JA slide show
Mektuplar
Yazan ediTör   
10.09.2012 18:14

Selam arkadaşım,
İyisindir inşallah!

Telefonun değişmiş, sana ulaşmaya çalıştım ama olmadı bana yeni telefonunu yollar mışın?

Selamlar
s.t.


Değerli hocam 5 yıllık bir emekten sonra  yeni bir kitabım
çıktı. Ancak takdir edersiniz ki her gün yüzlerce kitabın piyasaya çıktığı
bir yerde kitabımın kaybolup gitmesini istemiyorum. Bilgi sahibi olmanız amacıyla sadece
kitabın arka kapağındaki yazıyı gönderiyorum. Yardımcı olursanız
sevinirim.
n.i.






Abi selamlar, rahatsız ediyorum, bir maruzatım olacaktı bu tarikatlarla ilgili.
Şimdi, Cezbe halinde insan kendinden geçmekte ve beden o an hissedilmemekte, ve insan bazı harikuladelikler ve olağanüstü durumlar yaşayabilmekte.( Hz. Ali’nin namaz esnasında vücudundaki ok’un çıkarılması gibi.) Ancak bu durum, bazı tarikatlarda vücuda ve yanağa şiş sokma, İran’da insanların sırtlarını zincirlemeleri vb gibi, diğer bazılarında sanırım kadiri tarikatında sesli zikir esnasında bir halka şeklinde sallanmak ve daha sonra vücudun kontrolden çıkması şeklinde olmakta İnsanın kendinden ve benliğinden vazgeçmesi gibi. Sessiz zikir yapan tarikatların var olduğunu da biliyorum.
Ancak benim düşündüğüm nokta benzer hal ve vaziyeti, Uzakdoğu’da çeşitli buda rahiplerinin ve Hindu rahiplerinin de yapabiliyor olması; yahut Aborjin ya da Afrika’daki ilkel/medeni kabile büyücülerinin yahut Eski Türk şamanlarının benzer haleti ruhiyatı yaşayabilmesi.
Muhtemel, bunu Avrupa Katolik dünyasında bazı rahipler yahut Yahudi kabalasını uygulayan Rabbi’ler de yaşayabilmekte. Şimdi burada denilebilir ki bunlardan kimisi Rabbani, kimisi şeytani.
İnsanın vücut olarak transa geçmesi ve metafizik aleme göç etmesi, peygamberin miraca çıkması ve muhtemelen Mirac olmasa da buna benzer yolculukları ümmetine yapabileceğini izhar etmesi…
Bunlardan hangisi doğrudur. Bu fıtri bir şey midir.? Bunun dinle bir alakası olmadığı için, insanın yaratılışında bu vasıf olduğu için mi her çeşit din ve kabileden insanlarda tezahür edebilmektedir?
Bu eğer düşündüğüm gibiyse, yani hem Rahmani, hem şeytani olabilmekteyse, Hz. Mehdi ve mel’un deccal’in her ikisinde de harikuladelikler olacağı savı bu durumu destekler mi?
m.k.



Sadık Bey Hayr'lı geceler  

Kitaplarınız,tv programınız dışında yoğunsuz mutlaka ama sizi twitter da görme arzusunda bu kul..

Hâkk muhabbetiniz daim olsun inşâllah.. takipdeyiz ...

Selam ve dua ile.
d.




Selam Sadık Beyciğim,
Bu gün kütüphaneden GEZGİN'i alıp okumaya başladım. Çok ilerlediğim söylenemez. 37-38 ve 39. sayfalardan sonra ilerlemem mümkün olmadı çünkü. Dehşetti Tanrım..Ne demek lazım bilemiyorum ki...çok ama çok etkilendim...Son yıllarda özlemle beklediğim çözülmeyi yarattı bende...Dedim ya ilerleyemedim, hala o satırlarda kilitliyim. Oturup bir iki satır karaladım hatta. Bu satırların bendeki izdüşümleri...Ben sizi daha önce neden okumadım bilemiyorum ya...Cengiz Dağcı'dan beri kalbime bu kadar dokunan bir yazar olmadı inanın.(Yüce Mevlanamı dışarıda tutuyorum). Bir kitap yıllardan beri ilk defa beni gözyaşlarına boğdu ardı arkası kesilmeyen titremeler eşliğinde. Neyin sesini duyduğumda yaşadığım kalp erimelerini yaşattınız bana yazın yeteneğinizle..Türk Milleti adına içten teşekkürlerimi kabul ediniz lütfen. Hala ağlıyorum inanın. Bu gece olaganüstü güzel gecti sayenizde. Okudugum metne dair küçük bir karalamamı size gönderiyorum. Umarım begenirisiniz. Her zamanki sabırsızlığım işte..aslında hhepsini okuyup daha kapsamlı bir sey göndermekyi bekleyemedim.
Sevgiler
N.





19.09.2008 tarihli Zaman gazetesinde yayınlanmış olan 'Yalnızlık ve Halvet' yazınız çok güzel.

O tarihde gazete den kesmiştim ama sonra kaybettim.

Bazen açıp gazetenin arşivinden okuyorum. Onlarca defa okumuşumdur.

Allah yardımcınız olsun,

Kolay gelsin,

Sevgiler saygılar






Sayin Hocam,

Almanya da Hapshanelerde Manevi Rehberlik konusunda doktora yapiyorum. Sizin bir programinizda bir yil karar belki de daha fazla oluyor Sanirim ibni Arabiden "biz Ruhun yada Kalbin etrafindaki dikenleri temizliyoruz" mealinde bir sözünü naklettiniz. Bu söz benim calistigim konunun pratigine dayanak olabilecek önemli bir söz.
Bu söz nerede geciyor ve tam olarak kim tarafindan söylenmis?. Bana yardimci olursaniz cok ama cok memnun olacagim.
Calismalarinizda basarilar diler, hürmetlerimi iletirim
a.




odlar var gönlümde ne yakıp kül etmiyor nede ışıkla aydınlatmıyor NE VAR EDİYOR NE YOK yardım edecek kişi sizsiniz saygılar selamlar
z.




Kandilinizi kutlarım.
A.





Leyle-i Beraatiniz mübarek olsun!!
Bu gece yapacağınız ibadetlerin kabulu ve dualarinizda unutulmamak temennisi ile Allah'a emanet olunuz..
N.S




Beratını İsteyenlere!
Her kandil, bizler için yeni bir hayata, insanlığa ve kendimize yeniden bakmanın hatırlatılması demektir. Liberalizmin ve Kapitalizmin dünya değerlerinin tek belirleyici gerçeği olduğu bir dünya düzenin de, Neden? Niçin? Bu kandillerde benim değerlerim nerede? diye sormuyor veya kutladığımız kandiller bizlere sordurmuyorsa, orada sorun var demektir. Bu sorunda ya kendi değerlerimizi hatırlamaz olduk yahut değerlerimizin modası geçti diye bir algı içine girdik.
Herkes birbirine mesaj çekiyor, birbirlerinin kandillerini kutluyor, fakat sabaha aynı insanlar o kutlanan kandillerin kendilerine hiçbir mesaj vermemiş gibi bir durumu devam ettirmektedir.
Müslüman bu kısırdöngüyü, fayda vermeyen bu alışkanlığı fark ederek yeniden bu kutlu gecede insanlığa, kendine ve yaşadığı hayata bakmalıdır. Bu umut içinde hepimizin kurtuluşuna vesile olması dileğiyle
Beratınız kabul edilsin
H.K.



Berat kandiliniz kutlu olsun
N.D.




Merhabalar Efendim;
Berat Kandilinizi tebrik eder, kandil aydınlığında Bayram sabahına erdirmesini Yüce Mevlâ'dan niyaz ederim.

M. Ç,




Tüm Dostların kandilini tebrikle selam, saygı ve muhabbetlerimizi arz ederiz.
M. V.



