JA slide show
Anasayfa arrow Günlük arrow Mektuplar arrow Mektuplar [Ocak 2012]
Mektuplar [Ocak 2012]
Yazan ediTör   
25.01.2012 23:02
selamün aleyküm sizin sohbetlerinize katılmış biriyim çok fazla katılmış olmasam da. bir rüya gördüm bu rüyam çok güzeldi çok huzurluydu çok ama rüyamı hatırlamıyorum ve sizi de rüyamda gördüm bir öğüt verdiniz ama güzeldi onu da hatırlamıyorum sadece destek oldunuz rüyamda bunu biliyorum gerçekten ışık vardı rüyamda sanki. herşeyin en en başında ama en tatlı başındayım. ben sarhoş olmak istiyorum ben bendeki benliği silip ben hak yolunda sarhoş olmak istiyorum. bana yol gösterirseniz sevinirim
b.



selamun aleykum Sadık Abi,
Size Sadık Abi diyorum çünkü sizi çok saygı duyduğum bir abimden sadık abi olarak duydum , tanıdım ve bu vesileyle kitaplarınıza müptela oldum. Kapı kapıyı açar ya ben de sizin vesilenizle İbn-i Arabi'yi tanıdım. Sizlere çok müteşekkirim. Üniversite yıllarında sizi tanıdığımda, sizi tanımak için ne kadar geç kaldığımı fark ettim. Sizi tanımama vesile olan abim bana sizin tam bir kitap kurdu olduğunuzdan, binlerce kitabınızın olduğundan ve kitaplarla bütünleşmiş bir hayatınızın olduğundan bahsetmişti. O zaman hedefime bende sizin gibi çok kitap okumayı koymuştum. Sizler benim için çok güzel örneklersiniz. Ama malesef sizi tanıyan bu abim ile irtibatı kopardık. Telefon hatlarının azizliğine uğradık. Farklı Şehirlerde farklı insanlarla muhatap olmak mecburiyeti aramıza girdi belki..
Sizden ricam sizi tanıyan bu abimi eğer sizde tanıyorsanız bana ona ulaşabilmem için yardımcı olabilir misiniz? Ona bir vefa borcum var. ….., Ankara'da yaşıyordu, Kırşehirli...yardım edebilirseniz gerçekten çok mutlu olacağım. İlginiz teşekkürler.
Neden size soruyorum???Bir umut aklıma siz geldiniz.
Allah yar ve yardımcınız olsun.
A.    E.


Merhaba Hocam,

Haftaya cuma gerçekleştireceğimiz programımız için siz haklı olarak bir okuma önerisinde bulunmadınız ama biz "Aşkın Halleri" isimli hazırlayıcılarından biri olduğunuz güzide kitabı okuma maksatlı olarak 18 adet sipariş verdik ve bir süre önce kitaplar elimize ulaştı. İnşallah programa b kitabı okuyarak gelmiş olacağız.

Hocam, 9 Aralık Cuma günü 17:15'te başlayacağımız "Aşk ve Edebiyat" başlıklı programımız öncesinde 16:30'da üniversitede olabilmeniz için sizi nereden, saat kaçta servisle alalım? İstanbul'un merkezi noktalarından Üniversitesiye ortalama 1 saatte ulaşılabiliyor. Program sonrası sizi hangi adrese bırakalım? Ayrıca hocam servis şoförünün size ulaşabileceği -mümkünse GSM- numaranızı rica ediyorum.

Sabırsızlıkla beklediğimiz bu programın bizim için farklı ve heyecan dolu geçeceğine inanıyorum.

Selam ve muhabbetle...


h.
Bekaa Karargahi'nda hayati tehlike ba$gosterince uluslararasi bir
planla Bekaa'dan alinip 1000 civarinda keskin ni$anci tarafindan
korunan Imrali Karargahi'na yerle$tirilip hizmete kaldigi yerden ve
daha cevval olarak devam eden Abdullah Ocalan'in her lafinda keramet
aramak zorunda miyiz?

