JA slide show
Anasayfa
Bir ahir zaman sohbeti
Yazan Süavi Kemal Yazgıç   
22.02.2009 22:38

 Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç, Türkiye’de günümüzde “tasavvuf tarihi” deyince akla gelen en önemli isimler arasında yer alıyor. “İslam Kaynakları Işığında Hermes ve Hermetik Düşünce” isimli yüksek lisans ve Muhyiddin İbnü’l Arabi’de Varlık ve Zaman Mertebeleri” başlıklı doktora tezlerine imza atan Kılıç’ın geçtiğimiz yıllarda İnsan yayınları’ndan çıkan “Sufi ve Şiir: Osmanlı Sufî Şiirinin Poetikası” kitabı da konuyla ilgili mücevher kıymetinde bir çalışma idi.

Sadık Yalsızuçanlar ise günümüz edebiyatında hem fikri perspektifte hem de öyküleri, romanlarıyla geleneğin modern edebiyatta nasıl bir enstrüman olarak icra edileceğini orataya koyan bir yazar. Onun “gelenek” dersinden sınıfta kalmadığını vurgulamakta fayda var.

Niçin mi? Türk şairi “gelenek” dersinden çoğu zaman sınıfta kalır. “Geleneğe” sahip çıktığını iddia ettiği zamanlarda bile. Hatta bilhassa geleneğe sahip çıktığı zamanda tahripkâr olabilir şairimiz. (Sadece şairlerimiz değil elbet. Ancak diğer sahalardaki mumyalayıcı gelenekçilik daha başka yazılara konu olması gereken bir durum.) Bu şairler için “Gelenek” ezberlenmiş bir şeklin, ayağı yere basmayan vizyonsuz bir nostaljinin ötesine geçmez çünkü. Geleneğin kim olduğunun bilgisiyle ilgisi kopratılınca geriye etiket ve imaj dışında pek bir şey kalmaz. Bu da zaman içinde aslında geleneğin anlamsız bir şey olduğu önyargısını kuvvetlendirir. Yani gelenekçi tayfasının yaptıkları “mış gibi” eserleri bir noktadan sonra geleneğin ta kendisiymiş gibi algılandığı için geleneğe ulaşma, onu hissetme imkânlarını sabote etmeye başlarlar. Suretler asılları görünmez kılınca gelenek hayatımızdan atılması mümkün, hatta kimilerine göre ise atılması muhakkak şart olan bir nesneye dönüşür. Gelenekçinin tutumu, varolan birikimi belli bir noktada dondurup, kategorilere ayırmak ve içinden malzemeler alıp kendi şiir algısı içinde bu malzemeden yararlanmaktır. Esasen ne Fuzuli ne de Yahya Kemal gelenekçinin anladığı şekliyle gelenekten yararlanmamıştır. “Evvele Yolculuk” tam da bu noktada hem kadim hem de yeni ufuklara işaret eden bir kitap.

KAYNAĞA DÖNÜŞ

Böylece “Evvele Yolculuk” namı ile Sufi Kitap’tan çıkan “irfani gelenek” merkezli “nehir söyleşi kitabının taraflarını “kartvizit” mertebesinde olsa bile ifade etmiş olduk.
Gelelim “Evvel Yolculuk”a… Aşk sözcüğünün kökeni ile açılıyor sohbet. Zaten söz “aşk”tan başlayacak ki, ariflerin meclisi açılabilsin. Ve elbette de söz ariflerden açıldı mı, dönüp, dolaşıp “Benim mezhebim aşk mezhebidir” diyen İbn Arabi’ye varacak. Söz İbn Arabi’ye vardı mı Yahya Kemal'in; “Şiir kalbten geçen bir hadisenin lisan halinde tecelli edişidir; hissin birdenbire lisan oluşudur... Şiir bir nağmedir... Bu nağmeyi ifade etmek için vezin ve lisan ancak ve ancak bir alettir” sözü hatırlanmadan geçilmez elbette. “Evvele Yolculuk” kitabı da sohbetin güzergâhını tam da bu kaygıya binaen çizmiş. “Evvel” derken bahsedilen “kadim” gelenek, “yolculuk” diye atıfta bulunulan kavram ise esasen “seyr u sülük”tur.
Sohbet bu iki temel üzre şekillenirken elbette konu 208 sayfalık bir kitabın izin verdiği ölçülerde anlatılıyor. Okura deryadan bir damla ikram ediliyor ve “bütün”e işaret edilmeye niyet ediliyor.
”Tasavvufun yeryüzü hayatı Hz. Adem ile başlar” diyen Mahmud Erol Kılıç’ın düşünce seyrini takip etmek esasen başlıbaşına “ufuk açıcı” ve “ilham verici” bir uğraş. Hermetik düşünce geleneğinin dönüm noktalarının anlatıldığı kitap, konusunun anahtar kavramlarıyla, temel metinleriyle tanışmak siteyenler için “giriş” kitabı niteliği taşıması açısından ayrıca bir önem taşıyor.
Kartezyen felsefenin zihinlerimize bir bomba gibi düşmediği ve ruh ve beden ayrımınının şimdi tahayyül edemeceğimiz kadar içi içe olduğu zamanlara dair ipuçları sunan “Evvele Yolculuk” modern öncesi dünyanın ne menem bir şey olduğunu merak edenlere “arkaik” gelse de esasen “güncel” bir meseleye dair bir kitap. Zira “varoluş” tamama ermiş bir olgu değil kıyamete kadar devam edecek bir “oluş” ve “her dem yeniden doğan” bir hikmetin bu deme dair de söyleyecek sözü olduğu, kaynağın nerede olduğuna işrate etmeyi sürdürdüğü unutulmamalı.

