|
|
Bilişmeler
Ne dediler?
Sûfî aleme kapı açan sohbetler | Sûfî aleme kapı açan sohbetler |
| Yazan Asım Öz | ||||||||||||||||||
| 14.01.2009 22:24 | ||||||||||||||||||
|
Süreli yayınlarda bir röportaja sayfada ayrılan yazı alanının oldukça sınırlı olması dergide, özellikle de günlük gazetelerde çalışan röportajcıya yayına hazırlık sürecinde tabir caizse dokuz doğurtur. Bu yüzden büyük emeklerle yapılmış renkli söyleşilerin, ufuk açıcı bilgilerin, en içten hesaplaşmaların, itirafların celladı haline gelirler kısıtlı söyleşi alanları. Sonunda sayfaya yansıyan röportaj, çoğunlukla tüyü yolunmuş, kanadı koparılmış kuşa benzer. Yazı basıldıktan sonra sayfaya baktığında röportajcının içi kan ağlar. Konuştuğu kişi ise söylediklerinin büyük bölümünün yazılmadığını görüp öfkelenir. Okur ‘’tadımlık’’ metinlerin ardındaki mücadeleden habersiz ‘’keçiboynuzu gibi röportaj, hepsi bu muymuş konuşacaklarının’’ diye sorar. Nice röportaj dergilerin, gazetelerin ilanlarla sıkışan sayfaları arasında heba olur. Aslında, hakkıyla yayımlandığında bile ömrü 24 saat, bir hafta ya da en fazla bir aydır. Meraklısı tesadüfen okumadıysa, röportajı duyduğunda gazete ya da dergi hurda kamyonunda káğıt fabrikasının yolunu tutmuştur bile. İşte bütün bu kısıtlılıkları aşarak okura birinci elden bilgi ulaştırmak için uzun röportajlardan oluşan kitaplara yönelindiğini görüyoruz son zamanlarda. Sûfî Kitap Yayınları da, Batı’da birçok örneği olan fakat bizde yeni yeni denenmeye başlayan söyleşi kitaplar yayımlayan yayınevleri arasına katıldı. Hayata en yakın gazetecilik türü Öncelikle bir okur olarak ben söyleşi kitaplarını seviyorum. Bir insanın hayatına girip, farklı konulardaki deneyimlerini, algılarını, düşüncelerini ve yorumlarını detaylı bir şekilde öğrenebiliyorsunuz. Üstelik sizin adınıza, muhtemelen sizin aklınızdan geçen çoğu şeyi soran birinin çizdiği bir rotayı izleyerek anlatıyor. Böylece ortaya son derece oylumlu, derin ve çok yönlü bir çalışma çıkıyor. Yazarlık açısından ise, eğer söyleşi yapılan kişi gerçekten hayatıyla, deneyimleriyle, düşünceleriyle ilgilendiğiniz biriyse son derece zevkli bir iş. Sanırım iyi bir sonuç alabilmek için söyleşi yapanla söyleşi yapılan kişinin öncelikle hayatla ilgili ortak dertleri olması gerekiyor. Bu nedenle Evvele Yolculuk’u oluşturan her iki ismin yani Mahmut Erol Kılıç’ın ve Sadık Yalsızuçanlar’ın bir araya gelmesi başlı başına önemli bir seçim. Her iki ismin de görüşleriyle gönüllerini ve zihniyet dünyalarını doldurdukları başlıca şahsiyetler kimlerdir diye araştırdığımızda karşımıza İbn-i Arabî, Mevláná Celáleddîn-i Rûmî, Niyazî-ı Mısrî, Yûnus Emre gibi isimler çıkar. Söyleşi hayata en yakın gazetecilik türüdür. Yazıya göre daha basit, daha tempolu, daha dolaysız. Hiçbir yazı, aktörlerin kendi ağzından dökülen sözcükler kadar etkili olamaz. Tek sözcük ya da bir cümle muhatabınızın tüm düşünce sistemini, iç dünyasını, ruh halini, zaaf ya da ikilemlerini ortaya koyar bazen. Söyleşi bu nedenle renktir. Yıllar önce bir dergide Marguerite Yourcenar’le yapılan röportajı okuduğunu ve yazar hakkında çok şey öğrendiğini belirten Adalet Ağaoğlu ‘’Söyleşi kitapları edebiyat tarihine birer katkıdır’ diyordu. Evvele Yolculuk Sadık Yalsızuçanlar’ın sorularına Mahmut Erol Kılıç’ın verdiği yanıtlardan oluşmasının yanında edebiyat tartışmalarına katkı yapması nedeniyle de önemli. Daha önce deneme-inceleme türündeki