JA slide show
Anasayfa
İzmir'in imbat kokulu dili
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
22.11.2009 21:43
 Tarık Dursun K.'nın Güzel Avrat Otu'nu, Türkoloji okumak üzere geldiğim Ankara'da, 1979 yılının bir kış günü, Zafer Çarşısı'ndaki bir kitapçıdan almıştım. İçten, sıcak, sonradan üç yılımı geçireceğim İzmir'in imbat kokulu, şıkır şıkır diliyle karşılaşmıştım.

Ardından Hasangiller'i edindim ve okudum. Derken Tarık Dursun'un ne zaman bir kitabını görsem, alıp kitaplığımdaki külliyatın arasına yerleştirdim.

Tarık Dursun alaylı yazarlar arasında has edebiyatçı kimliğini öteden beri korumayı başarmış ender öykücü-romancılardandır. Bizde geleneği olduğundan mıdır nedir, ortalama okura ‘sıkıcı' gelmesine karşın, öykü daima ilgi devşirmiştir.

Yayıncı açısından da cazip olmamasına rağmen öykü, o sadık okuru ve Tarık Dursun K. gibi ısrarcı yazarları ile niteliksel ve niceliksel düzeyde daima çoğalmış, bugün de aynı ilgi halesini korumayı sürdürmektedir. Tarık Dursun tabii sadece öykücü değildir. Roman, anı, deneme, senaryo da yazmış, gazetecilik yapmış bir yazar. Bu satırlara konu olması, şu sıralar, öykü kitaplarının YKY tarafından yeniden ve toplu halde okura sunuluyor olmasından.

Alın teriyle coşan öyküler

Toplu öykülerin birinci cildi Karanfilli Hikâye yenilerde kitapçı raflarında yerini aldı.
 Sunumdan izleyelim: “Tarık Dursun K. kalemiyle soluklanır, onun ucundan bakar dünyaya. Alın teriyle, aşkla coşar öyküleri. Edebiyat vadimizin köpüklü ırmağıdır, nereden bakılsa.

Edebiyatın yazılı-sözlü kaynaklarını sinemanın büyüsüyle bir potada eriten, öykünün şiirle kardeşliğini örnekleyen Tarık Dursun K.'nın toplu öykülerinin bu ilk cildinde Hasangiller (1955), Vezir Düşü (1957), Güzel Avrat Otu (1960), Sevmek Diye Bir Şey (1965), Yabanın Adamları (1966), 36 Kısım Tekmili Birden (1970), Bağrıyanık Ömer ile Güzel Zeynep (1973), Bahriyeli Çocuk (1976) bir araya geliyor. Karanfilli Hikâye, hem öykü geleneğimizin en iyi örneklerini sunması, hem de bir büyük ustayı yeniden ve hak ettiği önem ile okurla yeniden buluşturması açısından üzerinde önemle durulması gereken bir kitap olarak yayın dünyasındaki yerini alacak…”

Katılıyorum, Tarık Dursun'da hem görsel boyut hem de bizim geleneksel, bilhassa sözel birikimimizin anlatım/söz özellikleri bir aradadır ve onu okur açısından çekici kılan da budur. Esas itibarıyla, ben, Tarık Dursun'u ilgi çekici kılan şeyin samimiyet olduğunu düşünüyorum. Bu, alaylı olmasını bir ayrıcalığa da dönüştürüyor. Elbette Ege'nin sıcaklığı da öykülerinde, romanlarında daima kendini etkin biçimde hissettirir. Kitabın adı yerindedir, çaydaki karanfil ne ise, Tarık Dursun K.'nın dilindeki şakır şakır akıcılık ve imbat kokusu da odur. Deniz insanları, Sait Faik'teki gibi sokaktaki insan, onun öykü ve romanlarında daima kendisine ifade alanı bulur. Ve kendi diliyle konuşur. Yazarın bir diğer özelliği, özellikle öykülerinde fazlasıyla diyaloğa (konuşmaya) dayalı oluşudur. Kimi öyküler birkaç cümle dışında tümüyle diyalogdan oluşmaktadır. Bu, hem senarist olmasının hem de öykülerinde kurmak istediği o canlı, dinamik atmosferin gerektirdiği bir şeydir.

Nicedir Foça'da yaşayan yazar, yüzmeyi bilmez. Fakat merhum Yücel Çakmaklı'nın televizyon dizisi olarak uyarladığı Denizin Kanı'ndaki kahramanlarından biri gibidir öykülerinde. Gazetecilik çabalarında ve ürünlerinde de öykücülüğünün, dilinin ve kurduğu atmosferin etkisi hissedilir. Bu da gazete dili açısından bir kazanım olarak görülmelidir. Öteden beri editörlerin dillerinde dolaşan, ‘insan hikayesi…' üzerinden haber ve dil kurma sorununu o yıllar önce aşmıştır, denilebilir.

