JA slide show
Anasayfa
Bilgelik hazinesi: Marifet Kitabı
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
05.11.2008 21:22
 Düşünce yaşamımız açısından, Mağripli büyük bilge İbn Arabi’nin eserlerinin çevrilmesi, okunması ve onlara ilişkin düşünsel-bilimsel araştırmaların yapılması büyük bir şans, bir imkandır. Çeviri çalışmaları ve yayınları giderek genişliyor, çeşitleniyor ve zenginleşiyor. Ekrem Demirli’nin karınca sabrı gerektiren Fütuhat çevirisi hayli ilerledi. Avni Konuk’un Füsus şerhi, artık okur halesi genişleyen bir külliyat olarak eskisinden daha çok ilgi devşiriyor. Mahmut Kanık’ın yetkin çevirilerine her gün bir yenisi ekleniyor. Vahdettin İnce’nin dilimize kazandırdığı İbn Arabi eserleri giderek çoğalıyor. İnsan, İz, Kitsan, Hece, Kabalcı ve diğer yayınevlerinin İbn Arabi kitaplığı genişliyor. İbn Arabi’yi doğru anlayarak, hissederek, yaşayarak ve istifade ederek okumanın önünde ciddi engellerin olduğu da ayrı bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Bir ön hazırlık, ön okumalar, zihinsel ve manevi bir açıklık olmaksızın, ehlinin kılavuzluğuna başvurmaksızın bu büyük Bilge’nin eserlerine nüfuz etmenin güçlüğü ortada. Ne var ki, bilgeler, kendisine samimiyetle yaklaşanı geri çevirmezler. Mutlaka bir kapı aralarlar.

İbn Arabi’nin özel grameri

İbn Arabi, halden ibaret olan, dile gelemeyen, dile gelmesi belirli bir izin dahilinde ve özel bir gramerle gerçekleşen tasavvuf irfanının, nazari sufizmin en çok eser telif etmiş, sonraki kuşakları ve yüzyılları en çok etkilemiş, en derinden kavramış olanıdır. Ön okumaları gerektiren bir irfan, bir düşünme dünyasına sahip. Sadece irfan sözlüğünün, geleneksel bilgeliğin içinden değil, hikmete yakın, hikmetin kokusunu almış Batılı düşünürlerin de eşliğinde okunması gerekebilir. Bizim bugünü, dolayısıyla yarını anlayabilmemizde, Sezai Karakoç’un deyişiyle ‘bir İslam kültürü külliyatı olan’ Risale-i Nur’u daha doğru ve derinden kavramamızda İbn Arabi okumalarının vazgeçilmez bir katkısı olacağı kesin.

İbn Arabi’nin elimizdeki en kapsamlı külliyatı olan, müellif nüshası, Türk-İslam Eserleri Müzesi’nde bulunan görkemli eseri, Fütuhat-ı Mekkiye’nin özetinden oluşan Marifet Kitabı (Kitâbu’l-Ma’rife) İz Yayıncılık tarafından okura sunuldu. Abdülazîz Mecdî Tolun ve Hüseyin Şemsi Ergüneş’in çevirisini, Ercan Alkan ve Osman Sacid Arı yayına hazırlamış. Geleneksel bilgeliğe ilişkin çok sayıda eser yayımlamış olan İz Yayınları’nın, İslam Klasikleri Dizisi, İlahiyat, Tasavvuf altbaşlığı altında okuyucuya sunulan bu son derece değerli eserde, Mağripli büyük bilgenin “bilinen ve yaygın olan düşüncelerinin izi rahatlıkla sürülebilir. Her ne kadar yazım tarzı ve iç örgüsü itibariyle çalışma birbirinden bağımsız birçok meseleden oluşuyor gözükse de konular arasında bir iç bütünlükten söz edilebilir. Tenzih konusu ile başlayan ve ibâdet dolayısıyla değinilen ilâh-ı mu’tekadla son bulan eserde, a’yân-ı sâbite, tecellî, tenzih-teşbih, zâhir-bâtın, halk-hak, vahdet-kesret, nur-zulmet, uluhiyyet-rububiyyet-ubudiyyet, kaza-kader, rü’yet gibi teorik tasavvufun konularına doğrudan ya da dolaylı olarak temas edilmiştir.”

Eser, “konuşulamayan hakkında susmalı” önermesini hem doğrular hem yanlışlar biçimde, gerçekte dili, simge ve sessizlik olan hikmet’in, marifet’in, halvetle dolan bir gönülden taşması biçiminde okunabilir. Fütuhat, diğer eserleri gibi, geleneksel bilgelik sözlüğü’nde ‘varidat’ yani kalbe doğuşlar olarak ifade edilen, bir tür vizyonlardan, müşahedelerden oluşuyor. Mekke’de, kalbine yüklenen bu hikmetleri dile gelmesi… Açılmalar, fetihler… Fetih, zaten İbn Arabi’ye göre, ‘benliğin kapılarının hakikate açılması’dır. İçtenlikle okuyanların da zihninde gerçeğe gedikler açılabiliyor.