Detaya girmeden "uluslararasi plan"a bir aciklik getirmek gerekir.
Apocular, Ocalan'in Imrali'ya teslim olu$unu "uluslararasi komplo"yla
ifade ederler; oysa ortada komplo degil, plan vardi. Bekaat Ocalan
acisindan guvenli bir yer degildi artik. Hem orgut icindeki homurtular
hem de TC icindeki bir kanadin Ocalan'a yonelik suikast giri$imleri
Ocalan'i bir arayi$a surukledi. "Daga, Gerilla'nin yanina gitme"
Ocalan'in secenekleri arasinda hicbir zaman olmadigi gibi o zaman da
yoktu.

Tarifeli bir ucakla Avrupa'ya cikti, birkac memleket turladiktan sonra
Kenya uzerinden Turkiye'ye giri$ yapti Ocalan.

Meselenin uluslararasi boyutu $u: Malum, Ocalan'in Imrali'ya geli$i
sureci, zamanin Kara Kuvvetleri Komutani Atilla Ate$'in Reyhanli'dan
(Hatay) Suriye'ye kukremesiyle ba$ladi. PKK'nin Ocalan'in emriyle
gercekle$tirdigi ilk saldiri ile Ate$'in Genelkurmay'in direktifiyle
Suriye'ye kukreyisi arasinda tam tamina 14 sene var. 50 binden fazla
kaybin en cok verildigi, 17 bin faili mechul cinayetin i$lendigi, 5
bine yakin koyun yakilip yikildigi, milyonlarca Kurdun ya yurtdi$inda
surgune ya da buyuk $ehirlerin gettolarinda surgun hayati ya$amaya
zorlandigi 14 seneden bahsediyoruz.

Genelkurmay Ocalan'in Suriye'de oldugunu 1998'de mi ogrenmi$ti? Neden
1984'un Eylul'unde degil de 1998'in Eylul'unde? Suriye o zaman daha mi
gucluydu? Hayir. Turkiye daha mi gucsuzdu? Hayir. Suriye'nin Rusya'nin
yakin muttefigi olmasinin etkisi var miydi? Olabilir, ama daha dune
kadar Amerika'ya ragmen Amerika'nin muttefigi Guney Kurdistan'a
kukreyenler neden o zaman Rusya'ya ragmen Rusya'nin dostu Suriye'ye
kukremediler?

Bu ve buna benzer sorulara, bircok Kurd yerleri biliniyormu$casina tek
tek toplanip Diyarbakir ve benzeri cehennemlere yerle$tirilirken,
Ocalan'in buyuk bir itina ile darbe oncesi Suriye'ye kacirilmasini;
Ocalan'in darbe oncesi Kuzey Kurdistan'aki bircok Kurd olu$umlarla
sava$ip bircok yurtseveri katlederken devletle hicbir direk cati$maya
girmemesini; darbecilerin fiilen iktidarda oldugu donemde bile devlete
silah dogrultmamasini; ilk silahli mucadelenin sivil hukumetin
iktidara gelmesinden sonraya denk ge(tiri)ldigini (bir soru: $iddet
sivillerin mi yoksa askerlerin mi elini guclendirir?) de du$unursek,
ortada gayet puskullu bir Devlet-Ocalan ili$kisi beliriyor (diye
du$unuyorum).

Tabi buna, bugun Ergenekon Teror Orgutu uyeliginden, darbeye te$ebbus
sucundan Silivri'de tutulan darbeci generallerin haril hurul darbe
plani hazirladigi bir donemde, PKK'nin (gene Ocalan'in emriyle)
$iddete tekrar ba$lamasi gercegini de ilave etmeyi unutmayalim ki
ili$ki daha puruzsuz ve bugusuz gorulebilsin.

$imdi detaya girebiliriz...

Ocalan ne diyor? "Burası çok hassastır. Görüşe çıkmamız uygun değil!"
Daha dune kadar yagli donunu giyip Cumhurba$kani Gul'den Cumhurba$kani
Talabani'ye, Ba$bakan Erdogan'dan Ba$kan Barzani'ye kadar bircok
insanla cekinmeden ve korkusuzca(¡) "gUre$en" Ocalan, ne degi$ti de
bir hapishane mudurunun emriyle "gOru$me"ye cikamiyor? Daha once butun
yetkililere (Genelkurmay yetkilileri haric elbet) laf yeti$tiren
Ocalan'in hapishane mudurune soyleyecek bir iki kelimesi yok muydu?
"Butun i$kencelere, baskilara ragmen direniyorum" falan diyebilirdi
mesela!

