Öykülerini beğenerek okuduğumuz,bugünlerde bir televizyon kanalındaki “Açık Deniz” programını ilgiyle/ hayranlıkla izlediğimiz Sadık Yalsızuçanlar’ın dergi sayfalarında kalmış değini, deneme,yorum ve inceleme yazıları bir kitapta toplandı: Dünya Durulmaz (İstanbul: Ferfir Y., 2010, 284 s.). Pir Sultan Abdal’dan (ama hangisinden, bilemiyoruz; on yedi Pir Sultan olduğu rivayet ediliyor) ödünç alınmış kitabın adı. Bir vefa borcu belki, ilk yazı da ifadenin sahibi üstüne. İrfanî geleneğin gür ve aydınlık pınarlarından alınmış hikmete karışmış bilgiyle, çağdaş edebiyatımızın öncüleri ve eserleri etrafında geniş bir atlasta ince ince işlenmiş yazılar.
Tutunamayanlar’ın aynasında Oğuz Atay’ın görkemli kaybedişini, bu manalı çilede büyük bir toplumun talihini ve tahlilini okuyoruz. Hayret vadilerinden geçerken “Nazım Hikmet”in şiirlerinde tasavvufi öğelere rastlıyoruz. Şaşırtıcı değil mi? Nazım ve Tasavvuf. Ama Yalsızuçanlar, Nazım’ın rubailerinin irfanî gelenek ile bir biçimde ilişkisini kuruyor. Bir şaşkınlık daha, İlhan Berk “Aşk” şiirinde, hani o “Sen varken bu karalar yaşamada yoktu” dizesiyle başlayan “Sen gel bizi yeni vakitlere çıkar” dizesiyle sonlanan harika şiirinde, “Sen” zamiriyle kime sesleniyordu. “Allah’a mı, Efendimiz’e mi, bir bilgeye mi, bir azize mi, sevgiliye mi, yoksa tümüne birden mi veya hiç kimseye mi, boşluğa mı, göğe mi, sadece ruhuna mı? Ruhuna seslenince insan her şeye seslenmiş olur mu? Yeni vakitler nedir? Bu zamanlardan yeni bir vakte çıkma isteği nedendir? Bu soruların cevabı vardır mutlaka ama bilmek güçtür. Çükü şiir, insanla Allah arasında bir sırdır.” (s. 195) Şurasından burasından derken kitabı yarılamışım farkında değilim. Her yazı hikmet boyasıyla boyanmış, öykü suyuna batırılmış, okumaya doyamıyorsunuz. O ne çalak, o ne coşkulu bir anlatım. Eğer bir edebiyat eri iseniz, benden söylemesi, Sadık Yalsızuçanlar’ın kitabını elinize aldınız mı, bırakma şansınız yoktur. (Edebiyat Ortamı, Sayı 20, Mayıs-Haziran 2011) Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 962
|