Toplu Öyküler I'in içinde yer alan “Bağrıyanık Ömer ile Güzel Zeynep” de, Çakmaklı tarafından televizyona uyarlanmıştı. Öyküyle aynı adı taşıyan kitapta, yazarın gözlem gücünü yansıtan ve gündelik yaşamın en çarpıcı malzemelerinden seçilmiş öyküler yer alır. Tarık Dursun K.'nın en dikkate değer öykü kitaplarından biridir bu. Bir başka sevdiğim öykücünün, Necati Güngör'ün ifadesiyle, Tarık Dursun, “İnsan ilişkilerine elinde bir demet gülle yaklaşıyor. İnsanın içindeki gizli kalmış sevgi odalarının kapılarını tıkırdatıyor...” Bu, sadece kötülükleri ve çirkinlikleri anlatmada ısrar eden bir yazı tutumuna karşı beslenmesi, ilgilenilmesi, desteklenmesi gereken bir çabadır kanımca. Güzelliğin ve iyiliğin lüks bir kategori olarak algılandığı modern zamanlar açısından Tarık Dursun K.’nın bu eğiliminin son derece kıymetli olduğunu düşünüyorum.

Yazar, ‘edebiyat yapmaz', içtenlikli bir dil ile yalın ve gerçekçi bir dünya kurar. Edebiyatı, Sait Faik gibi gündelik yaşamın ve ilişkilerin içindeki şiirsellikle yansıtır. Tarkovski'nin, ‘yaşamın özündeki şiirsel mantık' dediği şey ancak samimi bir dille yansıtılabilir. Bu sadelik, Toplu Öyküler'de tümüyle görülür. Yazarın az önce Güngör'den alıntıladığım ‘sevgi odalarından' aldığı ses, çok görkemlidir. Çünkü Tarık Dursun, bu kitabında görüleceği gibi kısa öykülerle inanılmaz bir iletişim kurar insanla. Onun ‘hikâyelerini düzeyli bir gösteriye” dönüştüren güç ise, “dilin bütün olanaklarından yararlanmayı bilen bir usta olmasıdır.” Semih Tuğrul'a katılırım. Tarık Dursun'dan okuduğum ikinci öykü kitabı olan Hasangiller, ‘sonuna kadar okumadan elden bırakılmayacak bir kitap.' Hem dili hem de -yine sinema yazarlığının getirdiği bir özellikten olsa gerek- kurgusu gereği böyledir. Yine Toplu Öyküler'in bu birinci cildinde yer alan Bahriyeli Çocuk, Tarık Dursun K.'nın öykücülük serüveninde ayrı bir değere sahip kitaplarındandır. Yazarın, çocukluk ve ilkgençlik yıllarına uzandığı ve ‘o güzel günler'den anıların, izlerin ve bugün artık yaşanması imkansız güzelliklerin/hüzünlerin anlatıldığı özyaşamöyküsel metinlerdir bunlar. Bizim tahkiyeye dayalı anlatı geleneğimizdeki gibi hem her biri bağımsız okunabilir hem de tümü büyük bir hikayenin bölümleri olarak da düşünülebilir.

İyimser ve umutlu

Tarık Dursun'un öyküleri bize, malzemesi ne olursa olsun, öykülemede, malzemeye yaklaşma ve anlatma biçiminin öncelenmesi gerektiğini de gösterir. En karamsar ve kötücül unsurlardan en iyimser ve umutlu anlatılar çıkarılabilir. “Önemli olan, anlatacağınızı en iyi anlatabilme yolu hangisiyse sizce, onu bulup izlemektir” diyen yazarın Karanfilli Hikâyeler'ini, yani öykülerinin büyükçe kısmını yıllar sonra yeniden okumak benim için bir güzellik oldu. Hem seksenli yılların başına yeniden döndüm ve edebiyatla ilişkilerimin yeni başladığı günleri anımsadım hem de edebiyatta, özellikle öyküde, romanda en değerli şeyin samimiyet ve sadelik olduğunu tekrar fark ettim. YKY, bu öyküleri okura tekrar sunarak yerinde bir iş yapmış. Tarık Dursun’un sözleriyle bitirmek isterim: “Yazarlıktan para kazanamadım, sadece şan kazandım. Mesleğim hep gazetecilik oldu. Ekmek paramı gazetecilikle kazandım. Haftada 2-3 kere bir gazeteye; sanat ve yaşam üzerine yazılar yazıyorum. Bir ara siyasi yazılar da yazdım ama sevmedim. Romanlarımda ise hep kendi dağarcığımı kullandım. Çizgi roman kahramanları hep kendilerini çizerler. Ben de hikâyelerimde kendimi gördüm ve yazdım.”

