|
|
| Mektuplar Ocak 2009 [2] |
| Yazan SadıK YalsıZuçanlaR | ||||||
| 20.01.2009 15:49 | ||||||
|
Sadık abi, esselam ! Abi, yarın inşaAllah Ender abi ile beraber Sıhhiye'deki Filistin mitingine katılacağız. Ben de içimden dökülenleri yazdım kağıda, ve paylaşımına sunayım dedim. Eğer kürsüye yanaşabilirse, yazısını, elinde mikrofon olan konuşmacıya ulaştırmayı da düşünür Emre. Ya nasip... Hayrolsun akşamın. e.ş. FİLİSTİN…VESİLEM !
Gençlik’e…
Ben bir gencim. Ben bir heyecanlıyım. Ben bir biz’im. Biz bir O’yuz ! Ya dost !
Dost kimdir dost ? Elindeki feneri gece vakti sokak sokak dolaştırandır, dost. Kalk dendiği vakit, geceleyin sıcak yatağından bir mermi hızıyla kalkıp, o fenerin ışığına koşan gençliğe La uhibbul âfilin, ben batanları sevmem ! dedirtip şaha kaldırandır, dost !
Ya gençlik kimdir genç ?
Kaldırım taşlarına uzanmış yorgun bir karıncanın üzerine basacağı vakit duran, merhametli bir gençlik !
Yürürken köşeyi döneceği vakit, diğer taraftan birisinin gölgesini görüp birkaç saniye daha bekleyerek o gölgenin sahibine yol veren, zarif bir gençlik !
Her yaktığı ateşte aklına İbrahim gelen; her girdiği kapalı odada fikrine Yusuf düşen; her La İlahe İllallah dediği vakit Hz. Peygamberimize salavat getiren bir gençlik !
Bir mecliste, kendisine söz verildiği vakit “önce siz buyurun” deme mütevazılığını gösteren; ve bu mütevazılığa şahit olup arkadaşının tavrını tavır edinen; bu tavrı bilmem hangi köyün hangi yaylasında elinde sapanla güvercin avına çıkmış arkadaşına ulaştıran; o haberi alır almaz elindeki sapanı korkuluk yapan, ilim kendin bilmektir ! diyen bir gençlik !
Gönül kapılarını bir ıslık sesiyle çalan bir gençlik !
Bir korkak gibi değil, bir polis telsizi gibi titreyen bir gençlik !
Her savaş filmini izlediğinde gözlerinin önüne Filistin katliamını getiren; Filistin katliamını dizi film izler gibi izlemeyen; hayatı film gibi yaşayan ama film şeridi gibi erimeyen bir gençlik !
Süren… Eren… Gören bir gençlik !
Taşan… Coşan… Koşan bir gençlik !
Kalk diyen… Bak diyen… Hakk diyen bir gençlik !
Badesselam !
emre şimşek
ben sizden basit, basit olduğu kadar da karmaşık bir sorunun cevabını istiyorum: nasıl okumalı? kitaplar birikiyor, üst üste yığılıyor, ama hayat gailesinden işten güçten, sıkıntılardan bir türlü doğru düzgün okunamıyor... okunamadıkça da gözümde büyüyor, vicdan azabı da cabası...
nasıl bir yöntem tavsiye edersiniz? nedir bu işin çözümü? s. merhaba.bu denlli güzel anlatmanız ve benimde anlıyabiliyor olmam tesirli olması sizin bunları yaşadığınızdandır hayatınıza tatbik etmenizdendir."O'ndan başkası adına ne varsa gönülde yıkmak gerek" evet ama yolu nasıldır nasıl yıkılır nasıl temizlenir gönül .O'NUN girebileceği gönül sahibi nasıl olunur.........................hürmetlerimle hakkınızı helal edin m. Abi dün sitene baktığımda mektuplar bölümünde sana Anka romanıyla ilgili yazdığım mailin yayınlandığında görünce bayağı şaşırdım.Çünkü hafiften kimi yerlerde de tenkid vardı ama 'Nefsinizi temize çıkartmayın' ayet-i celilesi geregince tabir-i aherle 'nefis cümleden edna vazife cümleden ala' diyorsun galiba.Allah kolaylık versin. i. .Ben ilk defa yazıyorum size sitenize çok kere ziyaret ettim muhteşem yazmak bu güne nasıb imiş .Ben Mevla Celalledin Rumi den bir sorum olucak tabii zamanınız ayırırsanız çok memnun olurum."Hangi renk camdan bakarsan güneşi o renk görürsün,Camı kır ki nur görünsün." Burda ne demek istediğini bana yazarsanız vakit ayırırsanız çok sevinirim.Rabbim