Sadık bey merhabalar,
Sizinle ilginç bir şey paylaşmak isterim,
geçenlerde hangi kanalda olduğunu hatırlamıyorum ama
Yük. Fizik mühendisi bir kişinin Kuran daki fizik ve quantum fiziğiyle ilgili konuşmalarına rastladım.
Beni her ne kadar tv töneticisi diye bilseniz de aslen makine mühendisiyim ve quantum fiziği dersleri aldım, ilk kez bu beyi dinlerken konuyu anladığımı ve şaşkınlıkla bugünkü Cern deneyininin
Kuran daki bahsini anlatıyordu.
Programlarınız için enteresan bir konuk olabilir diye aktarıyorum sonra internette de bktım www.acboran.com diye bir sitesi de var orada iletişim bilgileri de vardı.
Paylaşmak istedim,
İyi haftasonları
m.




Ağbi,

Chicago'da 1960'lı yıllarda yaşanmış ve gerçek bir gazete haberi
Chicago'da iki heriff bir kamyonu belediye'ye ait araçların rengi olan sarıya boyamışlar. Aynı araçla belediyeye ait bir inşaatın önüne çekmişler. inşaattaki yapı malzemelerinden çok değerli ve maddi değeri yüksek kurşun boruları çaktırmadan yüklemeye başlamışlar. fakat Polis faka bastırıp hırsızları kısksıvrak yakalamış. mesleklerinde mahir olan üstat hırsızlar kendilerinden nasıl şüphelendiklerini ve yakalandıklarını öğrenmek istemiş ve polisten öğrenmek için bunu sormuşlar:
Polislerden birisi: -Çok çalışıyordunuz da ondan anladık. Eğer hakiki belediye işçisi olsaydınız bu gayretin yarısını ancak sarfederdiniz!!! diye cevap vermiş.

Şikagolu dostlarızdan soruyoruz memleketinizde son durum nedir?
n.



MERHABA HOCAM;
Dün akşamki programın sonuna yetişebildim.tekrarı yayınlansın lütfen.Cemalnur hocam muhteşemdi.
SAYGILAR HOCAM...
b.




Aziz Kardeşim Sadık Bey

ÜLKE Tv deki Acıkdeniz programını her hafta sabırsızlıkla bekleyenlerdeniz. Konularınız ve sohbet arasındaki o essiz müzik ziyafetiniz harika. Seçmiş olduğunuz konuklardan tutunda hele sahne arkasındaki görüntülü panonuz kısacası dört dörtlük program. Allah Razı olsun bizim adımıza bizim davamıza hizmet edenlere sonsuz dua ve şükranlar

Sizden ricam gerçi yaklaşık 2 yıl önce Mehmet KIRKINCI Hocamla bir program yapmıştınız ama bence bir programda bu doğuda olan çok sevimsiz olayların çaresi hakkında bir söyleşi yapsanız bu millete çok büyük hizmet etmiş olacaksınız.

Çünkü doğuda işler çok kötü iki gün önce Muş Üniversitesinde öğretim üyesi olan Bacanağımın anlattıkları dehşet verici.

Ülke çok hızlı bir şekilde bölünmeye veya tek çare olarak askeri ihtilale doğru gidiyor.

Maalesef verilen haklar veya tanınan imtiyazlar taviz olarak algılanarak önce el ardından kol gitmek üzere.
Konu çok acil ve hassas. Kardeşin Kardeş kanına girmesini isteyenlere karşı elinizden geleni yapacağınız ümidindeyim.
Allah yar ve yardımcınız Olsun
k.




değerli kardeşim,
kitaplarınız , "kurs"adı taşıyan ama benim için "gönül dersleri" olan zamanlar ve tv deki programlarınız vasıtasıyla bendeniz gönül ehli olmaya gönüllü oldum kabımın aldığı miktarca ve tabii Tanrımızın izni ile..
başarırsam Allah'tan başaramazsam yenemediğim nefsimdendir.
şimdi bu yazı hem açıkladığım nedenler ve hem de açık etmeyeceğim başka nedenlerle Tanrıya şükür ve size teşekkür için yazıldı ; belki farkında bile olmadan siz deruna doğru yolculuğumda önümdeki "benlik" engelini yıkmamda yardım ediyorsunuz buna vesile olduğunuz için ne mutlu size. selam saygı ve muhabbetle tüm ailenin gözlerinden öperim.
i.




Merhaba Saygıdeğer Hocam, 1993- 98 yılları arasında İnönü Üniversitesi Sosyoloji bölümünde okudum. Sizinle o dönem eserleriniz vasıtasıyla tanışmıştım. Yakaza, Şehirleri Süsleyen Yolcu, Gerçeği İnciten Papağandı o dönem okuduklarım. Erzurum'da çaışırken Bir Yolcunun Halleri karşıma çıktı İz Yayınlarından. Ama beni asıl vuran GEZGİN oldu. Ondan sonra maalesef hiç bir kitabınız beni tatmin etmedi. Olsun yenilerini aşkla bekliyorum. "Açık Deniz" i de takip etmeye çalışıyorum elimden geldiğince. Allah sizden razı olsun.
A.



Sevgili Sadık bey,

Bir arkadaşım sayesinde Gezgin kitabınızı okudum. Öncelikle kalemiinize elinize sağlık. Kitabınızı yudum yudum hazmetmeye çalışarak okumaya dikkat ettim. Ancak bir bölümünde kafam karıştı. Gezgin kitabın ortalarında Rumi'nin yazdığı bir kitabı ve o kitapta Şems ile karşılaşmalarını konu alan hikayeyi okuyor ve bu hikaye üzerine derin düşüncelere dalıyor. Ancak benim bildiğim İbni Arabi Rumi'nin Şems ile karşılaşmasından ve kitaplarını yazmasından önce ölüyor. Nitekim internette de baktığımda İbni Arabi Rumi ile daha o çok gençken karşılaşıyor. Aile içinde de bu konu oldukça merak uyandırdı ve ben de size sormaya karar verdim. Kitaplarınızı çok uzun araştırmalar sonrası yazdığınızı ve böylesi bir hata olmayacağını tahmin ettik. Konu ile ilgili bilgilendirme yapabilriseniz çok seviniriz.

Sevgiler
E.




s.a
Ustadım,
Vaslını yâd eyledikçe ağlarım,
Tâ nefes varsa kuru cismimde feryad eylerim
selam ve duayla



Merhaba… üniversitesi kültür ve sanat topluğu olarak hocamızı davet etmekdeyiz..Gerekli yardımları ve bilgilendirmeleri yapmanızı istemekdeyiz.Teşekürler



BİR KALB Kİ ARŞ VARİ SEMASINDAN NİCE ZÜMRÜTLER DÖKÜLE
BİR KALBKİ FERŞ VARİ İÇİNDEN DANE ZOR SÖKÜLE
MUHTEREM SADIK BEY ÇALIŞMALARINIZI KUTLAR CENAB-I HAK KALEMİNİZE VE KELAMINIZI İSMİ METİNVE KAVİYE MAZHAR BUYURSUN BU FAKİR SİZİ TÜM RUHU CANIYLA TEBRİK EDER SELAMETİNİZİ HAY OLAN BAKİDEN NİYAZ EDERİM


hocam nasılsınız sizi büyük bir zevkle tv de takip ediyorum her hafta programınızı canla bekliyorum.kitaplarınızı büyük bir tatla okuyorum.bitmesini hiç istemiyorum kitapların.Allah sizden razı olsun. hocam bir ricam vardı elimden geldiği kadar kitap okumaya çalışıyorum.sizin engin fikirlerinizden yararlanmak istiyorum.sizin beğendiğiniz 100 kitap ismini mail adresime gönderebilir-misiniz.Kitap türü farketmez.şimdiden Allah razı olsun dualarınızla


Sadık abi iyi günler.Malum her kitabı okumak iyi değil.Sizden ricam sizin gibi tecrübeli birinin bu konuda yardım etmesidir ve okuyabileceğim kitaplar tavsiye etmenizi rica ederim.Liste uzun olursa sevinirim.Bu arada üniversite öğrencisiyim.Allaha emanet olun.Dua ile...
n.



mardinden selamlar sadık abi. seni ülke tv deki açık deniz programından tanıdım daha da tanımak istiyorum.ne olur programlarınızı ara vermeden devam ettirin.ALLAH ın yardımı sizinledir.




