JA slide show
Anasayfa
Okundukça bitmeyen kitap
Yazan kübranur ayar   
08.09.2010 14:25

 İnsan uzun süre roman, hikâye, deneme tarzı kitaplar okuyunca içeriği ve üslubu farklı kitaplar okumak istiyor. Üç sene önce, ramazan bayramının ikinci günü idi. Farklı bir kitap bulma ihtiyacıyla her zaman gittiğim kitapçıda dolaşıyordum ben de. Bir müddet raflara göz gezdirdim, gözüme çarpan bir kitap olmamıştı. Kitapçıdan çıkmak üzereyken ‘Anka’ kitabının kapağı ilgimi çekti, elime alıp incelemeye başladım.

Yazarın adını daha önce duymamıştım. Anka, ölümsüzlük demekti, onu biliyordum. Kapaktaki resmin de muhtemelen anka kuşu olduğunu. İlk sayfasını açtığımda arada sıkışmış, sayfaya yapışmış kelebeğe benzer bir leke gördüm.  Dikkatle baktığımda araya sıkışıp ezilmiş gerçekten bir kelebek olduğunu fark ettim. İlginç olan, kelebeğin oluşturduğu lekenin, kitabın kapağındaki anka kuşu resmine benzemesiydi.

Bu benzerlik hoşuma gitti tabi. Kitapçıya gösterdiğimde şakayla karışık: “bu sana bir işaret olmalı, al oku çok şey kazanırsın. ben de okuyacaktım ama vakit bulamadım” dedi. İncelemeye devam ettim kitabı, ilk paragrafı okuyayım dedim. İlk cümlesi şöyleydi kitabın “ramazan bayramının ikinci günü idi…” Bunca tevafuk yeter dedim, aldım kitabı. Gayretle okumaya başladım.

Normal boyutlarda bir kitap en fazla bir haftada biter ama Anka iki haftaya zor bitti. Bir cümle okuyup saatlerce düşündüğüm oldu. Kitabı okudukça bende oluşan durgunluk ve dinginliği görünce arkadaşlar da okumak istedi kitabı. Boşverin dedim, kolay sindirilmez bu kitap. Biraz kıskançlıktan biraz da paylaşmaya kıyamamaktan Anka’yı okutmadım pek kimseye.

Kitap sonunda bitti ama ben de bittim. Ne hayatlar varmış, imanıyla yanan ne canlar varmış, biz bu hayatın neresindeyiz diye sorup durdum kendime. Kitapta en etkilendiğim cümle ise, her sokağa çıkışımda aklıma gelen “Sen'den bu kadar uzaklaşmış bi sokakta yürürken, Sana nasıl yaklaşacağım?” sorusu oldu. Bir de bir dua: Allah'ım insanları Sen'in görmek istediğin gibi göster bana.

Böylelikle Sadık Yalsızuçanlar ve kitaplarıyla tanışmış oldum. Anka kitabı Niyazi Mısri’yi anlatıyor. Bilgelerin hayatını anlatan başka kitapları da var yazarın. Cam ve Elmas, Ebul Hasan Harkani’yi; Gezgin, Muhyiddin Arabi’yi; son olarak çıkan Dem kitabı da Bediüzzaman Said Nursi’yi anlatıyor. Bu kitapları okudukça insan hem bilgelerin hayatlarını öğreniyor hem de kitapta kendinden izler bulup bilgece yaşamaya niyetlenebiliyor. Kitapların bir ortak yönü de bahsedilen mürşidi kitapta araştıran ve hayatında temel sorunları olan bir ana karakterinin daha olması. Kusursuz işleyen, sonu Yaratan’a çıkan, her anı tefekkür olan bilgelerin hayatının yanına, günümüzden bir insanın da bahsinin geçiyor olması, kitaplardaki bağlayıcı noktalardan biri.

Örneğin, Anka’da modern hayatın karmaşası içinde bunalmış Mehmet karakteri var. Niyazi Mısri hakkında tez hazırlamaya çalışmaktadır Mehmet. Henüz araştırmaya başlamıştır ki bilgenin peşine takılır, mürşidin ayak izlerini takip ederek sayfalara sığdıramayacağı manalara ulaşır. Mehmet’in ruhunda, Niyazi Mısri’nin yeryüzünde çıktığı bu kutlu yolculuğa yazar, Anka kitabı ile okuyucuları da davet ediyor.

Üzerinden epey vakit geçmesine rağmen Anka kitabı diğerlerinden fazla kalmış zihnimde. Edebiyatın ve tasavvufun kapılarını bana aralayan, kutlu yolculuklara kıyısından köşesinden dahil eden ilk kitap olduğu için belki de. Yazarı kitap ve dergilerden takip ettim uzun süre. Güncel olaylardan bahsederken sinemaya atıfta bulunmak, sanatçıların bahsi geçerken birden tasavvufa sözü getirmek yazılarına ayrı bir aktiflik katıyor. Daha sonra Sadık Yalsızuçanlar’ın sinema, rüya, hayat üzerine yazdığı denemelerden oluşan Rüya Sineması kitabını okudum. Kitap çok önceden basıldığı için kitapçılarda bulamamıştım,  Beyazıd Cami yanındaki sahaflardan alabildim ve okuduğuma değdi elbette. O güne kadar televizyona boş gözlerle baktığımı düşündüm ve bu kitapla bana sinemanın da ibret sahnesi açılmış oldu.