Ocalan'in direndigi falan yok. Gucun, daha once sirtini dayadigi Derin
Devlet'ten yava$ yava$ sivillere gectigini gorunce hafiften hafiften
saf degi$tirme egsersizleri yapiyor Hazret. Malum, 1999'dan beri
Genelkurmay'daki Ergenekoncu kligin kontrolunde olan (Ocalan daha
Imrali'ya yerle$meden once Imrali itina ile hazirlanmi$, Adalet
Bakanligi'nin kontrolunden alinarak askerlerin emrine verilmI$ti,
malum) Imrali, yeni yeni Sivil Hukumet'in kontrolune gecti. Ocalan,
Imrali'yi kontrole den Ergenekoncularin gaziyla (cogu defa
hazirladiklari metinlerle) sivillere laf soku$turuyordu; onlar gidince
Ocalan'in havasi haliyle epey azaldi.

Imrali'nin kontrolunden ba$ka onemli geli$meler de var. Mesela,
Genelkurmay'in kontrolunde olan ve istihbarat uzmanlarina gore sadece
Turkiye'nin degil, Ortadogu'nun da en kapsamli dinleme ve izleme
uslerinden biri olan, darbeciler icin hayati bir oneme sahip olan
Ankara Golba$i'ndaki Genelkurmay Elektronik Sistemler (GES)
Komutanligi daha yeni ve sessizce askerlerden alinip bir nebze sivil
sayilan MIT'e devredildi (Roboski saldirisini, GES yetkisi
tirpanlandigi icin intikam arayi$ina giren Ergenekoncu askerlerin i$i
diyenler var). Ergenekon Operasyonlari (ki bu operasyonlardan sonra
faili mechul cinayetler ve "iyi cocuklar"in kaos olu$turma amacli
bombali eylemleri son buldu) ve diger olumlu geli$meler, Ocalan'in
guvendigi daglara kar yagdirdi. Ocalan da usulunce direksiyonu
sivillere dogru kiviriyor $imdi.

Tabi, Ocalan'in uzerinde epey hakki bulunan Derin Devlet, Ocalan'in bu
tavrina cok bozuldu. Onu ortadan kaldirmak icin harekete gectigi
soyleniyor. Hatta, Imrali'da birkac suikast giri$imi oldugunu da
tahmin ediyorum. Ocalan'in avukatlarla goru$turulmemesi, Ocalan'in
guvenligini saglamakla ilgili oldugunu saniyorum. Derin Devlet
gucleri, Ocalan'i ortadan kaldirarak Roboski saldirisindan bin derece
daha ses getirecek bir eylem pe$inde; hukumet, Imrali'daki
gorevlilerin hemen hemen hepsini degi$tirerek Ocalan'a kar$i bir
suikasti engellemeye cali$iyor.

Derin Devlet icin Ocalan'in varligi fazla onemli degil artik, $imdiye
kadar canlisi hizmet etti, bundans onra OlUsU hizmet etsin istiyor
(hukumet ve guvenlik birimleri musaade etse coktan ortadan
kaldirmi$lardi). Hatta denebilir ki, Kemal Kilicdaroglu'nun Deniz
Baykal'in yerine getirilmesi gibi, Derin Devlet'in Ocalan yerine
birisini getirme plani bile hazir. Derin Devlet'e cok $ey borclu oldug
icin ona cok guvenen Ocalan, Derin Devlet'in kendisi hakkindaki
planina sonunda inanmak zorunda kaldi (herhalde). Veya, her zaman
oldugu gibi gucluden taraf oldu. BIlemiyorum.