Merhaba, geçen yıl tasavvufla tanıştım. İlk altı ay, büyüleyiciydi. Sonra vesveseler ..... Başladığım noktaya dönmek üzereyim. Risale talebesiyim. İkisinden de vazgeçemeyen ve ikisini birden taşıyamayan ruhum sıkıntıdaydı. Birdenbire 'yi okumak bende yeniden seyr ü süluku bitirme arzusu uyandırdı. Dikkat ettim kitabınızı okurken düşleriniizi anlattığınız tüm satırları çizmişim. Tekrar tekrar okudum. Benzer rüyaları görmeyi , halleri yaşamayı özledim. Niyazi Mısri hayranlığım da depreşti. Yarım bırakılmış bir yolculuğa tekrar başlamak için güç verdiğiniz için tşk.



DİRİLİŞ AYI RAMAZAN, İSLÂM MİLLETİ'NE KUTLU OLSUN!

Milletim, Büyük Millet, İslâm Milleti! Allah'ın bize lütfettiği, her yıl imdâdımıza gönderdiği kutlu ay, Ramazan ayı, bin dört yüz otuz üçüncü kez yine geldi. Bilinç, irâde, sabır, umut ve bereketle geldi. Bu geliş, onun ulvî vazifesidir. Kıyamet kopuncaya kadar da bu görevine devam edecek. Ne mutlu ona, ne mutlu bize!

Milletim, Büyük Millet, İslâm Milleti! Bu kutlu ay, bizi, kişi olarak da, toplum olarak da UYANMA'ya çağırıyor. "Allah'ın ipine sımsıkı sarılın. Bölünmeyin, parçalanmayın" diyor. Donanın, diyor. Bilgiyle, yüce islâm inancı ve ahlâkıyla, feraseti ve öngörüsüyle donanın diyor.

Kendi aranızdaki sorunları, görüşerek, anlaşarak, uzlaşarak çözün, halledin diyor, çağrısı, duruşu ve gelişiyle, sulh, sükûn, dayanışma ve kaynaşma ayı.

Ve bu kutlu ay, bizi, BİRLEŞME'ye çağırıyor. Bütün müslümanları tek millet, tek ülke, tek devlet olmaya çağırıyor. Batı'dan, Doğu'dan ve Kuzey'den gelecek bölünme, parçalanma, çatışma kışkırtmalarına kapılmayın diye sesleniyor bize.

İçimize bir hilâl gibi giriyor. Sonra büyüyor, büyüyor, dolunay oluyor.

Bu kutlu ay yüzü suyu hürmetine, bizi bağışla, ruhumuzu dirilt, İslâm Milleti'ni kendine getir ve dünyayı onun rahmanî hâkimiyetine ver Allah'ım!

YÜCE DİRİLİŞ PARTİSİ



Yakinen tanımasamda kalben çok sevdiğim muhterem üstadım, Dem'i okuduğumda üstat said nursi hazretlerindeydim Anka'yı okuduğumda Malatyadaydım şimdi Biedenbire'ye başladım ve Denizlideyim sizlerin  vesilesiyle Yunusdayım Mısrideyim.
anlatımınız beni alıp götürüyor dahası 1 hafda önce pınardan kanakana içmiş o küçük, içi ahşap caminde sevgiliye kavuşma telaşındaydım . Uzattım hakkınızı helal edin bir boş gönüldeyim arıyorum ne aradığımı bilmeden dua buyurun
A.




Sadık Bey merhabalar,

Açık Deniz müdavimiyim. Son programda Fatih Çıtlak hocamızın sesinden olduğunu söylediğiniz bir ilahi çalınmıştı. Albüm/CD bilgisi vs. varsa paylaşır mısınız?

Saygılarımla.

e.k.




Sadık Abi
hem geçmiş olsun hem tebrik ediyoruz.. zahmeti için geçmiş olsun.. bulduğunuz ve bulacağınız rahmet meyveleri için de tebrik ederiz... dualar müşterek olmakla berabre hastanın duası daha makbul olduğu için sizden hem İslam alemi hem de insanlık için dua istirham ediyoruz..

selam ve muhabetle...

f.




Merhaba hocam,
Ben bir Istanbul bilmez düştüm buralara..
Sonra arkadaşlardan biri sizin Beyazıt'da olacağınızı söyledi.O tarihte orada olmayı çok istiyorum.Bana bu konuda dua eder misiniz?Umarım Allah'tan orada olurum.
e.



Selam Abi,
Yeni facebookta gördüm anjio olmuşsunuz, Allah şifa versin, dilerim tez iyileşirsiniz, daha yapacak çok hizmetiniz var, daha sizden öğrenecek çok şeyimiz var, Allah hastalığı kefaret-üz zünub yapsın, mertebenizi bu vesileyle arttırsın.
Hastadan dua istenir,hastanın duası makbuldür, bize de hastalık ve ramazanı şerif vesilesiyle bir dua salıverin.
Muhabbetle
M.



Canım kardeşim Sadık Bey,
Tekrar teşekkür ediyorum...Ben sizin bu evreni sevgiyle içine alabilmiş yüreğinizden gelen sözlere layık değilim cidden. Bu fakiri çok mutlu ettiniz. Yıllar sonra kalem oynattırarak..
Allah sizden razı olsun...Gurur vesilemizsiniz...nice kainat okumaları ve yazmalarına dileğyle...yeni haline ne diyorsunuz...eskisi gibi mi kalsın yoksa ekleyecekmisiniz...bu yorumunuzu da lütfederseniz sevinirim
sevgiler
N.


Açık deniz programının arşivleri konusunda dertliyiz. Programı fırsat buldukça izliyor izleyemediklerimizi internette arayıp bulmaya çalışıyoruz. Daha önce bir programda bu şekilde bir çalışma olduğunu söylediğinizi hatırlıyorum. Bu konuda bizim yapabileceğimiz ancak kanal ilgilililerine mail atmak olabilir. Konu hakkında bilgi verebilirmisiniz ?

Selam ve dua ile
Ö.f.



Ülke tv web sayfsında program tanıtım linkinde programın email adresini eklerseniz sevinirim.
program esnasında sürekli email adresi bulunmuyor netten de programın email adresini bulamadım ...
Kolay gelsin
k.



bende sizin gibi yazar olmak istiyorum.ALLAH için banada yardımcı olursanız çok sevinirim.ne yapmam gerektigini ögretirseniz.çok mutlu olurum.Kitap okumayı çok seviyorum.sizden haberinizi bekliyorum. görüşmek dilegiyle kolay gelsin...Ayrıca çıkmış olan birkaç kitapınızı istiyorum.ö.




Sadık Bey merhaba,
Daha önce Tarkovski sineması ile ilgili yapacağım sunum öncesinde yazmıştım o dönemki yoğunluğunuzdan olsa gerek bir türlü konuşmaya fırsat bulamamıştık. Bu kez yakın zaman önce bitirdiğim bir kısa film senaryosu ile ilgili yazıyorum, okumanızı rica ediyor ve yorumlarınızı merak ediyorum, sizden istirham etmemin bir çok nedeni var ama temelinde, rüya sahnelerinin çok fazla olması yatmaktadır ve buna bağlı olarak sizden sinemada rüya kavramını daha iyi görebilmek için okuma listeleri de isteyebilirim. Ama ben daha iyimser olmadığımı bu konuda (sinema rüya) baştan söylemek de isterim. Okumak isterseniz ve bu konuda yazarsanız çok sevinirim.

Saygılar
k.



Üstad huzur, selam ve yolunda olduklarınız feyzi, nazarı üzerinize olsun. Bir arayışım var. Bir kalemşör olma gayretim var ve ariflerin izinde...Sizin yazarlık yönünüz tv de yaptığınız proğramlar...Sanki benim istediğimin arketipisiniz.Bununla ilgili sizden yardım istiyorum.Allaha niyazımdır;bana yardımcı olmanız..Bu yönde ilham,istek doğsun kalbinize.Asistanınız olmak, yardımcınız, katibiniz...
ne bilim işte, bu çocuğun büyümesi için gölgeniz olmak...
g.


