JA slide show
Anasayfa
Turgut Uyar'ın Korkulu Ustalık'ı
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
28.03.2009 23:32
 Türk şiirinin ‘ustalık tehlikesi’nden söz eden ‘ustalaşmamış usta’ şairi Turgut Uyar’ın şiir üzerine yazıları, soruşturma cevapları, söyleşileri ve diğer metinleri Yapı Kredi Yayınları’nca yayımlandı. Bu güç işin gerçekleşmesini Alaattin Karaca üstlenmiş. Titiz çalışmasından dolayı öncelikle Karaca’ya, Uyar adına teşekkür borçluyuz. Yediyüzüç sayfalık bu kapsamlı kitap, modern Türk şiirinin poetik tarihi açısından son derece önemli bir kaynak niteliğinde.
Kitaba adını veren yazı, 2 Şubat 1955’te Şimdilik’te yayımlanmış. Uyar, bu ‘ünlü’ yazısında, Orhan Veli’yi merkeze alarak yeninin eskimesinden, ‘hem kendinisi hem çevresini aldatmak üzere yazanlar’ın hastalığı olarak ‘ustalaşmak’tan söz eder : ‘Ya ustaların hali? Hem kendisini, hem çevresini aldatmak için yazacaktır artık. Anlayışının, ustalığının rahatına ermiştir. Her yeniliği getirenler, getirdikleri yeniliğin ustası olmaya özenirler. Bu bir alışkanlıktır. Belki daha öte, bir zorunluluktur; hatta doğaldır. Kişi, kolay kolay kurtaramaz bundan kendini. Diyeceksiniz ki, zaten böyle olması gerekmez mi?’

