JA slide show
Anasayfa
Ey gönül, bilesin ki bizde yaşayacaksan, kırık yaşayacaksın!
Yazan M. Fatih Aydemir   
25.01.2010 20:26
    En başından söylemek gerekir ki bu yazı, Fethi Gemuhluoğlu’nun 1975 yılında “Dostluk Üzerine” yaptığı konuşmanın metninden adam akıllı esinlenerek yazılmıştır.
 
   Dil kolay söylese de, insan ömrünün sığlığını aşan bin yıllık bir mazi ile bu toprakların sahipleri ve evlatlarıyız. Bu derin yaşamışlığa, kurduğumuz ve bir sonrasına devrettiğimiz kültür imparatorluklarına rağmen, yazılı tarihimizin geçmişimizle boy ölçüşemeyecek kadar sıskadır. Bu durum öz eleştirilerimizin en büyüklerinden biridir. Neden böyledir? derseniz benim acizane düşüncem; bırakın yazılı bir kaynak bırakmayı, yüreğine; deryalar-denizler sığdırmış, yedi iklimi barındırmış, kelimeleri ile cümleleri şaha kaldırmış nice (mütevazı) gönül yiğitlerinin tevazuları ile susmaları, yeri geldiğinden de öte (tarihe haksızlık edercesine) cümle kurmaktan imtina etmeyi tercih edişleridir.
   Oysa ben yüzsüzlük ile bile bile yazmaya devam ediyorum. Bilmek daha da büyük ayıp ama bırakın yüzsüzlüğü onların susmalarının yanında benim yazdıklarım, kendini bilmez bir çocuğun duvara karaladıkları kadar bile kıymet ifadesi içermemekte. İşte tam da burada şöyle diyor Fethi Gemuhluoğlu; elli üç yaşındayım, kırk senedir söz orucu tutuyorum. “Ey Muhterem” der eskiler değil mi? Sen böyle söylersen, biz nasıl konuşuruz, yazarız. Hal böyleyken dışa aksettirmeyi koy bir kenara, benliğimizin tek kişilik salonlarında dahi cümleler kurmamalıyız. Dilerseniz bu söz üstüne yine de yazıyor oluşuma densizlik deyiverin ama ben, Fethi Bey ve o düşünce ile beslenmiş büyükler kadar nefsime söz dinletemiyorum.  

   Fethi Gemuhluoğlu’nun Dostluk Üzerine konuşmasındaki “gönlümüze dost değiliz” ifadesi beni yanına çağırdı. O ipin uçunu tuttum ve kendime doğru çekerken, kendimi içinde buldum.

   Yaradan; gönlü kırık olanlara beraberim, demiş. O zaman biz de kırdık gönlümüzü, bin parçaya. İpi kopmuş tespih taneleri gibi gökyüzünden yeryüzüne düşürdük. Eğer öyle ise, ki amenna öyledir; savurduk gönlümüzü ufkun ötesine; “Ey gönül bizde yaşayacaksan, kırık yaşayacaksın bilesin”.
 
  Tüm bunlar bunalımlı bir ruh ile yaşamak demek değildir.  Derde, tasaya, yenilmişliğe, ezikliğe, vurdum da duymazlığa, serkeşliğe, sarhoşluğa kapı aralamak, zenginlik köprüsünün altında sefilliğe yüzümüzü dönmek hiç değildir. Yılgınlığa, koşmadan yorulmuşluğa, güneşin ilk ışığı ile aydınlanan sabaha düşmanlık hiç değildir. Aksine, hiçbir şeye düşman olmamayı seçmektir. Nasıl düşman olur ki insan. Sana ait ne var da, ne sundun da, düşman olma hakkını elinde tutarsın. Yüzümüze kazınmış bir bıçak izine direnmek gibi, nefsimizin ordusuna karşı sancak açmak, zafere doğru bir başımıza da olsa yol almaktır, gönlü kırıklık. Her sabah o bıçak izi ile gülümseye bilmektir.

