|
|
| Mektuplar [Şubat 2010-2] |
| Yazan ediTör | ||||||
| 09.03.2010 13:41 | ||||||
|
Selamlar Hocam, Az önce Sakarya'daki programda beraberdik. Filmin 1. kısmında yanyaydık. Bu akşamki gösterimle birlikte filmi ikinci izleyişim oldu benim. Ben filmle ilgili bir noktayı merak ettim. Filmin sonunda Nazım kızıyla bankada konuşurken "benim adım niye Nazım, seninki niye Piraye, oğlumunki neden Mehmet..." diye bir cümle kuruyor. Filmden önceki yorumlarınızda Nazım'ın Nazım Hikmet olduğunu öğrenmiştik. Acaba Piraye ve Mehmet kimlerdir? Yoksa sadece o dönemde sıkça kullanılan sembol isimler midir? Çalışmalarınızda başarılar. Teşekkürler. H. Ya Rabbi,Bizi kendimiz olmaya uyandır! gecemiz mübarek olsun, en içten ve samimi dualar bizimle olsun.. vesselam. Kandiliniz kutlu olsun. n. Mübarek Kandilinizi Tebrik Eder Daha Nice Kandillere Sevdikleriniz Ve Sevenlerinizle Beraber Erişmenizi Yüce Yaratandan Diler Herşeyin Gönlünüzce Olmasını Temenni Ederim.... çok muhterem Sâdık Hocam! Mübarek Mevlid Kandilinizi en samimi dileklerimle tebrik eder, Yüce Rabbimden bizleri daha nice hayırlı kandillere sağlık, huzur ve barış içerisinde kavuşturmasını niyaz ederim. Selâm ve saygılarımla. m. mübarek günün dua bereketinden vefâ dolu selâmlar... HOŞ GELDİN En güzel doğum, en kutlu şafak Seninle gelen bahardır ömrümüzün kışına Ve ısınmamız sonra Kimselerin ısıtamayacağı kadar müşfik Kimselerin olamayacağı kadar can... Hoş geldin Yâ Resûlallah f. Her gül kokan yerde gül vardır. Her gül kokan yerde gül olduğu gibi her dedikodusuz ve fesatsız olan mecliste de Hz. Muhammed vardır. Nerde muhabbet orda Muhammed.. (Ken’an Rifaî Sohbetler, II s. 111) Adı Güzel kendi Güzel... http://video.google.com/videoplay?docid=-9154101252998320837# Hayırlı kandiller.. selam ve dua ile. Ü. Mübarek mevlid Kandilinizi tebrik eder; sağlık, mutluluk ve esenlilikler dilerim. h. MEVLİD KANDİLİNİZİ TEBRİK EDER, HAYIRLARA VESİLE OLMASI DUASI İLE SELAM VE MUHABBETLERİMİ SUNARIM. n. MEVLİD KANDİLİNİZİ TEBRİK EDER, HAYIRLARA VESİLE OLMASI DUASI İLE SELAM VE MUHABBETLERİMİ SUNARIM. a. Dilerim ki ömrümüz kandil kutluluğunda geçsin bütün yokuşları, "kalbimizin güneşi" hürmetine... İçli dualar ile... Vesselâm. (Evrenin Efendisine) Dünyanın ağırlığına eklesek, Yıldızları, ayı, güneşi Yine de ağır basarsın ey kalbim Ey kalbimin güneşi... Erdem BEYAZIT z. Mevlid Kandilinizi tebrik eder, sağlık ve esenlikler dilerim. d. Sayın Sadık Yalsızuçanlar. Size bu iletiyi Elazığ'dan yazıyorum. Sizi daha önceki yazılarınızdan takip ediyordum. Fakat dün akşam Ülke TV' de katıldığınız programdan sonra sizinle yazışma ihtiyacı hissettim. Özellikle sizin Risale-i Nur'lar ile tanışmanıza vesile olan kişiden bahsetmeniz ilgimi çekti. O kişinin Muhammet Öner olduğunu öğrendim. Kendisi benim kayınpederimdir. Sizi tanıyıp tanımadığını kendisine sordum, sizi tanıdığını ve sizinle iletişime geçmemizi söyledi. Ben edebiyat öğretmeni olduğum için zaten sizi ilgiyle takip ediyordum. Eğer müsadeniz olursa sizinle şahsen de tanışmak isterim. Saygılarımla. L. Selam Sadık bey, bugün Ülke Tv'de izledim. Farklı ve güzel noktalara değindiniz... Saygı ve sevgiler B.