|
|
| 'Dostluk Medeniyeti' |
| Yazan SadıK YalsıZuçanlaR | ||||||||||||||||||||||||||||||
| 22.10.2009 11:33 | ||||||||||||||||||||||||||||||
|
Toynbee’nin de belirttiği üzre, Osmanlı medeniyeti, (ölmüş değil) durdurulmuş bir medeniyettir. Gemuhluoğlu bunun farkında idi. Dostluk Üzerine adıyla kitaplaşmış konuşmasında ve Arapgir Postası’ndaki yazılarında bunu ısrarla vurgulamış, çabaları da, medeniyetimizin yeniden inşası yönünde olmuştur. Bu bağlamda, onun, sanatın bütün alanlarına ilgi duyması, edebiyat, musiki, mimari, resim, sinema ve diğer iletişim ortamlarına dönük kışkırtıcı düşünceleri, yönlendirme ve özendirmeleri hep medeniyetimizin yeniden varkılınması içindir. Gemuhluoğlu, sadece belli bir ‘kesim’e seslenmiyor, medeniyetimizi ve geleneksel bilgeliğimizi oluşturan bütün unsurları, yapıları ve kişileri kuşatıyordu. Bu anlamda Yaşar Kemal’den Asaf Halet Çelebi’ye, Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan Genco Erkal’a, Cahit Zarifoğlu’ndan Nuri Pakdil’e, Neyzen Tevfik’ten Cinuçen Tanrıkorur’a, bu toprakların her kıymetine ayrı bir önem atfediyordu. Geleneğin modernleşme karşısında ne türden bir sorun yaşadığının farkındaydı. Pörsüyen, eskiyen ve çürüyen yanlarımızı temizlemenin, o soylu ve bereketli gövdeyi yeniden aşılamanın derdindeydi. Kısa fakat bereketli ömrüne sığanlara bakılacak olursa, Gemuhluoğlu’nun, bir irfan ve aşk adamı olarak, ülkesinin ve dünyanın geleceğine yönelik umutlarının ve öngörülerinin ne kadar büyük ve bu büyüklüğün gerektirdiği çabaların ise ne denli yorucu olduğu görülecektir. Kendisiyle temas kuran, doğrudan veya dolaylı temas kurduğu her seçkinde Gemuhluoğlu’nun aziz bir hatırası, bir izi, bir katkısı ve hakkı vardır. O, kelimenin tam anlamıyla bir hakikat nidacısı, bir gerçeklik uyarıcısıdır. Modernleşme süreçlerinin ürettiği soru(n)lara cevap verebilme iktidarına sahip seçkinler marifetiyle bu inşanın gerçekleşeceğini çok iyi biliyordu. Sabri Ülgener, İdris Küçükömer, Mümtaz Turhan ve Erol Güngör gibi sosyalbilimcilerin zihniyet bağlamında eleştirdiği -Oğuz Atay’ın ‘kapıkulu’ diye nitelediği- elitlerin ‘bu ülke’yi, modernleşme sürecinde ne türden bir uçuruma sürüklemiş olduklarını görmüştü. Fethi Gemuhluoğlu, “ (…) İnsanlar hâl-i cimadan doğmuyorlar. İnsanları gönül döllüyor, gönül çocukları onun için ayrı oluyor. Ve gönül çocuklarının çoğu onun için “yol evlâdı” oluyor, “bel evlâdı” olmuyor. Tasavvufta “yol oğlu” olmak, “bel oğlu” olmaktan “yol evlâdı” olmak, “bel evlâdı” olmaktan onun için mukaddemdir. (…)” derken, bir ‘gönül erleri medeniyeti’ni ima eder. Yola girmek, yolda olmak ve yolun esaslarıyla donanmış bir halde bulunmak, özü itibariyle, ilhamını ‘cümle varlığın birliği ve kardeşliği’ ilkesinden alır. Bu kozmik birlik ilkesi, ‘yol evladı’ olmayı öngörür. ‘Cümle varlıktan geçen ve hiçliğe kanat açan’ bu yolcuların okuması, öğrenmesi, donanması için takatinin üstünde bir gayretle