JA slide show
Anasayfa
'Herkes biliyor zarların civalı olduğunu'
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
20.09.2008 21:51
 Ali Bulaç, Zaman'da, 16 ve 18 Ağustos 2008'de Metalciler'i yazdı. Ondan önce, 30 Temmuz 2008'de, 'Sözün Bittiği Yer' başlığıyla Güngören olayını ve o gece yapılan konseri konu edinen bir eleştirel yazı yayımlamıştı.
Bulaç'ın yazısına, konserin organizatörü Cengizhan Yeldan'dan, 1 Ağustos 2008 günkü Zaman'ın Yorum sayfasında bir cevap geldi. Böylece Zaman'da, metal'e ilişkin hem bir konser olayı üzerinden hem de olgusal düzeyde bir tartışma zemini açılmış oldu. Bulaç, ilk yazısında, Ali Sami Yen'deki Metallica konserinin, Güngören acısı nedeniyle kesilmesi gerektiğini söylüyor, bu bağlamda o geceki kimi televizyon kanallarının yayınlarını da eleştiriyordu.

Yeldan ise Bulaç'a cevabi yazısında, saldırı haberinin kendilerine üçüncü şarkının icrası esnasında geldiğini belirterek şöyle diyordu: "(...) Haber bize ilk geldiğinde aylarca çalıştığımız konserin hazzı bizim için yok olmuş, tek amacımız içerideki izleyicimizi sağ salim dışarı çıkarıp evlerine güvenli bir şekilde gitmesini sağlamak olmuştur. Son iki şarkıda da izleyicimize belli etmeden çıkışlarda bomba araması yaptırılmıştır. Güvenliğimize de kesin direktif verilmiş, bu konuda stat içinde kimseye bilgi verilmemesi istenmiştir. Siz de takdir edersiniz ki, konser alanında oluşacak olası panik durumu neticesinde çıkışlarda arbede yaşanabilir, birçok izleyicimiz yaralanabilir, hatta hayatını kaybedebilirdi. (...)" (Zaman, 1 Ağustos 2008) Kuşkusuz Ali Bulaç'ın eleştirisi, Güngören olayının yaşandığı esnada yapılan konserle sınırlı değil. Bulaç'ın düşünce yolculuğunu izleyenler yakinen bileceklerdir, gelenek-modernlik bağlamında, öteden beri, modern durum ve olgulara, modernliğin serüvenine, önümüze getirdiği ulusal ve küresel sorunlara, ürettiği sorulara, olgulara ilişkin irfani bir zemin üzerinden yorum ve çözümler üretmeye çalışan çok kıymetli bir düşünürümüzdür. Gönül isterdi ki tartışma, başından beri irfani ve düşünsel bir zeminde gerçekleşsin. Fakat gerek Güngören olayının acısı ve yol açtığı duygusal patlama, gerekse metal müziğin doğasında var olan gerilim buna izin vermedi. Bu -gerilimli de olsa- son derece ilginç ve verimli tartışmanın, modernliğin getirdiği sonuçları -kendi çapında- daha sağlıklı konuşabilmemize kapı aralayabileceğini düşünüyorum.

Kökeni, uyruğu ve doğası bakımından metal müziğin, ülkemizdeki üretilme ve icra biçiminden kısmi farklılıklar gösterdiğini söylemekte yarar var. Metal'in, esas itibarıyla, felsefi gelenekte, genel bir ifadeyle dile getirecek olursak, postmodern sürece tekabül ettiği ve kurgu ve dil bakımından postmodern yönsemeler gösterdiği açık. Postmodernizm de özü itibarıyla, ayrıksılığı, sürekli eleştiriyi, kabulsüzlüğü, anlamsızlığı ve anlamsızlığın bizatihi anlam oluşunu öngörür. Modernliğin ürettiği sorunların yine o paradigma içinde kalınarak çözümünü önerir. Muhalefetle ve köktenci bir dışlama ile, modernliğin tüm törensi kurallarını, sınırlamalarını, uygulamalarını eleştirir. Bunu yaparken de kendine özgü yeni törenler, sözler, sesler ve figürler üretir. Bulaç'ın özellikle Din ve Modernizm kitabındaki tahlilleri böylesi bir düşünsel zemin üzerinden okunmalıdır. Dolayısıyla Yeldan'ın, yazısında vurguladığı 'kutuplaşma' uyarısı, Güngören-konser sorununun duygusal atmosferinde söylenmiş olmalıdır, zira, Bulaç da, maksadını aşan birkaç kelimesini, böylesi bir sonuca yol açmak için söylememiştir. Satanizm meselesi mayınlı bir alan olarak çok daha kapsamlı ve sakin bir dille yeniden konuşulmalıdır, gazete sütunlarının sınırları bu tartışmanın nüanslarını ve kapsamlı konuşulmasını aşar, gürbüzleşmesini kısmen engelleyebilir. Metal konserlerindeki kimi figürler, sözler ve ikonların bu türden bir çağrışıma yol açtığı doğrudur. Ne ki, bu, bütün bir metal olgusunun müzikal boyutlarını ve düşünsel içeriğini nitelemez. Zaten Bulaç da, metali olgusal açıdan eleştiriyor, sözlerini, icrasında beliren bazı figürleri ve konserin Güngören olayına tesadüf edişinden sonra niçin yarıda kesilmediğini sorguluyor.