Ç-Londra BAŞARINIZI KUTLAR ÜLKE İÇİN HİZMETLERİNİZİN DEVAMINI DİLERİM m.ö. değerli hocam uzun zamandır aklıma takılan cevabını bulamadığım bir soruyu sormak isterim; yaratanın yaratması nedendir?, tüm bu oluş ve varlıktan amaç nedir, alemler niyedir, imtihan niyedir? Allahın bunlardan maksadı nedir? saygılarımla u. Tasavvufi meşrebe sahip bir arkadaşım ısrarla Nurlardan daha iyi feyz alabilmek için bir mürşid-i kamile bağlanmanın gerekliliğini söylüyor...Sadece kitabîlikte kalınmayacağını söylüyor.Aslında bana da bütün bütün mantıksız gelmiyor.Ancak Üstad Hazretlerinin Risalelerde ısrarla üzerinde durduğu Risale-i Nura kanaat ilkesine aykırı olmaktan korkuyorum.Ne dersiniz?Selam ,hürmet ,muhabbet ve dua ile... b. nasılsınız hocam perşembe günü sakaryadaymışsınız iple çekiyorum görüşmek duasıyla ö. Sadık Ağabey, Sizi ilk kez Tıp Fakültesinde okurken tanımıştım. Bu zamana kadar maalesef çok az sohbetinizde bulunabildim. Kafa Dengi programında Nur Talebeleri'nden eleştiri aldığınız yazınızı merak ediyorum. Yine Sizi çok seven bir doktor arkadaşımla birlikte sizinle görüşme isteğimiz var, ancak herhalde telefon numaranız değişmiş, size ulaşamadım. Dem'in büyük kısmını gözyaşları içinde okudum ve size çok dua ettim. Allah (cc) Sizden razı olsun. a. kalp kalbe karşıdır şimdi seni düşünüyordum ve yine yeniden yeşil çayırı dinle diyecektim sen sağol muhabbetle YEŞİL ÇAYIR Yasla başını toprağa, bir zamanlar kalbimin çarptığı noktaya Bir avuç toprak al üzerimden Uzan şu yeşil çayıra Beni hâlâ sevdiğin günleri hatırla Yaklaş, çekinme Yağmurlar yağsın başından aşağı Beni düşün ayışığında yağmur çiselerken, Ve uzaklardan bir tren geçerken Temizle üzerimde biriken çalı çırpıyı Ve mırıldan şarkımızı Bir hava kabarcığıyım şimdi ben Senin içinde süzülen Gölgemde dur dinlen Bak her şeyde ben varım şimdi Bitecek rüzgar güllerinin hüznü Müjdelerken yağmur kokulu bir günü Tanrı savurduğunda yıldızları dört bir yana Hangisi kuş hangisi çiçek ne fark eder Benden azade bir hayat yok sana Ola ki, bir ağaç gibi çıkacağım karşına Hayır, veda etme bana Gökyüzü nasıl onu söyle sadece Çünkü bil ki gökkubbe çökerken üstümüze Ardıç kuşlarını kovalayacağız biz seninle a. sadık hocam, nasılsınız? afiyettesiniz inşallah.. benim sizden iki tane ricam olacak.. birincisi, türk edebiyatında okunduğunda ufuk açacak öykücüler ve hikaye kitaplarıyla alakalı olarak bana tavsiyede bulunabilir misiniz? ikinci olarak da sizden bana konusu kış olan yahut zaman olarak kış mevsiminde geçen birkaç öykü kitabı yahut roman önerebilir misiniz? teşekkürlerimi ve sizi rahatsız ettiğim için özürlerimi