|
|
| Gece Görüşmesi |
| Yazan SadıK YalsıZuçanlaR | ||||||
| 16.03.2010 15:34 | ||||||
Ve bağırdı: “İnanın ne olur bana! Diri değilim ben! “ Saydam çizgilerin ardında hâlâ Görüyordum karanlığın koyulaşmasını ve gümüş çam kozalaklarını Ama o Salmıyordu her şeyin üstünde ve sonsuz yüreği Ulaşıyordu doruklara Sanki yeşil duygusuydu ağaçların Ve sonsuza dek sürüyordu gözleri Siz haklısınız, ben ölümümden sonra hiçbir zaman cüret edemedim aynaya bakmaya ve o kadar ölüyüm ki, hiçbirşey ispatlamıyor artık ölümümü ________________________________________________ dinle! karanlığın esintisini duyuyor musun? gecede bir şeyler geçiyor ay, kıpkırmızı perişan yas tutmuş bulutlar çökmekte olan bu damın üzerinde sanki yağmur anını bekliyorlar sadece bir an, ve sonra, hiç şu pencerenin arkasında gece titriyor ve yeryüzü dönmekten vazgeçiyor şu pencerenin arkasında bilinmeyen bir şey bizi merak ediyor, beni ve seni ey yeşil baştan aşağı yeşil! aşık ellerime bırak ellerini yakıcı anılar gibi ve dudaklarını varlığın sıcak duygusu gibi aşık dudaklarımın okşayışına bırak rüzgar bizi alıp götürecek rüzgar bizi alıp götürecek" ______________________________________________________ Ben bu ayette seni ah çektim, ah ben bu ayette seni ağaca ve suya ve ateşe aşıladım! ________________________________________________ Ah.. Budur benim payıma düşen, budur benim payıma düşen, benim payıma düşen, bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür, benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette, benim payıma düşen anılar bahçesinde hüzünlü bir gezintidir. Ve "ellerini seviyorum" diyen sesin hüznünde ölmektir. Ellerimi bahçeye dikiyorum, yeşereceğim, biliyorum, biliyorum, biliyorum ve kırlangıçlar mürekkepli parmaklarımın çukurunda yumurtlayacaklar. Küpeler takacağım kulaklarıma ikiz iki kirazdan ve tırnaklarımı papatya çiçeği yapraklarıyla süsleyeceğim. Bir sokak var orada, aynı karışık saçları, ince boyunları ve sıska bacaklarıyla küçük bir kızın masum gülüşlerini düşünüyorlar bir gece rüzgarın bizi alıp götürdüğü. Bir sokak var benim yüreğimin çocukluk mahallesinden çaldığı, zaman çizgisinde bir oylumun yolculuğu ve bir oylumla gebe bırakmak bir zamanın kuru çizgisini bilinçli bir simgenin oylumu aynanın konukluğundan dönen. Ve böylecedir, birisi ölür ve birisi yaşar. Hiçbir avcı, çukura dökülen hor bir arkta inci avlamayacaktır. Ben hüzünlü küçük bir periyi biliyorum okyanusta yaşayan ve yüreğini tahta bir kavalda usul usul çalan küçük hüzünlü bir peri geceleri bir öpücükle ölen ve sabahları bir öpücükle yeniden doğacak olan... Furuğ Ferruhzad Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1343
Yorum yaz
|
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Güzerân |
| Sırlı tuğlalar |
| Bilişmeler |
| E - kitap |
| Haberler |
| Endam Aynası |
| Bağlantılar |
| Arama |
| Eve dön |
| Arşiv [Eski site] |
| Misafir defteri |