JA slide show
Anasayfa
Çehov külliyatına doğru
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
05.11.2010 21:50

 Rus edebiyatının usta ismi Anton Pavloviç Çehov’un bütün öyküleri Everest Yayınları tarafından yeniden yayımlanıyor. Mehmet Özgül’ün Rusça asıllarından yaptığı özenli çevirileriyle kronolojik olarak yayımlanacak külliyatın ilk cildi Memurun Ölümü’nde yazarın 1880-1884 yılları arasında yazdığı altmış iki öykü yer alıyor.

Everest Yayınları, Rus dilinin büyük ustası, dünya yazınının değerli adı Anton Pavloviç Çehov’un bütün öykülerini, Mehmet Özgül’ün çevirisinden okura yeniden sunuyor. Bu, kırklı yıllardan itibaren Nihal Yalaza Taluy, Hasan Ali Ediz, Erol Güney, Oğuz Peltek, Rana Çakıröz, Şahap İlter, Ataol Behramoğlu vd. çevirmenlerin çabalarıyla Türkiye okuruyla sıklıkla buluşmuş olan Çehov’un derli toplu ve kapsamlı bir yayını olacak. Külliyatın ilki, Çehov, Bütün Öyküleri I (1880-1884), Memurun Ölümü adıyla yayımlandı. Kitapta altmışiki öykü yer alıyor. “Memurun Ölümü” bunlardan biri.

Sunuş’ta, Özgül, Çehov çevirilerinin hikâyesini de özetlemiş. Hasan Ali Ediz ve Nihal Yalaza Taluy’un bu alandaki yetkin çabalarını anmış. Özellikle Taluy’un –Rus kökenli olmasına karşın- Türk diline vukufiyetini bendeniz de vurgulamak isterim.

    Özgül’e, peşinen teşekkür etmeliyim. Çehov gibi bir sanatçının bütün öykülerini bize ulaştırıyor olması son derece önemli. Everest de övgü ve teşekkürü hak ediyor. Kitabın kapağı, iç dizaynı, baskısı, cildi oldukça özenli.

    Bizim öykü tarihimiz, araştırılma-incelenme açısından kimi teorik ezberlerle doludur. ‘Çehov tarzı’, ‘Maupassant tavrı’, ‘Sait Faik stili’, ‘Sabahattin Ali’ veya ‘Ömer Seyfettin ekolü’ türünden klişeler, -kimi genellemelere imkan veren birikime, öykü dağarına rağmen- hem okuru hem de yazarı etkileyen-değerleyen-belirleyen bir işlev de görmüştür. Bu ezberlerin gözden geçirilmesi açısından da önemli bu ‘bütün öyküleri’ yayını. Buna diğer yazarların da eklenmesini umalım.

PARLAK, BÜYÜLEYİCİ BİR TABLO

Modern zamanlarda –ne demekse?- Rus dilinde ‘yapılmış’ olan edebiyata ilişkin çok genel bir belirleme yapmak gerekirse, bir uygarlık krizinden geçen, toplumsal bir değişimin sancılarıyla kıvranan, modernleşmeyi, bizim gibi Batılaşma biçiminde algılayan baskın eğilimlerin yol açtığı buhranla beslenen bir edebiyattır diyebiliriz. Toplumun kalbinde derin bir kriz var ise, hele Rus toplumu gibi sınıfların keskin hatlarla oluşmaya başladığı bir cemiyetten söz ediyorsak, özelde edebiyat, genelde sanat, gerek içerik gerekse dil-anlatım açısından gürbüz örnekler üretir. Modern Rus edebiyatı bu örneklerin, bugün hâlâ ilgiyle okunan, yeniden yorumlanan, etkisini sürdüren, göz kamaştırıcı örnekleriyle doludur. Bu örnekler arasında Gogol’ün Palto’sundan çıkan diğerleri gibi, Çehov’un da özel bir yeri vardır. Onu özel kılan, sadece öykü ‘tür’ünde değil aynı zamanda ve en az onun kadar özgün ve etkileyici, kıymetli oyunlar yazmış olmasıdır. Kırk dört yıla sığdırdığı öykü ve oyunları, Çehov’un izlenimci-eleştirel, hatta ironik dilinin örnekleri olarak tekrar tekrar okunmakta, incelenmekte, eleştirilmektedir.

    Çehov’un çocukluk ve ilkgençlik yıllarında yaşadığı ağır koşullara, serinkanlı mizacına rağmen yaklaştığı her trajik durum ve olguyu, ironik bir dille yansıtması incelenmeye hâlâ muhtaçtır. Tolstoy’un diliyle söylersek, Çehov, özellikle izlenimci yanıyla, çağdaşları, öncülleri ve ardılları arasında belirgindir: “Çehov bir sanatçı olarak, önceki Rus yazarlarıyla, Turgenyev, Dostoyevski veya benimle mukayese bile edilemez. Çehov’un kendi biçimi var empresyonistler gibi. Bakarsanız adam hiçbir seçim yapmadan, eline hangi boya geçerse onu gelişigüzel sürüyor. Bu boyalar arasında hiçbir münasebet yokmuş gibi görünür. Ama bir de geri çekilip baktın mı şaşırırsınız. Karşınızda parlak, büyüleyici bir tablo vardır.”

