cenazesi, uzun yıllar ders vardiği Bakü Devlet Üniversitesinin salonunda düzenlenen törenden sonra tanınmış şair, edebiyatçı, bilim ve siyaset adamlarının mezarlarının bulunduğu Fahri Hıyaban'da toprağa verildi. [2] Eserleri Bahtiyar Vahabzade, 40'ı aşkın şiir kitabı, 11 ilmi eser, 2 monografi, çeşitli piyesler ve yüzlerce makale yayınlamıştır. Eserlerinde genellikle özgürlük, yurt sevgisi, din gibi temaları işlemiştir. Başlıca eserleri • Yücelikte Tenhalık (1978) • Menim Dostlarım (1949) • Bahar (1950) • Dostlug Nağmesi (1952) • Çınar (1956) • Ceyran (1957) • İnsan ve Zaman (1964) • Tan Yeri (1973) • Şehitler (1990) • Sandıktan Sesler (2002) Türkiye'de Basılan Eserleri • Ömürden Sayfalar (Ötügen, 2000) • Vatan, millet, ana dili (Atatürk Kültür Başkanlığı yayınları, 2000) • Soru işareti (Kaynak yayınları, 2002 ) Diğer Dillere Çeviriler • Türkçe (Türkiye Türkçesi) 15 kitap • Rusca 14 kitap • İran'da Azeri Türkçesi 5 kitap • Ermenice 3 kitap • Özbek Türkçesi 2 kitap • Almanca 2 kitap • İngilizce 2 kitap • Türkmen Türkçesi 1 kitap
Yol İşareti
Bahtiyar Vahapzade
Sevdinse... Aşkında yitip yok oldun, Karıştıracaksın günü, ayları. Sevgi yollarında ne kaide, kanun Kendin aşmalısın bu dolayları.
Eriyip kendini yok sanacaksın Bu derdin olmayıp özge çaresi Sen hız hız "kazaya" uğrayacaksın Yoktur bu yollarda yol işareti
Annem Öldü Mü?
Bahtiyar Vahapzade
ne hız ellerini üzdün dünyadan balanı tek koyup nereye gittin? nasıl yok oluyormuş bir anda insan sanki bu dünyada hiç yok imişsin..
güneş gurup etti... oda karardı... bir anda yok oldun sen hayal gibi. şimdi düşünürüm senden ne kaldı.. gönlünde hatıran kara hal gibi...
beni boya başa yetirdin anne bize borçlu bildik her zaman seni sen beni dünyaya getirdin anne bense yola saldım dünyadan seni...
sen bana beşikte ninni çalmışsın bugün ninni çalsam sana ben de mi? senin şirin şirin ninnilerini sana gaytarayım cenazende mi?
"uykun şirin olsun" diyerdin bana "uykun şirin olsun" deyim mi sana gerek ben başına dönüm dolanım, beni hayat için hep uyutanım,
söyle ölümçün nasıl uyutayım seni ben bugün?
bu nasıl dünyadır anlayamam ben, cilvesi cürbecür, rengi cürbecür dün öz nefesiyle seni isiden bugün buza dönüp, taşa dönüptür
bu nasıl dünyadır... insanoğlunun hayali göktedir kendi yerdedir... sağken omuzunda hayatın yükü ölende ceseti çiyinlerdedir... bu nice dünyadır bu nice dünya ölüm hakikat hayatı rüya derdimin gamımın ortağı sendin niye yüz çevirdin ya niye benden?... "derdin bana gelsin" hani diyerdin niye dert ekledin derdime ya sen
annem, kimse seni darıltmamıştır, ben seni ben seni darıltan kadar. şimdi kime açsam derdimi bir bir kim benim derdime yanar sen kadar? evin her yerinde görülür yerin gözüm ahtarcıdır anne ey anne "ninem" "hani" diyor küçük azerin ne cevap verem ana ey ana bilmem bilmem bilmem bu ölüm nedir hayat var iken nefesin ey anam hala evdedir kendin yer altında taşa dönmüşsün
bugün yedin oldu... annem yedi gün, bizimle beraber ağlar odalar sana yalnız sana sana demek için gönlümde ne kadar bilsen sözüm var...
annem ısmarlandın anne toprağa bu ölüm sineme çekti dağ benim sen benim arkamda benzerdin dağa sanki de arkamdan uçtu dağ benim...
ömrü başa vurdun altmış yaşında altmışın üstünde durup yaşında artık senin için durudğu zaman benim çün dolaşır gün olur akşam... vakit geçer sen benden uzaklaşırsın ben sana günbegün yakınlaşırım...
Tora Düştü Keleğinden Dünyanın
Bahtiyar Vahapzade
Baş açmadım ömrüm boyu ben yazık İblisinden, meleğinden dünyanın Adem sattı bir elmaya cenneti Tora düştü keleğinden dünyanın
Ne güzeldir, yürek geniş, söz açık Yaşamadım bir sevdamı yarımcık. Azap adlı değirmenden narin çık Geçeceksin eleğinden dünyanın
Arzum için bir meleyen cüyürdüm O tepeden bu tepeye yüyürdüm Niye korkum kefeninden? Ne gördüm Beşiğinden, beleğinden dünyanın
Biz özümüz özümüzden öç aldık Geçen güne gelen günü bac aldık Ömrümüzün yarısında gocaldık Sillesinden köteğinden dünyanın
Gönül üzgün, hayal küskün derbeder Özün söyle zulm olar mi bu kadar? Yedekleyip arkasınca süreder Berk yapışsan eteğinden dünyanın.
Gönül düştü bin arzunun izine Bilemedik eğrisi ne düzü ne? Şimdi kefen örüyoruz özüne Öz külünden, çiçeğinden dünyanın.
Elveda
Bahtiyar Vahapzade
Diyorum; Sefası bitti ömrümün, Şimdi dağa çıkarım, düze elveda. Düze duman çöker, düze kar yağar, Bahara elveda, yaza elveda...
Bahtiyar; Derinde sızlayıp yaran, Kalbini dağlayıp üzer herzaman. Göze hüzün çöker, göze yaş dolar, Sevince elveda, düşe elveda...
Şimdi özkökünden süzülen benim, Özge budaklara dizilen benim, Şimdi ne sen sensin ne de ben benim, Biz ki biz değiliz bize elveda.
Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 586
|