|
|
| '60 yıldır dünya lezzeti namına bir şey bilmiyorum' |
| Yazan SadıK YalsıZuçanlaR | ||||||
| 17.09.2010 22:58 | ||||||
|
Yüzyılın büyük bilgesi Bediüzzaman Said Nursi’ye ilişkin yeni bir kitap geldi: Zaman İçinde Bediüzzaman. İletişim Yayınları’nca okura sunulan kitabı, Yolcu adlı belgeselin yönetmeni ile senaristi, Yusuf Kenan Beysülen ve Cemalettin Canlı kaleme almış. Yolcu, Kalan Müzik’in de katkısıyla, Karşı Film tarafından seyirciye DVD olarak sunulmuştu. Bu titiz belgeseli başarıyla kotaran Beysülen ile Canlı, araştırma ve yapım sürecinde devşirdikleri bilgi ve belgeleri, tarihe kayıt düşecek biçimde bir araya getirmekle kalmamış, Bediüzzaman’ın yaşamına, mücadelesine, eserlerine ve düşüncelerine ilişkin son derece ayrıntılı-kapsamlı bir araştırma-yorum da ortaya koymuşlar. Zaman İçinde Bediüzzaman’a Ömer Laçiner de bir sunuş yazmış. Laçiner, kimi nesnel belirlemelerde bulunuyor yazısında. Yakın tarihin, olayların ve aktörlerin, resmi ideolojik algılardan kurtularak analitik ve nesnel biçimde okunmasına ilişkin vurguyla açılıyor sunuş. Bediüzzaman’ın ‘apolitik’ gibi görünen lehçesinin içerisindeki ima ve göndermelerin aslında egemen sistemin nosyonlarını nasıl eleştirdiğini, bu yönüyle asla siyaset dışı olmadığını saptıyor Laçiner. Muhakkiklerin son büyük örneği Nurculuğun, modernleşmeyi ‘gerekli’ gördüğüyle ilgili belirlemenin kendi payıma tartışmalı olduğunu belirtmem gerekiyor. Bediüzzaman’ın modernlikle İslam arasında uzlaşma sağlamaya çalıştığı, “geleneksel İslam’ın dışında başka bir yol aradığı” tespitleri de açımlanmaya muhtaç. ‘Gelenek’ kavramını, seküler nitelikleri de olan, mitik ve folklorik bir algı olarak nitelersek, bu yargının ilk bölümü haklıymış gibi görünüyor. Ne var ki, geleneği, Guenoncu anlamda, ilk insandan bugüne hikmet ve irfan damarı olarak tanımlarsak, bu yargının iler tutar bir yanı olmadığı açık. Bediüzzaman, geleneksel İslam irfanının modern zamanlardaki en zengin lehçesini oluşturur. Bu da bir ‘inşa’ değil, ‘ihya’ ve ‘tecdit’tir. Tecdidin de ‘dinin yenilenmesi’ olmadığı vurgulanmalı. İslam’da deyim yerindeyse bir ‘metin’ sorunu yoktur. Sorun, ‘metin’in (Kur’an) anlaşılmasına ilişkindir. Bunun için ‘muhakkik’lere gereksinim duyuyoruz. Bediüzzaman, asfiya niteliği olan muhakkiklerin son büyük örneği. Çileli, fırtınalı bir yaşamı olmuş. Kitapta ayrı bir bölüm açılan Arvasi ile ilişkileri, farklı ism-i şerif’lerin tecellilerinin -tasavvuftaki ifadesiyle münaferet-i esma’nın- sonucu olarak okunmalı. Bediüzzaman’ın iktidarın bir parçası olarak muhalefet bağlamı dışında, Gandhi’yi anımsatır biçimde, bir tür ‘mutlak kayıtsızlık’ zemininde durduğunu, tutumunun, “kendi mesleğinin muhabbetiyle hareket etmek” olduğunu biliyoruz. “Başkasının mesleğine adavet”e yer yok burada. Bir ömre yayılan çile Bediüzzaman’ın çilesini Necip Fazıl, bütün bir ömre yayılmış, bir tür “Çin işkencesi” olarak niteler. Kitapta ayrıntılı biçimde bunun öyküsünü bulabiliyoruz. Belgeselde yer alan çok sayıda tanık ve uzmanın verdiği değerli bilgilerin çoğunu, özellikle Necmettin Şahiner’in Son Şahitler adıyla kitaplaştırdığı tanıklıklarda okumuştuk. Gerek Badıllı’nın Mufassal Tarihçe-i Hayat’ında gerekse Şahiner’in belirlediği tanıklıklarda, mektup ve müdafaalardaki kimi göndermelerin arka planını da bulmak mümkün. Zaman İçinde Bediüzzaman, büyük bilgenin içine doğduğu çevrenin sosyolojik ve irfani tasvirini de veriyor. Çocukluk yıllarından itibaren, “cemâl” âlemine gidişine değin yaşadığı olayları özetliyor. Muktedirlerle, İtalyan-Alman faşizmi kırması bir despotik siyasal iktidarla ilişkilerine ışık tutan