|
|
Bilişmeler
Ne dediler?
Bir seyyahın hikayesi | Bir seyyahın hikayesi |
| Yazan Senem Gezeroğlu | ||||||||||||||||||
| 12.11.2008 17:42 | ||||||||||||||||||
Zaman, 23 Ekim 2008…Mekân, Erciyes Üniversitesi, İlâhiyat Fakültesi, Konferans Salonu… Ve karşımda Sadık Yalsızuçanlar... Dudağından dökülen ilk cümle: “İnsan her zaman yolcu…” Zira, yapacağı konuşmanın konusu “Yol ve Yolculuk” Sadık Yalsızuçanlar, yol, yolcu ve yolculuk kavramlarına değindi. O’ndan gelen ve O’na giden insanın her dâim bir yolcu olduğunu, yolların hep O’na doğru yön bulduğunu ifâde etti. Tasavvufta seyr-i sülûk olarak bilinen “yol” durumunu, mürîdin mürşîdi rehberliğinde yaptığı bir seyahat olarak değerlendirdi. O’nu arama ve O’nu bulma yolculuğu… Aramakla bulunmayan ancak bulanların arayanlar olduğuna inanılan bir felsefe ile yapılan yolculuk. Seyr-i sülûk… Daireler şeklinde gerçekleşen yolculuğun şerîat, tarîkat, mârifet, hakîkat halkalarında son bulup bir noktaya bürünmesinden; insanın yollarda yok olup fenâfillaha erişmesinden bahsetti Yalsızuçanlar. Sonrası bekâbillah… Sonrası Allah… Parçanın bütüne özlemi gibi, bütün yaratılmışlar Yaradan’a hasrettir. Cüneyd-i Bağdadî’nin dediği üzre bu yolculuktan maksad “Hâdis olanın kadîm olana bitişmesidir.” “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” kelâmını işiten insan O’ndan gelip O’na gidecek olmanın bilinciyle iç içedir. “Yol”, “yolcu” ve “yolculuk” kavramlarından hareketle tarîkat, mutasavvıf ve tasavvufun sırlarına kapılar aralayan Yalsızuçanlar, “modern derviş” edâsıyla sözlerine devam etti. Yolculukta mesâfe azaldıkça gözün nûra gark olduğundan ve nihâyetinde kör olduğundan bahseden yazar, yakînlik ve yakınlık kavramlarına açıklık getirdi. Yolculuğun bir firâr, dünyânın ise bu yolculukta ancak bir köprü olduğu gerçeği Yalsızuçanlar’ın dilinden düşmedi. İnsanın yola girmesi gereğinden söz açan yazar, Doğu ve Batı’da özgürlük kavramlarının algılayış ve anlayış esâslarına değindi. Özgürlük, Batı’da bedenin âzâde olması iken Doğu’da rûhun asûde olmasıyla mümkündür. Bu ise rûhun bir yola girmesi, bir yolculuğa çıkması ile gerçekleşir. Batı’nın filozoflarından, edebiyatçılarından sık sık misâller veren Yalsızuçanlar, konuşmasında bilhassa Doğu âlimlerine yer verdi. Mevlânâ, Yûnus Emre, İbn-i Arâbî, Ebu’l Hasan Harakânî, Niyâzî-i Mısrî gibi kıymetlerin hayatında sürgün, gurbet, ayrılık, yol ve yolculuğu inceleyen yazar, konuşmasını âbide şahsiyetlerle taclandırmış oldu. Sadık Yalsızuçanlar, “İnsan bir yolcudur.” diyerek başladığı konuşmasını, yine aynı cümle ile nihâyete erdirdi. Kalbinden ve dilinden dökülen son sözler ise, niyet doğru oldukça âkıbetin de hayırlı olacağına dâirdi. Velhâsıl… Yol, hayli çetin râh… Yolcu tepeden tırnağa günah… Yolculuk baştan sona inşirah… Allah edeb yoluna girenlerden eylesin… Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1318
Yorum yaz
|
||||||||||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Güzerân |
| Sırlı tuğlalar |
| Bilişmeler |
| E - kitap |
| Haberler |
| Endam Aynası |
| Bağlantılar |
| Arama |
| Eve dön |
| Arşiv [Eski site] |
| Misafir defteri |