Fütuhat’ın özellikle, ‘Marifet Makamı’ ve marifete ilişkin yedi ayrı ilmi, İbn Arabi’nin o kendine özgü manevi dilinden bize ulaşıyor. Dediğim gibi, bir hazırlık gerektiren, ön okumayı zorunlu kılan bu tür eserler için en azından Michel Chodkiewicz, Claude Addas, William Chittick, Rene Guenon, Fritjif Schuon, Seyyid Hüseyin Nasr, Gai Eaton gibi araştırmacı ve bilgelerin eserlerini, İbn Arabi yorumlarını okumak, tasavvuf kavramlarına aşina olmak gerekir. Bu gerekirliğin, bununla sınırlı kalmayıp, Derrida, Gadamer, Wittgenstein, Heidegger gibi düşünürlere, hatta pre-Sokratik filozoflara kadar uzanması umulur. Böylesi bir okuma biçimi, eserin sistematiğini, anlam katlarını, dilini, kavramlarını, ruhunu kavramayı mümkün kılabilir. Ama aslolan, bilgelerin hallerinin, vizyonlarının meyvesi olan bu türden eserleri, manevi bir arınma yolunun yareni olarak okumak, o niyetle ele almak, kalbi açmaktır.

İbn Arabi, “Bizim eserlerimiz, Kur’an’ın hazinelerinden gelmektedir.” der.

Ve Fütuhat’ta, “bütün bu eserleri telif ederken, müellif olmak, eser yazmak gibi bir amaç gütmedim, sadece kalbimi sıkıştıran bir ilhamı aktarmak zorundaydım” diyerek, saf ve katışıksız ilham oluşuna atıf yapar. Yazarın/düşünürün, ilkin diline, durduğu yere ilişkin konuşması, geleneksel bir tutumdur. Mukaddimeler, dibaceler, geleneksel eserlerde, genellikle okurun, elinde tuttuğu eserin nasıl bir dili ve doğası olduğuna ilişkin temel bir bilgi vermekle kalmaz, neden böylesi bir eser kaleme alındığını da açıklar. Çünkü edeptendir; aynı konuda yeni bir eser genellikle yazılmaz, talikat veya derkenar yazılır. Ya da şerh yapılır.

Aşina olmayanlar, bizi okumasın

İbn Arabi’nin bu, bilgelik denizi olan Fütuhat’tan süzülmüş eseri de gösteriyor ki, bunlar varidattır, müşahededir, tadılmış, görülmüş, verilmiş hikmetlerdir. Bir tür te’vildir. Te’vil, ‘evvele götürmek’ demektir. Evvel, kökendir. Bilgeler, bizi, asıl kaynağa götüren elçilerdir. Birer hakikat elçisidir. Sunumda belirtildiği üzere, “havassın itikadını ele almak için yazdığı Kitâbu’l-ma’rife’de Fütuhat’taki birçok konuya kısaca değinen İbn Arabî toplam 295 mesele yazmıştır. Her iki kitap arasında, paralel bir okuma yapmak suretiyle görülebilecek belirgin bir benzerlik vardır. Nitekim eserin mütercimlerden, okuyucularımızın ismini Cilî’den yaptığı İnsan-ı Kâmil tercümesinden anımsayacakları Abdülaziz Mecdî Tolun (1865-1941) da, kitabı Fütuhat’ı okumayı kolaylaştıracağı düşüncesiyle tercüme etmeye başlamıştır. Dilimize Tolun ve Sofyalı Hüseyin Şemsi Ergüneş (1872-1968) tarafından kazandırılan eser alanın uzmanı iki genç araştırmacı tarafından yayına hazırlanmıştır.”

İbn Arabi okumak isteyenlerin Osman Nuri Topbaş’ın belirlemesine kulak vermesi yerinde olacaktır: “Aşk, vecd ve istiğrak hâli öyle bir ummandır ki ancak ehline mâlum olan bir cilve-i Rabbânî’dir. Yine bu sır ilminden bir kısmını, rumuzlu bir şekilde de olsa satırlara aksettiren Muhyiddîn İbn-i Arabî’ye, ehlullâh büyük değer vermiş, ifâdelerinin derûnundaki kâbına varılmaz sırların hakîkatlerini seyretmişler, onu “Şeyh-i Ekber” diye yâd etmişlerdir. Bâtınî âlemden uzakta olanlarsa bu nükteyi çözemedikleri için, onu küfürle ithâm etmişlerdir.