iletip hayırlı günler dilerim.. selam ve dua ile... u. programda sırrı abinin film yapması konusunda önerdiğiniz kitabın adını rica edebilirmiyiz. teşekkürler. Sevgili Sadık Hocam; Öncellikle hakkınızı helal edin. Eserlerinizi severek takip eden biri olarak, sanırım "Muhsin Yazıcıoğlu" üzerine yazmanızı, biraz ön-yargı, biraz had bilmezlik ve az da duygusallıkla yorumlamış bulundum. Daha objektif incelemeye çalışacağım. Yolu tek yol devrimden, Marx'tan,Lenin'den geçen biri olarak, 2006 yılında berberde tıraş olmak için sıra beklerken, masada duran mahur bir "Zaman Gazetesini" karıştırmaya başlamamla birlikte "Her yer Kerbela" makalenizle uzun yolculuğumuz başlamış oldu. Hayatına, dini referans almış biri değilim. Lakin diliniz, anlatımınızla bambaşka bir dünya'ya kapı açmış oldum. Sizdeb Allah razı olsun. Türk Dili ve Edebiyatı üzerine lisans eğitimi almış, eğitimi kara mizah anlayışı ve faşizan sebeplerle sık sık yarıda kesilmiş, son öğrenci affı(!) ile birlikte de mezun olmuş biri olarak, sadece kendisinin ve mensubu bulunduğu alt kimliğin sorunlarını gören, ve bu alt kimliğinin asit kuyularını, diyarbakır zindanlarını, faili meçhullerini düşünmek dışına çıkamamış biri olarak, sizi ve sizden hareketle, bambaşka bir dünya'ya geçmiş oldum. Özellikle Üstad Said Nursi'yi sizinle irdelemek ve davası bu dünya olmayan,büyük devrimci üstadl'a tanışmak, aracılığınız için sonsuz teşekkürler. Kaleminize kuvvet, bolca yazın bizler de bolca okuyalım. Selametle. a. selam, hayat bir şarkı olsa baştan başa sarsa hüzün tebessümün ardına saklansa bu şarkıda olduğu gibi muhabbetle özlemle ekrandan ve yazdıklarından faydalanmaya çalışıyorum ha bir de metin üztündağ ın bir lafı basit ama değme laflara değişilmez '' hayat bir gündür o da bugündür' ne dersin? a. merhaba sizi kafa dengi programında tanıdım ilgimi çekti üslubunuz ve konuşmanız takip mesafemi azalttım daha yakından tanıma adına gerek sitenizde gerek facebook ve diğer yerlerde araştırıyorum sonuç olarak ekranlarda daha sık görmek istediğimiz insanlardan oldunuz .. iyi günler.. a. Muhterem dostum, Hala sesi duymadım için, size tekrar sormak ihtiyaç duyorum; Isanbul programinız var mı bu ayı? r. sevgili sadık yalsızuçanlar.ben, nacizane ,kitapları seven ve özellikle tasavvufa iligi duyan ve okur olmaya çalışan biriyim.sizi elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum.'' gezgin'' kitabınızı okuduktan sonra ibn i arabi ye olan ilgim bir hayli arttı.benim sizden ricam tezatlıklar hakkında bana veya bize yardımcı olmanızdır.bu konuyu pek idrak edemiyorum.mevlana iyi-kötü,güzel-çirkin yoktur diyor ve ikisininde aslında aynı şey olduğunu söylüyor.bu konuda idrak etme sorunum var.bunu tam anlamıyla anlamlandıramıyorum.bana bunun bir açıklamasaını yapabilirseniz çok memnun olacağım.bir de tasuvvuf a gönelik tavsiye kitaplarınız nelerdir,hangi kitapları tavsiye edersiniz.teşekkür ederim. Merhaba Sadık Bey... Sizi bir belgeseliniz için rahatsız ediyorum. Karadeniz Müziği ve kemençe üzerine önemli bir belgesel çalışmanız olduğunu duymuştum ama izlemek hiç nasip olmadı. Size nasıl ulaşabiliriz? İzlememiz ve arkadaşımın kitabı ve araştırması için sizinle röportaj yapması mümkün olur mu? saygılar...görüşmek üzere... y. Selam Aleyküm.