Bu kadar hızlı yıldırım yol aldı seyrinde
şimşek gibi cevabınız geldi bendenize

yazarlık konusunda kendimi eğitmeye çalışıyorum
bu anlamda bir sosyal çevre..ve özellikle iş edinmeye çalışıyorum
bir yerlerden başlamak için...
Büyüklerin izini sürmeye çalışıyorum,

ve bütün bu meşgalelerde razı olunacak şekilde ilerleyebilmek için
maneviyat bahçelerinden, irfan sofralarından beslenmeye çalıyorum,

Hadsiz, pervasız, fevri talebimi hoşgörüyle
kucak açarak karşıladığınız için müteşekkirim,

Niyazlarım açık denizdeki hoş görü kaptanı olan sizedir...
g.




Merhabalar Sadık Bey, Size şiir ya da öykülerimi göndersem bir yorumda bulunabilir misiniz? biliyorum bu her eline kalem tutan gencin klasik bir isteğidir. Yazdıklarının beğenilmesini, pohpohlanmasını da ister ama ben sadece yorumunuzu merak ediyorum. öykümün ya da şiirimin okuyucuda nasıl bir izlenim bıraktığını öğrenmek istiyorum. İlgilenirseniz çok sevinirim. İyi çalışmalar, esenlikler.
s.


sadık abi, Allah razı olsun sizden... hem yazılarınızda hem konuk olduğunuz programlarda hem de açık deniz'de anadolu irfanından, islam medeniyetinden, osmanlı ruh asaletinden, insanî zarafet ve incelikten, bu irfanı, medeniyeti, asaleti, zarafet ve inceliği inşa eden zatlardan haberdar oluyoruz. yani yitik hazinemizden, hatta yitirdiğimizin ne olduğunun bile farkında olmadığımız değerlerimizden... ve okudukça, dinledikçe "biz neymişiz, ne olmuşuz. bize kastetmişler" diyorum. istiyorum ki bu yitik hazinemizi; anadolu irfanını, islam medeniyetini, osmanlı ruh asaletini, o insanî zarafet ve inceliği günümüze taşıyan eserleri kitaplığımda toplayayım ve o eserleri kana kana içeyim. sadık abi, sizden ricam hatıratlardan şiir kitaplarına, biyografilerden başucu kaynak kitaplarına uzanan bir çizgide yitik hazinemize ait "ne var ne yok herşeyin" içinde yer aldığı bir kitaplık kurmada bana yardımcı olmanız. bana bu çerçevede hangi kitapları edinmemi tavsiye edersiniz? alâkanız için şimdiden teşekkür ederim. iyi çalışmalar...
t.



Saygıdeğer Sadık Bey

Ülke tv deki açık deniz programınızın müdavim izleyicilerinizdenim. Özellikle tasavvufi konularla ilgili programınızı beğenerek izliyorum. Birkaç kitabınızı okudum. yaz tatilinde de "birdenbire" romanınızı heyecanla okudum. konusu oldukça ilgi çekiciydi. inşallah belgesel tarzında bir çekimle sinemaya aktarılır.

Sizden talebim, programınıza konuk seçerken, Anadolu'nun çeşitli yörelerinde yaşayan, ama medyatik olmamış, makam, mevki, şöhret ve paradan kaçmış, halkın çok değer verdiği, saygı gösterdiği, başı sıkıştığında gidip derdini anlattığı çok kıymetli sufi meşrepli hocaefendiler var. Böyle hoca efendilerin sayısı çok az Onlar hayatta iken imkanlar ölçüsünde tv programları yaparsanız çok isabetli olur.

Selam ve muhabbetlerim ile
f.



Kadir gecenizi tebrik ediyorum.
Manevi huzur içerisinde idrak etmek dileğiyle.
D.K.



Hayırlı Ramazanlar efendim,
Sizinl paylaştığımız bu email için görüş ve tavsiyeleriniz kıymetlidir.
Ayrıca istişaresine başvurmamızı istediğiniz dostlarımızın emailini bize bildirirseniz memnun oluruz.
Kadir geceniz,kadri bilinen ve bir ömür kazandıran kutsiyette olması duaıyla,
İ.



Mübarek kadir gecenizi içtenlikle tebrik eder,
İnsanlığın felahına vesile olmasını dilerim.
D.B.



Mübarek Leyl-i Kadr’nizi tebrik ve dua ederiz.
G.



Ramazan bayramınız kutlu olsun.
Ş.



kadir gecesi'nin insanlığın felahına vesile olması için dua etmeliyiz
ama bu dualarımız müşterek bir kalple yapılmalı
kalpleri müşterek çarpmıyorsa müslümanların
duaları kabul olur mu? tefrikanın, fitnenin, şirkin içinden
sıyrılıp da nasıl dualarını buluşturacaklar bu akşam?
hangi elle, hangi yüzle, hangi dille?
yine de ümit kesilmez.
öa



Hakk'ın en şa'şaalı nûru tecelli etti.
Doğdu Kur'an güneşi, leyle-i fetret bitti.
- Ey Allah'ın Rasûlü! Kadir gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim" diye sordum. Peygamberimiz:
-"Allahım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet" diye dua et" buyurdu.
Bin Aydan Daha Hayırlı Olan Kadir Gecemiz Mübarek Olsun
N.D.



Kadir geceniz kutlu olsun
S.



Pek Muhterem efendim,
SA,
Bin aydan daha hayırlı Kadir Gecenizi tebrik eder, bu gecenin şahsınıza,aile efradlarınıza,ülkemiz insanlarına,İslam Milletler Topluluğunun cümlesine hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah’tan diler;bu gecenin kudsiyetine uygun hayatı yaşamak cehd ve gayretinde bulunma imkanını bizlere ihsan ve nasip etmesini Yüce Rabbimiz’den tazarruen niyaz ederim.
F.




Kandiliniz kutlu olsun.
N.



Kadir Gecenizi ve akabinde idrak edeceğiniz Ramazan Bayramınızı tebrik eder; sağlık ve mutluluklar dilerim. K,




Teşekkür ederim motive edici sözleriniz için keşke konuşmak da mümkün olabilseydi; şimdilik söylediklerinizin samimiyetine de inandığım için bunu bir esere dönüştürme çabasına yoğunlaşacağım ve sonrasında belki konuşabilmek dileğiyle
Saygı ve selamlar
K.



Sevdiğim Dostum Ramazan Bayramını en içten dileklerimle kutlar, sevdiklerinle mutluluk içinde gecirmeni dilerim.
N.


Bayramınız kutlu olsun.
H.


Mübarek Ramazan Bayramınızı kutlar, sağlık ve esenlikler dilerim.
Selamlar.
n.



BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN…
c.


bayram bahar tazeliğinde gelsin yüreklerinnize
özledikleriniz yanınızda ve yakınınızda olsun
hüzünlerinizin yerini sevinç alsın.
geçmişlerinize rahmet olsun
kapınız çalınsın, hatırınız sayılsın.
hürmet ve muhabbetle.
a.



Sevgili Dostum; Mübarek Ramazan Bayramınızı içtenlikle kutlar,
Sağlık, sıhhat ve afiyetler dilerim.
Ö.



Ramazan bayramınızı kutlar sağlık ve esenlikler dilerim.
Selam ve saygılarımla.
s.



Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimizle tebrik eder ailenize, İslam alemine ve bütün insanlığa hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ederiz.
R.




Ramazan Bayramınızı tebrik eder, size ve sevdiklerinize hayırlar getirmesini temenni ederim. Selam ve dua ile

N.


Hayırlı bayramlar ve ömür boyu mutluluklar dilerim.
m.


Ramazan Bayramınızı Tebrik Eder. Bilhassa Dareynde Bahtiyarlarından Olmanızı Cenab-ı Allah'dan Niyaz Eder. Size ve Ailenize Mutluluklar Esenlikler Getirmesini Diler Ellerinizden Öperim. Saygılarımla.
E.



Tüm dostların bayramını kutlar Barış Kardeşlik Dostluk ve Özgürlüklere vesile olmasını temenni ederim.

İ.


Hocam,
Geçmiş Ramazan-ı Şerifinizi ve mubarek Ramazan Bayramınızı tebrik eder, hayırlara vesile olmasını dilerim.
Selam ve dua ile,
M.İ.S.



Sadık abi, bayramınızı tebrik ediyorum.
Baki selam ve sevgiler…
C.



Sadik Dostum,

su anda Italya'dayim. Annem yanindayim. Su anda biraz daha iyi. Ben iyiyim. Geçen hafta o kadar iyi degildim sadece yorgunlugum vardi. Simdi Allah'a sukur iyiyim.
Yayinevine yazim biraz hizli gitsin su anda...
Ama üstelikle biraz geç olsa bile Bayraminiz kutlu berektli lutfülü olsun !!!!!!