Eğer sırlara tahammül edecek dost ve sırdaş bulunmazsa, susmak evlâdır. Çünkü herkese aklının erebileceği ölçüde söz söylemek gerekir. Yoksa hâlden anlamayana hikmet ve mârifetten bahsetmek, hakîkate zulmetmektir. Bu itibarla Muhyiddîn İbn-i Arabî, hâlimize âşinâ olmayanlar, eserlerimizi okumasınlar, buyurmuştur.”
Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1035

Yorumlar (1)
RSS yorumları
1. Yazan Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 24-05-2009 15:35 - Misafir
 
 
"HAKK"
"HAK'tan 
ayrılmak 
zulüm 
"HAKK" a 
yönelmek 
Adalet 

diyor 
şeyhi 
ekber 
bu 
sözü anlayıp 
gereğini 
yapabilene 
aşkolsun.
 

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

Facebook

Son yorumlar

Kürt Dilinde Tasavvuf
MOLLA İ CEZERİNİN KÜRTÇE DİVAN NI KİTAP OLARAK ALMAK İSTİYOR...
25/01/12 21:17 Dahası...
@ GÜLŞİN

Sadık Yalsızuçanlar ile...
özdeş ruhlar
Değerli Kalemşah ekibi, Handan Güler ve Sadık Hocam... Özdeş...
05/01/12 21:37 Dahası...
@ süheyla yıldırım

Hiç yayınlandı
kitap çok guzel.. Yazarımız Sadık YALSIZUÇANLAR'ın ellerine ...
02/01/12 16:00 Dahası...
@ feyza

Sadık Yalsızuçanlar ve "Anka...
haticenesibe
çok güzel :grin :grin :grin :grin
02/01/12 16:00 Dahası...
@ hacer

Aşkı bilmek isteyen Mevlâna ol...
Müstefid
Allah razı olsun müstefid oldum. Muhabbetle üstadım...
09/12/11 22:19 Dahası...
@ kadir

ÇİZMECE

[ Kedi dili samur fırça (Yumuşak) No:02616
Palet ve Spatula ( Ortaboy)
Yağ ve Terebentin (Yağlıboya yağı )
Tuval
Maries boya ( Herrenkten ve özellikle ara renklerden ) 12'li yada 24'lü.
]


Son Okuduklarım

Arama motorları akla zarar mı?
18.07.2011 20:06
Aşağıdaki satırlarda okuyacağınız makalede vermeye çalıştığım mesajla bilgisayar başında yaşadığım durum çelişiyor olsa da,... Devamını oku...
Imam 'Ali in der islamischen Gnosis - Teil 4 | Über die Liebe und Gefolgschaft
29.04.2011 17:35
Verehrte Leser, lange haben wir unseren Blog nicht angefasst. Es waren äussere Umstände die unsere lange Abstinenz veranlasst haben.... Devamını oku...
Anadolu Nefesi
29.04.2011 17:27
Ondörtbin yıl gezdim pervanelikteSıtkı ismin duydum divanelikteİçtim şarabını mestanelikteKırkların cem'inde dara düş... Devamını oku...
Haktır Allahım Muhammed mahım
29.04.2011 17:24
Haktır Allahım Muhammed mahım Ali'dir şahım efendim Allah eyvallah Fatıma Zehra Hatice Kübra Nuri kibriya efendim Allah eyvallah ... Devamını oku...
Devriyye
29.04.2011 17:21
(18) Âşık, gel, cân kulağıyla bu sözleri duy. Gel, insanın aslı nedir anla. Sırları ulu orta yerde anlatma.... Devamını oku...
Denizlili Mehmet Emin Efendi
05.04.2011 21:54
Hakk’ın insâna gelinceye kadar girmediği hiçbir şekil ve bir sûret ve bir renk kalmamıştır. Çünki bir ağacın... Devamını oku...
Su Uğultusu
02.03.2011 22:12
Öğleyi hızla geçerek bir ayrılık ikindisine uğruyor zaman. Yaşlı ve yorgun ruhum vedalaşıp uzaklaşıyor gölge ve ışıktan ... Devamını oku...

YENİ ALBÜM

Haberdar ol

E-Bülten'e abone ol

ÜYE GİRİŞİ






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şuanda 15 konuk çevrimiçi

Konan, göçen

mod_vvisit_counterBugün149
mod_vvisit_counterDün182
mod_vvisit_counterBu hafta512
mod_vvisit_counterBu ay1400
mod_vvisit_counter[07.08.08'den]358935

BİRLİK