üstad ım nasılsınız?sizi ilk olarak 'muhsin başkan' kitabının yazarı olarak tanıdım.muhteşem derecede etkileyiciydi.en etkileyici kısmı ise menzile doğru olan bölüm.rahmetliyi anlatan diğer kitaplarda bu durumdan pek söz edilmiyor.ve ben o anı çok iyi bildiğim için yazılmışı okumak istiyordum.ben de bir sofi abimden dinlemiştim. bu arada ben sofi değilim.ama o şeridi iyi bilirim.neyse üstadım ben asıl meseleye geleyim.geçen gün risalehaber.com da senaristlik üzerine eğitim verildiğini farkettim.ve en önemliside bu eylemin başında sizin olduğunuzu okudum.şunu söylemeliyim ki;ben sinema televizyon okuyan biri değilim. aslında okul bitti.bi kaç ders yüzünden ya da bir öğretim görevlisi yüzünden okula uğruyorum.evet senaristlikle,okuduğum bölümün hiç bir alakası yok.ama şunu çok iyi biliyorum,şu asırda yaşayan bir Müslüman-Türk isen,yaşadıklarınla,yaşananlarla,geçmişinle,geleceğinle kısaca hayatla bir derdi vardır.hele benim gibi siyasi,politik,tarihi kitaplarla fazla haşır neşir isen manevi kardeşleriyle beraber dava edindikleri bu derdi ya yönetmen,ya senarist,ya müzisyen,ya da yazar olarak bu davayı güdüyorlar.veya başka yollarla.mesela bi kaç yıl rap müzikle uğraştm.sırf derdimi anlatabilmek için diyebilirim...şimdi ise bir çok şey okuduk bir çok şey karaladık.belki de bir KIRMIZI KİTAP oluşturduk.bu yazdıklarımızı neden senaryoya dökmeyelim hocam.haksızmıyım.batı zihniyeti yıllarca bunu yapmadı mı?olmayan tarihlerini anlattılar.sahte kahramanlar(örümcek adam-süpermen) yarattılar.evet bizim kültürümüzde ne sinema,ne tiyatro,ne batı müziği vardır.öyle bir asırda(ahir zaman)yaşıyoruz ki aleyhimize olan şeyleri lehimize çevirmek zorundayız.sinema da neden Fatih Sultan Mehmet yok neden Üstad Bediüzzaman haz. yok.neden Bedir,Uhud,Çanakkale, ya da osmanlı fetihleri yok.nedeni çok açık üstadım.bu millet KÜLTÜR EMPERYALİZMİNE uğramıştırda ondan.bunu siz benden daha iyi biliyorsunuz.şunu size çok rahat bi şekilde söylemeliyim ki,ben bir nur talebesiyim.Risale-i Nur larla 14 yaşında tanışan birisi olarak ne kadar davasına sadık olan birisi olduğumu belki bilirsiniz.sizin de Risale lerle olan ilişkinizi az çok biliyorum.dertlerimle sizi rahatsz ettim,hakkınızı helal edin üstadım.