koşuşturmuştur. Onlar, yeni medeniyetimizin inşasını omuzlayacak olanlardır. Zamanın Sahibi’nin yağmura benzeyen hizmetçileridir. Lale Müldür’ün deyişiyle, ‘toprağa düşünce mısır, denize düşünce inci olan’lardır. Dostluk Üzerine’de beni en çok etkileyen tasvir, Yaşar Kemal’e ilişkin olanıdır. Şöyle der : “Tabiî insan fikre dost olunca tarihe, coğrafyaya, ormana da dost olur, ağaca da dost olur. Orman Fakültesi talebelerinin önünde Yaşar Kemal yürüyor, görüyorsunuz. Ve Orman Fakültesi talebeleri yürüyorlar bu stepte! Bu bozkır Anadolu’da. Peygamber-i Ekber bir hadis-i nebevilerinde fem-i saadetlerinden buyuruyorlar ki “Kıyamet alâmetleri belirse, kıyamet ân meselesi haline gelse elinizde bir ağaç fidanı varsa önce onu dikiniz ve sonra kıyamete hazırlanınız!” Orman, orman için, ormana destan düzmek için, ormana övgü için, ormanı kutsallaştırmak için, ağacı kutsallaştırmak için, ağacı Orman Fakültelerinin üstünde, Orman Fakültelerinin estetiğini vermek için, Orman Fakültelerine cezbe vermek için, bu memleketin insanına yeni bir şevk, yeni bir koşu, yeni bir emanet, yeni bir bayrak koşusu vermek için bu hadis-i nebevîden hareket etmek kâfidir.” Türk kültürünün aşırı biçimde politize olduğu özellikle, bindokuzyüzaltmışlı yıllardan itibaren siyasette bir tür kireçleşmeye yol açan sağ-sol kutuplaşmasına dayalı yapıyı parçalayan bir yaklaşımdır bu. Yaşar Kemal’i böylesi bir resmin içinden okumak Gemuhluoğlu gibi, Halveti gelenekten gelen bir yüce gönüllüye özgü olabilir. Sağ-sol ekseninin yerini merkez-çevre eksenine terk ettiği doksanlı yıllarda, idrakimize giydirilen deli gömleklerinden kurtulmaya başladık. Bu süreci yıllar önce görebilen bir vizyoner olarak Gemuhluoğlu, bu toprakların asli değerlerini keşfetme yeteneğine sahipti. Bu keşfin bize bıraktığı en değerli miras, meta hikayemizin aynı olduğuna ilişkin son yıllarda giderek daha çok yaygınlaşan düşüncedir. Bu, yanında Nuri Pakdil, Hacı Bayram’a doğru yürürken, o ‘direnç yüklü sesiyle, ‘Ortadoğu’ya doğru yürüyoruz, değil mi?’ diyen bir kalbin yüküdür. Bu, ‘akıl, sofrada yemek yerken üzerinize yemek dökmemek içindir, maneviyatta teslimiyet esastır’ diyen bir bilgeliğin zenginliğidir. Bugün, bu topraklarda yaşayan bizler, o ‘büyük rüya’ya yeniden kavuşuyoruz. Bu süreçte, Fethi Gemuhluoğlu’nun ‘fethedici’, kapıları açıcı vizyonuna daha çok ihtiyacımız var. ‘Al eline bir değnek/tırman dağlara şöyle/şehir farksız olsun tek/mukavvadan bir köyle Uzasan göğe ersen/cücesin şehirde sen/bir dev olmak istersen/dağlarda şarkı söyle’ Dağlarda şarkı söyleyen bir aziz olarak Fethi Gemuhluoğlu, bize, yıllar önce, modernlikle nasıl baş edebileceğimizin yollarını göstermişti. Bize bazı dostluk hikâyeleri anlatmıştı: Fethi Gemuhluoğlu, medeniyetimizi yeniden kuracak olan bu yeni seçkinlere, o tarihsel konuşmasında önemli bir uyarıda bulunmuştu : ‘Maktul olun, katil olmayın…’ Şöyle diyordu : ‘Beyefendiler, kan dökücü olmayın. Maktul