  Gönül kırıklığı ile her geleni buyur etmektir. Dert, terminalimize inerken, koltuk komşusunun da mutluluk olduğunu hatırlamaktır, gönlü kırık olabilmek. Her ikisini de bize gönderen sahibinin, sahibimiz olduğunu hatırlamaktan da öte unutmamaktır. Gönlü kırık olmak işte tam da buna hazır olmaktır. Aşkı, şevkin fener alayı ile karşılamaktır. Hoşluk şerbeti ile de gelse, dert şurubunu da içirse, gönderenin aşkı ile sarhoş olmaktır. Zarfın da mazrufun da, yeşilin de kurumuşun da, güneş ışırken yağan yağmurun da, gönlü kırık ya da olmayanın da, sorgu sualin de mülkiyeti O’ndadır.   

  Aşk ile söylemektir, tevhidimizi, yani gönlümüzün kırıklığını. Güle bakmak, güle dönmek, gül kokusuna sarılarak, bürünerek alem de, lale ikliminin güneşi ile yayılmaktır. Yoksa iç dünyamızdaki putları biz devirmedikçe, gün gelir onlar bizim üstümüze devrilirler. Bu depremin enkazından çıkarılan benliğimizdeki gönül, o güne kadar kıramadığımız gönlümüz kadar nasıl kıymetli olsun. Ali Şeriati’ nin de dediği gibi “Zenci Bilal'in kalbinin fethi; Endülüs kıyılarının fethiyle yan yana düşünülemeyecek kadar büyüktür.”

  Şimdi bir kez daha bütünlüğünden sarfınazar eyleyeceğim gönlümün testisinin. Kıracağım gönlümü, ateşe yaklaşmak için. Gönlümün kırgınlığı nefsimle tatmin ve tamir gördüğünde, bir kez daha, bin kez daha kırmak için ateşe vereceğim. Tüm İbrahimler şahidimdir, yakmayacaktır ateş, kırınca gönlümü.
 
  Çok başka şeyler yazmak niyeti ile oturmuştum bilgisayarın başına. Ancak Fethi Ağabeyin “Dostluk Üzerine” söylediklerini okuyunca, aklım bu ışıklı yola düştü. Her pervane gibi ben de aydınlığa yürüdüm. Bence siz de okuyun “Dostluk Üzerine” söylediklerini. Eminim bir çoğunuz benden daha aydınlık yollar bulacaksınızdır. Fethi Ağabeyin ifadesi ile “sözü düğümleyip” sukuta teslim olayım.

•    Yukarıda yazdıklarımın büyük bölümü birkaç yıl önce yazılmış ifadelerdi. Şu sıralar ise Sadık Yalsızuçanlar Ağabeyin hazırladığı “Dostluk Üzerine Önce Selam Sonra Kelam Fethi Gemuhluoğlu” kitabını okumaktayım. Sizlere de okumanızı salık veririm.
Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 893

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

Facebook

Dumanüstü haber

Kurmaca/Yaratıcı Metin Yazarlığı Kursları Başladı

Senaryo

Sinopsis

Tretman

Diyalog

Radyo Oyunu

Tiyatro Metni

Öykü

Roman

Masal

Ve diğer yaratıcı yazı alanlarına ilişkin uygulamalı kurslar için başvurularınızı bekliyoruz.

Başvuru İçin :

Devamını oku...
 

Son yorumlar

Atacaksan tokadı böyle atacaks...
yavuz selim
değerli yazar , yavuz sultan selin hanın şairliğini bilyoru...
31/08/10 13:13 Dahası...
@ sezai yıldırım

Bu kez bir aşk hikâyesi yazdı
hikaye kadar güzel bir anlatım:) alacağım ilk kitaplar arası...
14/08/10 23:31 Dahası...
@ cennet

Bu kez bir aşk hikâyesi yazdı
ustalara teşekkür
başımızda hala üstad sezai karakoç gibi, rasim özdenören, mu...
10/08/10 09:36 Dahası...
@ aziz kağan Güneş

Bu kez bir aşk hikâyesi yazdı
söyleşiyi okuyabileceğiniz adres işte bu
sadık yalsızuçanlar söyleşisi http://kalemsah.blogspot.com/...
07/08/10 23:31 Dahası...
@ handan