KİTABIN SINIRLARI

Tasavvuf, hakkında kütüphaneler dolusu eser yazılmasına rağmen hâlâ gönülden gönüle giden o gizli yoldan akarak ulaşıyor ve malumatfuruşların bu yol üzerinde ulaşabilecekleri menzil sayısı çok sınırlı. Bu yüzden de teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin; iletişim araçları ne denli güçlenirse güçlensin tasavvuf sohbetsiz olmuyor. Nitekim Sadık Yalsızuçanlar da bir yazısında bu gerçeğe işaret ediyor: “Tasavvuf edebiyatından ‘yararlanılmaz’, o halkaya dahil olunur. O halkaya girmeden, o meclisin içinden yapılan konuşmanın ‘imge’lerinden ‘metinlerarasılık’sı bir profesyonel oyunla devşirmeler yapılmaz. Bu, insanın kendisini aldatmasıdır. Oraya talip olunur ve eşikte beklenilir. Ne zaman çağrı vaki olunursa, ne zaman bir el uzanıp içeri alırsa insan girer ve oradan konuşmaya başlar.”
“Evvele Yolculuk” da bu anlamda “sınırlı” bir kitap olsa da, sınırları azımsanmayacak kadar da geniş bir kitap. Elbette “tasavvuf uzmanı olmakla sufi olmak” aynı şey değil. “Evvele Yolculuk”u okurken bu gerçek göz ardı edilmemeli. Mahmud Erol Kılıç’la yapılan tasavvuf sohbetleri de her ne kadar bir kitabın iki cildinin arasına hapsolduğu için sohbet kültürünün dışına taşmış olsa da yine de muhabbetle okunabilecek bir kitap olarak kütüphanelerimizdeki yer almayı hak ediyor.

 

Dergibi, 10 Şubat 2009

 

 

 


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 933

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

Facebook

Son yorumlar

Kürt Dilinde Tasavvuf
MOLLA İ CEZERİNİN KÜRTÇE DİVAN NI KİTAP OLARAK ALMAK İSTİYOR...
25/01/12 21:17 Dahası...
@ GÜLŞİN

Sadık Yalsızuçanlar ile...
özdeş ruhlar
Değerli Kalemşah ekibi, Handan Güler ve Sadık Hocam... Özdeş...
05/01/12 21:37 Dahası...
@ süheyla yıldırım

Hiç yayınlandı
kitap çok guzel.. Yazarımız Sadık YALSIZUÇANLAR'ın ellerine ...
02/01/12 16:00 Dahası...
@ feyza

Sadık Yalsızuçanlar ve "Anka...
haticenesibe
çok güzel :grin :grin :grin :grin
02/01/12 16:00 Dahası...
@ hacer

Aşkı bilmek isteyen Mevlâna ol...
Müstefid
Allah razı olsun müstefid oldum. Muhabbetle üstadım...
09/12/11 22:19 Dahası...
@ kadir

ÇİZMECE

[ Kedi dili samur fırça (Yumuşak) No:02616
Palet ve Spatula ( Ortaboy)
Yağ ve Terebentin (Yağlıboya yağı )
Tuval
Maries boya ( Herrenkten ve özellikle ara renklerden ) 12'li yada 24'lü.
]


Son Okuduklarım

Arama motorları akla zarar mı?
18.07.2011 20:06
Aşağıdaki satırlarda okuyacağınız makalede vermeye çalıştığım mesajla bilgisayar başında yaşadığım durum çelişiyor olsa da,... Devamını oku...
Imam 'Ali in der islamischen Gnosis - Teil 4 | Über die Liebe und Gefolgschaft
29.04.2011 17:35
Verehrte Leser, lange haben wir unseren Blog nicht angefasst. Es waren äussere Umstände die unsere lange Abstinenz veranlasst haben.... Devamını oku...
Anadolu Nefesi
29.04.2011 17:27
Ondörtbin yıl gezdim pervanelikteSıtkı ismin duydum divanelikteİçtim şarabını mestanelikteKırkların cem'inde dara düş... Devamını oku...
Haktır Allahım Muhammed mahım
29.04.2011 17:24
Haktır Allahım Muhammed mahım Ali'dir şahım efendim Allah eyvallah Fatıma Zehra Hatice Kübra Nuri kibriya efendim Allah eyvallah ... Devamını oku...
Devriyye
29.04.2011 17:21
(18) Âşık, gel, cân kulağıyla bu sözleri duy. Gel, insanın aslı nedir anla. Sırları ulu orta yerde anlatma.... Devamını oku...
Denizlili Mehmet Emin Efendi
05.04.2011 21:54
Hakk’ın insâna gelinceye kadar girmediği hiçbir şekil ve bir sûret ve bir renk kalmamıştır. Çünki bir ağacın... Devamını oku...
Su Uğultusu
02.03.2011 22:12
Öğleyi hızla geçerek bir ayrılık ikindisine uğruyor zaman. Yaşlı ve yorgun ruhum vedalaşıp uzaklaşıyor gölge ve ışıktan ... Devamını oku...

YENİ ALBÜM

Haberdar ol

E-Bülten'e abone ol

ÜYE GİRİŞİ






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şuanda 17 konuk çevrimiçi

Konan, göçen

mod_vvisit_counterBugün129
mod_vvisit_counterDün182
mod_vvisit_counterBu hafta492
mod_vvisit_counterBu ay1380
mod_vvisit_counter[07.08.08'den]358914

BİRLİK