JA slide show
Anasayfa arrow Bilişmeler arrow Ne dediler? arrow Niyazî-i Mısri'nin izinde
Niyazî-i Mısri'nin izinde
Yazan M. İlhan Atılgan   
10.09.2008 15:35
 Edebiyat okuru zaten bilir, bilmeyen de İhtiyarlar Risalesi’nde geçen o unutulmaz dizelerinden hatırlayacaktır Niyazî-i Mısri’yi: Günde bir taşı bina-yı ömrümün düştü yere / Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber / Dil bekası, Hak fenâsı istedi mülk-i tenim / Bir devasız derde düştüm, âh ki Lokman bihaber.

Sadık Yalsızuçanlar’ın henüz yayımlanan Anka adlı anlatısı, tasavvuf edebiyatının en coşkun, en güçlü şairlerinden Mısri’nin dünyasını daha yakından tanımak için iyi bir başlangıç olabilir.

Önce şu: Anka bir tarihi roman değil. Yalsızuçanlar ayarında bir yazar, elbette, Mısri’nin hayatını düz bir romanla anlatmaya çalışmak gibi edebî bir sıradanlığa, acemiliğe düşmemiş. Anlatı üç düzlemde akıyor: Asıl adı Muhammed’den kinaye Mehmet olan Niyazî-i Mısri’nin çileli hayatı / bir akademisyen olan anlatıcı öznenin (onun da adı Mehmet) günümüz Ankara’sında yaşadıkları, karısıyla çalkantılı ilişkisi / Mantıku’t-Tayr’ın izinde, kuşların Simurg’a yolculuğu. Bu üç düzlem yer yer kesişiyor, kimi yerde öznenin düzlem değiştirdiğini fark etmek kolay olmuyor, ki bunu sağlayanın Yalsızuçanlar’ın taze ve zengin üslubu olduğunu belirtmek gerekir.

Mısri’nin kalb yolculuğu

 Anka, Mısri’nin ve kalb gözünü açık tutarak yaşamaya çalışan bir modern zaman insanının anlatısı gibi görünse de birçok alt-katmana sahip. Güneydoğu sorunundan Osmanlı eleştirisine (“Âli-î Osman’ın yıkılışında Niyazî’ye yaptığı zulmün çok payı vardır”), İslam tarihinde yer yer ortaya çıkan medrese-tekke ikiliğinden kadın-erkek ilişkisinin acısına, şiddetine kadar, her biri başlı başına bir roman malzemesi olabilecek temalara göndermeler anlatı boyunca bir görünüp bir kayboluyor. Kitapta, bir anlamda, Mısri’nin seyr-ü sülukuna adım adım tanık oluyoruz. Yalsızuçanlar, belli ki titizce topladığı malzemeyi hoyratça değil kıvamında kullanmış. Bütün bir kalb yolculuğunu birkaç satıra sığdırıyor örneğin: “Sana, ‘Öğrenimini bitirdin mi?’ diye sordu. ‘Evet’ dedin, ‘on iki ilimden de mezun oldum.’ Ümmi Sinan ansızın kaybolmuştu. Yıllar sonra, İstanbul’da, padişahın huzurunda girdiğin sınavı başarıyla verdin. Kırk tekkeyi ziyaret ettin, kırkıncıda Ümmi Sinan’ı tekrar buldun. Tekrar kaybettin. Yedi yıl dergâhta onu bekledin. Tekrar belirdi ve ‘İlmin başı ne imiş?’ diye sordu. ‘Sabır’ dedin.”

Mısri’nin ‘Devredip geldim cihana yine bir devran ola’ dizesine çarpılıp onunla bir tür ortak yaşantı kuran anlatıcı, sonunda “Seninle ilgili tez yazmak yalanmış” deme noktasına varıyor. Yalsızuçanlar’ın neredeyse her metninde orta yerde duran, insanda Allah’ın en büyük oyunu olan nefsin en anlaşılmaz muamması “aşk”, bu anlatının da birleştirici öğesi haline geliyor.

Anka’nın, Sadık Yalsızuçanlar’ın kendine en çok benzediği metinlerinden biri olduğunu düşünüyorum. Güzeran’ın, Şehirleri Süsleyen Yolcu’nun, Sırlı Tuğlalar’ın yazarını tanıyan okur, Anka’nın anlatıcısına yabancı kalmayacaktır. “Viyanalı Ermiş” diye anılan Wittgenstein’dan İbn Arabi’ye, Risale-i Nur’dan Turgut Uyar’a kadar Yalsızuçanlar’ın çağrışım haritası bu anlatıda da karşımıza çıkıyor. Örneğin, “Elmalı’dan dünyaya giden gemi” cümlesiyle çok sevdiği İkinci Yeni şairlerine, “Gördüm ki, güya ben büyük bir şehirdeyim, sultana hizmet ediyorum.” gibi cümlelerle Nur’lara apaçık atıflar yapıyor Yalsızuçanlar. Bunlara yazlık sinemacı baba, Malatya, Ankara, öğrenci evi gibi anlatıyı sahihleştiren otobiyografik öğeleri de ekleyelim. Anlatının sonunda ise Mısri’yi “Viyanalı Ermiş’in durduğu yerin ötesine” koyarak durduğu yeri sağlamlaştırıyor.