şunu sorucam.istanbul da merak grup un şubesi var mı?yoksa Ankra ya gelmek zorundamıyız? Hayırlı akşamlar Hocam.Bugünkü konuşmanız için teşekkür etmek istedim.Sonuna kadar beklememe rağmen sizle görüşmek kısmet olmadı. Hayırlısı hayırlı bir zamanda sizinle sohbet etmeği çok isterim.Selametle ve Duayla kalın inşallah!.. f. Ağbi gönlümüzü havalandıran konuşman bende şu düşünceleri uyandırdı, paylaşmak istedim : TÂLİB İLE BAŞ BAŞA boşalt sâki… Tâlib ! Yine meyhanenin yolunu tuttum. Henüz yoldayım ama kafam dumanlı. Çakırkeyfim. Hasankeyf, ya da. Sallanıyorum. Aşkın kokusunu tenime çekmemden olmalı. Sâki, kapıda. Gölgemi bekliyor. Gördü. Sonra beni. Hoş geldiniz ! dedi. Hoş bulduk dedim. Önce gölgem girdi meyhane kapısından içeri, sonra gövdem. Biraz da aklım… Tâlib ! Masam hazır. Sandalyeme oturacağım anda çıkacak olan çok hafif rüzgar sesi de… Dirseklerimi masama dayayışımın kaçıncı yıl dönümü bilmiyorum. Bugün onu kutlayacağım. Tâlib ! Sâki başımda bekliyor. Talebimi sormuyor artık. Sadece biraz yüzüme bakmak için durmak istemiş. Baktı. Gitti. Meyi, bardağı ve suyumu getirdi. Önce kafamdaki soruları karıştırdım, sonra suyla meyi. İçtim. İçti. İçtiler. Tâlib ! Bu meyhanenin lambası yoktur. Her masada mum ışığı…Gam sahibi of’ladıkça mum alevinin kakülü havaya kalkar. Mum yârendir gam sahibine. Alevin çıtırtısı kırık kalbin yankısı…Of… Talib ! Cebimde param olmadığını anladım. Elimi cebime niye götürdüğümü sorma. Ben de biliyorum ‘öğrenmek’ denilen bela gerçeğin sıkıntısını. Ama nerden bilirdim, evimin anahtarının cebimde olup olmadığına bakmak isteğinin gene beni bulacağını ? Bu arada gene anahtarım kayıp… Tâlib ! Dinle. Ya da dinleme. Ama yok yok dinle gene de. Bil ki, biz bu meyhaneye sarhoş gelir, ayık çıkarız. Bizim sarhoşluğumuz meyden tatmadıkça çoğalır, meyden tattıkça geçer. Tâlib ! Burası neresi mi ? Sâki, efendim. Meyhane, dergahım. Mey, yâr ! Tâlib ! Of… EMRE ŞİMŞEK Sadık bey, Risale-i Nur okumaya gayret ediyorum. Her hangi bir cemaate falanda gitmiyorum. Fatih Çarşambaİsmail ağa camiine bazen namaz kılmak için gittiğimde rahatlıyorum,sakinliyorum,içim açılıyor,herkes birbirine selam veriyor,kendimi iyi hissediyorum,feyz alıyorum yahu... Bizim Nurcularda sanki o samimiyeti göremiyorum.Göremiyorum değil,GÖRMÜYORUM.Ancak kendi küçük cemaatine gidenlerle hem hal oluyor bizimkiler,onlara selam veriyorlar.Onun dışındakilere yan gözle acıyarak (kendi grubu en iyisi olduğu için) bakıyorlar.Eğer aynı kanaatteyseniz bu neden böyle?Değilseniz neden değilsiniz? Nurculukta kalbi boyut ne olmalı,nasıl olmalı?Bana yol gösterirseniz sevinirim.Çünkü kendimi Müslüman felsefeci gibi hissetmeye başladım.Herşeyi akla indirgiyorum gibi geliyor bana ve sıkılıyorum...Lütfen yardım ... Merhabalar Sadık Yalsızuçanlar, Size bu maili atmakla tam olarak amacımı bende bilmiyorum. Artık bir sıkışmışlık, çözümsüzlük vs.. En fazla ölebiliriz ya. Belki de insan ölmeden tüm şanslarını denemek istediğindendir bu çabalarım. Benim biraz uzun ve sıkıcı bir hikayem var sizinle paylaşmak istediğim. Umarım okursunuz. Sadece okumanız bile çok önemli. Bir cevap beklemiyorum açıkçası 'evet okudum' dışında. Onu