JA slide show
Anasayfa
Dünya Durulmaz'la tasavvuf ve edebiyat ufkumuza bir yolculuk
Yazan Hatice Eğilmez Kaya   
17.06.2011 21:47
 Sadık Yalsızuçanlar, genellikle anlatmaya dayalı edebi türlerde eserler vermeyi tercih eden bir yazar özelliği gösteriyor. Bununla birlikte sanatçının inceleme ve değerlendirme eksenli yazıları da mevcut. Dünya Durulmaz, yazarın fikir ve edebiyat ufkumuzun önemli şahsiyetlerine dair nüansları vurguladığı bir eseri… Ferfir yayınları tarafından 2010 yılında yayımlandı.

Dünya Durulmaz’da Sadık Yalsızuçanlar, Pir Sultan Abdal’ın ‘Pir Sultan Abdal’ım dünya durulmaz’ mısraından yola çıkmış. ‘Dünya bir gölgeliktir’ düsturuna vakıf bir yazar olan Sadık Yalsızuçanlar dünyaya geldiğimiz gibi gidebilmeyi kâr sayanlardan… Dünya bu anlamda bir köprü özelliği de göstermektedir. Pir Sultan Abdal da aslında şunu kastetmektedir: Dünyada cemal ve celal birbirine karışık biçimde varlık göstermektedir.

Bu anlamda insan nesli dünyanın hem güzelliği karşısında hayrandır, hem de onun çilelerinden ve cilvelerinden yorulmaktadır. Bir zaman sonra bambaşka, aynı zamanda da sonsuz bir yaylaya göç fikrinden rahatsız olmamaktadır. Dünya Durulmaz’da hal diliyle ve kelamın incelikleriyle dünyanın geçiciliği mesajı verilmektedir. Dünya her haliyle bir köprü gibidir. Orada durulmaz, yerleşilmez; geçip de gidilir.

Aklı erenler bilir ki yol menzilin aynasıdır. Kişi nereye varmak istiyorsa ona layık bir yol bulmalıdır. Yazara göre yol kadar niyet de önemlidir. Bizler yolumuzu ve nasıl bir menzile varacağımızı üç aşağı beş yukarı kestirebiliriz. Bu uğurda gösterdiğimiz çaba, hatta bundan çok daha önemli olarak sahip olduğumuz niyeti düzgün tutmalıyız.

Eserde aşk sözcüğü anahtar özelliği taşıyan kavramlardan birisi… Yazarın penceresinden aşk, ‘kıyısız denize katılıp bir katre iken umman olmak’tır. Bilgeliğe meyilli kimseler için aşk sonradan olanın önceden olana kavuşma çabasının genel adıdır. Bu anlamda kainatın var olma amacı da evvelinde budur.

Sadık Yalsızuçanlar Dünya Durulmaz’ı Horasan erenlerinin, Anadolu dervişlerinin ortak dili olan ‘irfanî gelenek’le kaleme almış. Bu ‘irfanî gelenek’ kaynağını ‘Hakikati Muhammediye’den almaktadır. İrfani gelenek Peygamberimizin ‘Adem su ile balçık arasında iken ben peygamberdim’ buyurarak beyan ettiği hakikattir ki bütün bir irfanî geleneğimiz kaynağını buradan almaktadır. Mesela, aslı sudan yani Hazreti Muhammed’in temiz ve kutlu ev halkından gelen Hacı Bektaşı Veli’den söz ederken yazar Yesi’nin bereketli topraklarından esen bir rüzgâr olarak değerlendirir. Onun gül kokusunun hüviyeti Efendimiz’in nurundan gelmektedir. Aynı özellik ‘Yort savul’ diyenYunus Emre’ye, ‘Dünya durulmaz’ diyen Pir Sultan Abdal’a, ‘gönül dokuyan bir bilge’ olan Nakşibendi’ye de aittir.