Ocalan'in "burasi cok hassastir" derken, "olta attim, balik
bekliyorum" demek istiyordur buyuk ihtimalle. Ya Derin Devlet'le
sonuna kadar gidip onunla beraber batacak, ya da guclu tarafa kapak
atip bari$ surecinden taraf olacak ve eninde sonunda serbest kalacak
(once ev hapsi, sonra Allah Kerim). $iddetle, kanla, goz ya$iyla bir
yere varilmadigini Ocalan da anladi (mi?) sonunda...

Cevdet Akbay




Sadık Bey,
Merhabalar!
Biz hiçolmazsa Cumartesi geceleri sizi izliyor ve görüyoruz.
Selamlarımla
o.ö.

Mevsim kış, hava soğuk kapıda ümitle bekliyorum. Bekleye bekleye donmam umarım. Beni unutmazsınız inşallah. Hatırlatırım.
Ş.




sadık bey ben size ulaşmak istiyorum..her türlü konularda söyleyişlere katılmak istiyorum..ama bi türlü nedense geç haberim oluyo ve kendime kızıyorum bu konuda..telimize bi msj dahi gelse ne mutlu bize..geri dönmenizi bekliyorum..dua ile kalın..hoşçakalın..:)
s.




YAKALAMAK VARLIĞI EN SESLİ ZAMANINDA YOKLUĞUN
S.Yalsızuçanlar’a
I.
Hiç göndermemek kendini,
yüreğinin dilediği yere.
Bedenin varlığını yok etmek
hiçliği arzulayan ruhun yolunda.
Zamanı durdurmak demek,
diğer adı yokluk olanın,
yani Varolmak sessizliğinde zamanın.
Kelimeleri hapsetmek zihnin en ücra köşesinde,
işte deyip yakalamak ruhu,
hiçliğe koşan beden kafesinde.
Ve şahlanarak ruh, yok olmanın
en hissedilebilir varlığında,
haykırarak bedene.
‘’Ben ben isem sen kimsen.
Sen sen isen ben kimem’’
diyebilse..
II.
Neden varlığını seçemediğimiz sorularla
Varlığını seçebilmek için cevaplanan yokluğun
ya da cevabı Varlık olan yokluğun sorusu
Neden metafizik hamuruyla yoğruluyor hiçliğin?
Yani tuttuğun anda bırakabilmek yokluğu,
Varolmanın en doruk noktasında,
teneffüs eder gibi havayı hava içinde,
yakalayabilmek Zamanı zamanın sessizliğinde.
Yani seçebilmek beyaz noktayı –hayatın-
en karanlık noktasında!..
Sonra dur demek veya işte o an.
Heidegger’le başlamadı Varlık ve zaman.
Sormak lazımdı soruyu,
Sorumsuzluğun sorun olduğu çağda.
Yine de sessizliğe gömdük zamanı
En sesli olduğu anda.
Hayali hayatlandırmak mı olur acaba
sessizliğe gömülen zamanı uyandırmakla
ama uyuşukluk diyor ‘Evet isyan’ ın şairi,
hayalle yaşanan dünyaya..
Ve yine sorular sorular sorular…
Derviş azad izci


sadık bey merhabalar,
edebiyat ortamındaki yazılarınızı beğeniyle takip ediyorum.
size yeni çıkan kitaplarımdan göndermek isterim,
posta adresinizi yazabilir misiniz?
selamlar,
h.