Sadık Yalsızuçanlar Açık Deniz...
cd
Ahmet Bey ve Nuket Hanima aynen istirak ediyorum. Bu program...
21/07/10 17:23 Dahası...
@ Sahir CARILLI

BİRLİK


Osman Can Açık Deniz'de

 Son zamanlarda yaptığı demokratik çıkışlarla tanıdığımız Osman Can, 4 eylül 2010 Cumartesi gecesi, Ülke Tv’de…Köhnemiş yargı sistemi içerisinden yükselen yeni, taze bir ses…Akademisyen kimliğinin yanı sıra bürokratik bir deneyime de sahip olan Osman Can, referandum sürecini, sağlıklı bir yargı sistemine kavuşmanın yollarını anlatacak…Açık Deniz’de, ayrıca Tebrizli şair Şehriyar’ın Haydar Baba Şiiri ve Muhyiddin şekur’la söyleşi var…

 Açık Deniz

DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

Okuma notları

Gezgin Boşnakça'da
01.09.2010 15:16
Gezgin Saraybosna’da Yayımlandı Sadık Yalsızuçanlar’ın, Almanya, Bulgaristan ve Fransa’da okurla buluşan Gezgin adlı... Devamını oku...
Atacaksan tokadı böyle atacaksın
29.08.2010 22:57
Sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyâr olur Sâdıkâne belki... Devamını oku...
"sekiz otuz sekize yirmi kala"
06.08.2010 20:43
‘Şarkıları da değiştiriyorum, ‘Hiçbir neden yokken ya da ben bilmezken, söylenip yok yere sitem etmişimdir. Havaya doğru iki... Devamını oku...
Biricik Sevgili
06.08.2010 20:39
Birlik ve aşk sırrı ezel ve ebedi kaplamış Zatında O sonsuzdur ve birdir O’nda asla nicelik ve sayısallık yoktur Zamansızlıkta ezel... Devamını oku...
Aşkın Sıcaklığı
06.08.2010 20:38
Bugün bayramdır. Güzelliğini görmekten Herkesin bayramı kutlu olmuş Yalnız ben o güzelliği görmekten Mahrumum. Yüz... Devamını oku...
Mustafa Tatcı: Yunus Bir Doğan İdi, Kondu Taptuk Koluna
06.08.2010 20:36
“Bu bir acaip haldir bu hale kimse ermez Alimle davi kılar, veli değme göz görmez İlm ile hikmet ile kimse ermez bu sırra Bu bir... Devamını oku...
Gökteki Tavaf
06.08.2010 20:30
Senin raks ve semaya kalkışının Sevinç ve neşesi ne güzel bir Felek bağlamış Her burçta boğalar, oğlaklar Elleri üzerinden... Devamını oku...
Kürtlerin (En) Hüzünlü Kahramanı : Şeyh Said
04.07.2010 10:13
29 Haziran, Şeyh Said Efendi’nin idamının seksenbeşinci yıldönümü… Bu satırları yazarken ne denli ‘tarafsız’... Devamını oku...
"Dağı Delen Irmak" akmaya devam ediyor
26.06.2010 20:39
Kemal Karpat hocanın basımı hayli olaylı bir geçmişe sahip kitabı bu kez Timaş’ça okura sunuldu : Dağı Delen Irmak. Öteden... Devamını oku...

YENİ ALBÜM

album4

Haberdar ol

E-Bülten'e abone ol

Not: Teknik bir yenilenme sebebiyle bülten aboneliklerinin yeniden yapılması gerekmektedir. Lütfen bülten kayıtlarınızı yenileyiniz.  

ÇİZMECE

ÜYE GİRİŞİ






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şuanda 5 konuk çevrimiçi

Konan, göçen

mod_vvisit_counterBugün318
mod_vvisit_counterDün478
mod_vvisit_counterBu hafta2755
mod_vvisit_counterBu ay1771
mod_vvisit_counter[07.08.08'den]198724