JA slide show
Anasayfa
'Dostluk Medeniyeti'
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
22.10.2009 11:33
 Ekim ayı İrfan Fethi Gemuhluoğlu’nu da asıl yurduna uğurladığımız bir ay. Otuz iki yıl olmuş. İrfan Fethi Gemuhluoğlu, -Başbakan’ın kongeredeki konuşmasında adı geçmedi fakat-, o kuşatıcı eğilimi yıllar önce göstermiş, ideolojik ayrışmanın, Cemil Meriç’in deyişiyle, ‘idrakimize giydirilen deli gömlekleri’nin körleştirici etkisini kişisel yaşamında kırabilmiş devrimci ruha sahip biri idi. Fethi Gemuhluoğlu’nu bizim için asıl değerli kılan şeyin, O’ndaki medeniyet perspektifi olduğu tartışılmazdır.

Toynbee’nin de belirttiği üzre, Osmanlı medeniyeti, (ölmüş değil) durdurulmuş bir medeniyettir.

Gemuhluoğlu bunun farkında idi.  
Dostluk Üzerine adıyla kitaplaşmış konuşmasında ve Arapgir Postası’ndaki yazılarında bunu ısrarla vurgulamış, çabaları da, medeniyetimizin yeniden inşası yönünde olmuştur.

Bu bağlamda, onun, sanatın bütün alanlarına ilgi duyması, edebiyat, musiki, mimari, resim, sinema ve diğer iletişim ortamlarına dönük kışkırtıcı düşünceleri, yönlendirme ve özendirmeleri hep medeniyetimizin yeniden varkılınması içindir.

Gemuhluoğlu, sadece belli bir ‘kesim’e seslenmiyor, medeniyetimizi ve geleneksel bilgeliğimizi oluşturan bütün unsurları, yapıları ve kişileri kuşatıyordu.

Bu anlamda Yaşar Kemal’den Asaf Halet Çelebi’ye, Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan Genco Erkal’a, Cahit Zarifoğlu’ndan Nuri Pakdil’e, Neyzen Tevfik’ten Cinuçen Tanrıkorur’a, bu toprakların her kıymetine ayrı bir önem atfediyordu.

Geleneğin modernleşme karşısında ne türden bir sorun yaşadığının farkındaydı. Pörsüyen, eskiyen ve çürüyen yanlarımızı temizlemenin, o soylu ve bereketli gövdeyi yeniden aşılamanın derdindeydi.

Kısa fakat bereketli ömrüne sığanlara bakılacak olursa, Gemuhluoğlu’nun, bir irfan ve aşk adamı olarak, ülkesinin ve dünyanın geleceğine yönelik umutlarının ve öngörülerinin ne kadar büyük ve bu büyüklüğün gerektirdiği çabaların ise ne denli yorucu olduğu görülecektir.

Kendisiyle temas kuran, doğrudan veya dolaylı temas kurduğu her seçkinde Gemuhluoğlu’nun aziz bir hatırası, bir izi, bir katkısı ve hakkı vardır.

O, kelimenin tam anlamıyla bir hakikat nidacısı, bir gerçeklik uyarıcısıdır. Modernleşme süreçlerinin ürettiği soru(n)lara cevap verebilme iktidarına sahip seçkinler marifetiyle bu inşanın gerçekleşeceğini çok iyi biliyordu.

Sabri Ülgener, İdris Küçükömer, Mümtaz Turhan ve Erol Güngör gibi sosyalbilimcilerin zihniyet bağlamında eleştirdiği -Oğuz Atay’ın ‘kapıkulu’ diye nitelediği- elitlerin ‘bu ülke’yi, modernleşme sürecinde ne türden bir uçuruma sürüklemiş olduklarını görmüştü.

Fethi Gemuhluoğlu, “ (…) İnsanlar hâl-i cimadan doğmu­yorlar. İnsanları gönül döllüyor, gönül çocukları onun için ayrı oluyor. Ve gönül çocuklarının çoğu onun için “yol evlâdı” oluyor, “bel evlâdı” olmuyor. Ta­savvufta “yol oğlu” olmak, “bel oğlu” olmaktan “yol evlâdı” olmak, “bel evlâdı” olmaktan onun için mukaddemdir. (…)” derken, bir ‘gönül erleri medeniyeti’ni ima eder.