da beklememin sebebi elediğim şanslarımdan biri diyedir. Farkında olmak istediğim tek şey varlığım aslında. Cehenneme mi cennete mi aldım biletimi çok umursamıyorum. Korkuyorum sadece. … ı tanırsınız zannediyorum. …' de yaptığı bir tefsir dersinde şöyle bir sistemden söz etmişti kulluğa dair: insan hayatını sayı doğrusu gibi düşünürsek demişti, ne kdr ilerleme kaydediyorsanız -'den +'ya ya da + üzerinde ya da -, işte asıl mühim mevzu budur demişti. Ne kadar geriye gittim ben bunu bilmek istiyorum aslında. Günahlarımızı dinlemekten korkuyoruz. Allah'ın bizden vazgeçmesi mümkün değil ya bakın hala bunları yazabiliyorum, en önemlisi nefes alıyorum. Ama kafirler de nefes alıyor. Yaşadığım her an cezama yenisini ekliyorsam neden yaşamaya devam edeyim? Ya da olumlu düşüneyim, işte ben Rabbimi çok seviyorum. Varlığım ne kadar gerçekse o kadar. İtaatsizliklerimin cezasını da çekicem elbet, razıyım ama ya sonra.. ne olucak.. O'nunla geçiremeyeceğim bir öbür dünya istemiyorum! Hayvana dönüşsem, eşya olsam, işe yarasam dostlarının nezdinde o da yeter. Ama kendi zulmüne uğramış ahmak kullardan biri olarak son nefesimi vermeye razı değilim. Size kısaca hayat hikayemden bahsetmek istiyorum. 1987 … doğumluyum. Annem benim doğumumda mikrop kaptığı için 17 günlük olduğum gece vefat etmiş. Annanem ve dedem büyüttü beni. 2004 yılında dedem annanem felç geçirip normal sağlığını kaybetmesinin üzerine bizi terk edip bir bayanla evlendi. En son 1,5 ay önce o da Hakkın rahmetine kavuştu. Bu yıllar içinde babam bazen vardı bazen yok. Belirsizdi. 2004 yılında başlayan bir hastalığa tutuldum ben. Obsesif kompulsif tanımı kondu o zamanlar. Allah' a inanmadığımı zannediyordum. Deliriyordum. Sürekli beynimde vesveseler takıntılar. Uzun ve yorucu ilaç tedavileri ve daha bir sürü saçma sapan çare arayışlarıyla geçti zamanım. Öyle kötü bir derttiki bu, namaz kılıyordum ama ne için bilmiyordum.Namazı bıraksam sanki ölücem sanıyordum. İnanmadığım Yaradan için namaz kılıyordum. İnsan hiç inandığına inanmaz mı? Allah' a imanla alakalı kitaplar alıp okuyordum. Sanki ihtiyacım varmış gibi. Hayır ben eminim. Var olduysam onun sevgisi aşkı için ama bu öle bir virüs ki kurtulmak zaman alıyor. Sonrasında üniversiteye başladığımda bir sohbet grubuna dahil oldum. Çok farklı bir deneyimdi benim için, …dershanesinin yetersiz din anlatımlarına benzemeyen derin konular muşahede edilen bir ortamdı. Biz risale okuyorduk ama diğerleri gibi değildi. Özellikle Ayetül Kübra en önemli konumuzdu. Hz. Ali'nin o risaleye olan manevi yardımı en büyük sebepti belki. Ben orada başka bir insan oldum. Örtündüm. Arada yine obsesiflerim tekrarlıyordu ama geçiyordu işte. 1 aylık nöbetlerdi hepsi. Sonra o hallerime şaşırıyordum ama sonra yine tekrar...Kısır döngüden kurtulmam zaman aldı benim için. Sonra o sohbetteki hocamla aramda farklı bir ilişki başladı, beni manevi kızı