|
|
| Mektuplar [Ekim 2] |
| Yazan SadıK YalsıZuçanlaR | ||||||
| 31.10.2009 08:28 | ||||||
|
Üstad'ın bilinmeyenlerinden,
Abi dün tvdeki sohbetinizi izledim. Ahmet Yıldızda çok iyiydi.Ufkumuzu açtı.İlk kez sadre şifa şeyler söylendi. İnsanlar sırf dilinden ve ırkından dolayı öldürüldüğü bir ülkede istersen gece namazı kıl. İnşallah işler düzelecek. Sadece bu açılımlar inşallah ilerde sistem içi restorasyon olarak algılanmaz. Besmelesiz her iş ebterdir. Sizin dünkü program başbakanın yapamadığını yapıyordu. Merak ettiğim bir şey acaba programa tepkiler geldimi.Çünkü bu memlekette herkes düzelir, hakkı bulurda şu bizimkiler hala düzelmez.Sadece merak işte. Görüşmek üzere. i.
Türkiye'de yayınlanan ama Mehmed Emin Bozarslan'ın olmayan versiyonu var.
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=41196
Bu nüshaların orijinalini Leiden Üniversitesi proflarından Martin van Bruinessen tarafından Bozarslan'a ulaştırılmış. Malmisanij ın bu kitabını ben görmedim. Sanırım aynı yazılar bunda da var.
Bence Bediüzzamn'ın 1925 ten önceki düşüncelerinin en güzel belgeleri bunlar. Biliyorsun Takrir-ş Sükûn Kanunu'ndan sonra Kürd aydınları büyük kıyım yaşadı. Ben hala Bediüzzamn'ın neden faili meçhul olmadığına şaşarım. Bu tarihten sonra Molla Said el-Kurdî mahlasını kullanamadı.
Kullansa ne olurdu? Hemen idam edilirdi, bu kesin.
Selamlar g.
Bende bir tane var. Ama sana göndermeye kıyamıyorum.
Gazete 1908 de kurulan Kürd Teavün ve Terakki Cemiyeti'nin yayın organıdır. Bu cemiyette o dönem Şurayı Devlet reisi (danıştay) Seyit Abdulkadir, Cemilpaşazade Ahmet, Bediüzzaman, Şükrü Babanzade, Malatyalı Bedri gibi Kürd aydınlarının yazıları var.
Bu tarihte Bediüzzaman İstanbul'da Kürdistan'da üç medrese kurulması için lobi yapmaktadır. Bu sayıda "Tımarhane Hatıratım, Bediüzzaman'ın Kürd halkına nasıhatleri gibi altı adet çok güzel yazıları vardır.
Bence Takriri Sükun kanunu ve sürgün yıllarından önceki en güzel belgeleri niteliğindedir.
Aslı Osmanlıcadır ama Bediüzzaman'ın iki tane kendi Kürdçe orijinal yazısı bulunmaktadır.
Bence Kürd sorunu ile ilgili olan herkesin bu belgeyi okuması gerekir.
Selamlar g.
Abi hoş geldiniz. Olumlu cevabınız için Allah razı olsun. Yazınızı bekleriz.Dem'i daha alamadım. Okumayı çok istiyorum. Hayata ait meşgaleler çok uğraştırıyor insanı. En kısa zamanda görüşmek ümidiyle. i. Sadık bey merhaba,
Öncelikle size derin saygılarımı sunuyorum. Sadık bey ben yıllar önce hayatı ve fikirleri hakkında herhangi bir bilgiye sahip olmamama rağmen tamamen Rabbimin bir lütfu olarak kitapçıdan içeriğini çok beğendiğim için İrfan Fehmi GEMUHLUOĞLU’nun irticalen yaptığı konuşmanın derlendiği “DOSTLUK ÜZERİNE” adlı enfes kitabını almıştım. Bu küçük ancak çok güzel kitabın beni ne kadar olumlu etkilediğini tahmin edebilirsiniz. Geçtiğimiz günlerde kadim arkadaşlarımdan oluşan bir dost meclisinde bu kitaptan bahsettim ve onlara hazırlık yaparak bu kitabı huzurlarında okumak istediğimi söyledim. Arkadaşlarımda bunu kabul ettiler. Ben bu konuda hazırlık yaparken İnternette rahmetli Fehmi GEMUHLUOĞLU’nun hayatı hakkında bilgi toplamak istedim. Ne yazık ki bu anlamda hiçbir bilgiye rastlamadım. Hafta sonu STAR gazetesinin AÇIK GÖRÜŞ ekinde sizin de Fehmi GEMUHLUOĞLU hakkındaki yazınızı okuyunca, bu eksikliğin giderilmesine katkıda bulunabileceğinizi düşünerek bu konudaki eksikliği bilgilerinize sunmak istedim.