Sûfî ve Şiir’i yazan Mahmut Erol Kılıç özelde sûfî şiir genelde sûfîlik hakkındaki kanaatlerini gizlemeden saklamadan ifade ederek bu alanda daha önceden söylediklerini pekiştirmiş. Söyleşileri Türkçe edebiyatın öykü ve roman türünün önemli yazarlarından Sadık Yalsızuçanlar’ın gerçekleştirmesi ise ayrıca önemli.Yıllardır meselli hikáyelerin yanında modern menkıbe türünde biyografik romanlar kaleme alan ve sûfîlik ile ilgili çalışmaları yakından takip etmekle kalmayıp yazı evreninin omurgası kıldığı için Yalsızuçanlar röportaj/lar/a hazırlanırken hiç zorlanmamış. Yalsızuçanlar’ın sorularda ayak oyununa girmeden, açık ve net olmaya özen gösterdiğini de belirtmek gerekiyor. Kitap ‘geleneksel’ düşünüş modellerinden birisi olarak ‘Sûfîlik’ veya ‘Tasavvuf’ yani irfani geleneğin, sûfî ontolojisinin çeşitli boyutlarını konu konu ele alan bir iç bölümleme anlayışı doğrultusunda örülmüş. Aşk, tasavvuf, seyr u sülûk, insán-ı kámil, zahir/bátın, Muhammedî nur, inisiyasyon, felsefi tasavvufun ‘kurucu’ figürü İbn Arabi bu konulardan bazıları. Hiç şüphe yok ki gerek klasik İslam düşüncesi gerekse çağdaş İslam düşüncesi içinden bu konulara dair cevaplar geniş bir yelpazeye yayılmıştır ve bu konularda Evvele Yolculuk’ta verilen yanıtlarla kimi noktalarda köklü farklılıklar bulunacaktır. Evvele Yolculuk söyleşi kitabının içine, konuşmalar arasına pek çok şiir serpiştirilmiş olması da ayrıca önemli. Şiirlerin Mevlana, Şems-i Tebrizî, Saláhaddîn-i Uşşákî, Niyazî-i Mısrî, Yunus Emre, Aziz Mahmud Hüdái, İbn Arabî gibi klasik isimlerden seçilmesi modern zamanlara kadar şairlerin çoğu zaman bir sûfî, sûfîlerin de ekseriyetle bir şair oluşunu kanıtlamaktadır. İbn-i Arabî’nin Tercümánü’l-eşvák (Arzuların Tercümanı) isimli şiir kitabını burada anmak yeterli olacaktır bu durumu ortaya koymak bakımından. Adı anılan şair sûfiler dışında Asaf Halet Çelebi, Cahit Zarifoğlu, Sezai Karakoç ve Turgut Uyar’dan da birer şiir serpiştirilmiş bölümler arasına. Okuması son derece zevkli bir kitap Kanımca, ilk bakışta, sûfîlik öğesi bir hayli ağır basan ve salt böyle olmakla sınırlanıyormuş izlenimi veren geniş ufuklu, geniş açılı söyleşi kitabına, biraz daha derinlemesine bir bakışla içine girildiğinde, her iki yazarın yazarlık anlayışları kadar varlık telakkilerinin ortaya döküldüğü bir anlatı olma özelliğini fazlasıyla kazandığı söylenebilir. Sözgelimi Muhammedî nur hakkındaki tespitler, Mağripli sufi İbnü’l-Arabî’yi eksene alan bir hikmet dilinin anlatıldığı pasajlar, bence, hem bu konulara dair bakışlardan bir kısmını yansıtıyor hem de her iki yazarın anlam evrenine dair çok derinlikli çözümlemeler sunacak ipuçları içeriyor. Poetika araştırmalarının birinci planda eserlerin yazarın zihniyet dünyasında nasıl oluştuğunu tespite yönelik olduğu hatırlanırsa Evvele Yolculuk’la irtibatlı olarak söyleşi yapanla söyleşi yapılanın dünyaları bakımından oldukça önemli saptamalar yapılabilir. Mahmut Erol Kılıç’ın söz aldığı hemen hemen bütün bölümler birbirinden farklı birçok konuyu, okuması son derece zevkli bir söyleşi potasında eritmeyi çok iyi başarıyor. Star, 10 Ocak 2009
Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1232
Yorum yaz
|
||||||||||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Güzerân |
| Sırlı tuğlalar |
| Bilişmeler |
| E - kitap |
| Haberler |
| Endam Aynası |
| Bağlantılar |
| Arama |
| Eve dön |
| Arşiv [Eski site] |
| Misafir defteri |