Yola girmek, yolda olmak ve yolun esaslarıyla donanmış bir halde bulunmak, özü itibariyle, ilhamını ‘cümle varlığın birliği ve kardeşliği’ ilkesinden alır. Bu kozmik birlik ilkesi, ‘yol evladı’ olmayı öngörür. ‘Cümle varlıktan geçen ve hiçliğe kanat açan’ bu yolcuların okuması, öğrenmesi, donanması için takatinin üstünde bir gayretle koşuşturmuştur.

Onlar, yeni medeniyetimizin inşasını omuzlayacak olanlardır.

Zamanın Sahibi’nin yağmura benzeyen hizmetçileridir.

Lale Müldür’ün deyişiyle, ‘toprağa düşünce mısır, denize düşünce inci olan’lardır.

Dostluk Üzerine’de beni en çok etkileyen tasvir, Yaşar Kemal’e ilişkin olanıdır. Şöyle der : “Tabiî insan fikre dost olunca tarihe, coğrafyaya, or­mana da dost olur, ağaca da dost olur. Orman Fa­kültesi talebelerinin önünde Yaşar Kemal yürüyor, görüyorsunuz. Ve Orman Fakültesi talebeleri yürü­yorlar bu stepte! Bu bozkır Anadolu’da. Peygamber-i Ekber bir hadis-i nebevilerinde fem-i saadetlerin­den buyuruyorlar ki “Kıyamet alâmetleri belirse, kı­yamet ân meselesi haline gelse elinizde bir ağaç fidanı varsa önce onu dikiniz ve sonra kıyamete ha­zırlanınız!” Orman, orman için, ormana destan düz­mek için, ormana övgü için, ormanı kutsallaştırmak için, ağacı kutsallaştırmak için, ağacı Orman Fakül­telerinin üstünde, Orman Fakültelerinin estetiğini vermek için, Orman Fakültelerine cezbe vermek için, bu memleketin insanına yeni bir şevk, yeni bir koşu, yeni bir emanet, yeni bir bayrak koşusu vermek için bu hadis-i nebevîden hareket etmek kâfidir.”

Türk kültürünün aşırı biçimde politize olduğu özellikle, bindokuzyüzaltmışlı yıllardan itibaren siyasette bir tür kireçleşmeye yol açan sağ-sol kutuplaşmasına dayalı yapıyı parçalayan bir yaklaşımdır bu. Yaşar Kemal’i böylesi bir resmin içinden okumak Gemuhluoğlu gibi, Halveti gelenekten gelen bir yüce gönüllüye özgü olabilir.

Sağ-sol ekseninin yerini merkez-çevre eksenine terk ettiği doksanlı yıllarda, idrakimize giydirilen deli gömleklerinden kurtulmaya başladık. Bu süreci yıllar önce görebilen bir vizyoner olarak Gemuhluoğlu, bu toprakların asli değerlerini keşfetme yeteneğine sahipti.

Bu keşfin bize bıraktığı en değerli miras, meta hikayemizin aynı olduğuna ilişkin son yıllarda giderek daha çok yaygınlaşan düşüncedir.

Bu, yanında Nuri Pakdil, Hacı Bayram’a doğru yürürken, o ‘direnç yüklü sesiyle, ‘Ortadoğu’ya doğru yürüyoruz, değil mi?’ diyen bir kalbin yüküdür.

Bu, ‘akıl, sofrada yemek yerken üzerinize yemek dökmemek içindir, maneviyatta teslimiyet esastır’ diyen bir bilgeliğin zenginliğidir.

Bugün, bu topraklarda yaşayan bizler, o ‘büyük rüya’ya yeniden kavuşuyoruz.

Bu süreçte, Fethi Gemuhluoğlu’nun ‘fethedici’, kapıları açıcı vizyonuna daha çok ihtiyacımız var.

‘Al eline bir değnek/tırman dağlara şöyle/şehir farksız olsun tek/mukavvadan bir köyle

Uzasan göğe ersen/cücesin şehirde sen/bir dev olmak istersen/dağlarda şarkı söyle’

Dağlarda şarkı söyleyen bir aziz olarak Fethi Gemuhluoğlu, bize, yıllar önce, modernlikle nasıl baş edebileceğimizin yollarını göstermişti.

