JA slide show
Anasayfa
Cohen nihayet geliyor
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
03.05.2009 19:11
 'Kanadalı yazar, şair, söz yazarı ve müzisyen Leonard Cohen, 2009 dünya turnesi kapsamında ağustos ayında İstanbul'a geliyor' haberini okumuşsunuzdur. Cohen, İstanbul Kültür Sanat Vakfı ve BKM işbirliğiyle dünya turnesi kapsamında, 5 ve 6 Ağustos'ta İstanbul'da Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi'nde müzikseverlerle buluşacak nihayet.

Dylan ve Cohen dışında bu sıfatları birlikte kullanabildiğimiz kim var? 'Şair, söz yazarı ve müzisyen...' Cohen, Görkemli Kaybedenler'iyle, Gözde Oyun'uyla ve diğer kitaplarıyla bize, 'sıkı' bir yazar olduğunu da göstermiştir. Lale Müldür'le Uzak Fırtına'yı Antakya'da çekerken, Payas Sokullu Külliyesi'ndeki görüntülerinin dibine, 'I'm your man'i döşemiştik... Müldür, tavandaki şemselere bakarken bu şarkı çalıyordu. Ardından Enis Batur'la metruk bir Osmanlı hanında çalışmıştık. Ona da sormuştum, 'hem şair hem söz yazarı hem romancı hem müzisyen olarak kim var?' diye. Cohen ve Dylan demişti. Ortaçgil ve Kızılok'tan söz etmişti. Sahi, ikisi de Cohen gibi birer ada değil midir?

Yerliler'den Mehmet Güreli aklıma geliyor. Sen ve Ben'i, Kimse Bilmez'i tek başına yeterlidir. Güreli, nihayet filmini de çekti. Bir Peyami Safa uyarlaması: Gölge. Birkaç artısı var üstelik: Ressam, oyuncu... Cihangir'de oturan en gösterişsiz, en mütevazı bohem. Turgut Uyar'ın 'korkulu ustalık'ına hiç düşmemiş bir sanatkâr. Bir çocuk. Ebedi çocukluğu korumaya çalışan halis bir sanatçı. Diyojen'in bir gün çeşmeden avucu ile su içen bir çocuk gördüğünden bahisle, 'bu çocuk bana fazla eşyam olduğunu öğretti' dediğini ve su çanağını kırdığını anlatan bir derviş. Güreli'yi ve Cohen'i dinlerken en çok, Sezai Karakoç'un Köpük şiirindeki şu dizeleri hatırlarım: "Bir kadını al onu yont yont anne olsun/Her kadın acıma anıtı bir anne olsun/Çocuklara açılan mavi kırmızı pencere anne/Sen bu şehrin sokaklarından geç sonsuz pencerelerle/Bir insanı al onu çöz çöz çocuk olsun"

Zira Suzanne'dan da hissederiz ki, 'zalim tabiatımıza teslim olmamız' halinde, hayatımızın çığırından çıkmış halinin gerisindeki miskinliğe gömülmemiz kaçınılmazdır. Cohen bize, özellikle şarkı sözleriyle ve onları icra ediş şekliyle 'iyi tarafımız'ın nasıl belirdiğini anlamamızın imkansız olduğunu söyler. 'bazen bir akıl vererek/bazen de, tehlikeli durumların/tam ortalık yerinde/bir kurtuluş yolu göstererek.(...)korkmadan yürü/O köprü ki, günlük hayatımın çöküşü/üstünde yükseldi gökyüzüne' dizeleri bile tek başına yeter bu denli şiddetli Celal tecellileriyle dolu dünyada umutlu olmamız için. Tabii işin bir de öte yüzü var ki, şiirle müziğin kesiştiği yere bakar.

BİR ÜST DİL: 'SESSİZLİKLE' ŞARKI SÖYLEMEK...

İki ayrı gramer olarak şiir ve müzik. Birinin diğerine tercümesi zaten imkansızdır. Ne var ki Cohen, ısrarla bize bu iki dilin arasında pek de sistematize edilemeyen, dile getirilmesi güç bir akrabalık olduğunu hissettirir. Müzik ne denli çok dışsal formlar halinde gerçekleşse de modern zamanlarda, Cohen'in dingin, buğulu, duru seslenişinden de anlarız ki, sessizlik diye bir üst dil var. Ve sessizlik sadece söylenmeyeni içermez, söylenemeyeni de kuşatır. Belki de bu yüzden, Cohen'in şarkılarını dinledikçe daha çok dinlemek isteriz. Sessiz bir şey vardır zira.