Sevgilerimle

A.


Sevdiğimiz,takip ettiğimiz ve takdir ettiğimiz bir insansınız.
Açık Deniz'de konuk ettiğiniz … Hanımefendi'nin Hz Allah(CC),Hz. Peygamber (SAV),Hz. Kuran ve emirleri konusundaki düşünceleri ile ilgili olarak sizin görüşünüzü nasıl öğrenebilirim?


MUHYİDDİN-İ ARABÎ'DEN FAHREDDİN RÂZÎ'YE MEKTUP
Şeyh Muhyiddin İbn-i Arabî'nin, Rey hatîbinin oğlu İmam Fahreddin Râzî'ye yazmış olduğu risâle:
Bismillâhirrahmânirrahîm...
Her şeye yeten Allâh'a hamd olsun!
Salât ve selâm, onun seçtiği bütün peygamberlerin üzerine olsun!
Benim Allâh yolundaki dostum Fahreddin Muhammed Râzî'ye de selâm olsun ve Allâh onun himmetini yüceltsin!
Bundan sonra:
Senin için biz, kendinden başka tanrı olmayan Allâh'a övgüde bulunuruz (seni Allâh'a medhederiz).
Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- buyurur:
“Biriniz kardeşini severse, bunu ona bildirsin: «Ben seni seviyorum.» desin!”
Zâten yüce Allâh da:
“Birbirinize hakkı/gerçeği tavsiye ediniz” (el-Asr, 3) buyurmaktadır.
Ben, senin bazı telif eserlerine ve (bu eserlerde) yüce Allâh'ın, seni tahayyül kudreti ve mükemmel düşünce bakımından desteklediğine vâkıf oldum.
Nefs, ne zaman sadece bedeninin taleplerinden lezzet ve haz almaya başlarsa ilâhî cömertlik ve mevhibenin (ilâhî bağışların) tadını alamaz. Böylece yalnız ayakları altından beslenen gâfil kimselerden olur. Fakat esaslı bir adam, üstten beslenendir. Allâh Teâlâ'nın buyurduğu gibi:
“Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kur'ân'ı lâyıkıyla tatbik etselerdi, her yönden (hem ayakları altındakinden/yeryüzünden hem de yukarıdan/göklerden) nimete ermiş olurlardı…” (el-Mâide, 66)
Allâh'ın, onu muvaffak etmesini istediğim benim dostum bilsin ki, (Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'e) kâmil mânâda vârislik, sadece bir vecihle değil, bütün yönleriyle olandır. Zaten: “Âlimler, peygamberlerin (her yönüyle) vârisleridir.” Bu itibarla akıllı olana gereken, bütün yönleriyle (Hazret-i Peygamber'e) vâris olmaya çalışmak ve bu hususta gayret noksanlığına düşmemektir.
Allâh'tan, onu muvaffak kılmasını temennî ettiğim değerli dostum bilir ki; insan tabiatının güzelliği, ancak ilâhî bilgilerle donatılmasının semeresidir ve çirkinliği de o ilâhî bilgilerden mahrumiyet neticesidir. Yüksek ve yüce himmetli kimse için gerekli olan, ömrünü, sonradan meydana gelmiş boş şeylerle ve onların boş ayrıntılarıyla geçirmemektir. Eğer buna dikkat etmezse, Allah'tan gelecek olan ilâhî ve ebedî nasip ve hazlardan mahrum kalır. Yine bu kimse için gerekli olan, kendi fikrinin delîlinden gönlünü iç huzûra erdirmesidir. Şüphesiz ki (kendine ait) fikrin doğuş sebebi bellidir; istenilen hak ise böyle değildir. Çünkü Allâh'ı tanımak, onu varlığı sebebiyle tanımanın tersidir. Çünkü akıllar, Allâh'ı, delil vesilesiyle değil inkâr açısından var olması (inkâr edilememesi) sebebiyle tanır. Bu ise akılcı geçinenlerle kelâmcıların hilâfınadır. Bu meselede onların görüşlerine katılmayan Seyyidimiz İmam Gazâlî de, bizimle aynı görüştedir.
(Demek istiyorum ki) akıl, sübhan olan (her türlü noksan sıfatlardan ve beşerî îzahlardan münezzeh ve her türlü kemâl sıfatlarıyla muttasıf olan) Allah'ı, kendi düşünce ve görüşü kapasitesince bilir. Öyleyse müşâhede yoluyla Allâh'ı tanımak isteyen akıllı kimseye gerekli olan, kalbini (kendisine ait her türlü) fikirden boşaltmasıdır.
Yâni yüksek ve yüce himmetli kimseye gerekli olan, görüntü dünyâsında aklî düşünceye bağlı kalmamasıdır. Çünkü görüntüler âlemi, arkasındaki mânâya delâlet eden cisme bürünmüş nurlardır. Çünkü görüntüler âlemi, yâni hayâl, aklî mânâları hissî kalıplara indirir. İlmi süt şeklinde, Kur'ân'ı (ilâhî) ip sûretinde, dînî de kayıt sûretinde sergiler.
Yine yüksek ve yüce himmetli kimseye gerekli olan, öğreticisinin, küllî nefisten almaya bağlanmış bir dişi olmamasıdır. Tıpkı, kişinin, aslâ bir fakirden almaya muhtaç kalmaması gerektiği gibi… Fakir, başkası olmadan kemâl sahibi olamayandır.
Azîz ve Celîl olan Allâh'ın dışındaki her varlığın hâli böyledir, (hepsi fakirdir). Bu itibarla sen, ilmi, ancak sübhân olan Allâh'tan keşif yoluyla almak hususunda gayret ve himmetini artır! Muhakkıklar (Hakk'a ve hakîkate ulaşmış olanlar) bilirler ki, Allâh'tan başka fâil yoktur. Dolayısıyla onlar, ilmi, Allah'tan başkasından almazlar. Allah'tan alışları da, akıl yoluyla değil, keşifledir. Çünkü ehl-i himmet, ancak ilme'l-yakîni aşmak ve ayne'l-yakîne ulaşmak sûretiyle kurtulmuşlardır.
Bil ki, mütefekkirler, herhangi bir konuda fikrî gâyelerine göre en zirveye ulaştıkları zaman, elde ettikleri düşünceler, kendilerini azimli bir taklitçi konumuna getirir. Mesele ise fikrin o noktada duraklamasından daha büyüktür. Fikir var olduğu müddetçe, onun bir meselede emîn olması ve orada çakılıp kalması mümkün değildir. Fikrî sahada akılların güç bakımından durduğu bir sınır vardır. Bir de akıllar, kabul sıfatına sahiptir ki, bu da, yüce Allâh'ın bir hibesidir. Öyleyse akıllı kişi için gerekli olan husus, kendisini ilâhî esintilere açması, şahsî görüşü ve kendi kazancının dar kalıplı esiri olmamasıdır. Çünkü kişi, sırf şahsî fikirleriyle vardığı noktada şüpheyle karşı karşıyadır. Bana dostlarından ve senin hakkında güzel ve iyi düşüncesi olan, aynı zamanda benim de güvendiğim bir şahsın anlattığına göre; bir gün sen ağlıyordun. O şahıs ve senin etrafındakiler ağlama sebebini sordular. Sen de: “Otuz sene önce düşündüğüm bir mesele sebebiyle ağlıyorum. Çünkü şu an o mesele hakkında yeni bir delile ulaştım ve işin özünün önceki fikrimden tamamen farklı olduğunu anladım ve (yapmış olduğum hatâ dolayısıyla) ağladım.”
(O hâlde değerli dostum!) Bu itibarla diyorum ki, bugün ulaşmış olduğun delil de belki bir müddet sonra ilk meseledeki gibi olacaktır. Çünkü fikir ve ifade sana aittir.
Akıl ve fikir mertebesinde ârif olan kişiye, fikirde konaklama ve huzur bulma mümkün değildir. Bu husus, özellikle yüce Allâh'ı tanıma ve bilmede daha geçerlidir. Kulun, yüce Allâh'ın mâhiyetini, kendi bakış açısıyla bilmesi mümkün değildir.
Sana ne oluyor? Kardeşim, hâlâ niye bu vartada kalakalıyorsun da Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-'in başlattığı nefsî - kalbî eğitim ve Allâh ile halvet yoluna girmiyorsun. Fakat o yola girsen, Sübhân olan yüce Allâh'ın:
“Kullarımızdan bir kul… Ona katımızdan bir rahmet bağışladık. Nezdimizde bulunan özel bir ilimden bilgiler verdik…” (el-Kehf, 65) diye buyurduğu insanların erdiği lutfa mazhar olursun.