Tekrar saygılarımla
m.
Kürd Teavün ve tearkki Gazetesi'ni okudun mu?
Sadece bunu soracaktım.
Okumadıysan sana bazı bilgiler göndermek isterim.
Sonra da ulaştırmaya çalışacağım.
Silav û rêz g. merhabalar Sadik Bey
daha once izlediginiz iki kisa filmim üçlemenin ilk iki filmiydi. insallah kisin Turkiye'ye gelip son filmi de cekmek istiyorum. biraz daha buyuk, hatta buyukce bir produksiyon olacak. butcenin yuzde 70ini buldum simdilik. geri kalan yuzde 30un da beni bulacagindan suphem yok. Ben belki ilgilenirsiniz diye dusunerek, olursa fikirlerinizi de alabilmek icin senaryoyu ekliyorum. musait olur, okuyabilir, fikirlerinizi paylasabilirseniz gercekten sevinirim. tek cumleyle oykuyu ozetleyecek olursam: soguk, karli bir kis arkaplaninda, bir kac adim onunde yuruyen cocuklugunu takip eden, kendi 'gecmis'inin icinde yuruyen bir adam ve koylerinden okumak icin ilce merkezine yuruyerek gitmek zorunda olan iki cocugun hikayesi.
Bu arada, burada deneyselin sinirlarini zorlayan, 'ruya'ya nacizane goz kirpmaya calisan 2 yeni kisa filmimin iki gun once …. Festivali'nde on elemeyi gectigini ogrendim. Sizinle mutlulugumu paylasmak istedim. filmlerimi internete yukledigim zaman izlemeniz icin size linkini yollayacagim. c.
Öncelikle selamların en güzelini sunarım...
a. Değerli Sadık bey selam ederim. Sevgiyle n.
Merhabalar, Çok güzel bir röportaj olmuş. Ellerinize, dillerinize sağlık. İyi çalışmalar.. n.
Sayın Sadık Yalsızuçanlar,
Seyyar Sahne Oğuz Atay’ın aynı isimli romanından uyarladığı gösterisi “Tehlikeli Oyunlar” a bekliyor.
Görüşmek dileğiyle…
BU HAFTA SONU 16 EKİM CUMA 20:00 17 EKİM CUMARTESİ 19:00
Ve Haftaya 23 EKİM CUMA 20:00 24 EKİM CUMARTESİ 19:00
İTÜ Maçka Kampüsü, İşletme Fakültesi Tiyatro Salonu
Oyun 2 perde, 140 dakikadır. Tam: 20TL. İndirimli: 15TL. Rezervasyon için: Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. veya 0531 696 01 49
(Rezervasyon yaptırdıktan sonra biletlerinizi salondaki gişeden oyundan 30 dakika öncesine kadar alabilirsiniz. Oyun günü yapacağınız rezervasyonlar için lütfen telefon etmeyi tercih ediniz.)
Salona ulaşım hakkında bilgi almak için tıklayınız.
www.tehlikelioyunlar.net / www.seyyarsahne.com
Seyyar Sahne’nin Yeni Oyunu: Tehlikeli Oyunlar Oğuz Atay’ın, “Tutunamayanlar”ı bitirdikten kısa bir süre sonra yazdığı “Tehlikeli Oyunlar” romanı, Seyyar Sahne tarafından sekiz aylık yoğun bir çalışma sürecinin ardından seyirci karşısına çıkarılıyor. Son bir kaç yıldır hatırat (“Ben, Pierre Rivière...”-2006), kutsal metin (Eski Ahit - “Vaiz” - 2007) ve mesnevi (“Kuşlar Meclisi” - 2008) gibi “tiyatro dışı” metin türlerinin dramatik olanaklarını araştıran grup bu kez bir romanı tek kişilik bir oyun olarak sahneliyor. “Tehlikeli Oyunlar”, Hikmet Benol karakterinin varoluş mücadelesi üzerinde şekillenen ve diyalogtan monoloğa, ben-anlatıcıdan tanrısal-anlatıcıya, mektuplardan günlüklere ve şiirlere, didaskalilerden kaleydoskopik görüntüler oluşturan bilinç-akışlarına kadar birçok yazın tekniği ve türüyle anlatım olanaklarının sınırlarının zorlandığı uzun soluklu bir romandır. Seyyar Sahne uzunca bir süredir, hareket, ses ve nefesin objektif çözümlemeleri ve bu analizler yoluyla icrasını temel alan oyunculuk çalışmaları yürütmektedir. “Tehlikeli Oyunlar” bu araştırma ve çalışmaların doğal bir uzantısı olarak da görülebilir.
