|
|
Bilişmeler
Ne dediler?
Okundukça bitmeyen kitap | Okundukça bitmeyen kitap |
| Yazan kübranur ayar | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| 08.09.2010 14:25 | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Bu benzerlik hoşuma gitti tabi. Kitapçıya gösterdiğimde şakayla karışık: “bu sana bir işaret olmalı, al oku çok şey kazanırsın. ben de okuyacaktım ama vakit bulamadım” dedi. İncelemeye devam ettim kitabı, ilk paragrafı okuyayım dedim. İlk cümlesi şöyleydi kitabın “ramazan bayramının ikinci günü idi…” Bunca tevafuk yeter dedim, aldım kitabı. Gayretle okumaya başladım. Normal boyutlarda bir kitap en fazla bir haftada biter ama Anka iki haftaya zor bitti. Bir cümle okuyup saatlerce düşündüğüm oldu. Kitabı okudukça bende oluşan durgunluk ve dinginliği görünce arkadaşlar da okumak istedi kitabı. Boşverin dedim, kolay sindirilmez bu kitap. Biraz kıskançlıktan biraz da paylaşmaya kıyamamaktan Anka’yı okutmadım pek kimseye. Kitap sonunda bitti ama ben de bittim. Ne hayatlar varmış, imanıyla yanan ne canlar varmış, biz bu hayatın neresindeyiz diye sorup durdum kendime. Kitapta en etkilendiğim cümle ise, her sokağa çıkışımda aklıma gelen “Sen'den bu kadar uzaklaşmış bi sokakta yürürken, Sana nasıl yaklaşacağım?” sorusu oldu. Bir de bir dua: Allah'ım insanları Sen'in görmek istediğin gibi göster bana. Böylelikle Sadık Yalsızuçanlar ve kitaplarıyla tanışmış oldum. Anka kitabı Niyazi Mısri’yi anlatıyor. Bilgelerin hayatını anlatan başka kitapları da var yazarın. Cam ve Elmas, Ebul Hasan Harkani’yi; Gezgin, Muhyiddin Arabi’yi; son olarak çıkan Dem kitabı da Bediüzzaman Said Nursi’yi anlatıyor. Bu kitapları okudukça insan hem bilgelerin hayatlarını öğreniyor hem de kitapta kendinden izler bulup bilgece yaşamaya niyetlenebiliyor. Kitapların bir ortak yönü de bahsedilen mürşidi kitapta araştıran ve hayatında temel sorunları olan bir ana karakterinin daha olması. Kusursuz işleyen, sonu Yaratan’a çıkan, her anı tefekkür olan bilgelerin hayatının yanına, günümüzden bir insanın da bahsinin geçiyor olması, kitaplardaki bağlayıcı noktalardan biri. Örneğin, Anka’da modern hayatın karmaşası içinde bunalmış Mehmet karakteri var. Niyazi Mısri hakkında tez hazırlamaya çalışmaktadır Mehmet. Henüz araştırmaya başlamıştır ki bilgenin peşine takılır, mürşidin ayak izlerini takip ederek sayfalara sığdıramayacağı manalara ulaşır. Mehmet’in ruhunda, Niyazi Mısri’nin yeryüzünde çıktığı bu kutlu yolculuğa yazar, Anka kitabı ile okuyucuları da davet ediyor. Geçen hafta Kocatepe Kitap Fuarında imza gününde kendisi ile görüşme imkanım oldu. Üç gün sonra Beyazıd Kitap Fuarında bu kez ailem ile gittim yanına. Beyazıd’da sağolsun, topluca fotoğrafımızı çeken güler yüzlü bir hanım vardı. Ertesi gün kendisinin, yazarın avukatı olduğunu öğrendim. Handan Hanım’la tanışmış olduk böylece, Kalemşah’a davet etti beni.
Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1460
Yorum yaz
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Güzerân |
| Sırlı tuğlalar |
| Bilişmeler |
| E - kitap |
| Haberler |
| Endam Aynası |
| Bağlantılar |
| Arama |
| Eve dön |
| Arşiv [Eski site] |
| Misafir defteri |