Yerliler'den Mazhar Alanson en yakındır buna. Özellikle son dönem yaptığı şarkılarda belirginleşmiştir. Cohen ve az da olsa benzeri şarkıcılar, bizim geleneksel ozanlarımız gibidir. Yalnız, başkasının icrasına ihtiyaç duymayan, tekil hikayesini anlatan, tek enstrüman kullanıyormuş gibi ve Yaşar Kurt'un söz ettiği 'endüstrileşme' tehlikesine en uzaktırlar. Hoş 'endüstrileşme' sadece müzik için bir tehlike değildir. Modern zamanların zehirleyici, küflendirici, çürütücü samyeli edebiyatı ve diğer alanları da tehdit etmektedir. Cohen, bu tehdide karşı tek başına yeterli bir teyakkuz değil midir?

Dylan ve Mous'taki örneklerinden söz eden Orhan Kahyaoğlu haksız sayılmaz: ''Cohen'in şarkılarında büyük ölçüde bir balad karakteri hep ağırlığını koymaktadır. Sorgulanansa daha çok aşk ve varoluşa dair çeşitli sorgulamalardır. Rus asıllı Kanadalı bir ailenin çocuğu olan Cohen öncelikle bir şairdir ve ilk şiir kitabı Let us Compare Mythologies'de kendine özgü bir sesi yakalayacak, sosyalist bir siyasal duyarlılığın içinde gezinecektir. Ama, varlıksal sorun, onun siyasal algısı kadar hatta bunu da aşan boyutta şiirlerinin de kopmaz bir parçası olur. Kendine özgü bir mistik atmosfer daha bu ilk dönem şiirlerinde belirginlik kazanır. (...) Ölçü ve uyaklı, güçlü bir dize yapısı olan, imge dünyasındaki mistik derinlikten hiç uzaklaşmamış bir şairdir de aynı zamanda. Şiirinde geliştirdiği sorgu, melodi ve armoniyle yeni bir vücuda dönüşmesi noktasında da şarkı söyleme tarzındaki abartısız, özgün yapı şiirin kendi dilini de, şarkının içinde saklı ama o denli de güçlü bir şekilde yerleştirmesini sağlamıştır. En azından, bu ilk albümde yer alan şarkıların tümündeki sözler bir aşk teması üzerine kurulur. Ancak, inanılmaz bir varoluşsal sorguyla bezeli şarkılardır yazılanlar. Özellikle son şiir kitaplarında olduğu gibi. Kadına olan tutku ile ondan derinlemesine kaçış, hem şiirlerinde hem de şarkılarda ana öğelerdir. Aslında bu aşklar şairin birer "ben" sorgusudur.' (kitap-lık, Sayı: 75, Eylül 2004)

Bu sorgu kaçınılmazdır, zira, 'yalnızdı(r), insandı(r) nerdeyse...' Ve bir taş gibi batar aklının dibinde... Aklı, yaralı, saldırgan bir hayvan gibi gören sadece Cohen midir? Yaralanmış ve görkemli kaybetmiş herkes bunu iyi bilir. Hayatın silleleri bize en çok bunu öğretir. Kimisi nasipsizdir, aklına ve ben'ine gömülür, kimisi -Cohen gibi- oradan yani çaresizlikten nasıl çocuk kalınabileceğini çıkarır. Ne ustalaşır ne endüstri çarkına girer. Evde olmanın değerini tadar. 'Geleceği görüyorum kardeşim: Cinayet var!' diye bağırır. Toplumsal/ahlaki çöküntüyü görür, uyarır. Democracy şarkısına dikkat! Amerika büyük şeytan değildir ama 'manzarasına dayanılacak' gibi de değildir. 'Oyunu verme anne/oyuna gelme anne' diyen Yaşar Kurt gibi, yine bu sistem içinden konuştuğu kesindir. Zen merkezinde inzivaya çekilmekten başka çare bulamamıştır. Burada, belki de sessizliğin nasıl bir dil olduğunu düşünme imkanı bulmuştur.