Senin gibi bir kimseye yakışan, bu şerefli lutuf dolu yola, yüce ve büyük mertebeye yönelmektir.
Dostum bilsin ki, her mevcut (var edilmiş olan), sebep yanında o sebebin kendisi gibi muhdestir/sonradan yaratılmıştır. Mevcudun iki yönü vardır. Biri, kendi sebebine dönüktür. Diğeri de, mûcidine/kendisini var edene bakar. Var eden de yüce Allâh'tır. Fakat bütün insanlar, kendi sebeplerinin yönüne bakarlar. Hikmet erbâbı olanlar, filozoflar ve onlar gibi akıl meydanında dolaşanların tamamı da böyle yaparlar. Ancak peygamberler, velîler ve melekler gibi Allâh ehli olan muhakkıklar/hakîkate erenler müstesnâdırlar. Onlar, bir taraftan sebep vâsıtasıyla bilgileriyle beraberken diğer taraftan da mûcidlerine / yaratan Allâh'a nazar ederler.
Onlardan bazıları, Rablarına, kendi yönüyle değil, kendi sebebi yönüyle bakmış ve şöyle demiştir: “Kalbim, bana Rabbimi anlattı.” Kâmil bir kimse de şöyle dedi: “Rabbim bana konuştu.”
Bu görüşe de ârif dostumuz (Bâyezîd-i Bistâmî) şöyle diyerek işâret eder: “Siz ilminizi resimlerden (harflerden) ve ölülerden ölü olarak aldınız. Bizse, ilmimizi, hayat kaynağı olan ve hiç ölmeyecek olandan, yâni Allâh'tan aldık!”
Kendi varlığı, başkasından istifade ile var olanın hükmü, bizce, hiçbir şeydir. Ârif kişi için Allâh'tan başka dayanak kesinlikle yoktur.
Bundan sonra dostum bilsin ki, Hak, her ne kadar bir taneyse de onun, bize yönelen çeşitli ve birçok yönü vardır. Dolayısıyla ilâhî ilhamlar ve onların tecellîleri, bu yönler kanalıyla olursa onlardan sakın (kesrete aldanma)! Sana göre, Hakk'ın Rab olması, onun Müheymin (hükümranlığını her tarafa yayıcı) olması hükmü gibi değildir. Yine onun Rahîm, yâni ebedî rahmet kaynağı olması hükmü de, onun Muntakim (intikam alıcı) hükmü gibi değildir. Allâh'ın diğer isimleri de böyle değerlendirilmelidir.
Bil ki, bütün sıfatları kendisinde toplayan zât olarak; Rab, Kadîr, Şekûr ve diğerleri gibi bütün isimleri câmî bir isim mâhiyetiyle Allâh lafzı, ilâhî vecheyi ifâde eder. Yâni Allâh ismi, bütün isimleri kendisinde toplar. Onu müşâhede ânında sen (Allah ismini) hâfızanda bulursun. Ancak mutlak sûrette onu aslâ müşâhede edemezsin. Cenâb-ı Hak, bütün isimleri kendisinde toplayan Allâh ismi ile sana bir dâvette bulunursa, seni neye çağırdığına dikkat et! Bu dâvet ve müşâhedenin yönelttiği makâma iyi bak! Ve ilâhî isimlerden Allâh'ın nazarının tecellî ettiği isme nazar kıl; çünkü sana hitap eden ve senin de müşâhede ettiğin isim odur. O da, ifadede dönüşümlü tecellîlerle tâbir edilir. Tıpkı suda boğulan kişinin: «Yâ Gayyâs (Ey kurtarıcı)» yahut: «Yâ Müncî (Ey ferahlatıcı)» yahut da: «Yâ Munkız (Ey dardan kurtaran)» mânâsında sadece «Yâ Allâh!» demesi gibi… Acı çeken bir hasta da: «Yâ Allâh!» dediği zaman, bu: «Yâ Şâfî (Ey şifa veren)» yahut: «Yâ Muâfî (Ey âfiyet veren)» mânâsınadır. Diğer ilâhî isimlerle Allâh lafzının münâsebeti de buna benzer. Sana benim dönüşümlü dediğim ifade, İmâm Müslim'in Sahîh'inde bahsettiği şu hadistir: “Yaratıcı tecellî eder, fakat inkâr edilir ve ondan kaçınılır. Bunun üzerine tecellîsini, Allâh, inkâr eden ve kaçınanlar için kendisini tanıdıkları bir sûrete dönüştürür. Böylece insanlar, önce inkâr ettiklerini sonra ikrâr ederler.” İşte burada Rabbânî hitaplar, dâvetler ve müşâhedenin mânâsı budur.
Akıllı kişi; ilimlerden, ancak kendisini tamamlayacak ve her hâlükârda kendisiyle (öbür dünyâya da) intikâl edecek ilimleri talep etmelidir. Bu da ancak yüce Allâh'ı, vehb ile, yâni onun insana ihsan ettiği özel lutuflarla ve müşâhede yoluyla bilmek ve tanımakla olur. Meselâ sendeki tıp ilmine hiç şüphesiz ki ancak çeşitli hastalıklar dünyâsında ihtiyaç duyulur. Fakat sen hiçbir hastalığın bulunmadığı bir dünyâya intikâl ettiğin vakit orada tıp ilmiyle kimi tedâvî edeceksin? Onun için akıllı kişi, bu dünyâda kalacak olan bilgileri, peygamberlerin tıp bilgisi(1) gibi vehbî yolla, yâni Allah vergisi yoluyla olsa bile elde etmek husûsunda özel bir çaba göstermez. Sen de onlara takılı kalma. Aklın ve gönlün öncelikle Allah ilmini istesin.
Mühendislik bilgisi de böyledir. Ona, ancak ölçüm alanında ihtiyaç duyulur. Sen öbür dünyâya intikâl ettiğinde bu ilmi dünyâda bırakırsın. Her nefis, basit bir şekilde, yâni yanında bu dünyâya âit hiçbir şey olmaksızın göçüp gider. O hâlde nefsin, âhiret âlemine göçüş esnasında burada terk ettiği ilimlerle uğraşmayı böyle değerlendir.
Akıllı kişi, ilimden, ancak kendisinin zarûrî olarak ihtiyaç duyduğu bilgileri almalıdır. Bu istikamette o, kendisinin taşınacağı âleme taşınacak olanı tahsîl etmeye özellikle gayret etsin! Bu da yalnızca iki ilimden ibarettir:
1. Allâh ilmi
2. Âhiret yolculuğundaki durakların ilmi. Ki bu ilmi; âhiret merhaleleri, âdetâ evinde yürür gibi hiçbir şeyi inkâr etmeyecek ve oradaki hiçbir şey kendisine yabancı gelmeyecek şekilde bilmeyi gerektirir.
Şüphesiz bu iki ilmi bilen kişi, inkâr ehlinden değil irfan ehlinden olur.
O yerler (âhiret merhaleleri), imtizac (kötüyle iyinin karıştığı) yerler değil, temyiz (doğru ile yanlışı birbirinden ayırma) yerleridir. Bu yerler, (insana) galatı da doğruyu da gösterirler. Bu da, bu makamda bir topluluk hakkında temyiz meselesi ortaya çıktığında netleşir. O topluluk ki, Rableri kendilerine tecellî ettiğinde: «Senden Allâh'a sığınırız. Sen Rabbimiz değilsin. Bizler, Rabbimiz bize gelinceye kadar bekleyeceğiz.» derler. Rableri onlara, ancak onların bildikleri şekilde tecellî ettiğinde onu ikrar ederler. Böyle bir durum ne kadar esef vericidir!
Akıllı kimseye, bu iki ilimden (Allâh ve âhiret ilminden) tarîkatteki usul üzere riyâzet, mücâhede ve halvet yoluyla keşifler gerekir.
Ben sana halveti ve onun şartlarını ve halvet esnasında tertibine göre adım adım neler tecellî edeceğini anlatırdım. Ancak içinde bulunduğumuz şu zaman beni bundan menediyor. Zamanla kastettiğim de, bilmediği ve anlamadığı konularda inkâr yolunu tercih eden kötü âlimlerdir. Onları, Hakk'ı iz'andan ve ona teslim olmaktan çelmeyen, şâyet ona îmân değil ise; taassup, görüntü sevgisi ve riyâset sevdâsıdır.
Doğruları en iyi bilen Allâh'tır. Dönüş de O'nadır.
(1)Tıp bilgisi, peygamberlere eğitim yoluyla değil vehbî yolla, yâni Allah vergisi olarak ihsan edilmiştir.
Dr. Adem AKIN - M. Ali EŞMELİ, Yüzakı Dergisi, Mart – Nisan 2005, Sayı 1-2
Sayın Murcia Turabi beyin http://www.blogcu.com/ibnarabi sitesinden,


