JA slide show
Anasayfa arrow Bilişmeler arrow Ne dedi? arrow 'Her melek zalimdir'
'Her melek zalimdir'
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
13.04.2010 19:05

 T.S.Eliot, nisanı, ‘ayların en zalimi’ olarak niteler; Lale Müldür, ‘her meleğin zulmünden’ söz eder. Bu göndermelerin kalkış yeri ve doğrultusu, sözün bağlamı gözetilmeksizin belirlenemez. Ama Buhurumeryem -ki Behçet Necatigil ve Kamuran Şipal de aynı adla birer kitap yazmışlardır- masumiyetin imgesi olarak Meryem üzerinden modern yaşamın aşırı biçimde bireyselleştirdiği, parçaladığı ve karmaşıklaştırdığı insana yakılmış bir ağıttır

Meryem’in inci doğumu’nda, Müldür, ‘delinmemiş, bakire incilerin melankoliye iyi geldiği’nden dem vurur. Buradaki melankoli, bugün artık ‘aşina olamadığımız’ melal midir yoksa, psikiyatrların ‘yaşama hastalığı’, Baudelaire’in ‘spleen’ dediği şey midir bilmiyorum. Bildiğim Buhurumeryem’in Müldür’ü, büyük bilge Rabiatü’l-Adeviyye’ye, O’nun bir öğrencisi Basralı Meryem’e çıkardığıdır.

‘Meryem el-Basriyya/Rabiatü’l-Adeviyye’nin hizmetindeydi/Tanrı aşkı ilimlerini

Duyar duymaz bayılırdı

Bir zikr seansında/Aşktan ölüverdi

Tanrı’nın yağmura benzeyen hizmetçileri vardır

Toprağa düşünce mısır, denize düşünce inci olurlar’

Züleyha Meryem olur mu?

Meryem, kadınlığın hallerinden biri olarak okunabilir. Edebiyat, bize, ilahiyattan farklı olarak böylesi bir alan açar. Esasen kadınlığın hallerini imleyen birkaç figür vardır Kutsal Kitap’ta. Örneğin Belkıs, kadının kamusal yaşamdaki konumunu simgeler. Kadının iktidarla temas kurduğu yerde belirir. Züleyha, dişiliğin, baştan çıkarıcılığın ve çekiciliğin sembolüdür. Meryem ise masumiyeti, bekareti ve adanmışlığı yüceltir. Erkekler, genellikle Züleyha’ya aşık olurlar. Birlikte olunca da ondan bir Meryem yontmak isterler. Meryem belirince, dişilik ve çekicilik yok olur. Erkek, ya gözünü yeni bir Züleyha’ya diker veya o hal, o melalde ilişki sürüp gider. Bu tartışmalı ve yanlışlanabilir spekülasyonu edebiyat alanında kalarak rahatlıkla yapabiliriz. Gerçektekinden farklı olarak Meryem, edebiyatın en çekici imgesidir. Lale Müldür, Buhurumeryem’de, her meleğin zulmünden söz ettikten sonra şöyle sürdürür:

‘Meryem’in ipiyle

bağlı geçen o 13 ay. ‘13 aylı yıl’

ayırdı bizi nedenini bilmediğim

korkunç melekler. Melankolimin 19. haftasıydı

seni tanıdım. Bir şeyler değişiyormuş gibi

oldu birden. Sanki artık kader denen

o kudurmuş atın önünde sürüklenmiyordum.

Sonra korkunç bir dolu yağdı.

Ürkünç rüzgarlar esti. Güneydeki Haç Yıldızı

yerinden kıpırdadı. Melankolimin 19. haftasıydı.’

Müldür, her meleğin bizden öncesini ve sonrasını gördüğünü söyler. Bitecek şeyin neden başladığını sorar. Muhammedi gülün neden ansızın bittiğinden dem vurur. Bu gül, Divan, Tekke ve Halk şiirimizin gülüdür. İbn Farıd, Mela Ciziri, Molla Cami ve Attar’ın bülbülünün aşık olduğu sevgilidir. Bu hayretle şair gözlerini büyük büyük açar, meleğin üflediği o cam parçacıklarının rüzgarına. Oysa sevgili gelmeyecektir.

Meryem seçilmiştir, arın(dırıl)mış ve dünyadaki bütün kadınlara üstün kılınmıştır. Geleneksel bilgelikte, Meryem makamı diye bir yetkinlik düzeyinden söz edilir.

Behçet Necatigil’in Buhurumeryem’i de, yakın bir duyarlığın içinden konuşur.

“Ne peygamber-, ne de çan çiçekleri/Ne de buhurumeryem;

Hep korku çiçekleri/Oldu saksımızı süsleyen.”