‘İNSAN, YAŞADIĞIDIR’

“Kendi derdim söylerem/başkasını hikayet etmezem” diyen bilge-şair kadar değilse de, Çehov’da iç tutarlılık, yalınlık ve içtenlikten söz edilebilir. Gorki’nin ettiği gibi: “Sanırım Anton Çehov’la karşılaşan herkes, içinde ister istemez daha yalın, daha doğru, daha kendisi olma isteği duyardı. Çehov hayatı boyunca hep kendi ruhsal bütünlüğü içinde yaşadı, her zaman kendisi olmayı, iç özgürlüğünü korumayı başardı. Başkalarının özellikle de daha kaba insanların Anton Çehov’dan beklediklerine hiç aldırmadı. Bu güzel yalınlığın içinde, kendisi de yalın, gerçek ve içten olan her şeyi sevdi ve kendine özgü bir güçle başkalarına da yalın olmayı öğretti.” Sanırım Çehov’un en gerçekçi fotoğrafı budur. Buna, ‘insan inandığıdır’ deyişini de eklemeliyiz. Çehov böyle demişti, bunu, ‘insan, yaşadığıdır’ biçiminde de okuyabiliriz. Tıp, nikahlı karısı, edebiyat ise metresiydi, birinden sıkıldığında, geceyi diğerinde geçiriyordu. Bu ‘gerçekçi’ ve izlenimci hikâye anlatıcısının kahramanları, bir tür ‘çocuksu’ adamlardı. Duru, sakin gibi görünen, sıradanmış izlenimi veren ‘durum’ların gerisindeki/altındaki gizemi ve gerilimi yansıtırken kendisi de sakinmiş gibiydi. Ama bu sükûnetin bizi daima bir iç gerilimde yaşattığı, okudukça spleen’i artırdığı da açık.

    Dünya öykü ve tiyatro edebiyatının tartışmasız en büyük isimlerinden biri olan Anton Çehov’un tüm yapıtlarının yayımlaması, bu fotoğrafın daha net görülmesini sağlama yönünde bir işlev görecektir. Mehmet Özgül’ün Rusça asıllarından yaptığı özenli çevirileriyle kronolojik olarak yayımlanacak olan Çehov kitaplığının şimdiden, kitaplığımızın nadide bir yerinde yerini alacağını söyleyebiliriz.

 

MEMURUN ÖLÜMÜ, ANTOV PAVLOVİÇ ÇEHOV, ÇEV.: MEHMET ÖZGÜL, EVEREST YAYINLARI, 320 SAYFA, 15 TL

Kitap Zamanı

 


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1238

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

Facebook

Son yorumlar

Denizlili Mehmet Emin Efendi
Can kardeşim
Engin yüreklere dolan böylesi hakikat böylesi hakikati yansı...
09/05/12 16:24 Dahası...
@ NİLGÜN AYTAMAN

Hiç yayınlandı
hiç
kitap çok güzel 20 nisan da okulumuza geldiğinizde de söyliy...
09/05/12 16:24 Dahası...
@ cafer mert

Niyazî-i Mısri'nin izinde
ANKA
amaki hayaldeki anka ile misrinin ankasini birlestirmeye cal...
09/05/12 16:24 Dahası...
@ baise

Modern zaman dervişi Sadık Yal...
RABBİM BENİ AFFETSE DE, diğerine dilim varmıyor. Onu sevmek ...
09/05/12 16:27 Dahası...
@ Sefa güveloğlu

Cumhuriyetin Gözü Yaşlı Çocukl...
tek adam
tek adami enaz 60 yil hep sag görüslü parti yönetti tek ada...
21/03/12 15:12 Dahası...
@ kemal

ÇİZMECE

BİRLİK


Son Okuduklarım

Arama motorları akla zarar mı?
18.07.2011 20:06
Aşağıdaki satırlarda okuyacağınız makalede vermeye çalıştığım mesajla bilgisayar başında yaşadığım durum çelişiyor olsa da,... Devamını oku...
Imam 'Ali in der islamischen Gnosis - Teil 4 | Über die Liebe und Gefolgschaft
29.04.2011 17:35
Verehrte Leser, lange haben wir unseren Blog nicht angefasst. Es waren äussere Umstände die unsere lange Abstinenz veranlasst haben.... Devamını oku...
Anadolu Nefesi
29.04.2011 17:27
Ondörtbin yıl gezdim pervanelikteSıtkı ismin duydum divanelikteİçtim şarabını mestanelikteKırkların cem'inde dara düş... Devamını oku...
Haktır Allahım Muhammed mahım
29.04.2011 17:24
Haktır Allahım Muhammed mahım Ali'dir şahım efendim Allah eyvallah Fatıma Zehra Hatice Kübra Nuri kibriya efendim Allah eyvallah ... Devamını oku...
Devriyye
29.04.2011 17:21
(18) Âşık, gel, cân kulağıyla bu sözleri duy. Gel, insanın aslı nedir anla. Sırları ulu orta yerde anlatma.... Devamını oku...
Denizlili Mehmet Emin Efendi
05.04.2011 21:54
Hakk’ın insâna gelinceye kadar girmediği hiçbir şekil ve bir sûret ve bir renk kalmamıştır. Çünki bir ağacın... Devamını oku...
Su Uğultusu
02.03.2011 22:12
Öğleyi hızla geçerek bir ayrılık ikindisine uğruyor zaman. Yaşlı ve yorgun ruhum vedalaşıp uzaklaşıyor gölge ve ışıktan ... Devamını oku...

YENİ ALBÜM

Haberdar ol

E-Bülten'e abone ol

ÜYE GİRİŞİ






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şuanda 18 konuk çevrimiçi

Konan, göçen

mod_vvisit_counterBugün13
mod_vvisit_counterDün208
mod_vvisit_counterBu hafta221
mod_vvisit_counterBu ay4071
mod_vvisit_counter[07.08.08'den]377241