Hocam merhabalar..Ben psikolojik danışman olarak milli eğitimde çalışmaktayım.Tasavvufa karşı özel br merakım var ,gerek sizin gerek de cemalnur sargut hocamınızın kitapları ile geç tanııştım ama sıkı bir okur olduğum için en kısa zamanda hepsini okuyacağım...Sizin bu konuda bana rehber olmanızı tasavvuf ile ilgili konularda bilgilenmek ve kendimi geliştrmek için bana bir yol haritası çizmenizi istesem çok şey istemiş olur muyum.Ülke tv deki programlarınızı sürekli takip ediyorum...
m.d.



Selamun aleykum. Sadık bey benim sizden ricam … la ilgili bir program yapmanız. Selamlar saygılar
a.g


Açık deniz programınızı severek takip ediyoruz, sizden ricam programınıza tasavvuf araştırmacısı yazar … de davet etmeniz. Kendisinden tüm milletimiz güzel bir şekilde istifade edecektir. Şimdiden teşekkür ederiz Allah'a emanet olun





Merhabalar

oncelikle direk kendi e mailiniz paylasip sizinle irtibat imkani sundugunuz icin tesekkurler. maalsefki turkiyede email kulturu olusmamis durumda henuz. bunu son zamanlarda bir kez daha anladim. ben yurt disin(amerika)da ikamet ediyorum. cogu zaman en idela iletisim bicimi e mail oldugu icin onu tercih ediyorum.
meseleyi fazla uzatmadan sizi cok da ilgilendiemeyen bir ricami daha dogrusu sizden yardim telebimi belirteyim.
yakin tarihe ilgilisi olan hemen hemen tum gelismeleri takip etmeye calisan biriyim. yakin tarih belgesellerinin cogunu izledim. ozellikle de …in calismalarini.
sadece arada bir seri kaldi. o da "…"
onu butun aramalarima ragmen bulamadim. herhangi bir yerde satilmamakta ve arsivinde olan birinede ulasamadim. sonra yayinlanmis oldugu kanalla irtibata geceyim istedim. muhatap bulamadim ve yanit alamadim. daha sonra … yapima yazdim gene yanit yok. daha sonra basta … olmak uzere belgeseli hazirlayan herkese e mail attim(neredeyse kameramana varincaya kadar:)) ama hic bir yanit alamadim.
internette belgesel hakkinda da cokda yazi ve haberde yok niyeyese. derken sizin o tarihlerde zaman gazetesindeki yaziniza rasgeldim.
belgeselin kitaplasmis halinin tanitimi yapmissiniz. belliki ilginizi cekmis diyerekten bu belgesele nasil ulasabilirim nereden temin edebilirim diyerek affiniza siginarak sizi bu konuda rahatsiz edeyim dedim..
kusurumuz afolla umarim bu talebimi geri cevirmezsiniz
h.




Canım Kardeşim Sadık Bey,
Bu Cuma gecesi gec vakitlerde arife günü yayımlanan programınızı izleme fırsatı oldum. Cunku arife gecesi İstanbul yolundaydım, izleyememiştim programınızı.
Cuma gecesi programda Kurgan'ın tanıtımına da yer evrmeniz hele hele finalin benim adımın zikredilmesiyle gerçekleşmesi beni öylesine duygulandırdı ki...Evden yazamadım. Evi taşıdıgım, boya badana işleriyle ugraştıgımdan internet baglantısını oturtamadım hala. Şimdi yazıyorum bu yüzden iş yerinden. Çok teşekkür ediyorum size. Desteginiz ve zerafetiniz için.
Size fuarda cekilmiş resimlerimizi gönderiyorum. Umarım begenirsiniz. Her zamanki gibi çok tatlı çıkmışsınız ne diyim:-)
Her daim gönlümün yazarısınız
Sevgi ve selamlar
En kısa zamanda görüşmek dileğiyle
Kardeşiniz N.




trt'den tamamen ayrıldığınızı duydum üzüldüm
c.



Kıymetli Hocam,
Limni ve Mısri Hazretleri ile ilgili olarak, sizlerin olduğu gibi, Hocamızın da halen sürdürmekte olduğu girişimler çerçevesinde mesafe kat edilmiş ve yapılan görüşmelerde; Yunanistan’da tasavvuf çalışan veya yakın konularda çalışmalarda bulunan akademisyenlerin düzenlemekte olduğumuz sempozyumlara davet edilerek katılımlarının sağlanmasının yararlı olacağına dair önemli değerlendirmelerde bulunuldu. Bu itibarla, Hocam, sizin bu konudaki tecrübe ve bilgilerinize müracaat etmemizi istediler. Yunanistan’dan davet edebileceğimizi düşündüğünüz isimler var ise bize bildirmenizi veya bu kişilere ulaşabilmemiz için bizleri yönlendirmenizi diliyoruz.
Konunun hassasiyeti ve Hazrete olan deruni muhabbetinize binaen kıymetli zamanınızı ve ilgilerinizi istirham ediyoruz efendim.
Saygılarımla
e.



Misafir olarak kaldığım arkadaşımın teras katı evinde bu vakitte nasipsizliğimi ve kısmetsizliğimi düşünürken, ettiğim duaların kabulü için bir aracı yahut bir sebep' i gözlerken, gecenin karanlık olduğunu ve gündüzüme ne kadar benzediğini anımsadım.
Şuan ne size olan hayranlığımı ne de bir işe olan ihtiyacımı anlatabilirim. Sadece size yazmak istedim. Elbette umudumun bir yerinde size karşı bir umut vardır, esasında birazda heyecanım var. Kitaplarını okuduğum bir abimden, …'te görüpte şaşkınlaştığım o adamdan gün gelecekte iş isteyeceğim en azından bir yardım talep edeceğim hiç aklıma gelmezdi...
Gezgin yaşasaydı eğer bilirdim ki yardımıma kulak kesilirdi umuyorum ki gezgini yüreğimde gezdiren de yardım edemese dahi bir yanıt gezdirsin, kaderimin en yorgun yerinde.

Sadık abi, yaşamasından hoşnut olmadığım bu hayatta senden bana beni hoşnut edecek bir cümle gelirse belki yeniden dua etmekten zevk alacağım. Biliyorum bu cümleler komik kalıyor zaman, kader ve rahmet üçlüsünün karşısında lakin dayanacak bir dayanağım yok.

Tasavvufta; önce hizmet sonra himmet... diye bir cümle var bilirsiniz. bu cümleyi hayatımla yaşamak istiyorum ve İslamın günümüzde en eksik olan görsel anlatımında kilometre taşı olmak istiyorum. hedefim bir cümle sadece. Yolumsa...
Minnetle yardım talep ediyorum abi. Saygılarla. E.






Hocam,

Daha önce entelektüel faaliyetimiz süresince kapılarının bir anda açılacağıyla alakalı bir link göndereceğinizi söylemiştiniz. Ayrıca …'daki tanışlarının mail adreslerini verecektiniz. Özel olarak gidip görüşmemi istediğiniz biri varsa selamınızı götürmeye çalışırım.