Zeliha Güneş’ten öğrendiğimize göre, “Buhurumeryem”, Divan şiirinde, örneğin Baki’de kullanılmış olan bir motiftir; ‘bir koku, bir güzellik’ anlamındadır. Necatigil, burada, bu güzelliğin olmadığını belirtiyor. İlk dizedeki çizgi de olmayan bir şeyin, birinin yerine konmuş, “Peygamber”, “çan çiçekleri” ve “buhurumeryem”i bir arada kullanılmış görünce, o, çizginin büyük bir olasılıkla “İsa” imgesi vermek amacıyla konduğunu çıkarıyoruz. Böylece ilk dizeyi tamamlayabiliyoruz: “Ne peygamber/İsa, ne de çan çiçekleri”

Kamran Şipal’ın hakkı yendi

Selim İleri’ye katılıyorum, Buhurumeryem, Kamuran Şipal’in eşsiz güzellikte bir öykü kitabıdır: “Cem Yayınevi’nin bembeyaz kapaklı kitabı. Buhûrumeryem’in çok etkili hikâyelerini o günlerde Behçet hocayla, Memet Fuat’la, Doğan Hızlan’la konuştuğumu dün gibi hatırlıyorum. Her edebiyat verimine mesafeli yaklaşan Memet Fuat eleştirel bir söylemi tercih etmişti. Bununla birlikte Şipal’in öykücülüğünde bir dönüm noktası kabul ediyordu Buhûrumeryem’i. Doğan Hızlan ise dorukta bir hikâye kitabı...”

Buhûrumeryem’in hakkı yenmiş bir yapıt olduğunu düşünürüm. Buhûrumeryem sekiz hikâyedir. Aslında, ‘Diyoptri Yirmi’ aradan çekilirse, geriye kalan yedi hikâye birbirinin doğurganı ve birbirinin bütünleyicisidir. Dini ve din dışı eski metinlere göndermelerle bu yedi hikâye insanın öncesiz sonrasız yalnızlığını, bireysel ve toplumsal yalnızlığı, giderek cinsel yalnızlığını vurgulayıp durur.’

Kutsal Kitap’ta, ‘berrak çeşmeler’ ve ‘akarsular’ olarak nitelenen Meryem ile İsa, Tanrı’nın rahmeti olarak düşünülür. Meryem’in İsa ile birlikte yaşamı, su, ağaç ve rahmet pınarı olarak ve kendisine göksel sofranın indirildiği seçilmişler biçiminde gerçekleşir.

Yıllar önce Afa mı yayımlamıştı hatırlayamıyorum, öğrencilik günlerimde, yani seksenlerin  ilk yarısında Artun Ünsal’ın Kamil ile Meryem’ini okumuştum.  Tahir ile Zühre, Arzu ile Kamber, Kerem ile Aslı... Binlerce yılın yorgunu Anadolu’da daha nice beraberlikler yaşandı. Ama Kamil ile Meryem’in beraberliği kuşaktan kuşağa geçen bir destan konusu olamayacak kadar gerçek ve olağan. Özellikle 1940’lardan bu yana köylerinden, çift-çubuklarından koparak gelip, büyük kentlerin pırıltısına bir pervane gibi takılan milyonlarca Anadolulumuz var(dı). Onlardan yalnızca ikisi Kamil ile Meryem. Bu baskıda, öykü kahramanları Kamil ile Meryem’in 10 yıl sonraki -yani bugünkü- durumlarına ilişkin notlar da yer alıyor(du).

Ve Meryem’in Biricik Hayatı. Sibel K. Türker’in yaşamın özündeki sessiz belirsizliğin dile geldiği güzelim romanı. Her şeyin o ‘felaketler gecesi’nde belirdiği anlatı... Dünya tatsızlığının bir çözeltide kristalleştiği...

Buhurumeryem’in eşsiz şairine dönelim, Lale Müldür’e:

‘bazen ama bir insanla bir şey olur

kısa süren bir şey

iki geyiğin sıçrayıp havada öpüşmesi gibi

bazı insanlarla yıllarca görüşsen de bir şey olmaz.’

 

http://www.stargazete.com/kitap/-her-melek-zalimdir--haber-254559.htm

 


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1227

Yorumlar (3)
RSS yorumları
1. Yazan Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 20-05-2010 22:36 - Misafir
 
 
düşüncelerim:
Bu kitap hakkında düşüncelerim bence her melek zalim değildir(şeytan hariç).Çünkü sağ omuzumuzda ve sol omusuzumuzda bu güne kadar bizi koriyan iki melek var ve hayatımızı bumeleklere borçluyuz 
:) bybyby
 
2. Yazan Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 20-04-2010 13:57 - Misafir
 
 
her melek şefkatlidir ya da zalimdir
Modern kadının en muhtaç olduğu Meryem örneği. Onun için Karakoç sıklıkla Meryem'in portresini çizer şiirlerinde.Peygamberimiz de ahirzamanda saliha kadınların dinine sarılmamızı tavsiye eder. Hepimizin yeni Meryemlere, Mesihlere ihtiyacı var.
 
3. Yazan Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 13-04-2010 23:42 - Misafir
 
 
her melek şefkatlidir ya da zalimdir
yaşama hastalığı :((
 

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

YENİ ALBÜM