JA slide show
Anasayfa arrow Günlük arrow Başkenti mesken tutan edipler
Başkenti mesken tutan edipler
Yazan Mevlüt Karabulut   
03.06.2009 19:05
Türk Edebiyatı’nın önemli isimlerinden Yahya Kemal, Ankara’nın en çok “İstanbul’a dönüşünü” sevdiğini belirtirken; Başkent’i mesken tutan yazarlardan olan Rasim Özdenören, Abdurrahim Karakoç, Abdulkadir Budak ve Sadık Yalsızuçanlar için Ankara ne ifade ediyor? Kimi Başkent’e iş icabı, kimi ailesi için gelmiş ve bir daha ayrılmamış, kimi de Ankara sevdalısı...

Deneme ve hikayenin usta kalemlerinden Rasim Özdenören, 1967 yılında Ankara’ya gelmiş. Ankara’da başladığı memuriyet hayatı onu Başkent’in gri havasından kurtaramamış. 69 yaşındaki Özdenören, Kahramanmaraş’ta başladığı edebiyat yolculuğuna Ankara’da devam edenlerden. “Ankara’yı terk etmek güzel, ancak terk edemiyoruz. İş münasebetiyle 42 yıl önce geldik Ankara’ya, bir daha da dönemiyoruz.” diyen Özdenören, hala Ankara’ya alışamadığını söylüyor. Kurtuluş’ta oturan usta edebiyatçı, ilerlemiş yaşından ve rahatsızlığından dolayı haftanın bir gününü ‘dışarı çıkma günü’ olarak ilan etmiş. Her cumartesi Kızılay’daki Birleşik Kitapevi ve Kurtuba Kitap Kahve gibi mekanlarda soluğu alan Özdenören, buralarda okurlarıyla sohbet etme imkanı buluyor. “Ankara’da kitapçılardan başka gideceğim yer yok. Cuma namazları için de bazen Ulus’taki Hacı Bayram, Aslanhane camilerine gidiyorum. Buranın mimarileri hoşuma gidiyor.” diyen Özdenören Ankara’da sevdiği yerler neredeyse yok gibi. Eserlerinde Ankara’dan çok az bahsettiğini ifade eden Özdenören. Burayı ‘ruhaniyetsiz’ bir şehir olarak nitelendiriyor. Özdenören için eski Ankara ayrı bir yer tutuyor. Özellikle Hacı Bayram ve çevresi Özdenören’de Ankara özlemi uyandırıyor. Rasim Özdenören, Ankara ile gençliğinde büyük konuştuğunu şu cümlelerle ifade ediyor: ‘Kahramanmaraş, İstanbul arasında geçen yolculuklarımda Ankara’dan geçerken sırtımı pencereye dönerdim. Ancak Ankara’da yaşıyoruz.”

Yazdığı ‘Mihriban’ şiiriyle gönüllere hitap eden Abdurrahim Karakoç, Ankara’ya pek ısınamayanlardan. “En çok dağları, ormanları, akarsuları, taşkın taşkın köpüklenen suları severim. Ancak Ankara’da bunlar yok.” diye konuşan Karakoç, 25 yıl önce çocuklarının eğitimi için Ankara’ya gelmiş. Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinden Ankara’nın yolunu tutan Karakoç, “Çevremizde çocukların okuyabileceği bir lise yoktu. Ya İstanbul’a gidecektim ya da Ankara’ya. Sonunda Ankara’daki arkadaşlara bana bir ev bulmaları içir rica ettim ve kendimi Ankara’da buldum.” diyor. 1984 yılından bu yana Sincan’da oturan 77 yaşındaki Abdurrahim Karakoç, yazılarını hep evinden kaleme alıyor. Evi Harikalar Diyarı’na yakın olan Karakoç, havaların güzel olduğu vakitlerde soluğu burada alıyor. “Buradaki kuş sesleri hoşuma gidiyor.” diyen Karakoç, Ankara’da İstanbul gibi edebiyat ve şiirin yoğun olmamasından şikayet ediyor. Eserlerini yazarken Ankara’dan hiç etkilenmediğini anlatan Karakoç, tebessümle bir anısını şöyle anlatıyor: “Bir zamanlar rahmetli Osman Yüksel Serdengeçti, benden Ankara’yı anlatan bir şiir yazmamı istemişti. Ancak çok sert bir üslupla eleştirdiğim bir şiir yazmıştım.” Abdurrahim Karakoç, Ankara için son olarak şu cümleleri kuruyor: “Adi bile tatsız bir şehir. Ankara ne demek?”