Bu tecrübenin meyvesi, Ten New Songs'tur. Lale Müldür'ün, 'melankoliye iyi gelen el değmemiş, bakire inciler...' dediği sırra da burada yaklaşmıştır.

Mehmet Güreli, Cohen'in aksine, kimsenin bilemeyeceğini söyler. Herkes bilir, iyi güzel de, Ariel Sharon'la kanyak içmeyi çoğu kimse anlamaz. Bunu da en güzel Sezai Karakoç sormuştur: 'Sen kış güneşi misin/Yakarsın ısıtmazsın/Bir ırmağın ortası yoksa/Seni mi hatırlayacağım/Bu dünyada olup bitenlerin/Olup bitmemiş olması için/Ne yapıyorsun'

 


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 730

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

Facebook

Son yorumlar

Kürt Dilinde Tasavvuf
MOLLA İ CEZERİNİN KÜRTÇE DİVAN NI KİTAP OLARAK ALMAK İSTİYOR...
25/01/12 21:17 Dahası...
@ GÜLŞİN

Sadık Yalsızuçanlar ile...
özdeş ruhlar
Değerli Kalemşah ekibi, Handan Güler ve Sadık Hocam... Özdeş...
05/01/12 21:37 Dahası...
@ süheyla yıldırım

Hiç yayınlandı
kitap çok guzel.. Yazarımız Sadık YALSIZUÇANLAR'ın ellerine ...
02/01/12 16:00 Dahası...
@ feyza

Sadık Yalsızuçanlar ve "Anka...
haticenesibe
çok güzel :grin :grin :grin :grin
02/01/12 16:00 Dahası...
@ hacer

Aşkı bilmek isteyen Mevlâna ol...
Müstefid
Allah razı olsun müstefid oldum. Muhabbetle üstadım...
09/12/11 22:19 Dahası...
@ kadir

ÇİZMECE

[ Kedi dili samur fırça (Yumuşak) No:02616
Palet ve Spatula ( Ortaboy)
Yağ ve Terebentin (Yağlıboya yağı )
Tuval
Maries boya ( Herrenkten ve özellikle ara renklerden ) 12'li yada 24'lü.
]


Son Okuduklarım

Arama motorları akla zarar mı?
18.07.2011 20:06
Aşağıdaki satırlarda okuyacağınız makalede vermeye çalıştığım mesajla bilgisayar başında yaşadığım durum çelişiyor olsa da,... Devamını oku...
Imam 'Ali in der islamischen Gnosis - Teil 4 | Über die Liebe und Gefolgschaft
29.04.2011 17:35
Verehrte Leser, lange haben wir unseren Blog nicht angefasst. Es waren äussere Umstände die unsere lange Abstinenz veranlasst haben.... Devamını oku...
Anadolu Nefesi
29.04.2011 17:27
Ondörtbin yıl gezdim pervanelikteSıtkı ismin duydum divanelikteİçtim şarabını mestanelikteKırkların cem'inde dara düş... Devamını oku...
Haktır Allahım Muhammed mahım
29.04.2011 17:24
Haktır Allahım Muhammed mahım Ali'dir şahım efendim Allah eyvallah Fatıma Zehra Hatice Kübra Nuri kibriya efendim Allah eyvallah ... Devamını oku...
Devriyye
29.04.2011 17:21
(18) Âşık, gel, cân kulağıyla bu sözleri duy. Gel, insanın aslı nedir anla. Sırları ulu orta yerde anlatma.... Devamını oku...
Denizlili Mehmet Emin Efendi
05.04.2011 21:54
Hakk’ın insâna gelinceye kadar girmediği hiçbir şekil ve bir sûret ve bir renk kalmamıştır. Çünki bir ağacın... Devamını oku...
Su Uğultusu
02.03.2011 22:12
Öğleyi hızla geçerek bir ayrılık ikindisine uğruyor zaman. Yaşlı ve yorgun ruhum vedalaşıp uzaklaşıyor gölge ve ışıktan ... Devamını oku...

YENİ ALBÜM

Haberdar ol

E-Bülten'e abone ol

ÜYE GİRİŞİ






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şuanda 6 konuk çevrimiçi

Konan, göçen

mod_vvisit_counterBugün113
mod_vvisit_counterDün182
mod_vvisit_counterBu hafta476
mod_vvisit_counterBu ay1364
mod_vvisit_counter[07.08.08'den]358898

BİRLİK