NAİF…..
Her kadın küçük bir hazine olarak dünyaya gelir. Minicik bedenleri zarif,kırılgan ve hassastır. Sosyoekonomik durumu ne olursa olsun büyürken anne ve babasının prensesidir. Aklına bile gelmez bir vakit gelecek anlaşılamayacak , anlatamayacak…….
Salına salına ve kendinden emin dolaşırken hayatın içerisinde , talan edilmek ile ilgili çok da bir fikri yoktur. Talan edilmek ne acı bir söz!
Duyguların talan edilmesi, ruhun talan edilmesi , hayatın talan edilmesi ,düşüncelerin talan edilmesi……Önce duyguların talan edilmesi ile yavaş yavaş hazineden parçalar eksilir, panikle o parçalar bulunmaya ve yerine konmaya çalışılır,fakat ne parçalar bulunur ne de bulunan parçalar yerine uyar. Öyle hızla ve hoyratça bir taraflara fırlatılmışlardır ki bulup yerine koymadan önce ciddi bir onarım ister ki bu bile kafi gelmez.bulunamayan parçalar, ondan hiç söz bile etmemek lazımyitirilenler!. Zira talandan daha acı bir sözcüktür nazarımda. Duyguların talanı başladığında,hazine parçaları etrafa dağıldıkça düşünceler doğal olarak hayatta talan edilmiş olur.
Tam bu nokta da düşünmek gerekir,artarak çoğaltmak mı ? , gidenlerin ardından yas tutmak mı? Küçük hazineler olarak doğmamışmıydı kadın? Doğurgalık zaten onun hazinesinin bir parçası değilmiydi? Hayatının düşüncelerinin ruhunun talan edilmesine ve bir süre sonra yitip gitmesine seyirci mi kalmalıydı? Naif bir doğruluş farkına varıştır kadının tekrar kendini doğurması. Nazenin olmayı da hoyratça talanı da biliyordur artık, tamirat süreci tahribat sürecinden uzun sürer her zaman. Her kadının bir tahribat ve bir tamirat zamanı vardır diye düşünüyorum.
Talandan bahsetmek istiyorum. Ne kadını talan eder? Kim kadını talan eder?
Kaba, hoyrat , çirkin! kadına uygulanan şiddet talan edilmenin en bilinen en yaygın şeklidir. Fiziksel ve cinsel şiddet. Ne çok kadın maruz kalıyor, ne çok okuyoruz ne çok duyuyoruz. Şiddet kadını talan EDER! Şiddeti uygulayan da kadını talan eder. Kimi zaman bu kadının en çok değer verdiği ,kimi zaman en çok güvendiği olabiliyor. Bu hazinesini kendi isteği ile içerisine sevgisini de katarak kendi elleri ile paylaştığı insanlar olabiliyor.
Güzelliklerin kıymetini bilmemek ,eline aldığında değersizleştirip onu yok etme isteği hangi zamandan beri var? Ne zamandan beri bu kadar acımasız bir yok edici olundu ? Naif insanlar nerelere kayboldular ki kadın insanlar bu biçimde talan olmaya başladılar?
d.




Sayın Yalsızuçanlar, özellikle tasavvufi konularda, ruberu sohbetleriniz oluyor mu, oluyorsa katılınabilir mi?

Hürmetlerimi arzederim

O.




Kardesim sadik bey,
Oncelikle acikdeniz programinizda e mailimi okuma lutfunda bulundugunuz icin mutesekkrim.
Ben SIRVAN zona (bolge) sı ıcerısınde Ismayıllı sehrınde yasıyorum/ Lahıc ılcesı bızım sehre baglı 25 km dır.
Yani gorulmeye deger yerler tarisel sureci arastirmaya deger oldugu gibi.
Muzik konusunda ben farsca muzik icin tesekkur ediyorum cok guzel burada maalesef boyle bir anlayis halk arasinda
ozellikle yayginlastiriliyor farslar dusmanlarimiz:(((( dusuncesi. Bunu ozellikle selefi diye maaruf kardeslerimiz yapiyor cok aci.
Benim 40 yasinda bir bahcivanim var mukemmel derecede kuran arabca farsca bilgisi var ondan istifade ile insaallah
en yakin zamanda 54 yasimda farscaya baslayacagim.

Tekrar cok tesekkur ediyor, baki selamlar gonderiyorum sadik dost sadik kardesim.
ziya sahin Azerbeycan
z.



Sadık Bey merhabalar,

Geçenlerde sizin Ankara evliyaları hakkında bir program yaptığınızı duydum, izleme fırsatım olmadı.
Ben Ankara'nın Çubuk ilçesinde yaklaşık 1800 lü yıllarda yaşamış, çeşitli alanlarda önderlik yapmış, yol göstermiş ve Çubuk'ta bir cami ve bir mevkiiye ismi verilmiş
Ömür Dede isminde bir zatı araştırıyorum. Çubuk' un tarih kitaplarında ismi geçmesine ve az da olsa hayatı hakkında bilgi verilmesine rağmen,
hiç bir türbe kaydını resmi kurumlarda bulamadık. Kabir yeri yaklaşık olarak bilinmektedir. Hayatı ve yaşamı hakkında bilgi alabilmemiz ve türbenin ortaya çıkarılması
konusunda yardımcı olabilirseniz ya da yardımcı olabilecek birisine bizi yönlendirirseniz sevinirim. Şimdiden teşekkür ederim. Hayırlı akşamlar.
c.



