|
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR
|
|
31.08.2008 18:52 |
 Türkiye'de askeri, yargıyı, parayı ve siyaseti, toplumsal talepleri göz ardı etmek veya bastırmak üzere kullanmaya çalışanların durumunu anlamakta Wittgenstein'ın Yan Değiniler'deki şu metafor bize yardımcı olabilir: "Bir insan kilitli olmayan, ama içeriye doğru açılan bir kapıyı boyuna itiyor, çekmek aklına gelmiyorsa, odada hapistir." Bu belirleme ile başlığa aldığım Yunus Emre (Ece Ayhan da kitabına bu adı vermişti) deyimi arasında da bir ilgi kurulabilir. Yort Savul, Eski Anadolu Türkçesinde, 'Çekilin! Sultanım, efendim geliyor!' demektir. Yorumlar (1) | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1000 | Devamını oku... |
|
|
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR
|
|
31.08.2008 18:50 |
 Bukağı, bir ağır ceza yükümlüsünün kaçıp kurtulmasını engellemek için ayağına vurulmuş pranganın ucundaki demir halka da olabilir, yırtıcı bir kuşun evcilleşmesi için ayaklarına bağlanmış ipeksi bir mendil de. İslam şiir tarihinin en parlak yıldızı Niyazi Mısri, üçyüzyıl sonra, iki öykücü-romancıya küçük bir himmet vererek onlara iki ayrı hikaye yazdırmış : Tomris Uyar’a, Yürekte Bukağı, Emine Işınsu’ya, Bukağı. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1417 | Devamını oku... |
|
|