Geçen hafta Kocatepe Kitap Fuarında imza gününde kendisi ile görüşme imkanım oldu. Üç gün sonra Beyazıd Kitap Fuarında bu kez ailem ile gittim yanına. Beyazıd’da sağolsun, topluca fotoğrafımızı çeken güler yüzlü bir hanım vardı. Ertesi gün kendisinin, yazarın avukatı olduğunu öğrendim. Handan Hanım’la tanışmış olduk böylece, Kalemşah’a davet etti beni.

 Yazdığım her yazıda emeği ve payı olduğunu düşündüğüm Sadık Yalsızuçanlar’ı anlatarak merhaba demek istedim Kalemşah yazar ve okuyucularına.  Handan Hanım’a da teşekkür etmiş oldum böylece. Yazarı daha iyi tanımak için Handan Hanım’ın kendisi ile yaptığı röportaj okunmalıdır. Ben sadece bir yazarı ‘kendimce’ anlatmaya çalıştım.

http://www.kalemsah.com/2010/09/okundukca-bitmeyen-kitap.html

 


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1459

Yorumlar (3)
RSS yorumları
1. Yazan Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 05-10-2010 17:56 - Misafir
 
 
Muhteşem
Okudugum 2. kitabınız oldu. Müthiş bir şey. Bunu siz nasıl yazdınız yahuuu?
 
2. Yazan Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 03-11-2010 11:28 - Kayıtlı
 
 
anka
anka yı henüz bitirdim....sarhoş gibiyim..kitap bitti ama sen sanki içinde kaldım çıkamıyorum...yardım edin..
 
3. Yazan şehvan 20-01-2011 15:25 - Misafir
 
 
soru
Bu(anka) okuduğum kaçıncı kitabımız bilmiyorum her seferinde ağzımızda bir tat kalıyor baldan sanal bir tat gerçek bala 
nasıl kavuşulur?
 

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

Facebook

Son yorumlar

Kürt Dilinde Tasavvuf
MOLLA İ CEZERİNİN KÜRTÇE DİVAN NI KİTAP OLARAK ALMAK İSTİYOR...
25/01/12 21:17 Dahası...
@ GÜLŞİN

Sadık Yalsızuçanlar ile...
özdeş ruhlar
Değerli Kalemşah ekibi, Handan Güler ve Sadık Hocam... Özdeş...
05/01/12 21:37 Dahası...
@ süheyla yıldırım

Hiç yayınlandı
kitap çok guzel.. Yazarımız Sadık YALSIZUÇANLAR'ın ellerine ...
02/01/12 16:00 Dahası...
@ feyza

Sadık Yalsızuçanlar ve "Anka...
haticenesibe
çok güzel :grin :grin :grin :grin
02/01/12 16:00 Dahası...
@ hacer

Aşkı bilmek isteyen Mevlâna ol...
Müstefid
Allah razı olsun müstefid oldum. Muhabbetle üstadım...
09/12/11 22:19 Dahası...
@ kadir

ÇİZMECE

[ Kedi dili samur fırça (Yumuşak) No:02616
Palet ve Spatula ( Ortaboy)
Yağ ve Terebentin (Yağlıboya yağı )
Tuval
Maries boya ( Herrenkten ve özellikle ara renklerden ) 12'li yada 24'lü.
]


Son Okuduklarım

Arama motorları akla zarar mı?
18.07.2011 20:06
Aşağıdaki satırlarda okuyacağınız makalede vermeye çalıştığım mesajla bilgisayar başında yaşadığım durum çelişiyor olsa da,... Devamını oku...
Imam 'Ali in der islamischen Gnosis - Teil 4 | Über die Liebe und Gefolgschaft
29.04.2011 17:35
Verehrte Leser, lange haben wir unseren Blog nicht angefasst. Es waren äussere Umstände die unsere lange Abstinenz veranlasst haben.... Devamını oku...
Anadolu Nefesi
29.04.2011 17:27
Ondörtbin yıl gezdim pervanelikteSıtkı ismin duydum divanelikteİçtim şarabını mestanelikteKırkların cem'inde dara düş... Devamını oku...
Haktır Allahım Muhammed mahım
29.04.2011 17:24
Haktır Allahım Muhammed mahım Ali'dir şahım efendim Allah eyvallah Fatıma Zehra Hatice Kübra Nuri kibriya efendim Allah eyvallah ... Devamını oku...
Devriyye
29.04.2011 17:21
(18) Âşık, gel, cân kulağıyla bu sözleri duy. Gel, insanın aslı nedir anla. Sırları ulu orta yerde anlatma.... Devamını oku...
Denizlili Mehmet Emin Efendi
05.04.2011 21:54
Hakk’ın insâna gelinceye kadar girmediği hiçbir şekil ve bir sûret ve bir renk kalmamıştır. Çünki bir ağacın... Devamını oku...
Su Uğultusu
02.03.2011 22:12
Öğleyi hızla geçerek bir ayrılık ikindisine uğruyor zaman. Yaşlı ve yorgun ruhum vedalaşıp uzaklaşıyor gölge ve ışıktan ... Devamını oku...

YENİ ALBÜM

Haberdar ol

E-Bülten'e abone ol

ÜYE GİRİŞİ






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şuanda 16 konuk çevrimiçi

Konan, göçen

mod_vvisit_counterBugün135
mod_vvisit_counterDün182
mod_vvisit_counterBu hafta498
mod_vvisit_counterBu ay1386
mod_vvisit_counter[07.08.08'den]358920

BİRLİK