DUYGULARIN DEĞİŞİLİRLİĞİ Bak hele şu bizim duyguların değişilirliğine. Ne zaman gülmek ne zaman ağlamak ya da ne zaman mutlak hüzün& Savsaklarken bir bakıyoruz ki kaybolmuş bir sürü fikri safilenin yumağı içerisinde kaybolup dünya kamarasının içerisinde göremediğimiz kameraların kaydetmesiyle azat olan ya da kaydolan yaşangılar silsilesi& Serazat mı kaldık kimi zaman yoksa bağımızın bir kısmı mı gevşedi. Hayat ne kadar garip ve anlamsız geliyor kimi zaman, kimi zaman da anlam dolu tam bir anlam yüklü& Nedir bu anlam kargaşası? Ya sev ya terk et diye ceberruta sevk eden zalim bir kaidenin varlığı mı ürkütüyor yoksa hayatın içerisinde. Ortası yok mudur bu işin diye soracak olsak kendimize vardır herhalde bir hal-çaresi diye bir fısıltıyı işitiriz. Ceberrutun anlamsız çelişkilerinde kaybolan kalp iftiraslarımızda nihai bir kararın kontrpiyesinde kalırız. Zorlanan umutlarımız ateş hattında kalan muhayyilemiz külli bir çöküntüye duçar olur ve karar verme kuşağında karasızlık hezeyanında heyecansız, ürkek kararın varlığını ensemizde hissederiz. Kalbimizin taravetinde eritmeye çalışırız burkulan tahayyüllerimizi. Endişe, hızla kalbimizin koridorlarına doğru ilerlemeye başlamıştır ve tellallıkla ortalığı nalân bir iklime sürüklemiştir. Umarsızlık teknesine bindirilmiş bir yolcuyu andıran tahayyüllerimiz utangaç yamaçlarda yuvarlanmaya başlamış.... SADIK BEY BU DA BİZDEN ÜÇ BEŞ LAKIRDI.UMUTLU VE MUTLU GÜNLERDE YILDIZLARDA BİRLEŞMEK DİLEĞİYLE
NİMET 13 February 2009 14:18 |
İYİ Kİ VARSINIZ&. Sizi ilk kez ne zaman buldum ,hatırlamıyorum O kadar uzun zamandır içimde hissediyorum ki varlığınızı Sanki sizinle doğdum & Sensizlikten yine sahiline sığınıyorum.Başka kıyılar arama demiştiniz. Aramadım &Bu satırların altını çizdiğim günden beri adım attığım bu diyarda sadığım yazdıklarınıza. Çaldığım kapılardan en şefkatlisiydi kapınız&En insan olanı,idealize edilmiş nutuklardan sıyrılmış,eğrisiyle doğrusuyla yaşamı ,kendini kabul etme çabası içinde bir yolculuktu satırlarınız& Eşiğinizden geçtiğimde kırılmış yeşil dallar gördüm. Eğilip yere elime aldım,dikenleri kanattı gönlümü,üzüldüm. Birden heyecanlı kelebekler gördüm bahçenizde , umuda kanat çırpan,yüzüme gülücükler bırakıp kaçan. İlerde badem ağaçları vardı, zamansız çiçek açmış. Meyveye durmuşken soğuğu yemiş çiçeklerinden ayrılmış.Acıların en acısıyla yanmış,ayrılığa kendi acısını tattırmak arzusuyla kıvranmış.Bunu hissettiğim günden beri içime hiç geçmeyen bir acı bırakmış. Menekşe rengi aşklar gördüm sonra ; incecik taç yaprakları kah altında kalıyordu bu ağır rengin kah rüzgarla dans ediyor büyülüyordu izleyenleri,Umutsuzluk bataktır diyordu Gözleriniz ışıl ışıl parlıyordu , yüreğinizden taşan sevdayla.Kaygılara boğulan aşkların sönmediği bir diyar arıyordunuz satır satır ,harf harf . Vahşi bir ceylan gibi dağlara çıkıyordunuz,ben de ardınızdan. Ve Umutsuzluğun kolları sarıyordu her yanımı. Kötü beraberlikler yerine yalnızlığın acısını dindiriyordum sayfalar içinde Sarıldığım kelimeleri sahipleniyordu zihnim Bir süre sonra bilemez oldum hangisi sizin hangisi benim. Hangi gündeyim ? Kırlangıç mı?,Çıkrık mı? ,yoksa beni sürekli cezbe halinde tutan, yakan, bırakan Med-cezir