Bize bazı dostluk hikâyeleri anlatmıştı:

Fethi Gemuhluoğlu, medeniyetimizi yeniden kuracak olan bu yeni seçkinlere, o tarihsel konuşmasında önemli bir uyarıda bulunmuştu : ‘Maktul olun, katil olmayın…’

Şöyle diyordu : ‘Beyefendiler, kan dökücü olmayın. Maktul olun, katil olmayın. Mazlum olun, zâlim olmayın. Bize kassâb olmak, sayyâd (avcı) olmak, dellâk ve dellâl olmak yakışmaz. Dellâklar vücudumuzdaki kiri önümüze koyorlar, Allah’ın Settaru’l-uyûb (ayıpları, kusurları örtücü) vasfını rencide eder­ler. Dellâllar iki kişinin mabeyninde (arasında) bir kişiyi iltizâm (tercih etmek, seçmek) etmek durumunda kalırlar. Tellâl olmayın, dellâl ol­mayın, dellâk olmayın, kassâb olmayın, sayyâd-ı bî-insaf  (insafsız, merhametsiz avcı) olmayın.’

Bu öğüt de kaynağını, demincek sözünü ettiğim cihanşümul birlik ilkesinden, cümle varlığın birliği ve kardeşliği ilkesinden alır.

Bu ilkenin kaynağı aşktır. Gemuhluoğlu’nun, Türk Petrol Vakfı’a burs almaya gelenlere ‘hiç aşık oldun mu?’ diye sorması bundandır.

Fethi Gemuhluoğlu, bu toprakların meta hikayesinin modern zamanlarda maruz kaldığı değişimin dinamiklerini bildiğinden, bu dönüşümün çekim kutbunu tersine çevirebilecek kadroların yetişmesi yönünde ciddi gayretlerde bulunuyordu. Merhum Aydın Bolak’ın katkısıyla oluşturulan Türk Petrol Vakfı’nın burs imkanlarını bu yönde kullanması, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine, ‘sizin hizmetinizdeyim’ biçiminde seslenmesi, onları akademik çalışmalara özendirmesi bu amaca hizmet ediyordu. Diğer yandan ülkenin siyasal ve toplumsal yaşamıyla da doğrudan ilgiliydi.

1968 yılında Başbakan’a (Demirel), bir Kürt Enstitüsü’nün oluşturulması yönünde rapor sunması bu bağlamda son derece önemlidir. Bugün Kürt sorununun evrildiği noktada, kırkbir yıl önce yaptığı uyarının ne denli yerinde olduğu ortadadır. Kuşkusuz gelecek kuşaklar Gemuhluoğlu’nu ve O’nun manevi kişiliğinde katkısı olan bilgeleri daha çok anacaklardır.

 
Star Gazetesi, Açık Görüş, 18. 10. 2009

 
Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 947

Yorumlar (2)
RSS yorumları
1. Yazan ömer hakan yavaşoğlu 29-10-2009 07:01 - Misafir
 
 
SELAM OLSUN GÖNÜL MEDENİYETİNE KENDİNİ A
Sevgili üstadımız, yine bir başka KENZ-İ MAHVİ ÜSTADI toplumsal belleğimizden bilincimize/günümüze taşıyor,can ü gönülden teşekkürler can-rehberimize... 
Doğrusu Fethi Gemuhluoğlu gerçekten ne bizim kuşak ne de sonrakiler tarafından hemen hemen hiç bilinmiyor...Yaklaşık 3-4 yıl evvel, O nun can-dostları tarafından El-VEFA nın güzel bir tecellisi/örneği olarak vücuda getirilen yine Fethi Bey i tanıtan/anlatan eseri bir solukta incelediğimde yine bir tren kaçırmanın ve şiddetle hayıflanmanın öfkesini yutmuş ama yine de onu gıyaben de olsa tanımaktan çok mutlu olmuştum...Çünkü umutlarımızın hep dibe vurduğu demlerde onlar bizim yıkılmış GÖNÜL lerimizi hem mamur ettiler hem bu medeniyetin taşınması gereken mirasınının GÖNÜLLÜ-HAMAL ları olarak canlı örnekleri oldular...Aslında ne kadar da güzel di belki,onunla çağdaş olanlar için Fethi Bey in sohbetinde bulunmak aynı havayı solumak, kimbilir? Yine sevgili üstadın dediği gibi VARLIK verilerek bu dünyaya gelmek zaten bir çile-meşakkat-iptila değil mi? İşte bu GÖNÜL ERLERİ sayesinde biz Hizmet/KUL luk sırasında VARLIĞIN NASIL SİLİNEBİLECEĞİNİ bizatihi gözleyip-onları müşahede ederek(hatta eserlerini okuyarak) HAKİKAT ın nasıl her an diri tutulabileceğini ,dolayısıyla MUTLULUĞUN-SEKİNE nin elde edilmesinin SIRLARINI öğreniyoruz... 
MEDENİYET GELİNİMİZ birçok "YOL EVLADI" na gebedir artık biiznillah...Endişeniz olmasın a dostlar...Tabiki MEDENİYET in yeniden İNŞASI bu bel evladlarının değil de, YOL EVLADLARI na nasib olacağı için bu medeniyet gelininin doğum sancıları birazcık gürbüz olacaktır...tabiki... 
SELAM SEVGİ VE HÜRMETLERİMLE...
 