Uyar, tam burada, ‘gerekmez’ der. Bu, gelenekselci ekol düşünürlerinden Rene Guenon’un, sanatın karşısındaki en büyük tehlike olarak ‘sanat yapma’yı anmasını hatırlatır. Guenon, ‘sanat yapma başladığında sanatın buharlaştığından’ söz eder. Eski Türkçe’de kullanılan ‘tasannu’ –yakın zamanlara kadar işlekti ve gündelik sözlüğümüzde bile kullanılırdı- kelimesi bunu ima eder. Suni ile kökteş olan kelime, bir anlamda Uyar’ın ‘ustalaşmış olmanın rahatlığı’ ile ilişkilendirilebilir. Şairin belirlemesiyle, ‘sanatının ustası’ olmayı amaçlayan bir şair bütün gücünü yitirir. Kendi kendini yıkar. Yazdıkları başkalarının ‘hoşuna gitse de, gereği yerine gelmez.’ Wıttgensteın, ‘hoş olan güzel değildir’ derken acaba bunu mu kasteder, emin değilim. Ama, bu, ‘kendinden eminlik’ bizatihi, sanatın yenilikçi ırasının önündeki engellerden biridir. Sanat, yaşamın dinamik doğasını sürekli keşfetmelidir. Yunus Emre’mizin deyişiyle ‘her dem yeni doğarız bizden kim usanası…’ diyebilmelidir. Hayatın bu hem dem yeni bir açılım, bir tecelli ile karşı karşıya olması ile sanatçının her an yeni bir keşfe, yeni bir öğrenmeye açık ve hazır halde durması arasında bir ilişkiden söz edilmelidir.
Uyar, bu temel sorunu belirledikten sonra, diğer ayaklarına geçiyor : ‘Bu arada kendimce önemli saydığım bir konuya da dokunacağım. Edebiyatımıza en büyük kötülüğü, eleştirme yaptığını sanan kötü yazarlar ediyor. Değiştiremediğimiz, yenileştiremediğimiz önemli bir şey kaldı. Değerlendirme yöntemi. Açın dergileri okuyun…’ Eleştirinin sürekli teyakkuz veren niteliğinin yittiği bir zamandayız. Dergilerin, gazetelerin kültür-sanat sayfalarının, radyo ve televizyon programlarının ‘yayın sektörü’nün dinamikleriyle değerlendiği, etkilendiği veya belirlendiği bir süreçten geçiyoruz. Bu süreçte, sahici, samimi ve işlevsel bir eleştiri diline yer yok. Böyle olmayınca da, şiirin, öykünün, romanın, daha çok ‘kitap’; kitabın ise ‘ürün’ olarak algılandığını, bu algı doğrultusunda, ‘ürün’ün paketlenmesinin, sunumunun ve satışının önem kazandığına tanık oluyoruz. ‘Ustalaşmış yazar’ların, estetik ögeleri yönetmen performansı yüksek ‘ürün’leri, bu dolaşıma böylesi bir algı ve kurgunun içinden giriyor, geçiyor ve dolaşıyor. Uyar, ‘bir akımın ustaları belirdiğinde, o akımından da ustanın gücünü yitirdiğini’ söylüyor. Zaten ‘eser’ gücünü kendinden değil, böylesi bir ‘mekanizma’nın işleyişinden almaya başlıyor. Oysa, şair-yazar, ustalaştığını hissettiği anda inşa ettiği yapıyı yıkmalı, yeniden çıraklaşmalı, başa dönmeli, sıfır noktasından hareketlenmeli. Uyar’ın ifadesiyle, ‘acımadan bırakmalı onları’, yani yazdıklarını. Hiç yazmamış gibi anmamalı. Acemi olmalı. Hayata bir çocuğun hayretiyle bakmalı, ‘durmaksızın acemi kalmaya çabalamalı…’ Orhan Veli gibi, acemiliğin güzel, tadına doyulmaz, zorlu, maceralı bir havası olduğunu bilmeli. Yaratmanın ancak acemilikte olduğunu görmeli…Böylece, sanatın yaratıcıyı değil yaratışı öykünmek olduğu o zaman belirebilir.
Ustalaşmak, tıpkı bir kedinin kendi doğasına yabancılaşarak yavrularını yemesi gibidir.
Bu, edebiyatın bir yolculuk ve arayış olmaktan çıkmasıdır. Bir yetkinleşme yolu yordamı olarak sanat, aklı, olguları ve şeyleri yüklerinden kurtarmaktır.
Uyar’ın bu kapsamlı kitabındaki yazılar, söyleşiler ve notlar, sanatın modernleşme sürecinde karşılaştığı tehlikeleri işaret ediyor. Abdulhak Hamit’ten, Yurdakul’dan, Yahya Kemal’den, Orhan Veli’den, Külebi’den, Nazım’dan, Metin Eloğlu’dan, İkinci Yeni’den, Garip’ten, sanat ve siyasetten, sanat ve ideolojiden, dergilerden, günlüklerden yola çıkıyor, modernleşme sürecinde sanatımızın uğradığı yerlerden, uğraklardan, bu menzillerin doğasından, içeriğinden söz ediyor. Bunları tartışırken Uyar’ın sorgulayıcı, nesnel, gerçekçi ve insaflı olduğunu görüyoruz.
Kitabın en ilginç yazılarından birinde, ‘Açık-Kapalı Şiir’de çok konuşulan ama doğru konuşulduğundan emin olamadığımız bir sorunsalı tartışıyor. ‘özünü kolay kolay vermeyen, kenarda dolaşan, çarparık, dili düzenbaz bir şiir’ olarak tanımlanan ‘kapalı şiirle şiirimize yeni yeni özlerin geldiği’nden söz ediyor.
Aliya İzzetbegoviç’in şiir tanımını hatırlıyorum : ‘şiir, anlatılamazın anlatılamazlığını anlatmaktır.’
Uyar’ın aslında bu yazıda söylemek istediği bu. Bunu söyleyebilmek için de dolaşıp duruyor. Sözü sonunda kutsal kitapların diline getiriyor. Sembolik, zamana dayanıklı, hermetik ve çokkatlı dile vurgu yapıyor. Anlaşılmakta gülük çekilen şeyden ilkin korkulduğunu, içinde bir değer, bir öz seziliyorsa saygı duyulmaya başlandığını söylüyor.
Bu yazının ardından, özellikle Sezai Karakoç’un Edebiyat Yazıları okunmalı.
Turgut Uyar, şiiriyle ve poetik düşünceleriyle modern şiirimizin adalarından biri idi. Onu sadece İkinci Yeni’nin kalıplarıyla algılamak gerçekçi olmaz.
Bu kitap, bize, onun daha doğru ve kapsamlı biçimde okunması için bir imkan sunuyor.