Uyarlayan: Oğuz Arıcı, Celal Mordeniz , Erdem Şenocak Yöneten: Celal Mordeniz Reji Danışmanı, Dramaturg: Oğuz Arıcı Oynayan: Erdem Şenocak
Sadık kardeş,
Dem’in üzerine Star’da çıkan yazın bir nefes daha aldırdı bana. Kitabın çok dokundu içime. Yer yer ağladım, hep geceleri okudum, gündüz saatleri ise yanımda dolaştı kahramanların, arada bir omuz başımda hissettim Said’i, sesini duydum. Belıngaz derler Kürtler böylesi hayatlara, hiçbir kelime türkçe’de karşılamıyor, Allah’ın iyiliğine mazhar olmayı da içerir. Keşke senin gibi itikadım sağlam olsaydı dedim kitabını okurken. Bu yıl kendimi daha zengin hissediyorum; seni tanıdım! Hep birbirimize mukayyet olalım, sesimiz ulaşsın birbirimize. Dostlukla, sevgiyle,
m. Merhabalar, sözleriniz karşısında ne desem bilemedim, sözler kifayetsiz kaldı. Tekrar çok teşekkür ediyorum. DVD'leri kargoya verdim. Yarın elinizde olur. Bir problem olursa haber verirseniz sevinirim. Dostlukla. Merhabalar Sadık bey; öncelikle size teşekkür etmek istiyorum, bu güzel projeyi bize yönlendirip çok keyifli bir yıl geçirmemize aracı olduğunuz için. Birbirinden bağımsız hem de birbirine bağlı bu 4 bölümlük projenin her bir bölümünde çok farklı yolculuklara çıktık. Yayınlara genellikle zor denk geliyoruz. Fırsatınız olduğunda izlemeyi tercih edebilirsiniz düşüncesiyle size dört bölümün DVD kopyasını iletmek istedim; hem de bu vesileyle teşekkür etmek istedim. Ancak telefonla size ulaşmam mümkün olmadı. Bağlantı kurmadan da DVD'leri göndermek istemedim. Bir adres iletebilirseniz size ulaştırırım. Selam ve saygılarımla. i.
Merhaba, Azizim efendim, evvela sağlık ve afiyet niyaz ederim. Biliyorum, çok meşgulsün. Yetiştirmen gereken işler var, ancak bir selam vereyim, hatırını sorayım istedim. Baki selam ve muhabbetlerimle,
b. Kürt ‘Açılımına’ Dair Bildiri. Adıyla çağırmamak bir yalan söyleme yöntemidir... Kürt sorunu seksen yıllık bir tabuydu. Şimdilerde tabu olmaktan çıkmakta ve konuşulmakta ama yapılan konuşmaların, söylenen sözlerin reel bir karşılığı olup olmadığı hala tartışmalı. Nitekim Temmuz ayının sonunda ‘Kürt açılımı denilene Ağustosun sonunda ‘demokratik açılım’ deniyordu, Eylül sonunda artık ‘huzur ve uzlaşı projesi’ deniyor... Eğer bir sorunu çözmek gibi samimi bir niyetiniz varsa, önce onu adıyla çağırmanız gerekir. Unutmamak gerekir ki, farklı biçimlerde ifade edilse de ‘açılım’ daha önce de gündeme gelmişti. Bir başbakan ‘Kürt realitesini tanıyoruz’ dedi, bir daha ağzına almadı, alamadı, bir başkası ‘AB’nin yolu Diyarbakır’dan geçiyor’ dedi o da bir daha ağzına almadı, alamadı... Zira söylediklerinin reel bir karşılığı yoktu. Neden olmadığı rejimin niteliğiyle ilgili tartışmayı angaje ediyor. Zira, Türkiye’de hükümet olmak hükmetmek anlamına gelmiyor. Kürt sorunu ulusal bir sorundur. Ezilen ulusun kendi kaderini tayın etmesi sorunudur. Ezilen ulusun kendi kaderini tayın etmesi de, gönüllü birlikte yaşamayı da, ayrılmayı da içerir. Kürtlerin ne istediğinin netleşmesi, iradenin ortaya çıkması, sınırsız bir tartışma ortamının sağlanmasını, ifade [düşünce] özgürlüğünün önündeki tüm engellerin ortadan kaldırılmasını gerektirir. Bir sorunun nasıl çözüleceği, ne olduğundan bağımsız değildir. Kürt sorunu nedir? Kürt sorunu neden bir sorundur? Bu