Kitap Zamanı, 02 Kasım 2009


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 916

Yorumlar (2)
RSS yorumları
1. Yazan Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 25-11-2009 13:57 - Misafir
 
 
Tanıtıma teşekkürler...
Değerli hocam, bu tanıtım için teşekkür ediyorum. Biliyorsunuz ki binlerce eser var ve öyle bir duruma geldik ki artık okuyacaklarımızı seçmek zorundayız. Hem ekonomik anlamda hem de o kitaplara yer bulma konusunda... Yazı içerisinde Tarık Dursun'un yüzme bilmediğinden ama yazdığı bir kitapta yüzme hikâyelerine yer verdiğinden bahsetmişsiniz. Tarihi romanlarıyla ün salmış Yavuz Bahadıroğlu bir programda, yazar bir nevi yaşayamadıklarını yazar, demişti. sizin yazınızı okuyunca, Bahadıroğlu'nun bu sözleri belirdi zihnimde. Sağlıcakla kalınız.
 
2. Yazan handan 23-11-2009 06:22 - Misafir
 
 
Tanıtıma teşekkürler...
insan hikayesi&' üzerinden haber ve dil kurma sorununu o yıllar önce aşmıştır, denilebilir
 

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

Facebook

Son yorumlar

Denizlili Mehmet Emin Efendi
Can kardeşim
Engin yüreklere dolan böylesi hakikat böylesi hakikati yansı...
09/05/12 16:24 Dahası...
@ NİLGÜN AYTAMAN

Hiç yayınlandı
hiç
kitap çok güzel 20 nisan da okulumuza geldiğinizde de söyliy...
09/05/12 16:24 Dahası...
@ cafer mert

Niyazî-i Mısri'nin izinde
ANKA
amaki hayaldeki anka ile misrinin ankasini birlestirmeye cal...
09/05/12 16:24 Dahası...
@ baise

Modern zaman dervişi Sadık Yal...
RABBİM BENİ AFFETSE DE, diğerine dilim varmıyor. Onu sevmek ...
09/05/12 16:27 Dahası...
@ Sefa güveloğlu

Cumhuriyetin Gözü Yaşlı Çocukl...
tek adam
tek adami enaz 60 yil hep sag görüslü parti yönetti tek ada...
21/03/12 15:12 Dahası...
@ kemal

ÇİZMECE

BİRLİK


Son Okuduklarım

Arama motorları akla zarar mı?
18.07.2011 20:06
Aşağıdaki satırlarda okuyacağınız makalede vermeye çalıştığım mesajla bilgisayar başında yaşadığım durum çelişiyor olsa da,... Devamını oku...
Imam 'Ali in der islamischen Gnosis - Teil 4 | Über die Liebe und Gefolgschaft
29.04.2011 17:35
Verehrte Leser, lange haben wir unseren Blog nicht angefasst. Es waren äussere Umstände die unsere lange Abstinenz veranlasst haben.... Devamını oku...
Anadolu Nefesi
29.04.2011 17:27
Ondörtbin yıl gezdim pervanelikteSıtkı ismin duydum divanelikteİçtim şarabını mestanelikteKırkların cem'inde dara düş... Devamını oku...
Haktır Allahım Muhammed mahım
29.04.2011 17:24
Haktır Allahım Muhammed mahım Ali'dir şahım efendim Allah eyvallah Fatıma Zehra Hatice Kübra Nuri kibriya efendim Allah eyvallah ... Devamını oku...
Devriyye
29.04.2011 17:21
(18) Âşık, gel, cân kulağıyla bu sözleri duy. Gel, insanın aslı nedir anla. Sırları ulu orta yerde anlatma.... Devamını oku...
Denizlili Mehmet Emin Efendi
05.04.2011 21:54
Hakk’ın insâna gelinceye kadar girmediği hiçbir şekil ve bir sûret ve bir renk kalmamıştır. Çünki bir ağacın... Devamını oku...
Su Uğultusu
02.03.2011 22:12
Öğleyi hızla geçerek bir ayrılık ikindisine uğruyor zaman. Yaşlı ve yorgun ruhum vedalaşıp uzaklaşıyor gölge ve ışıktan ... Devamını oku...

YENİ ALBÜM

Haberdar ol

E-Bülten'e abone ol

ÜYE GİRİŞİ






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şuanda 20 konuk çevrimiçi

Konan, göçen

mod_vvisit_counterBugün14
mod_vvisit_counterDün208
mod_vvisit_counterBu hafta222
mod_vvisit_counterBu ay4072
mod_vvisit_counter[07.08.08'den]377243