razı olduğu kullardan eylesin. m. Merhaba.nasılsınız abi. Bugünlerde abdülkadir geylani hazretlerinin futuhul gaybını okumaktayım. Kitapta özet olarak belalara karşı sabır nimete karşı şükür telkin edilmektedir. Ve velilik makamına erenlerinde kadere ve ilahi iradeye teslimiyetlerinden bahsediyor. Bu mevzuyu düşünürken aklıma üstad hazretleri geldi. Çünkü bunun en güzel misallerinden biri. Dikkat ederseniz hep kendi zindan hayatından bahsederken kader-i ilahinin kendi hakkındaki hükmünden bahseder. Bu durumda tam geylani hazretlerinin bahsettiği duruma tekabül ediyor değilmi. Biz aciz kullar bile olumsuz olaylarla karşılaştığımızda hemen tefriciye okuyup olayların allahın izniyle normale döndüğüne şahid olduk. Sanki üstad hazretleri yalvara yakara rabbine dua etmeyi bilmiyormuydu üzerindeki zulmün kalkması için. O oysaki tam bir kadere teslimiyet içindeydi belkide manevi makamının bir gereğiydi. Sizle paylaşmak istedim. Dua ile.. hayırlı günler sadık bey
efendim sözüme bir teşekkürle başlayayım. mahmut erol kılıç hocamla söyleşi kitabınız bir harika olmuş. bir önceki ramazandan beri çıkmasını beklediğim kitap hayatımda belkide en uzun ve en çok beklediğim kitap olmuştur. sonucun güzel olması beni yeterince memnun etti tabi.
efendim daha önce de bir kaç defa rahatsız ettiğim gibi bazı sorularım sebebiyle yine rahatsız edeceğim. inşallah münasebetsiz bir vakitte sormamısımdır.
1- efendim kitabınızda geçen "Adem'den evvel çok Adem'ler geçti" sözünü pek anlayamadım. acaba ne anlatılmak istenmiştir bu sözle?
2- kitapta geçen bir başka ifade "...'Mevlana'nın eserleri İslam dışıdır, küfürdür' fetvası verdiğinde hiç kimse -Rehber dahil- itiraz etmedi yada edemedi" Efendim eğer mahrem ve/ya uygunsuz değilse Rehber kimdir diye sorabilir miyim.
3- "hikmetin dili, sembol ve sükuttur" çok güzel bir söz. sükut tamam ama sembol nedir? mümkünse açıklayıp birkaç örnek verir misiniz?
4- Efendim birkaç gün önce Hayat Nur Artıran Hanım'ın Mesnevi'yle alakalı bir söyleşisine katıldım Tarih-Kültür Derneğinde. söyleşide Mesnevide geçmiş ve gelecek konuşuldu. orada Hayat Nur Hanım Kur'an'da geçen yemin ifadelerinden bazılarından bahsetti. mesela 'yemin olsun güneşin en tepede olduğu vakte (duha), yemin olsun geceye..' Hz Mevlana'ya göre Allah yaratılmış şeylere bu şekilde teveccüh etmez. Farklı bir mana olmalı. Allah'ın bir kulu olan Hz İbrahim'in bile nasıl 'ben batıp gidenleri sevmem' deyip bu tip güneşe aya teveccüh etmiyor. O halde Allah mı teveccüh edecek bunlara. orada güneşin tepede olduğu vakit Efendimiz'i (sav) temsil ediyor gece ise yine Efendimiz'in(sav) settar'lığını temsil ediyor. Hz Pir çok güzel açıklamış. Hayat Nur hanımda bize aktardı. Fakat benim aklıma Kuran'da geçen diğer yemin ifadeleri geldi. mesela incire, zeytine vs yapılan yeminler. Hayat Nur Hanıma sordum fakat bunu benim araştırmam gerektiğini söyledi. Siz ne dersiniz bu konuda? Allah madem bizim bildiğimiz fani şeyleri kastetmiyor acaba diğer yeminlerde ne kastedilmiş olabilir? inşallah çok uzun ve size zahmetli değildir sorularım. bir yanlışım varsa anlayışsızlığıma veriniz. iyi çalışmalar. y. //düşüncelerimde sevgi rüzgarları koptu, gafsa/bin jip a.
Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 715
Yorum yaz
|
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Güzerân |
| Sırlı tuğlalar |
| Bilişmeler |
| E - kitap |
| Haberler |
| Endam Aynası |
| Bağlantılar |
| Arama |
| Eve dön |
| Arşiv [Eski site] |
| Misafir defteri |