Abi lafı eğip bükmenin, sağa sola çekiştirmenin anlamı yok. Onun için affına sığınarak hemen söylüyorum. Ben …’da bir eğitim kurumunda müdür yardımsıyım. Sosyoloji okudum. şimdiye kadar onlarca dergi,site,gazetede yazı yazdım. Yayımlanmaya hazır bir deneme, bir şiir, bir tez çalışmam var. Yerelde bunları basmak istemiyorum. Ulusal olana yetişemiyorum. Sizden ricam bu konuda yardımcı olmanızı istiyorum.. Google arama motoru ile denemelerimin bir kısmı görünmektedir. İstiyorsanız da kanaat sahibi olmanız için hepsini de gönderebilirim. Sadece e-mail ile cevap verirseniz sevinirim.
Allah’a emanet olunuz. Selam ve dua ile.




Proğramınızın hayran ve müdavimiyim.Bu proğram sayesinde ufukumun genişlemesine, ruhumun huzuruna vesilesiniz.Allah(cc.) sizden razı olsun.Sizden ricam proğramınızda kullandığınız o yanık sesli ezgilerin-Türkülerin-Ağıtların tümünün bir müzik dosyası halinde maillime atmanız.Şimdiden teşekkür ederim
m.




Sayın hocam; kenan rifai ile aşka yolculuk adlı eserde (sayfa 79) ka'b bin eşreften bahsedilen kısmı okudum .Az öncede açık deniz programında sayın Ömer Tuğrul İnançer hocamızın bu konudaki bahsini duydum. Yoksun düşüncemden dolayı bu iki durumun çeliştiği zannına kapıldım.Bu hadisenin karşılaştığım iki yerde geçen anlatımında yakın şahitlik yaptığınızdan ötürü sizden bu konuda yardımlarınızı talep ederim.




.a
sadık ağabey
sizi severek okuyorum ve açık ülkeyi kaçırmadan izliyorum.ben çorum dan yazıyorum.bedensel engelli biriyim.hayatı insanları ve okumayı seviyorum.sizden affınızı isteyerek bir şey isteyeceğim. açık ülkede yayınlanan müzik parçaları çok hoşuma didiyor.müzik zevkim sizinkinin aynısı diyebilirim.açık ülke proğramında yayınlanan yada yayınlanmayan arşivinizdeki türkülerden bana bir dvd yapıp gönderebilirmisiniz.hürmetlerimle...
m.


sevgili dost!
yeni senenin size ve cümle aleme hayırlar getirmesi dileğiyle selam sevgi ve dua ile...
a.




2012 yılının size ailenize ve milletimize hayırlar getirmesini diliyorum.
f.



selamlar hocam;

sizin RÜYA SİNEMASI adlı kitabınızı her yerde aradım.
bakmadığım yer kalmadı. ama bir türlü bulamadım.
baskısının çıktığı bir yer biliyorsanız bilgilendirebilir misiniz?
selamlar saygılar....
r.



Allah'ın selamı ile,

Programınızı her hafta takip eden bir müdaviminiz olarak sizebir soru sormak istedim.
Özellikle Bindokuzyüzlü yılalrda yaşamış tasavvuf alimleri hakkında neden program yapmadığıızı öğrenmek isterim.

Özellikle;Ali haydar ahiskavi,zahid kotku, esad coşan, S.hilmi tunahan, Mahmud efendi, Mahmud sami efendi gibi büyüklerimizinde özeeliklerinin,
bakış açılarının yaşantılarından önemli anların alıntı yapıldığı programları dört gözle bekliyoruz... Sygısızlık ettiysem affola...