sorun günümüze kadar neden çözülmeden gelmiştir? Sorunu yaratan esas unsurlar nelerdir? Gibi temel sorular hiçbir zaman gündeme getirilmiyor, tartışma konusu yapılmıyor... Eğer orta yerdeki sorun, ulusal mahiyette bir sorunsa ki öyledir, onu demokratikleşme çerçevesinde çözmek mümkün değildir. Zira, demokratikleşmeyle Kürt sorununun çözümü arasındaki ilişkinin yönü demokratikleşmeden Kürt sorununa doğru değil, Kürt sorunundan demokratikleşmeye doğrudur. Başka türlü ifade etmek gerekirse, Kürt sorununun önceliği vardır. Bunun anlamı, ezilen bir halk olan Kürtlerin gasbedilmiş haklarının iadesi, demokratikleşme denilenin kapsadığı, kapsaması gerekenden başka/farklı şeyleri de içerir. Geçerli yaklaşım sorunun bireysel haklar temelinde çözüleceği şeklinde. Kürt sorununun çözümü doğrudan kolektif hakları içeriyor. Elbette kolektif haklarla bireysel haklar arasında bir çatışma söz konusu değildir. Başbakan ve içişleri bakanı ne yapacaklarını değil, neyi yapmayacaklarını sayarak konuşmaya başlıyorlar... Cunta anayasasına dokunmadan seksen yıllık zihniyetle hesaplaşmadan sorunun çözüleceğine inanan var mı? Hala Kürtçe’nin bir dil olarak kabul edilmemesi demek, o dili konuşan halkın varlığının da inkâr edilmesi demektir. Böyle bir anlayışla sorun çözülebilir mi? Bu anlayışta ısrar devam ederse, Kürt çözümü, Türk çözümsüzlüğü olmaya devam edecektir. Kürt sorununun kaynağında, devletin inkâr, imha ve asimilasyon siyaseti vardır. Devlet Kürtlere doğal haklarını teslim ederek, bu politikadan, bu uygulamalardan geri adım atabilir. Kürtlerin ihtiyacı olan lütuf değil, haksızlığın giderilmesidir. Bunun da yolu doğrudan sorunun tarafı olanla, Kürtlerle, Kürt örgütleriyle, Kürtleri temsil eden kurum ve kişilerle görüşmekten geçiyor. Oysa hükümet Türk tarafıyla görüşmeyi yeğliyor... Biz aşağıda imzası bulunanlar, her şeye rağmen ‘açılım’ denilenin olumlu bir gelişme olduğu düşüncesiyle, sorunun çözümüne dair görüşlerimizi kamuoyuyla paylaşmayı, etik ve entelektüel sorumluluğun bir gereği sayıyoruz: Eğer sorun gerçekten çözülmek isteniyorsa, 1. Devlet öncelikle Kürt halkına yapılan tarihsel haksızlığı açıkça ifade etmeli, Kürt halkından özür dilemeli, özeleştiri yapmalı; seksen yıllık resmi ideoloji ve resmi tarihle hesaplaşmaya cesaret etmelidir; 2. Terör ve terörist söyleminden, ‘son terörist yok edilinceye kadar... dilinden uzaklaşılmalıdır; 3. ‘Biz kardeşiz’ ‘bin yıldır birlikte yaşıyoruz’, ‘din kardeşiyiz’ vb. söyleminin asıl amacı, Kürtlere doğal haklarını, insan olarak sahip oldukları haklarını, Kürt toplumu olmaktan doğan haklarını vermemenin, ya da olabildiğince asgari düzeyde tutmanın gerekçesi yapılmak isteniyor. Bu yaklaşım terk edilmelidir; 4. İfade özgürlüğünün önündeki tüm engeller ortadan kaldırılmalıdır. 