Kurbet kesbetsin diye memleketimden 10 saat farkı uzaklığa gurbete gidiyorum. Lütfen dualarınızda fakiri de anın hocam. Allah sizden ebeden razı olsun. Bize yol açtınız. Bizi eğittiniz. Cahilliklerimize sabrettiniz. İnşallah sizi utandırmayacak, talebeliğinize layık bir hal içinde oluruz.

Selam, muhabbet ve dua ile...

h.





Agabey, stent durumlari hasil olmus diye duydum. Allah sifa versin ve sifada daim tutsun. Dua eden kardesiniz,

M.





sadık bey


ben şarkıcı,müzisyen değilim.nota bilmiyorum.çocukluğumdan beri tsm,thm,pop,anadolu rock,özgün vs..müzikleri dinlerim.bu müziklerin etkisinde yaptığım besteler var.bana göre güzel,harika şeyler.

bestelerimi enstrümansız söyleyerek bilgisayara kaydediyorum.elbette stüdyoda aranje edilmesi lazım ama maddi sıkıntılar...

Genellikle ünlü ünsüz ,yerli yabancı şairlerin şiirlerini kullanıyorum bestelerimde .kendi şiirlerim az.

Şairler sevdayı sevgiyi daha esaslı anlatıyor.sosyal sorunlara da yer veriyorlar.daha seviyeli eserler ortaya çıkıyor.

ben şarkı söylemek,albüm çıkarmak istemiyorum.sahne işlerinden anlamam.

bu camiadan kimseyi tanımıyorum.

bana yardımcı olabilir misiniz,neler tavsiye edersiniz?


iyi günler

e.




Muhterem Sadık Bey,
Büyük bir emek göz nuru ve beyin ürünü olan “DEM” kitabınızı Ramazan ayında bir kaç günde gözyaşlarıyla tamamladım.
Öncelikle bu güzel eseri edebiyat dünyasına kazandırdığınız için binler tebrik ve teşekkürlerimi sunuyor ve bir kaç hususu paylaşmak istiyorum.
1.Oktay Çağlar’ın aziz hatırasına ithaf etmişsiniz. Oktay Çağlar kimdir. Neden bu kişiye ithaf ettiniz, merakımı bağışlarsanız öğrenmek isterim.
2.“Ağbi” sözcüğündeki “ğ” gırtlağı zorlayan ve çoğu zaman telaffuz edilmeyen bir ses, biz de kullanmayız, siz de konuşmalarınızda çıkartmıyorsunuz hatırladığım kadarıyla, yazıda kullanmanızın özel bir nedeni varmı?
3.148. sayfada Nifak bir zatta idi oda bitti. Cümlesindeki “zat” kimdir?
4.88.bölümde (sayfa 255 iki (n) di kelimesinde n harfi unutulmuş, sonraki baskılar için...
5.100. bölümde sayfa 292 Dostun zaten gelmek istemiyordu. Cümlesindeki dostu (n) sanırım n harfi gereksiz.
6. arapça “eşya” kelimesinin türkçe karşılığı olarak “şeyler” diyorsunuz, aklımdan “varlıklar” sözcüğü geçti ne dersiniz.? “tevhid kelimesi” yerine “birlik kelimesi” kullanmışsınız. Özel bir kavram olarak aslını muhafaza etmek daha iyi olmaz mı?
Fazla zamanınızı almamak için diğer bir kaç hususu yazmıyorum. Son bir soru, kitapta geçen olaylar tamamen gerçek olaylar mıdır? roman sanatının tanımı çerçevesinde bu soruyu sormamak gerekirmiş ama malum hatıralar var ve bizde onları sohbetlerde zikrediyoruz... Bu arada web sayfanıza göz attım ve mashallah benim yaşım kadar kitap yazmışsınız. Epeydir sizi takip edememişim va esefa. Bir taraftanda televizyon programlarını başarıyla sürdürüyorsunuz. Başarılarınızın devamını diler. Selam ve hürmetlerimi arz ederim.
k.b




Sadık Bey,

Programlarınızdan sürekli izliyorum, Allah daim etsin. Çok güzel hizmet.

Yapımcı ve yönetmen olarak bir çok kültürel proje yapmak istiyorum.

Telefon ile görüşebilirmiyiz ?

kitaplarınızı kısa film -anekdot şeklinde film yapmak

hayat hikayelerini film yapmak

kitaplarınıza destek vermek veya projelendirmek vs

hürmetler-

M.



Kitabınızı okuyunca ne kadar içten oldugunuzu düşünmüştüm,hızla gelen cevabınız ve aydınlatmanızla şimdi de ne kadar mükemmel bir insan oldugunuzu düşünüyorum, aradıgımı butun soruların cevabını aldım 2 kez okudum kitabınızı en önemlisi de ""Eyvallah"" kelimecigi benim için çok önemliydi ve altını çizerek defalarca okudugum satır...

Emeginize yureginize kaleminize gözünüze binlerce kez saglık,size çok çok teşekkür ediyorum.Arayışıma devam.
Nasıl mutlu ettiniz beni:)

R.



Üstadım programı izleme fırsatım oldu. Desteğiniz için çok teşekkür ederim. Sağ olun var olun. Bir kitabımızı özellikle rica etmiştim. Kitabı göndermediğimi düşünüp tekrar göndereceğim. Zira yazarımızın size ulaştırmamız konusunda özel isteği vardı. Kendisi bu hafta sonu İstanbul’a …Haber Kanalında bir kültür sanat programına konuk olarak davetli gelecekler…
Kitabımızı da bir dahaki programınızda ele alabilirseniz çok memnun olurum…
Saygı ve selamlarımla…
N.



Merhabalar Sadık bey;
Birdenbire eseinizdeki kapaktaki kişilerin kimler oldugunu cok cok merak ediyorum.
r.



Değerli üstadım hasbi duygularımızla hürmetlerimi iletiyorum.
Size Esad Erbili Efendimizden bir ilahi hediye ediyorum.
selam ve dua ile
a.




Muhterem Sadık Beyefendi,
Umarım mailimi ve ekini okuma zahmetine katlanır ve lütfedip geri dönersiniz.
Tavsiyelerinizi ve tenkitlerinizi bekler, saygılarımı arz ederim.
Allah'a emanet olun.
i.



Selam daim, her an-ı dem üzerinize olsun.
…'da doktorluk yapan biriyim. Çok kitap okumadım. Nasip, Mevlam'ın buldurduğu Kerbela kitabını iki gündür okurken, … Efendi'nin dilinden yazdırılan bu "emanet"in son olarak Kendisine lutfedildiği belirtilmiş. Ya da anlayamadım. Bu soruyu Kendisine de soramadım. Bâtında sorulduysa da bilemedim. Istanbul'a çağırmıştı, gidemedim. …'da emrettiği görevi de henüz yapamadım.
Amma, takdir-ilahi, Size sorabildim!
Soruyu sorup cevabı veren de Hu olduğuna göre, O'ndan cevap bekliyorum.
Selam olsun.
e.a.



Selam.
Edepsizliğim ve cahilliğim için özür dileyerek Sizi tekrar rahatsız etme cüretinde bulunuyorum.
Aciz muhtaç bir kul olarak, nefsi mülhimeden nasıl kurtulur bu kul, Allah c.c. 'ye nasıl ulaşır sorusuyla zahiri yıllar geçti...
Bir kul nasip oldu sebep olarak, O'nunla da yıllar geçti.
Sonuç olarak bir insanın kamil olma yolunda ne kadar ilerlerse o kadar çok Ehl-i Beyt'e "yaklaştığı"nı anladım.
Hem hal, hem yazı ve söz olarak...
Başka bir deyişle, hangi "yol"dan Hakikate ermiş olursa olsun, kemalatının artması, Ehl-i Beyt'ten söz ve hal etmesi ve sevmesine yol açıyor.
Saygılarımla.

e.a.

Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 3055

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

SADIK YALSIZUÇANLAR,
ARTIK BÜTÜN KİTAPLARIYLA
PROFİL’DE…

sEsLi kiTaP

C’nin Hazırlanmış Hayatı
 
 Sesli Kitap.. Hazırlayan: Nisan Kumru
Bir ve Hep
 
Küf
 
Hiç