ö.



selamün aleyküm sadık bey. Allah işlerinizde kolaylık ve hayır ihsan eylesin. Benim sizden bir isteğim olacak. Bana tasavvuf risaleleri namaz risaleleri kitabınızı ya da kendi seçeceğiniz kitaplarınıdan bir iki tanesini gönderebilir misiniz? benim ruhum sıkılıyor canım daralıyor şeytan beni çoğu zaman kuran okumaktan dahi men ediyor bu konuda tavsiyeleriniz nelerdir. ruhum ve kalbim çok dar. kitap gönderir misiniz gönderme durumunua göre siz adresimi göndereceğim. Her durumda Allah razı olsun.Allaha emanet olun
y.



Saygıdeğer Sadık Hocam; Kitaplarınızdan en çok DEM'i beğendim. Ay, yıdız, dünya, güneş, hannas, künnes tespitleriniz ne kadar güzel. Siz Mustafa Tatçı Hoca ile birlikte, Tatçı Hocanın söylediği gibi ayrı gömleklerde çakan aynı şimşeklersiniz. Biliyorum; Yok aman efendim ben Mürşid-i Kamil falan değilim, nereden çıkarıyorsunuz hiç demeyin. Bu sözlereniz yok hükmündedir. Kendinizi gizlemeye çalışıyorsunuz ama anlayan sizi anlıyor, bilen biliyor. Sizlerin ikinizinde Mürşid-i Kamil olduğunu anladım. Ama kendimin kim olduğunu anlayamadım. Sizleri neden bu kadar çok sevdiğimi, bu kadar bağlandığımı anlayamadım. Sizlere ulaşamıyorum. Vesselam.
Ş.




Selamualeykum hocam,
Bu şeb-i arusta Konya'ya gitmeyi o kadar çok istedim ki, daha önce hiç bu kadar istememiştim. Ama naip olmadı. Lakin,dün akşam İsbek'teki sohbetinizde O'nun ''mezarımı yerde aramayın bizim mezarımız ariflerin gönüllerindeir'' söünde dediği gibi bendenizi oralara götürdüğünüz. Allah razı olsun hocam. Allah feyzinizi arttırsın, bizlere de sizlerin elleriyle ağızlarıyla o güzel duyguları nasip etsin inşallah . Bir gün sizin gibi hoca olmak istiyorum, insanlara böyle konuştukça gönlüne hitap etmek onlara maneviyat yolculuklarında yardımcı olan bir kul olmak istiyorum inşallah. Lütfen duadan eksik etmeyin vesselam.
e.


Sayın Sadık Bey,
Ben genc emekli bir öğretmenim.
sizi Ülke tv de tanıdım. Inanın sizi izledikten sonra baka bir yayın izleme avzum kalmadı. Sizin programlarınızı iple çekmeye başladım. Sizinle tanşımakiçmek benim için istek haline geldi. Geşmişteki değerlerimizi sizin programlarınızda duydukça hissiyatımı tarif edemiyorum.
size başarlar diliyorum. Allah yar ve yardımcın olsun.
C.




Selamun aleyküm Üstadım.Geçen Ülke Tv deki Açık Deniz Programınızı yorgun olmama rağmen büyük bir beğeni ile izliyordum.Programda bir roman tavsiyeniz vardı.Aklımda 'Minyatürler Savaşı' diye kalmış.İnternettte aradım bulamadım.Yorgunluktan yanlış anlamış olabilirim.Rica etsem kitabın adını ve yazarının ismini bana lütfeder misiniz?Teşekkürler.




Sadık Bey merhaba,
Bir programınızın kapanışında çalınan Karadeniz Türküsü vardı.Ben o türküyü tekrar bulamadım.Bu konuda yardımınızı istiyorum söyleyeni ve türkünün adı konusunda bana bilgi verirseniz sevinirim.
İyi Çalışmalar,
b.



Merhaba Sayın Hocam,
Peygamber Efendimize yazılmış naatlar varmış, Ahmediye, Muhammediye diye duydum, eski eserler,
bunları nasıl bulabilirim hiç duydunuz mu?
Benim duyduğum Nesimi Hazretlerinin naatlerı vardı, Süleyman Çelebi'nin eserleri vardı.
Saygılarımla teşekkürlerimi sunarım,
e.