olarak kabul etti ve benim üzerime çok fazla görev yükledi hatta üniversiteyi bırakmamı teklif etti ama ailem buna karşı çıktı. Benimle ilgili yaşanan küçük bir olay sonrasında benimle ilgili farklı bir durum oldugundan çok kısa söz etti ama bundan bir daha asla söz etmedi. Söylediği şey çok ilginçti. Benim adımı insanlar hep başka bir isim olarak hatırlardı, bu sık olan bir vakaydı.. Oysaki söyledikleri isim kendim ismimle uzaktan yakından alakasızdır. Harf benzerliği dahi azdır. Bunun aynısını kendisi de sık tekrarlamaya başlayınca merak edip manevi bir büyüğüne sordu ve bana dua niteliği taşıdığını öğrendi bu ismin. Bazı Allah dostlarının duasıdır dedi. İnsan böyle şeylere inanmak ister ama inanamaz. Nefsimden bile korktum kimseye bahsetmedim ki bahsetsem kim inanır ben bile inanmazken pek. Sırrı bilen söylemez söyleyen bilmez demişti ki bu ne doğrudur. Oradaki günlerim yaz tatilinden sonra sona erdi çünkü hocamızın tatil boyunca kendimizi boşvermeyelim diye anlattığı helak kavimlerin başına gelen vakalar bende bu defa ölümle ilgili bir obsesyon meydana getirdi. Sürekli ölümü düşünüp hayattan soğudum. Kilo vermeye başladım, insanlarla görüşmemeye.. Ve oraya devam etmekten korktum kaldıramadım. En büyük öğretimiz şuydu: Allah kuluna zulmetmez evet. O zaman siz bir hata yaptınız ki cezalandırılıyorsunuz. Tövbe edin. İğne batsa elinize sizdendir. Allah'ım bu ne büyük bir eziyet diyordum. Ne günahkarmışım, ne çok dramatik olayla karşılaşıyorum sürekli!. İşin dozunu kaçırmış olmalıyım ya da aklım yetmedi. O zaman hocamız derdi ki Allah zamansızdır sizin evvel ve ahir günahlarınızı bilir. Şimdiki halinizle düşünmeyin derdi Şimdi büyüdükçe anlıyorum ki günahlarım nasıl artıyor. Bedelinin ödediklerim ve ödeyeceklerim... Sonrasında hayatıma başka biri girdi. Ömer Lütfi Mete.. Allah kabrini nur etsin. O'nu tanıdıktan sonra biraz insanlaşmış olabilirdim evet. O başkaydı. Ben O'nun gözünde öyle bir aşk gördüm ki Yaradanına, ben tekrar aşık oldum Rabbime. Allah ondan razı olsun. Sohbetlerinde bulunma imkanım oldu. Onunla hep konuşmak istedim ama zaman dediler... Hakettiğim zaman ne zaman? Ben derviş olmak nedir bilmiyorum ama gönlüm aklım Rabbimle dolu olacaksa ben Allah yolunda olucaksam adım ne olursa artık.. Ama diyemedim. Ne diyebilirsin ki? Bize bir nasihatı vardı: Allah dan aşkını isterken dikkatli olun, imtihanı zordur derdi. Kimin umrunda ki! İmtihanından korkup Rabbimden aşkını esirgemesini mi dilemeliyim. Niye varım o zaman, ne gerek bana? Ben istedim... Sonra birgün Ömer Hoca kalp krizi geçirdi. Ben o gün hayatımda ilk defa bir erkeğe Evet demiştim ama olacaklardan habersizdim. Sonrasında ne olduğunu inanın bilmiyorum. Ben bazen yanımdaki sevdiğim dediğim insanla mutlu bazen mutsuzum. Bazen dünya dar bazen geniş. İnsan havf ile reca arasındaymış ya! Ben onu bu yaşadığım birliktelikte gördüm. Yanımdakine