Türk aydını yüzyıllardır Doğu- Batı kıskacında yaşıyor, hissediyor ve düşünüyor. Hâlâ karar veremedi onlar, biz nereliyiz. Bu ikilemi gönlüyle Doğu’da aklıyla Batı’da bir adamın, Hasan Ali Yücel’in şahsında vurgulamakta yazar. Hasan Ali Yücel’in ‘Hakikat aşkına ermek diledim / Hayret şarabından iç, dedin bana / senden duyduğumu sana söyledim / Bu kuru sözlerden geç, dedin bana’ dörtlüğü anımsatılıyor okuyucuya. Bu dörtlük Yunus Emre’ye hitaben yazılarak tasavvuf geleneğimizin devamını müjdelemektedir. Zaten Doğu- Batı gerilimi de Sadık Yalsızuçanlar’a göre geçtiğimiz yüzyılda kalmıştır. Hakikat şudur ki: Doğu da Batı da Allah’ındır.

Yazar Dünya Durulmaz’da oldukça geniş bir yelpazeden sanatçı ve düşünür üzerinde durmuş. Lale Müldür, Bilge Karasu, Kemal Tahir, Hacı Bektaşı Veli, Cemil Meriç, Necip Fazıl, Naim Tirali, Sezai Karakoç, Nazım Hikmet, Yaşar Kemal, Oğuz Atay, İlhan Berk, Pir Sultan Abdal gibi isimler bunlardan bazıları. Böylesi farklı renkler bir araya getirilerek Anadolu fikir mozaiğinin muhteşem yapısı gözler önüne serilmiş. Sen ben değil, bir diyebilmenin erdemi hatırlatılmış.

İnsan sevgisi ve ‘biz olabilmek’ kavramlarını ‘cümle yaratılmışın birliği’ olarak değerlendiren Sadık Yalsızuçanlar ilahi kaynaklı bir muhabbetle düşünmekten, yaşamaktan ve de hissetmekten yana kullanmıştır reyini. Ona göre muhabbet her şeyden önce bir varlıktır. Varlığın nedeni muhabbettir. Muhabbetin nedeni ise Muhammed’dir. ‘Muhammed’den muhabbet oldu hasıl / Muhammed’siz muhabbetten ne olur hasıl’ diye özetlenen bir haldir bu.

Dünya Durulmaz’dan edinilen önemli fikirlerden birisi varlığın ve ilmin kaynağının muhabbet olmasıdır. Hum; sevme, severek bilme ve tatma anlamındadır. Hum’un tam karşılığı aşk, muhabbet ve şevktir. Âşığı menzile ulaştıran çabasından çok aşkı ve şevkidir, aynı zamanda da sevdiği varlığın rahmetidir.

İnsanlık müthiş bir hızla ‘modernleşme’ çabasında. Bu çabanın altında yaşanan hengame birçok insani değerin hayatımızdan çekilmesine yol açtı. Modernlik belirli bir çürümeyi beraberinde oluşturdu kuşkusuz. Dünya Durulmaz, bu çürümeden de söz ediyor. ‘Yeni vakitler’e çıkmamız gereğini hatırlatıyor. Bu vakitlere ancak ve ancak okuyup yazarak, maddi manevi her şeye dervişane bakarak yaklaşacağız elbette.

Nefsin hileleri ile baş başa bir ömür geçiriyoruz dünya sürgünümüzde… Sezai Karakoç’un sözünü ettiği sürgün işte tam olarak budur. ‘Deni’ desek de aşağıların en aşağısı bilsek de çoğu kez dünyayı, nefsimizin müthiş hileleri yüzünden yanılırız. Oysa Sadık Yalsızuçanlar okuyucuya kendisine ve başkalarına acı vermeden yaşayabilmesini, bunun için de toplumsal ve ahlaki bir ideale sahip olmasını salık veriyor.

Ölmeden önce ölebilmeyi insan olmanın koşulu olarak veren bir Peygamberin ümmetiyiz. Nedir ölmeden önce ölebilmek? Bir tenhaya çekilip münzevi hayatı yaşamak mı? Hayır. Bilakis tam da ortasında yaşayıp insanların onlardan farklı bakabilmektir var olan her şeye. Dünya Durulmaz’da ölmeden önce ölebilmenin faziletleri üzerinde de duruluyor.