Merhaba,
gününüz hayra varsın dilerim
Sizi şehrimize ve üniversitemize davet etmeyi diliyor isek ne yapmalıyız?
Davet etmemiz tek başına yeterli midir? Kendimizce zihnimizde tasarladığımız şeyler var muhakkak fakat beraber bir güzellik sunabilirsek mutlu oluruz.
Teşekkür ediyorum bugünden. İyi kal'ın dilerim.
g.




sevgili sadık yalsızuçanlar,
rüya sinaması'nı okudumi özellikle giriş bölümü muhteşemdi.ülketv'deki programınızdaki konuşmanızı çok beğendim.
derin, sakin ve samimi.
şerif mardin, ünsal oskay, ve başka isimler, dr kıvılcımlı ve dr topçu.
aynı yoldayız.varlığınız beni rahatlatıyor.
sahibimiz var.
sevgi ve selâm ile,

r.




Muhterem Ustad

Bu nevi nice iletiler aldiginizdan eminim lakin ACIK DENIZ yolculuklarinin da etkisiyle mi bilinmez, yuregim sizi isaret etti ve ben de onun sozunu dinleyerek size yaziyorum. Karinca kararinca biriktirdiklerimi size yollamayi ve onlari okumanizi rica ediyorum. Mumkun yolla ya da mumkun degil yollama diye kisa bir cevaptir beklentim. Hurmetler sunuyorum.

Not: Yurt disinda yasadigimdan bu konuda bana yardimci olabilecek kimseyi tanimiyorum. Bu yuzden size basvurdum, lutfen anlayisla karsilayin bu arzumu. Sayet okuyup begenir ve yayimlanmasinin guzel olacagina hukmederseniz beni yayimcilara yonlendirebilirsiniz diye dusundum. Simdiden Allah razi olsun.

Selam ve dua ile

e.




Sadık abi, biz bir grup son sınıf mimarlık öğrencisiyiz (siz beş deyin, ben üç diyeyim, eksiğimiz var, fazlamız yok)
Bir okuma grubu oluşturmaya karar verdik, maddi manevi eksiklerimizi tamamlamaya çalışacağız, hepimizin azçok birikimi var, yirmili yaşların başındayız, hevesliyiz ama bir büyüğümüzden tavsiye almak istedik. Sizden iki ricamız var; birincisi, okuma listemize katkıda bulunmanız; ikincisi ise; yabancı kaynakları kendi dilinden okuyacak kadar yabancı dilimiz yok, çeviri kitaplar için güvenilir kaynaklar tavsiye etmeniz.
Bizi cevapsız bırakmazsanız gerçekten mutlu oluruz. Tüm çalışmalarınızda başarılar diliyoruz. Hayırlı günler.
h.




Merhaba hocam. Ben Marmara Üniverstesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü'nde yüksek lisans yapıyorum. Hocam üniversite bünyesinde bulunan Edebiyat Akademi Kulübü olarak 26 aralıkta Mevlana ve Mesnevi konulu bir program hazırlamaya çalışıyoruz. Biliyorum az bir süre kaldı ama Mevlana'yı doğru anlatmamız için davet etsek sizi müsaitseniz yardımcı olmanız mümkün müdür? Yardımcı olabilirseniz çok seviniriz hocam. Çok teşekkürler. İyi akşamlar.

A.



Hocaların en sevgilisi,
Nasılsınız? Bu kışın ilk salebini henüz içmediyseniz, vaktiniz varsa size Tunalı'da bir salep ısmarlamak isterim, sohbetiniz özlendi.
Neşe

Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 2942

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

SADIK YALSIZUÇANLAR,
ARTIK BÜTÜN KİTAPLARIYLA
PROFİL’DE…

sEsLi kiTaP

C’nin Hazırlanmış Hayatı
 
 Sesli Kitap.. Hazırlayan: Nisan Kumru
Bir ve Hep
 
Küf
 
Hiç