YERLİ METALCİLER BULAÇ'I ANLAMAYA ÇALIŞMALI...

Metal'in, ruhu sönmekte olan insanoğlunun çıkardığı şiddetli bir çığlık olduğunda herkes hemfikir. İlk örneklerinden itibaren seksenli yıllara değin sadece savaş, nükleer tartışmalar, çevrenin ölümüne karşı şiddetli tepkiler, kuralların boyunduruğuna karşı isyan çevresinde gelişen temaları ve figürlerinin, giderek içselleştirilen bir modern mitolojiye doğru evrilme eğilimi gösterdiği de biliniyor. Bulaç, özellikle doğuş sürecini öykülerken bunu belirtiyordu: "(...) 60'lı yılların sonlarına doğru zencilerin özgün müziği olan blues'un köklü bir değişime uğramasının bir ürünü olan heavy metal müziği, geçen yüzyılın son çeyreğinde neredeyse bütün dünyayı etkiledi. Kimilerine göre gürültüyü bastıran gürültü, kimilerine göre modern bireyin en ekstrem çılgınlığı. Bu, aslında bildiğimiz ortalama kural ve düzeni olan bir müzik değil, özünde bireyin derin acısı ve bunun tezahürü olan bir protestosudur. Bu özelliğiyle ilgimi çekiyor. (...)" (Zaman, a.g.y.) Yeldan'ın sanıyorum, bu belirlemeye bir itirazı yok. Zaten yazısında, daha çok konserin o acı olaya tesadüf edişiyle ilgili eleştiriyi konu ediniyor, bir de satanizm vurgusunu tartışıyor.

Bendeniz bu tartışmanın, Bulaç'ın son alıntıladığım damar üzerinden yürütülmesinin daha işlevsel olacağını düşünüyorum. Bizim düşünce ve irfan geleneğimiz, son derece derinleşen, kılcallaşan ve gerek yatay gerekse dikey düzlemde oldukça verimli, çeşitli ve sağlıklı tartışmalara kapı aralayan bir birikime sahip. Bulaç, bu birikimin içinden gelen bir düşünürümüzdür. Metalcilerin onun düşünce birikiminden ve tartışma zenginliğinden çok fazla haberli olduklarını sanmıyorum. Güngören'in kalbine düşürdüğü acıyla sarf ettiği bazı kelimelerin onun düşünsel zenginliğini gölgelemesine izin vermemeliyiz. Kaldı ki, metal başta olmak üzere, modern olgular üzerinde en çok kafa yoranların başında gelir. Metalcilerle belki de en çok konuşabilecek, onları en fazla anlayabilecekler arasında da ilk sıralardadır. Umuyorum, bu tartışmalarda kendilerini rencide olmuş hisseden metal severler, kendileri için öngördükleri eleştiri hakkını ondan esirgemezler.

Bendeniz, saf metal veya rock olmasa da Tommy gibi örneklerin de bu bağlamda konuşulmasının yararlı olacağı kanaatindeyim. Örneğin onun, yaşadığı onca acıdan sonra kendini pencereden atarak içine düştüğü denize üç kez batıp çıktıktan sonraki o, 'I'm free!' çığlığının bize çok şey anlattığını hissedebiliyorum. Tommy gibi örneklerin daha çok gürbüzleşmesi halinde de, konuşulacak daha çok şeyimiz olacağını öngörebiliyorum. Tommy'nin, Bulaç'ın vurguladığı gibi, olgunun endüstriyel bir sürece doğru evrilme tehlikesine karşı köktenci bir kopuşla sonlanması, son derece dikkat çekiciydi.

