JA slide show
Anasayfa arrow Güzerân arrow Öyküler
Öyküler
Düşkırığı
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
25.03.2010 22:02
 Çin çin çikolata hani bana limonata limonata bitti hanım kız gitti nerelere gitti İstanbul’a gitti İstanbul’da ne yapacak?
Önceki gizlerinden duyduğu sesi hatırlıyor, korkuyorum, diyor. Koridorda dans eder gibi yürüyor.
Perde uçuşuyor. Göğsüne çarpan sözcüğe bakıyor. Bir zamanlar herkesin yüreği bunun için çarpıyordu. Ölüm evlerine düştüğünde, üzerinde isim ve biçimden başka bir şey kalmayan yakınları güzel sözcüğü arıyor, yalnızlığa ulanınca buruşuyor.
Gitmeni istemiyorum diyor annesi. İstanbul İstanbul deyip duruyorsun.

Yorumlar (2) | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1190 | Devamını oku...

 
Gece Görüşmesi
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
16.03.2010 15:34
 Ve bağırdı:
“İnanın ne olur bana!
Diri değilim ben! “
Saydam çizgilerin ardında hâlâ
Görüyordum karanlığın koyulaşmasını
ve gümüş çam kozalaklarını
Ama o
Salmıyordu her şeyin üstünde ve sonsuz yüreği
Ulaşıyordu doruklara
Sanki yeşil duygusuydu ağaçların
Ve sonsuza dek sürüyordu gözleri

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1339 | Devamını oku...

 
Kara Tiren
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
16.05.2009 13:53
 Bahçe istasyonunda durunca, elindeki tepside içköfte, vagonlara üşüşen satıcıların bağırtılarını ve genzime çarpan soğan, yanmış yağ kokusunu hatırlıyorum. Midem bulanırdı zaten ne zaman tirene binsem. ‘Araba çarptığı’ için, o uzun, yorucu yolculuğu zaman zaman çileye çeviren bulantıyı kışkırttığı için Bahçe istasyonuna gelmesin isterdim.
Bu bir yana, hayatımın en güzel anlarını, Malatya’dan Adana’ya, oradan aktarmayla Dörtyol’a ulaştığımız o tiren yolculuklarında geçirdim.
Şimdi, bu satırları yazarken, Sabahat Akkiraz’ın o mükemmel yorumundan, o ciğerdelen Arguvan türküsünü dinliyorum :
‘Gara tiren de yol alıyı Cürek’ten…’

Yorumlar (5) | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1752 | Devamını oku...

 
Devran
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
19.03.2009 16:58
 “Bir ignliiz üvnsertsinede ypalın arşaıtramya gröe,
kleimleirn hrfalreiinn hnagi srıdaa yzalıdkılraı ömneli dğeliimş.
Öenlmi oaln brinci ve snonucnu hrfain yrenide omlsaımyış.
Ardakai hfraliren srısaı krıaışk oslada ouknyuorumş”

Bilebildiğim kadarıyla ilk ve son harf eliftir.
Bu durumda elifle başlayan yine elifle biten bir kelime olarak lale, lael diye yazınca lale anlaşılmıyor. Lale Allah’tır, Allah da elifle başlar elifle biter. Güzel he ile biter gerçi, güzel he de bir nevi eliftir. Güzel he beni daima telaffuz ettiğimde büyüler ve içine çeker, orada kaybolurum. Güzel ve he. İki güzellik ve hafiflik birleşir. Dünyaya gelirkenki halimizi en güzel anlatan harf güzel he imiş gibi gelir bana.

Yorumlar (2) | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1078 | Devamını oku...

 
Sessiz
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
31.08.2008 17:53
"http://www.sadikyalsizucanlar.net/eskisite/turkce/guzeran/images/sessiz.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.Sen elifsin.
Çünkü otuzüç yıl önce doğdun ve birsin.
Ben he'yim. Kırkdört yıl önce öldüm ve ikiyim.
İkimiz bir olunca aşıklar ah çeker. Ah bir iklimdir, orada sadece benzersizler oturur. Kendine benzemeyen ancak kendine benzemeyenlerce görülebilir. Gören de görülen de bir olur.
Ben birlik için geldim bu deme. Gördüğüm demi hoş gören bir Settar var bilirim.

Yorumlar (1) | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1141 | Devamını oku...

 
Bir göz mesafesi
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
31.08.2008 17:51
"http://www.sadikyalsizucanlar.net/eskisite/turkce/images/birgozmesafesi.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.Buradan bakınca şu dağlar ağır ağır yaklaşıyor. Bir vaktin dönmesi gibi. Yavaş yavaş büyüyor bakınca bu pencereden. Bu batıya bakan penceresi evin. Evin ikinci katında, batıya bakan iki odadan biri. Burada geçiyor ömrümün yarısı. Buradan, batıya bakan bu küçük, ahşap pencerenin pervazını açıp o gıcırtıyı duyduktan sonra, karşıya bakınca, tek tük evler görünüyor. İlkin onlar görünüyor. Sonra göz, bu evlerde yaşayanları arıyor. Arıyor ama onlar da kendilerini çok aratıyorlar. Gizleniyorlar.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 929 | Devamını oku...

 
Hu
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
31.08.2008 17:49

"http://www.sadikyalsizucanlar.net/eskisite/turkce/images/hu.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.Hak bir görül verdi bana
Ha demeden hayran olur
Bir dem gelir şadi kılar
Bir dem gelir giryan olur

H, h
l. bugünkü Türk alfabesinin onuncu harfi. Osmanlı alfabesindeki ha he hı'ya karşılık  kullanılmaktadır. He diye okunur.
2. müz. si notasını ifade için kullanılır.