5. Askeri operasyonlar durdurulmalıdır. PKK ateşkes ilan ettiğinde devlet ateşe devam ediyor. Böyle bir durumda PKK’ye silah bırak demenin bir kıymet-i harbiyesi olamaz; 6. Seksen yıllık dönemde ama asıl son 25 yılda öldürülen 40 bin insanın, yakılıp yıkılan 4 bin köyün, yerlerinden zorla sökülüp atılan 4 milyon insanın hesabı birilerinden sorulmalı, verilen zararlar ‘tazmin edilmeli’, koruculuk sistemine derhal son verilmelidir; 7. ‘Bir başka ulusu ezen ulus özgür olamaz’ ilkesinin bir gereği olarak, Kürtlerin özgürlüğünün Türklerin de özgürlüğü olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır; 8. Gerekli hale geldiğinde referandum seçeneği gündemde olmalıdır... Unutulmaması gereken bir şey daha var: özgürlüğü için mücadele etmekte kararlı bir halkı yenmek mümkün değildir. Öyleyse işe sorulması gereken soruları gerektiği gibi sorarak, tartışılması gerekeni gerektiği gibi tartışarak, şeyleri adıyla çağırarak başlayabiliriz... Saygılarımızla... --------------------------------------------------------------------------------------------- İsmail Beşikçi, Fikret Başkaya, Mahmut Konuk, Sibel Özbudun, Temel Demirer, Ragıp Zarakolu, Sait Çetinoğlu, Babür Pınar, Ayhan Çınar, Paşa Öztürk, Engin Bayramoğlu, Oktay Etiman, İsmet Erdoğan, Özgür Başkaya, Yücel Demirer, Attila Taygun, Deniz Zarakolu, Büşra Beste Önder, Hüseyin Taka, Hüseyin Gevher, Mehmet Özer, Recep Maraşlı, Cemil Gündoğan, Ahmet Önal, Adnan Caymaz, Ali İmren, SAİD NIRSİ HAKKINDAKİ YAZINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER HOCAM f.
Sayın Sadık YALSIZUÇANLAR beyefendi;Tavsiye ettiğiniz kitaplara inşaALLAH bakacağım,en kısa zamanda.Çok teşekkür ederim.İnsanın sizin gibi kalu beladan beri tanıdığı olması ne mutlu.Selametle efendim. i.
Molla Saidin karde?inin ?eyh said isyan?na kat?ld???;kendisinin ingiliz muhipler cemiyeti kurucusu ve üyesi oldu?u;kürt teali cemiyetine üye oldu?u;?eyh said isyan?na dolayl? destek verdi?inden dolay? sürgüne gönderildi?i do?ru mudur?cvp beklerim m.
Sayın Sadık YALSIZUÇANLAR beyefendi,Bugün müzakere ettiğimiz bir mevzu hakkında bir soru sormak istiyorum;ÜSTAD BEDİÜZZAMAN H.z leri 20 mektup 2. makam 10. kelimenin 4. sünün 1. sırrında diyorki; i.
Yaşadığım şu çağda, terkedilmiş bir evde tek başına yaşayan üstü başı perişan, kollarındaki, bacaklarındaki böceklere, evindeki çöplere aldırmayan bir yaşlı adam gibi hissediyorum kendimi. Oysa yirmi üç yaşındayım.Bu arsız, hilekar üretim tüketim ilişkilerinde, bunca yalan dolan arasında yaşamak zor geliyor. Canım yanıyor. Siz nasıl tahammmül ediyorsunuz bu saçma sapan dünyaya? Cevaplarsanız memnun olurum. m.
Merhabalar hocam,nasılsınız? b. mrb Ben Hakkari/Yüksekova da öğretmenlik yapmaktayım. öğrencilerime okutacak kitap bulmakta zorlanıyorum. kendi imaknlarımla bir şeyler yapmaya çalışmaktayım. ama bu da yeterli olmuyor. sizden kitap yardımında bulunmanızı istiyorum. yardımlarınız için teşekkürler. Sevgili sadık abi! Artık ramazan da geçti bayram da geçti,romanınızıda okudukJ elinize yüreğinize sağlık. Bizde zamanı gelsin diye bekledik ve sanırım şimdi tam zamanı.biz artık size tabiyiz.bizim isteğimiz çelikhanda bir konferans gibi bir şey vermeniz.biz salonu tahsis ettik sizin zamanınızı tayininizi bekliyoruz.bizim prıoramımız gündüz halka açık bir konferans( konusu size kalmış) akşamda mederesede risale sohbeti. Dört gözle cevabınızı bekliyoruz. m.s. cevabınız için teşekkürler ağabey, h. aziz dostum
Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 692
Yorum yaz
|
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Güzerân |
| Sırlı tuğlalar |
| Bilişmeler |
| E - kitap |
| Haberler |
| Endam Aynası |
| Bağlantılar |
| Arama |
| Eve dön |
| Arşiv [Eski site] |
| Misafir defteri |