Dünyaya tertemiz gelen insan eğer Hakk’ın divanına bu halini kirletmeden varabilirse büyük bir nimettir. Bu nimet de Mevla’nın esirgemesiyle olabilecektir. Dünya Durulmaz’da Sadık Yalsızuçanlar birçok kemal ehlinden söz ederek bu temenniyi dile getirmektedir.

http://www.sendeyaz.net/Yazi/55403/dunya-durulmazla-tasavvuf-ve-edebiyat-ufkumuza-bir-yolculuk.html

 


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1424

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

Facebook

Son yorumlar

Denizlili Mehmet Emin Efendi
Can kardeşim
Engin yüreklere dolan böylesi hakikat böylesi hakikati yansı...
09/05/12 16:24 Dahası...
@ NİLGÜN AYTAMAN

Hiç yayınlandı
hiç
kitap çok güzel 20 nisan da okulumuza geldiğinizde de söyliy...
09/05/12 16:24 Dahası...
@ cafer mert

Niyazî-i Mısri'nin izinde
ANKA
amaki hayaldeki anka ile misrinin ankasini birlestirmeye cal...
09/05/12 16:24 Dahası...
@ baise

Modern zaman dervişi Sadık Yal...
RABBİM BENİ AFFETSE DE, diğerine dilim varmıyor. Onu sevmek ...
09/05/12 16:27 Dahası...
@ Sefa güveloğlu

Cumhuriyetin Gözü Yaşlı Çocukl...
tek adam
tek adami enaz 60 yil hep sag görüslü parti yönetti tek ada...
21/03/12 15:12 Dahası...
@ kemal

ÇİZMECE

BİRLİK


Son Okuduklarım

Arama motorları akla zarar mı?
18.07.2011 20:06
Aşağıdaki satırlarda okuyacağınız makalede vermeye çalıştığım mesajla bilgisayar başında yaşadığım durum çelişiyor olsa da,... Devamını oku...
Imam 'Ali in der islamischen Gnosis - Teil 4 | Über die Liebe und Gefolgschaft
29.04.2011 17:35
Verehrte Leser, lange haben wir unseren Blog nicht angefasst. Es waren äussere Umstände die unsere lange Abstinenz veranlasst haben.... Devamını oku...
Anadolu Nefesi
29.04.2011 17:27
Ondörtbin yıl gezdim pervanelikteSıtkı ismin duydum divanelikteİçtim şarabını mestanelikteKırkların cem'inde dara düş... Devamını oku...
Haktır Allahım Muhammed mahım
29.04.2011 17:24
Haktır Allahım Muhammed mahım Ali'dir şahım efendim Allah eyvallah Fatıma Zehra Hatice Kübra Nuri kibriya efendim Allah eyvallah ... Devamını oku...
Devriyye
29.04.2011 17:21
(18) Âşık, gel, cân kulağıyla bu sözleri duy. Gel, insanın aslı nedir anla. Sırları ulu orta yerde anlatma.... Devamını oku...
Denizlili Mehmet Emin Efendi
05.04.2011 21:54
Hakk’ın insâna gelinceye kadar girmediği hiçbir şekil ve bir sûret ve bir renk kalmamıştır. Çünki bir ağacın... Devamını oku...
Su Uğultusu
02.03.2011 22:12
Öğleyi hızla geçerek bir ayrılık ikindisine uğruyor zaman. Yaşlı ve yorgun ruhum vedalaşıp uzaklaşıyor gölge ve ışıktan ... Devamını oku...

YENİ ALBÜM

Haberdar ol

E-Bülten'e abone ol

ÜYE GİRİŞİ






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şuanda 20 konuk çevrimiçi

Konan, göçen

mod_vvisit_counterBugün22
mod_vvisit_counterDün208
mod_vvisit_counterBu hafta230
mod_vvisit_counterBu ay4080
mod_vvisit_counter[07.08.08'den]377250