Yorumlar (1) | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1132 | Devamını oku...

 
Garip
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
31.08.2008 17:44
"http://www.sadikyalsizucanlar.net/eskisite/turkce/guzeran/images/garip.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.Seni gecenin, soğuğun ve kalabalığın içinde görünce dilime gelen bu oldu: Garip. Sen garipsin. Görüyorum. Şimdi bu kanepede otururken gözlerine, onlardaki gurbete bakıyorum. Gurbetin bir resmisin sen. Seni sadece bu sözcük anlatabilir. Gurbet kimi insana hal, kimisine mekan olurmuş. Senin halin garip. Garip bir mekânda duruyorsun. Sessiz, öylece, saatlerce...Gözlerini benden kaçırıyor, birkaç saniye sonra tekrar dönüyorsun. Hallerine bakıyorum günlerdir. Baktıkça görüyorum ki, içindeki derinliğe doğru kayboluyor, gizleniyorsun. Sırlanmışsın meğer gözlerimden.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1740 | Devamını oku...

 
Halamın çiçekleri
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
31.08.2008 17:40
"http://www.sadikyalsizucanlar.net/eskisite/turkce/guzeran/images/halamincicekleri.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.Ondan ala çiçek yoktu, halamın çiçekler ilahisindeki çiğdemden.
Halamın boynu lale gibi eğriydi.
Al baharlı mavi dağlar derken ela gözlerindeki hüzün koyulaşırdı.
Sümbül der ki boyum uzun yapraklarım düzüm düzüm...derken yüzü bahçesindeki o ulu ceviz ağacının yapraklarına benzerdi.
Halam dedemlerin ilk çocuğu.
Babam üçüncüsü.
Yunus ilahileri söylerken ağlar, gözlerini bervaniğiyle silerdi.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1081 | Devamını oku...

 
Denizde ölüm
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
28.08.2008 18:22
"http://www.sadikyalsizucanlar.net/eskisite/turkce/guzeran/images/denizdeolum.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.Bunu senin otuzikinci doğum gününün akşamı yazıyorum.
Bil ki Allah alemin bir yerini başka bir yerine bağlamıştır.
Burası bir dairedir.
Dairenin bir noktası başka bir noktasına bağlıdır.
Bu bağa biz aşk diyoruz. Aşk bu dairenin merkezinden başlayarak çevresini ve içini dolaşıp tekrar merkezine dönüyor ve otuzikinci doğum yılının akşamındaki gibi o denizden çıkıp geliyor seni bana yeniden bağlıyor
Oradan yani senin yeşil gözlerindeki billurdan taşıyor benim kahverengi gözlerimdeki sarı lekenin içine eğiliyor
Bu seninle benim aramdaki uzaklığı yakınlığa, yakınlığı uzaklığa sonra uzaklık ve yakınlığın olmadığı tenhalığa yönelmiş bir vaktin feleğidir
Sen toprağın zerrelerindeyken ve o kırmızı toprak celal ve cemal elleriyle beşyüz yıl yoğrulmuş, güneşe bırakılmış orada beşyüz yıl bekleyip kurumuş ondan tok bir ses çıkmış sonra içine can üflenerek hareketlenmiş ve büyük meleklerin selam secdesi ettiği bir mekanete dönüşmüşken ben de bir başka balçığa üflenmiş bir can idim.

Yorumlar (1) | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1658 | Devamını oku...

 
Ateş çemberi
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
28.08.2008 14:52
"http://www.sadikyalsizucanlar.net/eskisite/turkce/guzeran/img_atescemberi/aksaray-cezaevinde.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor."Dün akşam yolda gördüm/ Seni yıllardan sonra" çalıyordu radyoda. Dükkândan dışarı taşan sese zaman zaman şişko kebapçının çırağı eşlik ediyordu alüminyum tepside üzeri tabakla kapalı kebap servisini taşırken. Şükran Ay söylüyordu şarkıyı. Bayram yine içiyordu. Tekel bayiiydi. Kışlalar Caddesi'nde büyükçe bir dükkânı vardı. Üstten kesilmiş inci bıyığı, siyah geriye taralı, briyantinli saçı, yumurta topuklu rugan iskarpinleri, çizgili lacivert takım elbisesi ve yüzünden eksik olmayan gülümseyişiyle; rakı, votka, şarap ve bira şişelerinin, fındık, ayçiçeği, leblebi, fıstık ve rengârenk fasulye şekerlerinin dolu olduğu tezgâhın gerisinde ellerini ovuşturur, "peşin satan veresiye satan" levhasının yanındaki Dörtyol'un kurtuluşunun otuzdördüncü yıldönüm törenlerine katılan İsmet İnönü'nün elini öperken çekilmiş fotoğrafına bakar, tezgâhın altına gizlediği kadehten bir yudum alır, dudaklarından düşürmediği Yenice sigarasından derin derin emerdi. İşler yolundaydı.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1715 | Devamını oku...

 
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

ÇİZMECE

[ Kedi dili samur fırça (Yumuşak) No:02616
Palet ve Spatula ( Ortaboy)
Yağ ve Terebentin (Yağlıboya yağı )
Tuval
Maries boya ( Herrenkten ve özellikle ara renklerden ) 12'li yada 24'lü.
]


YENİ ALBÜM