Enis Batur bir keresinde “Ayfer Tunç’la Sadık Yalsızuçanlar’dan başka iyi öykücü göremiyorum ben.” demişti. Cemil Kavukçu’dan Barış Bıçakçı’ya kadar bir dizi iyi öykücüyü dışarıda bırakan kör bir bakıştı bu belki ama o döneme kadar Yalsızuçanlar’ın farkında olmayanları irkiltmek için iyi bir çıkış oldu. Dilerim, Anka da yeterince ‘görülür’.

Önümüzde, Mısri’yi Derrida’nın ‘göçmen’ine benzeten sıra dışı, anlatının diliyle söylersem ‘ehline açık’ bir kitap var. Anlatı bittiğinde okur da öznenin sorduğu o soruya varıyor: “Velilerin hallerinden çıkan bu sözler bizim derdimizin neresine ulaşıyor?”

Kitap Zamanı

 


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 8130

Yorumlar (4)
RSS yorumları
1. Yazan gunsel 03-11-2008 12:19 - Misafir
 
 
s kanalinda bir soyleside dinledim.Ankadan bahsedildi niyazi ve yunusdan konusuldu.Hangi cumleler benim gonlume akdi bilmiyorum ama hemen bilgisayarin basina gecip tum yazilari okudum. yarin tum kitaplarinizi alip okuyacagim.bana hitap eden aradigim birseyler var umudundayim.elinize dilinize saglik.
 
2. Yazan turan 28-09-2008 13:16 - Misafir
 
 
TRT-1 de sahur programındaki sohbetlerinizden etkilenerek aldım.Gerçekten ihtiyacımız olan bir eserdi.Anka ismi bile insanı apayrı bir düşünceye götürüyor.eyvallah...
 
3. Yazan Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 25-09-2008 13:06 - Misafir
 
 
TRT 1 de serdar tuncerle yaptığınız niyazi mısri ile ilgili sohbetinizden sonra aldım Anka'yı. Kitap fuarından ilk öncelikle aldığım kitaptı. Şu an 59. sayfadayım. "İnsan bir mültecidir ahi, kendi gönlünden başka sığınacak yerin yoktur. Ve Allah'ın sırrı sensin... dizelerinden sonra gözyaşlarına boğulup bir müddet kendimi dinledim. Müthiş, müthiş. Edebiyat, tasavvuf, erenler, aşk, günümüz dünyasında hepimizin yer yer yaşadığı sıkıntılar hepsi iç içe hepsi öyle bir harman olmuş ki insanın başı dönüyor. 
Ne diyeceğimi bilemiyorum, ellerinize sağlık, bütün kitaplarınızı sırayla alacağım inşallah.
 
4. Yazan Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 14-09-2008 04:46 - Misafir
 
 
maneviyatın inceliklerini günümüz insanının anlıyacağı kelimelerle anlattınız bir televizyon proğramında. ilginç olan bu güne kadar manevi yaşanmışlıkları hep kelimelerde boğuyorlar bilgeler 
bu yüzden anlaşılması güç ve muamma kalıyor kulluğun incelikleri. 
sizin ifade biçiminiz konuları idrakiniz beni etkiledi 
bence hadisi şerifi yaşıyorsunuz SEVDİRİNİZ ZORLAŞTIRMAYINIZ 
siz bence anlatımınızda sevdiriyorsunuz ve insanlara fark ettiriyorsunuz 
seyrettiğim program TRT 1 sahur zamanı 12.09.2008 
çalışmalarınız için teşekkür ederim 
anlattıklarınızı bizzat yaşamanızı temenni ederim 
sizi ilk defa o programda tanıdım 
kitaplarınızı okuyacağım
 

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

SADIK YALSIZUÇANLAR,
ARTIK BÜTÜN KİTAPLARIYLA
PROFİL’DE…

sEsLi kiTaP

C’nin Hazırlanmış Hayatı
 
 Sesli Kitap.. Hazırlayan: Nisan Kumru
Bir ve Hep
 
Küf
 
Hiç