pek çok veriyi içeriyor kitap. Bediüzzaman’ın çocukluğu, öğrenciliği, Meşrutiyet ve özellikle 31 Mart sürecindeki öyküsü, Hazreti İsa gibi dağlarda geçen günleri, Kafkas cephesindeki anıları, Kürt seçkinleri, Kürt kültürel ve siyasal oluşumları içerisindeki konumu, Yeni Said’e dönüşümü, sürgün günlerinin başlayışı, Eskişehir, Barla ve Burdur hapsi, Kastamonu, Denizli, Emirdağ ve Afyon zamanları, son evresi, Demokrat Parti iktidarı dönemi… Kitap, bütün bu evreleri, bir roman üslubunda, doğru biçimde okura yansıtabiliyor. Zaman İçinde Bediüzzaman, Üstad’a ilişkin oldukça değerli, emek verilmiş, dikkate değer ve kışkırtıcı bir kitap. Son kısmındaki belgeler de hayli ilgi çekici. Kitabı okuyunca bir (ön)yargım pekişti: Bu büyük bilgeyi en çok saff-ı evveli oluşturan ilk talebeleri anlamıştır. Ne ki, bütün ariflerde olduğu gibi, kısmen hermetik bir dilin içinden konuşan bu modern zaman arifi, talebesi Said Özdemir’e dediği gibi, “Kendisi tatmış, yemiş; öğrencilerine ise koklatmıştır…” Risale-i Nur, Kur’an’ın hazinelerinden gelmedir. Tıpkı İbn Arabi, Hazreti Mevlânâ, Gavs-ı Azam ve İmam-ı Rabbani’nin eserlerinde olduğu gibi, Bediüzzaman’ın Risale-i Nur’u da, Kur’an’ın elmas dükkanından bize pırlantalar sunmaktadır. Bu irfan pınarının yaşamının içinden çağladığı Bediüzzaman’a, cumhuriyetin siyasal elitleri/muktedirler, kendi deyişiyle, “dünyayı zindan etmişler”dir. “Altmış yıldır dünya lezzeti namına bir şey bilmiyorum.” diyen Üstad’ın bir savunmasında, “Artık yeter! Tahammül kalmadı!” diye yükselen feryadı, “Dinim eğer beni intihardan men etmeseydi, Said bugün toprak altında olacaktı.” itirafı da gösterir ki, ona yapılan gerçekten de oldukça kıyıcı, ağır, dayanılması güç bir Çin işkencesidir.
Meselenin şahdamarını tutanlar tepki görürler
Bu arada Yolcu’dan da söz etmek, birkaç sözcükle de olsa, bu çalışmanın Bediüzzaman’a, Nurculuğa ve Risale-i Nur hareketine ilişkin şimdiye değin yapılmış görsel çalışmalar arasında, titiz, nesnel ve görsel dil açısından da son derece nitelikli olduğuna değinmek gerekir. Yönetmeni ve metin yazarını kutluyorum. Kalan Müzik’e ve İletişim Yayınları’na teşekkür ediyorum. İslam bilgeliğinin kalbinden yaralandığı, manevi yaşamın örselendiği bir dönemde belirmiş, bu toprakları Horasan pirleri gibi yeniden mayalamış büyük bilgenin yaşamını ve tefekkürünü doğru biçimde yansıtan bu türden çalışmaların artmasını, literatürün gürbüzleşmesini diliyorum.
Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1585
Yorum yaz
|
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Güzerân |
| Sırlı tuğlalar |
| Bilişmeler |
| E - kitap |
| Haberler |
| Endam Aynası |
| Bağlantılar |
| Arama |
| Eve dön |
| Arşiv [Eski site] |
| Misafir defteri |
| Denizlili Mehmet Emin Efendi |
|
Can kardeşim Engin yüreklere dolan böylesi hakikat böylesi hakikati yansı... |
| 09/05/12 16:24 Dahası... |
| @ NİLGÜN AYTAMAN |
| Hiç yayınlandı |
|
hiç kitap çok güzel 20 nisan da okulumuza geldiğinizde de söyliy... |
| 09/05/12 16:24 Dahası... |
| @ cafer mert |
| Niyazî-i Mısri'nin izinde |
|
ANKA amaki hayaldeki anka ile misrinin ankasini birlestirmeye cal... |
| 09/05/12 16:24 Dahası... |
| @ baise |
| Modern zaman dervişi Sadık Yal... |
| RABBİM BENİ AFFETSE DE, diğerine dilim varmıyor. Onu sevmek ... |
| 09/05/12 16:27 Dahası... |
| @ Sefa güveloğlu |
| Cumhuriyetin Gözü Yaşlı Çocukl... |
|
tek adam tek adami enaz 60 yil hep sag görüslü parti yönetti tek ada... |
| 21/03/12 15:12 Dahası... |
| @ kemal |
![]() | Bugün | 12 |
![]() | Dün | 208 |
![]() | Bu hafta | 220 |
![]() | Bu ay | 4070 |
![]() | [07.08.08'den] | 377240 |