olun, katil olmayın. Mazlum olun, zâlim olmayın. Bize kassâb olmak, sayyâd (avcı) olmak, dellâk ve dellâl olmak yakışmaz. Dellâklar vücudumuzdaki kiri önümüze koyorlar, Allah’ın Settaru’l-uyûb (ayıpları, kusurları örtücü) vasfını rencide ederler. Dellâllar iki kişinin mabeyninde (arasında) bir kişiyi iltizâm (tercih etmek, seçmek) etmek durumunda kalırlar. Tellâl olmayın, dellâl olmayın, dellâk olmayın, kassâb olmayın, sayyâd-ı bî-insaf (insafsız, merhametsiz avcı) olmayın.’ Bu öğüt de kaynağını, demincek sözünü ettiğim cihanşümul birlik ilkesinden, cümle varlığın birliği ve kardeşliği ilkesinden alır. Bu ilkenin kaynağı aşktır. Gemuhluoğlu’nun, Türk Petrol Vakfı’a burs almaya gelenlere ‘hiç aşık oldun mu?’ diye sorması bundandır. Fethi Gemuhluoğlu, bu toprakların meta hikayesinin modern zamanlarda maruz kaldığı değişimin dinamiklerini bildiğinden, bu dönüşümün çekim kutbunu tersine çevirebilecek kadroların yetişmesi yönünde ciddi gayretlerde bulunuyordu. Merhum Aydın Bolak’ın katkısıyla oluşturulan Türk Petrol Vakfı’nın burs imkanlarını bu yönde kullanması, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine, ‘sizin hizmetinizdeyim’ biçiminde seslenmesi, onları akademik çalışmalara özendirmesi bu amaca hizmet ediyordu. Diğer yandan ülkenin siyasal ve toplumsal yaşamıyla da doğrudan ilgiliydi. 1968 yılında Başbakan’a (Demirel), bir Kürt Enstitüsü’nün oluşturulması yönünde rapor sunması bu bağlamda son derece önemlidir. Bugün Kürt sorununun evrildiği noktada, kırkbir yıl önce yaptığı uyarının ne denli yerinde olduğu ortadadır. Kuşkusuz gelecek kuşaklar Gemuhluoğlu’nu ve O’nun manevi kişiliğinde katkısı olan bilgeleri daha çok anacaklardır. Star Gazetesi, Açık Görüş, 18. 10. 2009 Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 947
Yorum yaz
|
||||||||||||||||||||||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Güzerân |
| Sırlı tuğlalar |
| Bilişmeler |
| E - kitap |
| Haberler |
| Endam Aynası |
| Bağlantılar |
| Arama |
| Eve dön |
| Arşiv [Eski site] |
| Misafir defteri |
| Denizlili Mehmet Emin Efendi |
|
Can kardeşim Engin yüreklere dolan böylesi hakikat böylesi hakikati yansı... |
| 09/05/12 16:24 Dahası... |
| @ NİLGÜN AYTAMAN |
| Hiç yayınlandı |
|
hiç kitap çok güzel 20 nisan da okulumuza geldiğinizde de söyliy... |
| 09/05/12 16:24 Dahası... |
| @ cafer mert |
| Niyazî-i Mısri'nin izinde |
|
ANKA amaki hayaldeki anka ile misrinin ankasini birlestirmeye cal... |
| 09/05/12 16:24 Dahası... |
| @ baise |
| Modern zaman dervişi Sadık Yal... |
| RABBİM BENİ AFFETSE DE, diğerine dilim varmıyor. Onu sevmek ... |
| 09/05/12 16:27 Dahası... |
| @ Sefa güveloğlu |
| Cumhuriyetin Gözü Yaşlı Çocukl... |
|
tek adam tek adami enaz 60 yil hep sag görüslü parti yönetti tek ada... |
| 21/03/12 15:12 Dahası... |
| @ kemal |
![]() | Bugün | 14 |
![]() | Dün | 208 |
![]() | Bu hafta | 222 |
![]() | Bu ay | 4072 |
![]() | [07.08.08'den] | 377242 |