Her ne kadar Ankara’dan tat alamamış yazarlar olsa da Ankara’yı seven, eserlerinde yer veren edipler de var. Bunlardan biri Abdulkadir Budak...Sincan İstasyonu adında bir edebiyat dergisi de çıkaran Budak’ın ailesi, kendisi 7 yaşındayken Ankara’ya taşınmış. Uzun yıllardır Sincan’da yaşayan Abdulkadir Budak, “Bir şehri güzel eden, sizin için özel kılan şeylerin başında, orada sevdiklerinizin, dostlarınızın, bir şeyleri paylaşabileceklerinizin bulunuyor oluşudur. Ben bu anlamda Ankara’yı, Sincan’ı seviyorum.” diyor. Abdulkadir Budak yazdığı şiirlerde Sincan, Kuğulu Park, konur Sokak, Yüksel Caddesi gibi yerlerden bahsettiğini ifade ediyor. “İstanbul sivildir, Ankara’da resmi” diye konuşan Budak, bazen bürokratik havanın kendisini sıktığını da sözlerine ekliyor. Ancak Abdulkadir Budak için Ankara, kopamadığı bir şehir olmuş.

Ankara’da yaşayan usta yazarlardan biri de Sadık Yalsızuçanlar. Sadık Yalsızuçanlar’ın anılarında Ankara’nın ayrı bir yeri var; onun için Başkent’in bir anlamı da Hacı Bayram Veli gibi bir bilgenin hayatının sonuna kadar geçirdiği ve kabrinin bulunduğu bir şehirde olmak. Öykü ve romanlarıyla bir çok esere imza atan Yalsızuçanlar, Kızılay, Kavaklıdere, Kuğulu, Kurtuluş ve Güvenpark, Çankaya, Demetevler ile Keçiören’e eserlerinde yer vermiş. Sadık Yalısuçanlar’ın Ankara’ya gelişi üniversite yıllarına dayanıyor. 1979 yılında Hacettepe Üniversitesi’nde Türk dili ve edibyatı üzerine eğitim almaya başlayan Yalsızuçanlar, o zamanları şöyle anlatıyor: “12 Eylül kabusunu burada yaşadım. Ama yaşamımın en güzel günlerini de burada geçirdim. Seyranbağları’ndaki öğrenci evinde sabahlara değin okuduğum kitapları unutamıyorum. Bilhassa sabah namazlarından sonra Kurtuluş Parkı’nda çimlere oturarak Münacat’ı, Ayetü’l-Kübra okurdum. O günler hayatımın en tatlı anlarına tanıklık etmiştir. Ayrıca aldığım burslarla hemen Zafer Çarşısı’na koşar, bir dolu kitap alır, oradan Hacı Bayram’a gider, közde pişirilen dönerden afiyetle yerdim.” Sadık Yalsızuçanlar, Ankara’da eksikliğini duyduğu simgeleri ise şöyle sıralıyor:”Hacı Bayram çevresi, Kale ve Ulus bu halde olmasaydı. Zülfasıl ve Ahi Mesut isimleri iade edilmiş olsaydı.”

 

Zaman, 29 Mayıs 2009

 


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 831

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

ÇİZMECE

[ Kedi dili samur fırça (Yumuşak) No:02616
Palet ve Spatula ( Ortaboy)
Yağ ve Terebentin (Yağlıboya yağı )
Tuval
Maries boya ( Herrenkten ve özellikle ara renklerden ) 12'li yada 24'lü.
]


YENİ ALBÜM