 


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 989

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

Facebook

Son yorumlar

Denizlili Mehmet Emin Efendi
Can kardeşim
Engin yüreklere dolan böylesi hakikat böylesi hakikati yansı...
09/05/12 16:24 Dahası...
@ NİLGÜN AYTAMAN

Hiç yayınlandı
hiç
kitap çok güzel 20 nisan da okulumuza geldiğinizde de söyliy...
09/05/12 16:24 Dahası...
@ cafer mert

Niyazî-i Mısri'nin izinde
ANKA
amaki hayaldeki anka ile misrinin ankasini birlestirmeye cal...
09/05/12 16:24 Dahası...
@ baise

Modern zaman dervişi Sadık Yal...
RABBİM BENİ AFFETSE DE, diğerine dilim varmıyor. Onu sevmek ...
09/05/12 16:27 Dahası...
@ Sefa güveloğlu

Cumhuriyetin Gözü Yaşlı Çocukl...
tek adam
tek adami enaz 60 yil hep sag görüslü parti yönetti tek ada...
21/03/12 15:12 Dahası...
@ kemal

ÇİZMECE

BİRLİK


Son Okuduklarım

Arama motorları akla zarar mı?
18.07.2011 20:06
Aşağıdaki satırlarda okuyacağınız makalede vermeye çalıştığım mesajla bilgisayar başında yaşadığım durum çelişiyor olsa da,... Devamını oku...
Imam 'Ali in der islamischen Gnosis - Teil 4 | Über die Liebe und Gefolgschaft
29.04.2011 17:35
Verehrte Leser, lange haben wir unseren Blog nicht angefasst. Es waren äussere Umstände die unsere lange Abstinenz veranlasst haben.... Devamını oku...
Anadolu Nefesi
29.04.2011 17:27
Ondörtbin yıl gezdim pervanelikteSıtkı ismin duydum divanelikteİçtim şarabını mestanelikteKırkların cem'inde dara düş... Devamını oku...
Haktır Allahım Muhammed mahım
29.04.2011 17:24
Haktır Allahım Muhammed mahım Ali'dir şahım efendim Allah eyvallah Fatıma Zehra Hatice Kübra Nuri kibriya efendim Allah eyvallah ... Devamını oku...
Devriyye
29.04.2011 17:21
(18) Âşık, gel, cân kulağıyla bu sözleri duy. Gel, insanın aslı nedir anla. Sırları ulu orta yerde anlatma.... Devamını oku...
Denizlili Mehmet Emin Efendi
05.04.2011 21:54
Hakk’ın insâna gelinceye kadar girmediği hiçbir şekil ve bir sûret ve bir renk kalmamıştır. Çünki bir ağacın... Devamını oku...
Su Uğultusu
02.03.2011 22:12
Öğleyi hızla geçerek bir ayrılık ikindisine uğruyor zaman. Yaşlı ve yorgun ruhum vedalaşıp uzaklaşıyor gölge ve ışıktan ... Devamını oku...

YENİ ALBÜM

Haberdar ol

E-Bülten'e abone ol

ÜYE GİRİŞİ






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şuanda 20 konuk çevrimiçi

Konan, göçen

mod_vvisit_counterBugün15
mod_vvisit_counterDün208
mod_vvisit_counterBu hafta223
mod_vvisit_counterBu ay4073
mod_vvisit_counter[07.08.08'den]377244