bazen yabancı, düşman bazen onu kaybetmekten korkan aciz bir aşık. Bazen ki onu sevdiğime olan inancımı kaybediyorum. Kendimden nefret ediyorum. Tatminsizlik, şükürsüzlük... Kendi kendine çizilen yol... Ben neyim ne oldum, bilmiyorum. Artık muhakeme etme gücüm yok, hiç olmamışta olabilir ki bunları yaşıyorum. Aslında bu arada yaptıgım o kadar çok hata, günah var biliyorum. Yaşamadan önce bunları yapabileceğimi bilmezdim, yaşayınca öğrendim... İnsan nefsi isteyince neler yapıyormuş. Çok korktum terkedilmekten. Gücüm yoktu hala yok. Sürekli birilenin gitmesi acıtıyor insanı. Ben de gidemedim zaten hiç. Hep bu sürüncemeden kurtulmak istedim, uzaklaşmak istedim. Kıyamadım kimseye. Yüzüstü bırakamadım. Oysa insanlar bunu sık yapıyor, yapabiliyor... Çok üzülüyorum, ağlıyorum.. İnanın bunlar demogoji falan değil. Böyle sanki oyalanıyorum ama aslında ölüyorum sürekli. Ben sadece Allah dedim içimden Aşk dedim, Belki tamam kaybettim imtihanımı. Bir erkeğe esir oldum. Her neyse neydi ama ya sonra bundan sonra mutlu olmak kolay mı böyle. Hem sevmek hem aslında sevememek. Becerememek yalan dolanı. Annaneme söylediğim yalanları itiraf ettim dayanamadım. Herşeyi anlattım. Anne ben senden izinsiz bunu yaptım, hata belki ama düzeltirim dedim. Yanlışı doğru yaparım dedim.Bana nasıl inanıyor bilseniz. Kızım sen yetersin dio. Ama ben kendime yetemiyorum. Size bunları neden yazıyorum. Gidip psikologa falan anlatıp da rahatlayabilirim ki yaptım ama bana ne kadar cesur olduğumu söyledi! Biraz da yargıladı. Anlayamadı sanırım. Olsun. Size yazıyorum çünkü az çok takip ediyorum yazılarınızı. O kadar çok kendimi buluyorum ki sizde. Ömer Faruk Tekbilek ' e yıllardı hayranım. Bunları yazarken de AŞK'ı dinledim ondan. Ney öğrenme çalışmalarım oldu ama hangi işi becerebildim ki yalan dünyada. Ne tevvafukdur en son derman arardım derdime parçasını çalabilmiş ve bırakmış bir acemiydim... Ama en çok şair olmak isterdim Allah dan, ama yok benden çıkmadı.Furüğ Ferruhzad ı bilirmisiniz.. En çok onu severim. Hem bayan şairdir.. Hem ortadoğuludur. Anlar dilimizden.. Size de Aşk dan anlamanız üzerine yazdım bunları. Adımı vermek istemiyorum. Azçok belli ettim kimliğimi ama aşikar olmayı kaldırabilecek yürek yok bende. Aşk' ın bana cevabı nedir bilmiyorum, sizden cevap beklemek haddim değil. Ama dua edin en azından. Selametle! Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 341
Yorum yaz
|
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Güzerân |
| Sırlı tuğlalar |
| Bilişmeler |
| E - kitap |
| Haberler |
| Bağlantılar |
| Arama |
| Eve dön |
| Arşiv [Eski site] |
| Misafir defteri |
Not: Teknik bir yenilenme sebebiyle bülten aboneliklerinin yeniden yapılması gerekmektedir. Lütfen bülten kayıtlarınızı yenileyiniz.
![]() | Bugün | 239 |
![]() | Dün | 452 |
![]() | Bu hafta | 1648 |
![]() | Bu ay | 4011 |
![]() | [07.08.08'den] | 200965 |