gününde mi?. Sabahları hayatın içeri dolduğu pencereleri açınca derin bir nefes alırdım. Gözlerimi kapar,o güne yeni bir ad arardım.Mesai saatlerine bağlı böcekleri görürdüm.Omuzlarında uyuyan çocukları telaş içinde bir yerlere bırakıp mesailerine koşan böcekler.Mahmur gözlerle servislerine binen asık suratlı çocuklar burkardı içimi. Belki de sırf bu yüzden hiç yakın olmadım o cendere içinde geçirilen saatler fikrine. Hayatın savurduğu yerlerde hep kapısında dolaştım. Lakin Kalbimi Bilen açmadı hiçbir kapıyı. Bir umut muydu, yoksa umutsuzluk mu, hiç kavrayamadım. Umut imanın ayrılmazı mıydı, kalbe beraber girer, yalnız çıkmazlar mıydı, anlayamadım. Sana asıl söylemek istediklerime gelince neden susuyordum. Hep böyle olmadı mı? diyordunuz ya satırlarınızda; Hep böyle oluyordu Kelimeler dilimin ucuna geliyor ama sahneye atılacak cesareti bulamayınca helezonik bir merdivenden düşercesine çakılıyorlardı kalbime, her seferinde daha derine. Kaleminiz gücünü hayattan alıyor,tek tek saplıyordu muhabbet oklarını kalplere. Bazen yoruyordu bu hal yüreğimi; içimde aptal bir romantik yaşıyordu, dışımda buzlar kraliçesi. Susadığım her köşe başında yine siz vardınız, kitaptan çeşmenize dayadığımda ağzımı ferahlardı içim, mutmain olunca romantiğim, rahatsız etmezdi kraliçesini. Acıtan, kanatan, yaşatan bir haldi bu. Ama içimde kirlenmemiş bir umut vardı hep Yürekten bir dostluğa açılacaktı kapılar, aklın, hırsın, karşılığın dışarıda kaldığı. Daha güzel günlerin ardında durduğu bu bahar kapısının tokmağına daha bir sıkı sarıldım kelimelerinizin verdiği umutla. İyi ki vardınız siz bu hayatta& Kimi zaman gözünüzden geçen bir bulut yüreğime bırakıyordu sellerini. Kimi zaman düştüğüm kuyulardan içten sözcükleriniz yetişip çıkarıyordu beni.. Kah heyecan kah korku kah ümit oluyordunuz kalbimde harflerinizle. Ve hayat penceremde renk renk çiçekler açıyordu, Sert rüzgarlardan korunması gereken , nazenin çiçekler Ve bahar geliyordu yüreklere& Dostunu ruhuyla seven böylece kalbin durması , aklın unutmasına takılmadan kanatlanan bir muhabbetin acizane ifadeleri bu satırlar& Sizi anlatabilmekten uzak ancak varlığınıza şükreden bir kalbin saygılı mırıldanışları bu satırlar& Ömrünüz eserleriniz vaktiniz bereketli olsun Işığınız hiç solmasın HER DAİM MUHABBETLE NİMET
Feysal CERAN 11 February 2009 08:26 |
Hocam öncelikle saygılarımı sunuyorum ben Sivas/Ulaş lisesi öğrencilerinizden Feysal belki siz beni hatırlayamazsınız ama ben sizi çok iyi hatırlıyor ve de ellerinizden öpüyorum.Sizi bazen TV proğramlarındaki sohbetlerinizden izliyorum vede sizinle ilgili duyduğum güzel haberlerden dolayı sizinle gururu duyuyorum.Allah yolunuzu açık etsin
erol celik 06 February 2009 07:36 |
Derviş baba sizi iskenderuna bekliyoruz bizim değil sizin müsait olacağınız zaman önemli bizleri şereflendirirseniz memnun oluruz.Hal olur halleniriz.Niyazi efendiyi yad eder. sohbet ederiz
murat demir 29 January 2009 08:48 |
Modern zaman derwişi diyorlar senin için derviş zamandan değil kaynaktan beslenir içini sindirir nefsini bilir sen toprak olmayı bildin yandın susadın ilim içtin beni sevdin seni anlattın yol belli doğru ince çizgi devam suda akmaya olmassa toprakta ...