Kohen'le bitirmek istiyorum: 'Herkes biliyor zarların civalı olduğunu/Atarken parmaklarını birleştiriyor herkes/Savaş bitti, herkes biliyor bunu/İyi oğlanlar yenildi, herkes biliyor bunu

Herkes biliyor, zaten dövüş hileliydi/Fakirler fakir kalır, zenginler daha da semizler. İşler böyle gider/Herkes bilir bunu/Teknenin su aldığını herkes biliyor/Herkes biliyor, kaptan yalan söyledi/Herkeste bu kırıklık var/Babaları yahut da köpekleri ölmüşçesine/Herkes ceplerine konuşuyor/Herkes bir kutu çikolata istiyor ya da uzun saplı bir gül/Herkes biliyor'.

24 Ağustos 2008, Pazar


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 553

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

Facebook

Son yorumlar

Kürt Dilinde Tasavvuf
MOLLA İ CEZERİNİN KÜRTÇE DİVAN NI KİTAP OLARAK ALMAK İSTİYOR...
25/01/12 21:17 Dahası...
@ GÜLŞİN

Sadık Yalsızuçanlar ile...
özdeş ruhlar
Değerli Kalemşah ekibi, Handan Güler ve Sadık Hocam... Özdeş...
05/01/12 21:37 Dahası...
@ süheyla yıldırım

Hiç yayınlandı
kitap çok guzel.. Yazarımız Sadık YALSIZUÇANLAR'ın ellerine ...
02/01/12 16:00 Dahası...
@ feyza

Sadık Yalsızuçanlar ve "Anka...
haticenesibe
çok güzel :grin :grin :grin :grin
02/01/12 16:00 Dahası...
@ hacer

Aşkı bilmek isteyen Mevlâna ol...
Müstefid
Allah razı olsun müstefid oldum. Muhabbetle üstadım...
09/12/11 22:19 Dahası...
@ kadir

ÇİZMECE

[ Kedi dili samur fırça (Yumuşak) No:02616
Palet ve Spatula ( Ortaboy)
Yağ ve Terebentin (Yağlıboya yağı )
Tuval
Maries boya ( Herrenkten ve özellikle ara renklerden ) 12'li yada 24'lü.
]


Son Okuduklarım

Arama motorları akla zarar mı?
18.07.2011 20:06
Aşağıdaki satırlarda okuyacağınız makalede vermeye çalıştığım mesajla bilgisayar başında yaşadığım durum çelişiyor olsa da,... Devamını oku...
Imam 'Ali in der islamischen Gnosis - Teil 4 | Über die Liebe und Gefolgschaft
29.04.2011 17:35
Verehrte Leser, lange haben wir unseren Blog nicht angefasst. Es waren äussere Umstände die unsere lange Abstinenz veranlasst haben.... Devamını oku...
Anadolu Nefesi
29.04.2011 17:27
Ondörtbin yıl gezdim pervanelikteSıtkı ismin duydum divanelikteİçtim şarabını mestanelikteKırkların cem'inde dara düş... Devamını oku...
Haktır Allahım Muhammed mahım
29.04.2011 17:24
Haktır Allahım Muhammed mahım Ali'dir şahım efendim Allah eyvallah Fatıma Zehra Hatice Kübra Nuri kibriya efendim Allah eyvallah ... Devamını oku...
Devriyye
29.04.2011 17:21
(18) Âşık, gel, cân kulağıyla bu sözleri duy. Gel, insanın aslı nedir anla. Sırları ulu orta yerde anlatma.... Devamını oku...
Denizlili Mehmet Emin Efendi
05.04.2011 21:54
Hakk’ın insâna gelinceye kadar girmediği hiçbir şekil ve bir sûret ve bir renk kalmamıştır. Çünki bir ağacın... Devamını oku...
Su Uğultusu
02.03.2011 22:12
Öğleyi hızla geçerek bir ayrılık ikindisine uğruyor zaman. Yaşlı ve yorgun ruhum vedalaşıp uzaklaşıyor gölge ve ışıktan ... Devamını oku...

YENİ ALBÜM

Haberdar ol

E-Bülten'e abone ol

ÜYE GİRİŞİ






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şuanda 15 konuk çevrimiçi

Konan, göçen

mod_vvisit_counterBugün201
mod_vvisit_counterDün182
mod_vvisit_counterBu hafta564
mod_vvisit_counterBu ay1452
mod_vvisit_counter[07.08.08'den]358987

BİRLİK