2. Yazan Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 22-10-2009 16:02 - Misafir
 
 
SELAM OLSUN GÖNÜL MEDENİYETİNE KENDİNİ A
gönül erleri medeniyeti ne kadar güzel bir ifadeymiş :)
 

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

Facebook

Son yorumlar

Denizlili Mehmet Emin Efendi
Can kardeşim
Engin yüreklere dolan böylesi hakikat böylesi hakikati yansı...
09/05/12 16:24 Dahası...
@ NİLGÜN AYTAMAN

Hiç yayınlandı
hiç
kitap çok güzel 20 nisan da okulumuza geldiğinizde de söyliy...
09/05/12 16:24 Dahası...
@ cafer mert

Niyazî-i Mısri'nin izinde
ANKA
amaki hayaldeki anka ile misrinin ankasini birlestirmeye cal...
09/05/12 16:24 Dahası...
@ baise

Modern zaman dervişi Sadık Yal...
RABBİM BENİ AFFETSE DE, diğerine dilim varmıyor. Onu sevmek ...
09/05/12 16:27 Dahası...
@ Sefa güveloğlu

Cumhuriyetin Gözü Yaşlı Çocukl...
tek adam
tek adami enaz 60 yil hep sag görüslü parti yönetti tek ada...
21/03/12 15:12 Dahası...
@ kemal

ÇİZMECE

BİRLİK


Son Okuduklarım

Arama motorları akla zarar mı?
18.07.2011 20:06
Aşağıdaki satırlarda okuyacağınız makalede vermeye çalıştığım mesajla bilgisayar başında yaşadığım durum çelişiyor olsa da,... Devamını oku...
Imam 'Ali in der islamischen Gnosis - Teil 4 | Über die Liebe und Gefolgschaft
29.04.2011 17:35
Verehrte Leser, lange haben wir unseren Blog nicht angefasst. Es waren äussere Umstände die unsere lange Abstinenz veranlasst haben.... Devamını oku...
Anadolu Nefesi
29.04.2011 17:27
Ondörtbin yıl gezdim pervanelikteSıtkı ismin duydum divanelikteİçtim şarabını mestanelikteKırkların cem'inde dara düş... Devamını oku...
Haktır Allahım Muhammed mahım
29.04.2011 17:24
Haktır Allahım Muhammed mahım Ali'dir şahım efendim Allah eyvallah Fatıma Zehra Hatice Kübra Nuri kibriya efendim Allah eyvallah ... Devamını oku...
Devriyye
29.04.2011 17:21
(18) Âşık, gel, cân kulağıyla bu sözleri duy. Gel, insanın aslı nedir anla. Sırları ulu orta yerde anlatma.... Devamını oku...
Denizlili Mehmet Emin Efendi
05.04.2011 21:54
Hakk’ın insâna gelinceye kadar girmediği hiçbir şekil ve bir sûret ve bir renk kalmamıştır. Çünki bir ağacın... Devamını oku...
Su Uğultusu
02.03.2011 22:12
Öğleyi hızla geçerek bir ayrılık ikindisine uğruyor zaman. Yaşlı ve yorgun ruhum vedalaşıp uzaklaşıyor gölge ve ışıktan ... Devamını oku...

YENİ ALBÜM

Haberdar ol

E-Bülten'e abone ol

ÜYE GİRİŞİ






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şuanda 18 konuk çevrimiçi

Konan, göçen

mod_vvisit_counterBugün14
mod_vvisit_counterDün208
mod_vvisit_counterBu hafta222
mod_vvisit_counterBu ay4072
mod_vvisit_counter[07.08.08'den]377242